LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te pece ifadesini içeren 34 kelime bulundu...

ahmed-i bedevi / ahmed-i bedevî

  • (Seyyid) (Hi. 596-675) Mısır'ın en büyük velilerindendir. Hz. Ali neslinden gelir. Bir çok lâkabı vardır. Ona Afrika bedevileri tarzında (yüzü örten peçe) taşıdığından dolayı (el-Bedevi) deniyordu. 626 yılına doğru onda deruni bir tahavvül vukua geldi. Yedi kıraat üzere Kur'an okudu ve Şafii fıkhı t

berku'

  • Yüz örtüsü. Peçe.

bürka / برقع

  • Peçe. (Arapça)

bürka'

  • Kadınların örtündükleri yaşmak, peçe.

burku'

  • (Berku') Kadınların yüz örtüsü, peçe.
  • Kâbe örtüsü.
  • Yedinci kat gök.

buse-ca / buse-câ

  • Öpecek yer. (Farsça)

çeşm-aviz

  • Yüz örtüsü, peçe. (Farsça)

dairenmadar / dâirenmâdâr / دائرا مادار

  • Çepeçevre. (Arapça)

esban

  • Kadınların başlarını örttükleri güzel ve ince bir örtü.
  • Kadınların, yüzlerini örtükleri peçe, tül.

eyazi

  • Kadınların yüzlerine örttükleri peçe, örtü. (Farsça)

girda-gird

  • Fırdolayı, çepeçevre. (Farsça)

girdagird / girdâgird / گرداگرد

  • Çepeçevre, fırdolayı. (Farsça)

hems

  • Gizli ses. Çok gizli. Sesi gizlemek.
  • Ağzı açmadan lokma çiğnemek.
  • Fütursuz olarak geceleyin yola gitmek.
  • Peçe.
  • Sıkmak.
  • Kırmak.

kaf

  • Kaf Dağı; yeryüzünü çepeçevre kuşattığı kabul edilen efsanevî dağ.

kaf dağı

  • Yeryüzünü çepeçevre kuşattığı kabul edilen efsanevî dağ.

kına'

  • Başörtüsü, eşarp. Örtü, yaşmak, peçe, nikâb.
  • İçinde hediye gönderilen tabak.

külve

  • (Çoğulu: Külu-Külliyât) Dağarcık altına çepeçevre diktikleri deri.
  • Tirşe dedikleri kayış.

lesme

  • Yüzörtüsü, peçe.

menadil

  • (Tekili: Mendil) Mendiller. Küçük havlular, peçeteler.

mendil

  • (Mindîl) (Çoğulu: Menâdîl) Mendil.
  • Küçük havlu, peçete.

mukanna / مقنع

  • Peçeli. (Arapça)

mukanna'

  • Peçeli.

müteberkı'

  • Peçelenen, maskelenen.

mütelessim

  • (Çoğulu: Mütelessimîn) Yüzü peçeli, yaşmaklı.

nikab / نقاب

  • Yüz örtüsü, peçe, perde.
  • Yüz örtüsü, peçe, perde.
  • Peçe, yüz örtüsü.
  • Perde, örtü.
  • Peçe. (Arapça)

peçe

  • (Çoğulu: Peçegân) İnsan veya hayvan yavrusu.
  • Oğlan, çocuk.
  • Sarmaşık bitkisi.

peçegan / peçegân

  • (Tekili: Peçe) İnsan veya hayvan yavruları. (Farsça)

ru-puş

  • Yüz örtüsü, peçe. (Farsça)
  • Yüz örten. (Farsça)

sika'

  • Devenin burnuna bağladıkları nesne.
  • Kadınların örtündükleri peçe.

sünnet olmak

  • Çocuğun sünnet derisinin çepeçevre kesilmesi. Hitân.

teberku'

  • Yüzünü örtme, peçeleme. Yaşmaklanma.

tenakkub

  • Nikab örtünmek, yüze peçe örtmek.

tenekkub

  • Nikab örtmek. Nikablanmak, peçelenmek.

tutuk

  • Örtü, perde, peçe.