LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te pislik ifadesini içeren 51 kelime bulundu...

ari / ârî

  • Pâk, pislikten uzak.
  • Hür.

çirk

  • Kir, pas, pislik, murdarlık, necaset.
  • Yarada olan irin ve kan.

denes

  • (Çoğulu: Ednâs) Kir, pas, pislik, murdarlık, necaset.

ednas

  • (Tekili: Denes) Pislikler, necisler, kirler.
  • En aşağılar, âdi ve bayağı kişiler.

evsah

  • (Tekili: Vesah) Pislikler, murdarlıklar, kirler.

fazalat

  • Necasetler, kazuratlar, murdarlıklar, pislikler.

fazla

  • Çok ziyâde, artık, artan.
  • İleri.
  • Gereksiz, lüzumsuz.
  • (Çoğulu: Fazalât) Kazurat, pislik.

fışkı

  • Pislik. Çör çöp. Fazladan olan. Hayvan gübresi.
  • Pislik, hayvan gübresi.

gait

  • Pislik.

guh

  • Pislik, necâset. (Farsça)

habais / habâis

  • Pislikler, kötülükler.

habaset / habâset

  • (Hubs) Murdarlık, pislik, kötülük.
  • Pislik, pislik, kötülük.

hades

  • Yeni olmak. Eskiden olmayıp sonradan görülmek.
  • Taze. Yiğit. Genç.
  • Fık: Abdest almayı icabettiren hal. Bazı ibadetlerin yapılmasına mâni olan ve necaset-i hükmiye sayılan hal.
  • Pislik.
  • Yeni olma, sonradan olma.
  • Abdesti tazelemeyi gerektiren şey, manevî pislik.

hadesat

  • (Tekili: Hades) Hadesler. Pislikler.

hanfes

  • (Çoğulu: Hanâfis) Yellengen böceği.
  • Pislik yuvarlayan böcek.

hubs

  • Pislik.
  • Kötülük.

istikzar

  • Kir ve pisliklerden nefret etme, tiksinme.

istinca

  • Pislikten temizlenme.
  • Birisinden maksadını istihsal etmek.
  • İlm-i Hâlde: Pislikten temizlenmek. Abdest bozduktan sonra veya abdest almadan evvel; kan, sidik, meni' gibi şeylerin çıktıkları yeri temizlemek.

istinka / istinkâ

  • Pâk olmasını istemek. İstincadan sonra hiç bir pislik eseri bırakmamak.
  • İstincâdan sonra, hiçbir pislik kalmadığına kalbde kuvvetli bir kanâat hâsıl olması.

kazaret

  • Murdarlık, necâset, pislik, pis olma hâli.

kazurat / kazurât / kazûrat

  • Pislikler, süprüntüler, insan pisliği.
  • Artık maddeler, pislikler.
  • Pislikler.
  • Pislikler; artık şeyler.

kazure

  • (Çoğulu: Kazurât) Pislik.
  • Mezbele, süprüntülük.

levs / لوث

  • Pislik, murdarlık. Kir.
  • Zor. Kuvvet.
  • Tam olmayan, zayıf beyyine.
  • Bir şeyi ağızda öte beri gevelemek.
  • Deprenmek.
  • Bulaştırmak ve karıştırmak. Bulaşıklık.
  • Cerâhet, yara.
  • Pislik.
  • Pislik. (Arapça)

levs-i fani / levs-i fâni

  • Gelip geçici murdarlık, pislik. Dünyanın fâni, faydasız eğlenceleri.

mahbusiyet

  • Hapislik, mahbusluk. Hapis kalınan müddet.

müsamid

  • Oyun âleti yapan kimse.
  • Bahçesine ters ve pislik döken kişi.

mustakzer

  • Pis, pislik saçan.

müzahraf / مُزَخْرَفْ

  • Sahte yaldızla süslü pislik.

muzahrafat-ı arziye

  • Dünyanın süprüntüleri, pislikleri.

müzahref

  • Pislik, kof, süprüntü.
  • Boya. Yaldız gibi, sahte yalancı. Yaldız.
  • Süprüntü, pislik, çöp.

müzahrefat / müzahrefât / مزخرفات

  • Gayr-i hâlis. Yaldızlı.
  • Dünyanın daima değişen ve zail olan ziynetleri.
  • Süprüntüler, pislikler.
  • Pislikler, süprüntüler, döküntüler. (Arapça)

na-paki / nâ-pâkî

  • Pislik, murdarlık. (Farsça)

necaset / necâset / نجاست

  • Pislik, kazurat, murdarlık.
  • Pislik.
  • Dinen pis sayılan maddî pislik.
  • Pislik.
  • Pislik. (Arapça)

necaset-i gayr-i mer'iye

  • Câmid, bir hacmi olmayan veya bulaştığı yerde görülmeyen herhangi bir pis maddedir. Görünmez halde olan pisliktir. (İdrar gibi)

necasetten taharet

  • Pislikten temizlenmek.

neces

  • Murdarlık, pislik, necâset.

nedalet

  • Kir, pislik.
  • Çalma, sirkat etme, aşırma.

peçel

  • Üstü başı pislik içinde ve iğrenç olan adam. (Farsça)

reci'

  • Necis, pislik. Terslemek.

revse

  • Pislik.
  • Fışkı, tezek.

rics

  • Dinin haram kıldığı şey. Günah, pislik, murdarlık.

ricz

  • Azab, vesvese.
  • Maddi ve mânevi pislik.
  • Puta tapma.

şaibe

  • Leke, kir, pislik, süprüntü.
  • Eksiklik, noksanlık, hata.
  • Leke, kir.
  • Süprüntü. Pislik.
  • Kusur. Noksan. Hata. Eksiklik.

said

  • Yukarıdaki temiz toprak, pislikten uzak pâk toprak. Yeryüzü.
  • Yol, tarik.
  • Mezar, kabir.
  • Yüksek.
  • Yukarı çıkan.

taharet / tahâret

  • Necâset denilen yâni maddeten pis olan şeylerden ve hades denilen hükmî ve mânevî pisliklerden (abdestsizlik, cünüplük, kadınlar için hayz ve nifas hâllerinden) su ile abdest alarak, su yoksa, toprak ve toprak cinsinden şeylerle teyemmün ederek yapıl an temizlik. Temiz olana tâhir, temizleyiciye de

tahir-i mutlak / tâhir-i mutlak

  • Bütün yönleriyle temiz olan, temizliğine en küçük halel getirecek bir pislik olmayan.

talh

  • Necis bulaşmak, pislik bulaşmak.
  • Havuz dibinde kalan tortu.
  • Kene böceği.

tefes

  • Kir, pislik.
  • Menâsik-i Hacta bıyık ve tırnak kesmek, baş ve kaş yolmak.

tenezzüh

  • Uzaklaşmak.
  • Gezinti. Bağ ve bahçe gibi yerlere gam ve kederi izale için çıkmak.
  • Kusur, pislik ve ayıptan uzak olmak.

vesah

  • (Çoğulu: Evsâh) Kir, pas.
  • Murdarlık, pislik.

zebil / zebîl / زبيل

  • Fışkı, gübre.
  • Pislik.
  • Pislik. (Arapça)
  • Gübre. (Arapça)

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR