LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te pişman ifadesini içeren 47 kelime bulundu...

ah

  • Maddi veya mânevi bir acı hissolundukta kullanılır.
  • Nedamet, pişmanlık ve teessüf beyan eder.
  • Birine acındığına, keder ve esef edildiğine delalet eder. Meselâ : Ah! Evladım! gibi.

akl-ı sakim / akl-ı sakîm

  • Kısa görüşlü akıl. Düşündükleri şeylerde ve yaptıkları işlerde yanılan ve çok kere pişmanlığa sebeb olan akıl.

arman

  • Hasret, özleyiş, özleme. (Farsça)
  • Nedâmet, pişman olma. (Farsça)
  • Eseflenme, teessüf. (Farsça)
  • Sıkıntı, rahatsızlık, zahmet. (Farsça)

armani / armanî

  • Müteessif, kederli, üzüntülü. Pişman, nâdim. (Farsça)

baz-geşt

  • Geri dönme. (Farsça)
  • Pişmanlık, pişman olma, nedamet. (Farsça)
  • Gerileme. Çöküş. (Farsça)

erman

  • Arzu, istek, taleb. (Farsça)
  • Pişmanlık, pişman olmak, nedamet. (Farsça)

erman-har / erman-hâr

  • Pişman olan, nedamet eden. (Farsça)

esef

  • Hüzün, gam, nedamet, pişmanlık. Daralmak. Elden çıkan bir şey için hâsıl olan üzüntü.

evgenc

  • Nedâmet, pişmanlık, pişman olma hâli. (Farsça)

fekn

  • Nâdim olmak, pişmanlık duymak.

haid

  • Pişman, nedamet eden, tövbekâr, nâdim.

indimam

  • Pişman olma.

irman

  • Arzu, taleb, istek. (Farsça)
  • Dalkavuk. (Farsça)
  • Nedâmet, pişmanlık. (Farsça)
  • Dâvet edilmeden bir yere giden kimse. (Farsça)

kaşki

  • "Keşke, ne olurdu" gibi, özleme veya pişmanlık ifade eder. (Farsça)

mendeme

  • Pişman olma. Nedâmet etmek.
  • Pişman olacak yer.

münib

  • Hakk'a yönelen, günahları terk ile hakka dönen. Pişman olup dönen.
  • Kâinattan yüzünü çevirip Bâki-yi Hakiki'ye yönelen.
  • Güzel yağan faydalı yağmur.
  • Bereketli ve verimli bahar.
  • Pişman olup dönen.

müteneddim

  • Pişman olan, nedâmet duyan.

müteneddimane / müteneddimâne

  • Pişman olarak, nedâmetle. (Farsça)

müteneddimin / müteneddimîn

  • (Tekili: Müteneddim) Pişman olanlar, nedâmet duyanlar.

nadim / nâdim / نادم / نَادِمْ

  • Nedamet etmiş, pişman.
  • Pişman.
  • Nedamet etmiş, pişman olmuş.
  • Pişman.
  • Pişman. (Arapça)
  • Nâdim etmek: Pişman etmek. (Arapça)
  • Nâdim olmak: Pişman olmak. (Arapça)
  • Pişman olan.

nadimane / nadimâne

  • Pişmanlıkla, pişman olarak, nedamet duyarak. (Farsça)

nadimiyet

  • Pişmanlık, nedamet.

nedamet / nedâmet / ندامت / نَدَامَتْ

  • (Nedm. den) Pişmanlık, nedâmet etmek.
  • Pişmanlık.
  • Pişmanlık.
  • Pişmanlık. (Arapça)
  • Nedâmet getirmek: Pişman olmak. (Arapça)
  • Pişmanlık.

nedamet etme

  • Pişman olma.

nedametgah / nedametgâh

  • Pişmanlık yeri. (Farsça)

nedametkar / nedametkâr

  • Nedamet eden. Pişman olan. (Farsça)

nedametkarane / nedametkârâne / nedâmetkârâne

  • Pişmanlık duyarak.
  • Pişman olurcasına.

nedametkari / nedametkârî

  • Pişmanlık, nâdim oluş. (Farsça)

nedem

  • Pişman olma, nedamet, pişmanlık.

nedm

  • Pişman olmak.

nedman

  • Pişmanlık, nedâmet. Pişman olma. Pişmanlık duyma.

nefs-i levvame

  • Kötülüğü işledikten sonra fenâlığını hatırlayarak insanı rahatsız eden pişmanlık hâli ve vicdan rahatsızlığı.
  • İnsanın, kendine ait kötülük ve günahını görüp fenalığını bilen ve hayra meyleden iradesi.

pejman

  • Pişman, nâdim. (Farsça)
  • Kederli, hüzünlü. (Farsça)

peşiman / peşîman / پشيمان

  • Pişman. Nâdim. (Farsça)
  • Pişman. (Farsça)

peşimani / peşimanî

  • Pişmanlık, nedamet. (Farsça)

sedem

  • Hüzün, keder, tasa.
  • Nedâmet, pişmanlık.

selim akıl / selîm akıl

  • Yanılmayan, pişman olacak bir işi yapmayan ve peygamberlere, âlim ve evliyâlara mahsus, ileriyi gören akıl.

taib / tâib

  • Tövbe eden. Günahlarına pişman olan.
  • Tövbe eden, günahlarına pişmân olan.

tarziye

  • Pişmanlık duyduğunu anlatarak özür dilemek.
  • Râzı etmek.
  • "Radıyallahü-anh" diyerek duâ etmek.

tebellüd

  • Ağır, tembel olma.
  • Bir şeye tahassür ve teessüf etme. Pişmanlıktan dolayı "hay meded" diye ellerini birbirine çarpma.
  • Yere düşme.

tefekküh

  • Yemiş toplayıp vermek. Meyvedar olmak. Meyvelenmek.
  • Pişman olmak.
  • Pek hoşlanıp hayrette kalmak.

tefekkün

  • Pişman olmak.
  • Taaccüb etmek, hayrette kalmak, şaşırmak.

teneddüm

  • (Nedâmet. den) Pişman olma, pişmanlık duyma, nedâmet etme.

tevbe

  • (Tövbe) Yaptığı fenalığa pişman olmak. Allah'dan afv dilemek. Bir daha işlememeye azmetmek. Estağfirullah deyip, pişmanlık duymak.
  • Pişmanlık duyarak günahtan dönüş.
  • Haram, günah işledikten sonra, pişman olup, Allahü teâlâdan korkmak, bir daha yapmamaya karar vermek.

tevbe etme

  • Pişmanlık duyarak günahtan dönme.

tevbe etmek

  • Pişmanlık duyup bağışlanma dilemek.

tevbekar / tevbekâr

  • Pişmanlık duyup bağışlanma dileyen.
  • Tevbeli, yaptığına pişman olmuş olan. (Farsça)

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın