LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te refâ ifadesini içeren 41 kelime bulundu...

abdulhamid ll

  • (mi: 1842-1918) 34' üncü Osmanlı Padişâhıdır. 33 yıl saltanatta kalmış olan bu şefkatli Sultan,İslâmiyete son derece bağlı idi. Yüksek bir siyaset adamı ve devlet işlerini bizzat takibeden bir zattı. Memlekette bolluk ve refahı te'min için çalıştı. (R.Aleyh)

beraber

  • Birlikte bulunan. (Farsça)
  • Müsavi, eşit. (Farsça)
  • Bir hizada olan. (Farsça)
  • Refakat, birlik. (Farsça)

cemel vak'ası

  • Müslümanlar arasında vuku bulan elem verici ilk muharebedir. Peygamber Efendimizin (A.S.M.) Zevcesi Hz. Aişe (R.A.) ile Aşere-i Mübeşşereden Talha ve Zübeyr'in (R.A.) Hz. Ali'ye (R.A.) karşı kıyamlarından doğmuştur. Bu harpte Hz. Aişe ile Talha ve Zübeyr'in maiyetinde otuzbin; ve Hz. Ali'nin refakat

daş

  • İsimlerin sonlarına eklenerek eşlik, refakat ve ortaklık bildirir. Meselâ: Arka-daş : Refik.

ebu bekir-i sıddık

  • Asıl adı Abdullah, künyesi Ebu Bekir, lâkabı Sıddık ve Atik. Erkekler içerisinde Resul-i Ekreme (A.S.M.) ilk iman eden; bütün muharebelerde ona refakat eden; seferde, hazarda, bütün tehlikeli anlarda Peygamber Efendimizle (A.S.M.) beraber çalışmış ve onun en yakın Sahâbesi. Onun sohbetinden feyz alm

felah / felâh

  • Selâmet. Saadet. Kurtuluş. Hayır ve ni'metlerde refah, rahatta dâim olmak. Fevz ve zafer. Necat ve beka.
  • Sahur yemeği.
  • Şakketmek.

güngörmek

  • Mc: İkbal, refah, saadet, mutlu olarak yaşamak.

güşad-ı dil

  • Gönül açılması. Gönlün refaha kavuşması.

habr

  • (Çoğulu: Ehbâr) Alim ve sâlih kimse. Bilgili. Ehl-i ilim.
  • Ferahlık.
  • Nimet, vüs'at.
  • Refah, sürur.
  • Tıb: Dişlerin beyazına ârız olan sarılık.

hafz

  • Aşırı olmama hali.
  • Refah ve ferahlık. Huzur ve rahat.
  • Yavaş yavaş mülayim yürüyüş, itidal. Alçak.
  • Kelimenin son harfini esre, yâni "i" diye okumak.
  • Sözü boğaz içinden söylemek.

hayye-alel-felah

  • Felaha gelin. Toplanın hayır ve ni'metlere, ebedi selâmete... Allah huzuruna gel. Refah ve itmi'nana mucib olacak namaza yetiş.

igtibat

  • Refahlı, sürurlu ve zengin olmayı temenni etmek.

ikbal / ikbâl

  • Bir şeye yönelmek. Teveccüh etmek. Reddetmeyip kabul etmek. Bir şeyi birinin önüne götürmek. Baht açıklığı. Talih. Refah.
  • İstemek.
  • Refah, baht açıklığı.

ikbalmend

  • Bahtiyar, mutlu, saadetli, talihli. (Farsça)
  • Refaha, büyük bir makama erişen. (Farsça)

irfah

  • Refaha ulaştırma, rahata kavuşturma.

istirfah

  • (Refh. den) Refah, rahatlık ve bolluk isteme.
  • Rahatlık ve bolluk içinde bulunma.

iza'

  • Hiza, sıra.
  • Bolluk ve refah sebebi.

murafık

  • Refakat eden, beraber bulunan, yoldaş, arkadaş.

müreffeh / مرفه

  • (Rüfuh. dan) Terfih edilmiş, rahata, refaha kavuşturulmuş.
  • Nizam-ı hâle, refah ve huzura kavuşmuş olan.
  • Refah ile yaşayan, rahat.
  • Refah içinde, bolluk içinde. (Arapça)

müreffih

  • (Rüfuh. dan) Rahatlandırıcı, rahat ettirici.
  • Refaha eren. Rahat ve bolluğa kavuşan.

müsalefe

  • (Müsâlefet) Birine refakat etme, yol arkadaşı olma.
  • İleride ve önde bulunma.
  • Biriyle birlikte seyretme.

müsterfih

  • (Refah. dan) Rahatlık isteyen. Refah ve bolluk taleb eden.

müterafik / مترافق

  • Refakat eden. (Arapça)
  • Karışık, bir arada. (Arapça)

mütereffih

  • (Refh. den) Rahat bir şekilde ve bolluk içinde yaşıyan. Refah bulan.

mütereffihin / mütereffihîn

  • (Tekili: Mütereffih) Refah bulanlar. Rahat ve bolluk içinde yaşıyanlar.

müzehrefat

  • (Bak: Müzahrefât)

neama'

  • Nimetler. İhsan, atiyye.
  • Rahatlık. Refah-ı hâle sebep olan şey.

neva / nevâ

  • Ses, sadâ, makam, âhenk.
  • Refah.
  • Levazım, kuvvet, zenginlik.
  • Nasip.
  • Türk musikisinde eski makamlardan biri.

rafih

  • Rahat içinde ve refahla yaşıyan.

ragad

  • Refah, genişlik, kolaylık.
  • Geçim kolaylığı.

refakat / refâkat / رفاقت

  • Eşlik. (Arapça)
  • Refâkat etmek: Eşlik etmek. (Arapça)
  • Refakatinde: Eşliğinde, beraberinde. (Arapça)

refhan

  • (Refâh. dan) Varlık içinde yaşıyan.

refih

  • Rahatlık ve huzur içinde geçinen. Refah ve rahat ile yaşıyan.

selim / selîm

  • (Selâmet. den) Sağlam, kusursuz. Refah ve selâmet üzere bulunan.
  • Sağlam, kusursuz, refah ve selamet üzere bulunan.

şeraket

  • Şeriklik, ortaklık.
  • Arkadaşlık, refâkat.

ten'im

  • Nimetlendirmek. Bolluk içinde olmak. Rahat ve refah kılmak.
  • "Neam" diye cevap vermek.

tereffüh / تَرَفُّهْ

  • Refaha ermek. Bolluk ve rahatlık içinde geçinmek. Bolluğa kavuşmak.
  • Refaha kavuşma.

terfih

  • Ferahlandırma. Refaha erdirme. Rahat ve bollukla yaşamasına sebeb olma.

unuşe

  • Refah, huzur, rahatlık.
  • Adâlet. Merhamet.
  • Şarap.
  • Beğenme.

yüsr

  • Kolaylık. Genişlik. Rahatlık. Zenginlik. Gına. Refah.

zeref

  • (Zerefân-Zerâfe-Zerif) (Çoğulu: Zevârif) Gözden yaş akmak.
  • Yavaş yürümek.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın