LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te renc ifadesini içeren 73 kelime bulundu...

amuzende

  • Talebe, öğrenci. (Farsça)
  • Muallim, öğretmen. Öğreten. (Farsça)

berg

  • Yaprak. (Farsça)
  • Azık. (Farsça)
  • Azm, kasd. (Farsça)
  • Hazırlık. Mal, mülk. (Farsça)
  • İntizam-ı hal. (Farsça)
  • Serencam. (Farsça)

çirag

  • Fitil, kandil, mum, lâmba. (Farsça)
  • Çırak. (Farsça)
  • Talebe, öğrenci, şakird. (Farsça)
  • Tekaüd, emekli, emekliye ayrılmış olan kişi. (Farsça)

çirkef

  • Çirkin, iğrenç şey.

danişamuz / dânişâmûz / دانش آموز

  • Öğrenci. (Farsça)

ders-han

  • Ders okuyan, talebe, öğrenci. (Farsça)

dershan / dershân / درسخوان

  • Öğrenci. (Arapça - Farsça)

ebcedhan / ebcedhân / ابجدخوان

  • Okula yeni başlamış öğrenci. (Arapça - Farsça)
  • Acemi, deneyimsiz. (Arapça - Farsça)

efrenciyye

  • (Bak: EFRENCÎ)

ekerat

  • Ziraat ve imar için, sahiblerinin rençberlere verdikleri arazi.

ekreh

  • Çok iğrenç, en kerih.

ekreh-i mahlukat

  • Mahlukların en kerihi, en iğrenci.

emraz-ı efrenciye

  • Frengi hastalıkları, efrenci marazları.

eşne

  • En çirkin ve fena, iğrenç.

eza

  • Ticarette kaybetme, zarar etme.
  • Kibir ve gururunu bıraktırma.
  • Sıkıntı, eziyet, zulüm, cevr, sitem, renc, incinmek. İnsanın kerih görüp mahzun olduğu şey.
  • Hayır ve sadaka yoluyla mal vermede gururlanmak. Tetavül etmek.

filahet

  • Çiftçilik, tarla işleri, rençberlik, çift sürmek.

harbiye / حربيه

  • Harp okulu. (Arapça)
  • Harbiyeli: Harp Okulu öğrencisi. (Arapça)
  • Harbiye nezareti: Savunma bakanlığı. (Arapça)

hayal-perestlik

  • Kelâmda hakikatı rencide edecek şekilde lüzumsuz hayallere yer vermek.
  • Sözde, hakikati rencide edecek şekilde lüzumsuz hayallere yer vermek.

hem-kitab

  • Aynı dersi gören, talebe, öğrenci. (Farsça)
  • Aynı dinde olan, din kardeşi. (Farsça)

icazet alma / icâzet alma

  • Eski medrese usûlüne göre bir öğrencinin hocasından öğrendiği ilimler hakkında yeterlilik belgesi alması.

ilam

  • Elem vermek. Rencide etmek.
  • Düğün yemeği.

ırgat

  • (Rumca) Rençber, işçi.
  • Yapı işçisi. Amele.
  • Gemilerde demir zincirini toplamak için ve binalarda bazı ağır şeyleri kaldırmak için zincirlerle çevrilmiş, ufki bucurgat.

itab

  • Tekdir etmek. Şiddetle hitab etmek. Azarlamak. Terslemek. Paylamak. Rencide etmek. Darılmak.

kerahet

  • İğrenme, iğrençlik, mekruh oluş. İslâmiyetçe iyi sayılmayan şey.
  • İstenmiyerek, zorla.
  • Fık: Şer'an yapılmaması sevablı ve hayırlı olan bir şeyin terk edilmeyip yapılması.

keraih

  • (Tekili: Kerihe) Nefret edilecek ve iğrenç şeyler.

kerih / kerîh / كریه

  • İğrenç, tiksindirici.
  • Muharebe ve cenkte olan şiddet.
  • Pis, çirkin, fena şey.
  • Nefse kerahetlik vercek kabahat.
  • İğrenç, tiksindirici, pis kokan.
  • İğrenç. (Arapça)

kerih-ül manzar

  • Görünüşü ve manzarası çirkin ve iğrenç.

kerihe

  • (Çoğulu: Kerâih) Nefret edilecek, iğrenç şey.

leym

  • İnsanlar arasında sulh etmek, barış yapmak.
  • Salâh.
  • Bir nârenciye meyvesi.

makt

  • Kin, hiddet. İğrençlik. Şiddetli buğz.

mekre

  • (Çoğulu: Mekârih) Şiddet.
  • Bıkkınlık.
  • Kerahet, iğrençlik.

mekruh / mekrûh / مكروه

  • İğrenç, nahoş görülen şey.
  • Fık: Şeriatın haram etmediği, fakat zaruret olmadan yapılmasına izin vermediği, zanna dayanan delil ile işlenmesi caiz olmayan iş.
  • Mihnet. Şiddet.
  • İğrenç, tiksinti veren.
  • Haram olmayan ve zaruret olmadıkça yapılması uygun görülmeyen iş.
  • İğrenç. (Arapça)

mekruhiyet

  • İğrençlik, mekruhluk.

mektepli

  • Okullu, öğrenci, talebe.

menfur

  • Kendisinden nefret edilen, sevilmeyen. İğrenç.
  • Mebguz.

muayyebat

  • (Tekili: Muayyeb) Ayıp ve iğrenç şeyler.

mübtedi / مبتدی

  • Başlayan. (Arapça)
  • İlkokula başlayan öğrenci. (Arapça)

mukavemet

  • Direnç, dayanıklılık.

mukavim / مقاوم

  • Karşı koyan, direnen, dirençli. (Arapça)

müstehcen

  • Açık, saçık. Edepsizcesine, ayıp, iğrenç.

müstekreh

  • İğrenç, kerahetli, istikrah edilmiş, tiksinilen.

müstekrehat

  • (Tekili: Müstekreh) (Kerahet. den) Tiksinilen, istikrâh edilen ve iğrenç şeyler.

müteallim / متعلم

  • Öğrenci. (Arapça)

na-hoşi / na-hoşî

  • Nahoşluk, fenalık, iğrençlik. Hoşa gitmemeklik. (Farsça)

nasal

  • Temrenci.

nefret

  • Ürküp kaçma.
  • İğrenç bulup tiksinme.

neyrenc

  • (Çoğulu: Neyrencât) Tılsım.

neyrencat / neyrencât

  • (Tekili: Neyrenc) Tılsımlar.

nirenc

  • (Çoğulu: Nirencât) Düzen, hile.
  • Resim, taslak.

peçel

  • Üstü başı pislik içinde ve iğrenç olan adam. (Farsça)

rayiha-i kerihe / râyiha-i kerîhe

  • İğrenç ve tiksindirici koku.

renc-ber

  • (Renc; sıkıntı, zahmet. Ber; çeken) Tarla ve bahçede yahut başka işlerde kazmak veya taş, toprak taşımak gibi işlerde çalıştırılan gündelikçi. Amele, ırgat. (Farsça)
  • Çiftçi. (Farsça)

rencide / rencîde / رنج دیده

  • İncinmiş. (Farsça)
  • Rencîde etmek: İncitmek. (Farsça)
  • Rencîde olmak: İncinmek. (Farsça)

şagird / şâgird / شاگرد

  • Öğrenci. (Farsça)
  • Çırak. (Farsça)

şagirdan / şâgirdân / شاگردان

  • Öğrenciler. (Farsça)
  • Çıraklar. (Farsça)

şakird / şâkird / شاكرد

  • Talebe, öğrenci.
  • Talebe, öğrenci.
  • Öğrenci. (Farsça)
  • Çırak. (Farsça)

şakirt / şâkirt

  • Talebe, öğrenci.

şakirtlik

  • Talebelik, öğrencilik.

sayyur

  • Bir işin âkibeti, sonu, neticesi, serencâmı.
  • Akıl, fikir.

sene-i efrenciye

  • Efrenci (Frenkler, Avrupalılar) takvimine göre yılbaşı Ocak'tan başlayan milâdi sene.

sene-i rumiye

  • Garp Milâdi takvimini yani Efrenci takvimini kabul etmemiş olan Şark Hristiyanları için 14 Ocak tarihinden başlayan ve eskiden 1 Mart tarihinde başlayan Rumi sene.

tahriş

  • (Çoğulu: Tahrişât) Tırmalama. Yakıp kaşındırma.
  • Azdırma. Rencide etmek.

talebe / طلبه

  • (Tekili: Tâlib) İstekliler.
  • Şakird. Tahsile çalışan. Öğrenen. Öğrenci.
  • Öğrenci.
  • İsteyen, öğrenci.
  • Öğrenci. (Arapça)
  • İstekliler. (Arapça)

talib / tâlib

  • (Çoğulu: Tulleb-Tullâb-Talebe) İsteyen, istekli.
  • Talebe, öğrenci.
  • İsteyen, istekli, talebe, öğrenci.

telamiz / telâmîz / تلاميذ

  • Öğrenciler. (Arapça)

telemmüz / تلمذ

  • Öğrencilik. (Arapça)
  • Telemmüz etmek: Öğrenci olmak, öğrencilik etmek. (Arapça)

tilmiz / tilmîz / تلميذ

  • Öğrenci, talebe.
  • Öğrenci.
  • Öğrenci. (Arapça)

tilmiz-i avrupa

  • Avrupa öğrencisi; Batı felsefesinden ders alan, hayata bu gözle bakan öğrenci.

tilmiziyet

  • Talebelik, tilmizlik, öğrencilik.

tullab / tullâb / طلاب

  • Öğrenciler. (Arapça)

usefa

  • (Tekili: Asif) Rençberler. Irgatlar.

verzkar / verzkâr

  • Rençber, çiftçi, işçi. (Farsça)

yüksek tahsil gençliği

  • Genç üniversite talebeleri, öğrencileri.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın