LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te pencere ifadesini içeren 33 kelime bulundu...

baceng

  • Baca. (Farsça)
  • Ufak pencere. Tepe penceresi. (Farsça)

bad-gane / bad-gâne

  • Kafesli pencere. (Farsça)

çak

  • Yarık, çatlak, yırtmaç. (Farsça)
  • Kılıç, bıçak gibi şeylerin sesleri. (Farsça)
  • Sabah vakti beyazlığı. (Farsça)
  • Küçük pencere. (Farsça)
  • Hazır. Amâde. (Farsça)

dahl

  • (Çoğulu: Dihâl-Edhâl-Dahlân) Pencere.
  • Çukur yer.

deriçe / derîçe / دریچه

  • Küçük kapı, oyma kapı. Pencere. (Farsça)
  • Pencere. (Farsça)
  • Küçük kapı. (Farsça)

ekvah

  • (Tekili: Kûh) Kamıştan yapılan penceresiz ufak kulübeler.

ferbal

  • Çardak. Etrafı pencerelerle kaplı yazlık köşk. (Farsça)

hünkar mahfili / hünkâr mahfili

  • Eskiden camilerde padişahlar için yapılmış olan yerler. Bu mahfiller camilerin zemininden yüksek olarak yapılır ve caminin iç kısmını görmek için kafes konulurdu. Bunun haricinde kafesin birkaç yerinde 20-30 cm. en ve boyunda açılabilir küçük pencereler de bulunurdu.

icad

  • (Ücâd) Kapı ve pencerelerin üstlerinde bulunan kemer.

kafes / قفس

  • Tel, ince demir veya ağaç çubuklarından yapılan ve içine kuş ve saire konulan şey.
  • Dışardan içerisi görünmesin diye, ince tahta çubuklarından yapılıp harem pencerelerine takılan siper,
  • Ahşap bir binanın kaplama ve sıvası olmaksızın direklerden ibaret taslağı.
  • Kafes. (Farsça)
  • Pencere kafesi. (Farsça)

küvh

  • (Çoğulu: Ekvâh) Penceresiz ev.

küvve

  • (Çoğulu: Kivâ) Evin duvarına açılan delik. Pencere.

küyy

  • Pencere.

manzara

  • Dışarıyı görecek pencere.

menfez

  • Nüfuz edecek delik, pencere. Delik. Ağız. Yarık. Girilecek yer.

mesamat / mesâmât

  • Gözenekler, pencereler.
  • Cilt üzerinde küçük delikler, gözenekler.

paçeng

  • Küçük pencere. (Farsça)
  • Baca, menfez delik. (Farsça)

padgane / padgâne

  • Yüksek dam. (Farsça)
  • Kapı içinde olan pencere. (Farsça)

pencere-i azam / pencere-i âzam

  • Çok büyük pencere.

pencere-i camia / pencere-i câmia

  • Geniş, kapsamlı pencere.

pencere-i marifet

  • Allah'ı bilmeye ve tanımaya açılan bir pençere.

pencere-i mühimme

  • Önemli pencere.

pencere-i tevhid

  • Her şeyin bir olan Allah'ın olduğunu gösteren pencere.

perde

  • Kapı, pencere gibi yerlere asılan veya iki yeri birbirinden ayıran, görünmeğe mâni olan şey. (Farsça)
  • Mc: Irz, namus, iffet. (Farsça)
  • Bir müzik parçasını meydana getiren seslerden herbirinin kalınlık veya incelik derecesi. (Farsça)
  • Bir sahne eserinin büyük bölümlerinden her biri. (Farsça)
  • Ekran, (Farsça)

raht

  • (Çoğulu: Ruhut) Binek atlarına vurulan eyer, takım.
  • Pencere ve kapıların menteşe takımı.
  • Yol levazımı.
  • Döşeme ve ev takımı.

redm

  • (Çoğulu: Rüdum) Bir şeyin önüne sed yapma.
  • Bir şey dâimi olmak ve akmak.
  • Pencere, kapı ve delik gibi yerleri tıkama. Tamâmen kapama.
  • Zülkarneyn seddinin ismi.

revazin

  • (Tekili: Revzen) Pencereler. (Farsça)

revzen / روزن

  • (Çoğulu: Revâzin) Pencere.
  • Pencere. (Farsça)

revzen-i mahlu

  • İndirilmiş pencere.

revzene

  • (Çoğulu: Revâzin) Pencere.

tak / tâk

  • Bina kemeri. Yarım daire şeklinde kapı ve pencere üstü. Çardak. Kubbe. Kavisli bina. Eyvan.

taka / tâka

  • Kubbeli mahfe. Pencere.
  • Takat. Güç, kuvvet, iktidar.

takçe / tâkçe / طاقچه

  • Küçük kemer. (Arapça - Farsça)
  • Küçük pencere. (Arapça - Farsça)

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın