LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te pinti ifadesini içeren 48 kelime bulundu...

ahissa

  • (Tekili: Hasis) Cimriler, pintiler, tamahkârlar.

aslad / aslâd

  • Sert, katı ve düz. (Çakmak taşı hakkında). Ateşsiz.
  • Cimri, hasis, pinti.

bi-zer / bî-zer

  • Altınsız. (Farsça)
  • Cimri, hasis, pinti. (Farsça)

buhl

  • Bahillik, eli dar olma, cimrilik, tamahkârlık, pintilik.

çekre

  • Küçük su damlası. Su serpintisi. (Farsça)

cimri

  • Hasis, varyemez, pinti. Elindeki mal veya parayı harcayamıyan ve türlü sıkıntılara katlanarak daha çok biriktirmeye çalışan kimse. Cimrilik, müsriflik (savurganlık) gibi İslâmda kötü huy olarak bilinir. Cömertlik ve tutumluluk ise övünülen ahlâkî vasıflardandır. Cömertlikte de ölçülü olmak tavsiye e (Farsça)

cimrilik

  • Dînin ve vicdânın, mürüvvetin (insanlığın) vermeyi emrettiği yerde vermemek. Vermek kendisine zor gelmek. Bahillik, pintilik.

cüsu'

  • Tamahkârlık, pintilik, harislik, cimrilik.

cüzaze

  • Bez kırpıntısı.

daraban / darabân / ضربان

  • Vurma, vuruş. Çarpış, çarpıntı, çarpma.
  • Çarpıntı. (Arapça)
  • Vuruş. (Arapça)

daraban-ı kalb

  • Kalb çarpıntısı, kalbin vuruşu.

evkes

  • Pinti ve soysuz kişi.

giran-kise / giran-kîse

  • Cimri, hasis, pinti. (Farsça)

gürisneçeşm

  • Pinti, cimri, hasis. Aç gözlü. (Farsça)

hafakan / خفقان

  • Sıkıntı. Kalb çarpıntısı. Iztırab.
  • Yürek çarpıntısı. (Arapça)

halecan / halecân / خلجان

  • Titreme. Kalb çarpıntısı. Heyecan.
  • Titreme, çarpıntı.
  • Kalbin çarpıntısı.
  • Çarpıntı. (Arapça)

halecan-ı kalb

  • Kalb çarpıntısı.

hasaset / hasâset / خساست

  • Pintilik. (Arapça)

hasis / hasîs / خسيس

  • Parasını ve malını harcamamak için her türlü sıkıntıya, eziyete katlanan, paraya, mala aşırı düşkün olan; dînen verilmesi îcâb edeni, zekâtı ve sadakayı vermeyen, pinti, eli sıkı olan, bahîl, malda ve ilimde cimrilik eden.
  • Pinti. (Arapça)

helecan

  • Titreme, heyecan, kalp çarpıntısı.

hisset / خست

  • Pintilik. (Arapça)

hütame

  • Kesinti, kırpıntı. Parça.

huzafe

  • Sahtiyan kırpıntısı.
  • Bez kırpıntıları.

ihsas

  • Aşağılık işler yapma.
  • Cimrilik, pintilik, hasislik.

ihtilac

  • Seğirtme.
  • Çarpıntı, çarpma.
  • Etler gevşeyip büzülme.
  • Havale nöbeti.

ihtilacat

  • (Tekili: İhtilâc) İhtilaclar, çarpıntılar, seğirtmeler.

ihtilacat-ı asabiye

  • Asabî çarpıntılar.

imsak

  • Kendini tutmak. Bir şeyden el çekme.
  • Oruca başlama zamanı.
  • Hapsetmek.
  • Şer'an müftirat denen şeylerden (orucu bozan şeylerden) nefsi hakikaten veya hükmen men' etmek.
  • Yemez içmez adamın hâli. Cimrilik, hasislik, pintilik.

kusasa

  • Tırnak kırpıntısı.
  • Az miktar, az şey.

kutur

  • Pintiliğinden dolayı ailesini sıkıntı içinde bırakan adam.

kuzazat

  • Ok yeleği kırpıntısı.
  • Altın parçaları.

leiman

  • (Tekili: Leim) Alçak, zelil ve aşağılık kimseler. Pinti ve cimri insanlar.

liam

  • (Tekili: Leim) Alçak, aşağılık ve zelil kimseler. Pinti ve cimri insanlar.

lukme-şümar

  • Herkesin lokmasını sayan. (Farsça)
  • Mc: Pinti, hasis, cimri. (Farsça)

mesik

  • Pinti, hasis, cimri.

mubahhal

  • Cimri, tamahkâr, pinti.

na-kesan

  • (Tekili: Nâ-kes) Alçaklar, âdi insanlar, insaniyetsiz kimseler.
  • Cimriler, tamahkârlar, pintiler, hasis kişiler.

nahham

  • Tamahkâr, cimri, hasis, pinti.
  • Boğazını temizlemek için fazlaca soluyup balgam çıkaran adam.

nakes / nâkes / ناكس

  • Soysuz, işe yaramaz. (Farsça)
  • Pinti, nekes. (Farsça)

nussa

  • Saç kırpıntısı.

reşahat

  • (Tekili: Reşehât) (Reşha) Reşhalar. Sızıntılar, serpintiler.

reşaş

  • (Reşâşe) Serpinti ve toz gibi ince yağmur.

reşaşat

  • Su sızıntıları, serpintiler.
  • Sızıntılar, serpintiler.

reşaşet

  • Su serpintisi.
  • Emmek, emerek içmek.

reşş

  • Serpmek, püskürtmek.
  • Serpinti, serpintili yağmur, çisilti.

rişaş

  • Döküntü, serpinti.

tebhil

  • (Bahal ve Buhl. den) Bir kimse için "pinti, hasis" deme.

zınnet

  • Cimrilik, pintilik.