LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te pari ifadesini içeren 135 kelime bulundu...

azva

  • (Tekili: Zav ve Zû) Parıltılar, ışıklar, aydınlıklar.

barık / bârık

  • Parıltılı.
  • Yıldırım, parıltı.

barik

  • Şimşek. Işık. Şimşekli bulut. Yıldırım parıltısı.

barika / bârika

  • (Çoğulu: Berâik) Üzerine biraz yağ dökülmüş olan süt.
  • (Çoğulu: Bevârık) Parıltı. Parıldayan.

barika-i hakikat / bârika-i hakikat

  • Hakikat parıltısı.
  • Hakikatın parıltısı ve parlaklığı. Hakikat nuru.

barika-i iman

  • İman parıltısı, şimşeği.

berik

  • Yıldırayıcı, çok parlak nesne. (Mübâlağası: Berrak)
  • Parıltı, ışık, ziya.

berk

  • Şimşek, parıltı, kıvılcım.
  • Sert, katı.

berk-endaz

  • Parlayıcı, parıldayıcı. (Farsça)

berk-i hüsn

  • Güzelliğin parıltısı.

berk-i süyuf

  • Kılıç darbesi, parıltısı.

berkan

  • Parıldama.
  • Volkan.

berkende

  • Koparılmış, sökülmüş, kökünden çıkarılıp atılmış. (Farsça)

bevarik

  • (Tekili: Bârika) Şimşek ve yıldırım parıltıları.
  • Parıltılar, gözleri kamaştırıcı olan şeyler.

bevarik-i süyuf / bevârik-i süyuf

  • Kılıçların parıltıları.

beyhuşt

  • Kökünden çıkarılmış, dibinden koparılmış olan şey. (Farsça)

cemal-i şuaat / cemâl-i şuaât

  • Parıltıların güzelliği.

ceni / cenî

  • Devşirilmiş, koparılmış olan. Meyve toplanması ve alınması.

dirahş

  • Nur, ziya, parıltı, parlama, ışık. (Farsça)

dırahşan

  • Parlak. Parıldayan. Parlaklık. Münevver, ziyâdar. (Farsça)

dirahşende

  • Işıklı, nurlu, ışıldayan, parıldayan. (Farsça)

ebrak

  • Fazlaca parıltılı.
  • Taşlı, kumlu, balçıklı yer.
  • Alaca renkli at.
  • İki renkli lekeli bir şey.

efruz

  • (Efruhten: Tutuşturmak, ziyalandırmak mastarının emir kökü) Şule. Aydınlatıcı. Parıltı. (Farsça)

engihte

  • Yükseltilmiş, karıştırılmış, oynatılmış, koparılmış. (Farsça)

fer

  • Işık, parıltı, süs.

furag

  • Işık, ziya, parıltı. (Farsça)

füruğ / fürûğ / فروغ

  • Işık. (Arapça)
  • Parıltı. (Arapça)

hashas

  • Koparılmış olmak.

hayhay

  • Baş üstüne, seve seve yaparım, öyle ya!, şüphesiz, elbette (gibi mânâlara gelir.) (Türkçe)

ibsal

  • Bir şeyi sipariş etme.
  • Men etme.

iktisas

  • Çekip koparma veya koparılma.

iktita'

  • Almak. Bir şeyin bir kısmını koparıp almak.

iltima'

  • Parıldamak. Işıldamak.
  • Kapıp almak.

iltima-i kevakib

  • Yıldızların parıldaması.

iltiyah

  • Vücudun güneşten yanması.
  • Susama.
  • Şimşek çakma.
  • Yıldızın parıltısı.

inkıla'

  • (Kal'. den) (Ağaç) kökünden koparılma.

intiza'

  • Koparıp alma, çekip koparma.

ısmarlama

  • Sipariş verme, emanet etme. Hususi siparişle yaptırılmış, hazır alınmayan.

istisal

  • (Asl. dan) Kökten koparıp çıkarmak.
  • Tıb: Bedenden kesilmesi veya koparılması istenen bir parçayı, uru kökünden koparmak.

iz'ac

  • Rahatsız etmek. Bunaltmak.
  • Yerinden koparıp ayırmak.

izmihrar

  • Surat asma.
  • (Yıldız) parıldama.
  • Kış mevsiminin şiddetli olması.

ka'f

  • (Çoğulu: Kıâf) Ayağı sert olarak basmak.
  • Ayak ile toprağı yerinden koparıp küremek.
  • Kap içindeki suyun tamamını içmek.
  • Koparmak.

kal'

  • Birşeyi kökünden koparıp atma.
  • Koparma, koparılma, sökme, sökülme, çıkarılma, temelinden çekip atma.

katarat ve lemeat-ı hayat

  • Hayat damlaları ve parıltıları; damlalara ve parıltılara benzeyen mahlûkatın hayatları.

kevkeb

  • Yıldız.
  • Parıldamak.

kevkeb-i nevvar / kevkeb-i nevvâr

  • Parıldayan yıldız.

kulaa

  • Suyu emip yarılmış ve yerden koparılmış balçık.
  • Büyük taş.

lamia / lâmia

  • Parlak. Parlayan. Parıldayan.

lamih / lâmih

  • (Lâmiha) (Lemh. den) Parlıyan, parıldıyan. Parlak.

lasif / lasîf

  • Parlayan, parıldayan. Parlayıcı.

lem'

  • Parıldama, parlama. Parlayış.

lem'a / لمعه

  • Parıltı. (Arapça)

lem'a-paş

  • Parıldayan, parlayan. (Farsça)

lem'a-riz

  • Parlayan, parıldayan. (Farsça)

lema

  • Parıltı.

lemaat

  • Parıltılar.

lemean / lemeân / لمعان

  • Parlama, parıldama.
  • Parlama, parıldama.
  • Parıldama.
  • Parıldama. (Arapça)

lemean eden / lemeân eden

  • Parıldayan, ışık saçan.

lemeat / lemeât / لمعات / لَمَعَاتْ

  • (Tekili: Lem'a) Parlayışlar, parıltılar.
  • Parıltılar.
  • Parıltılar.
  • Parıltılar. (Arapça)
  • Parıltılar, Lem'alar isimli eser.

lemeat-ı bekaiye / lemeât-ı bekaiye

  • Sonsuzluğa ait parıltı.

lemeat-ı cemal-i esma / lemeât-ı cemâl-i esmâ

  • İsimlerin güzelliğinin parıltıları.

lemeat-ı cemaliye / lemeât-ı cemâliye

  • Güzellik parıltıları.

lemeat-ı hayatiye / lemeât-ı hayatiye

  • Hayat ile igili parıltılar.

lemeat-ı hikmet / lemeât-ı hikmet

  • Hikmet parıltıları.

lemeat-ı hüsün ve cemal / lemeât-ı hüsün ve cemâl

  • Güzellik parıltıları.

lemeat-ı i'caz / lemeât-ı i'câz

  • Mu'cizelik parıltıları.

lemeat-ı i'caziye / lemeât-ı i'câziye

  • İ'caza dair lem'alar. İ'caz, insanları âciz bırakma, hayrete düşürme parıltıları.
  • Mu'cizelik parıltıları.

lemeat-ı kast / lemeât-ı kast

  • Amaç ve hedefi gösteren parıltılar.

lemeat-ı meşveret / lemeât-ı meşveret

  • Fikir alışverişi yapmanın parıltıları.

lemeat-ı müteferrika / lemeât-ı müteferrika

  • Çeşitli parıltılar.

lemeat-ı rahmet / lemeât-ı rahmet

  • Rahmet parıltıları.

lemeat-ı şems

  • Güneşin parıltıları.

lemeat-ı tevhidiye / lemeât-ı tevhidiye

  • Allah'ın birliğini gösteren parıltılar.

lemehat

  • (Tekili: Lemha) Bir defa göz atmalar.
  • Parıltılar, çakmalar.

lemh

  • Göz atma, bir defa bakış.
  • Parlama, parıltı.

levami'

  • (Tekili: Lâmia) Parıldayan şeyler, nurlar, parıldamalar.

leyan

  • Parlıyan, parıldıyan. Parlayıcı. (Farsça)

lisan-ün-nar / lisan-ün-nâr

  • Ateşin alevi, ateşin parıltısı.

lümey'a

  • Küçük pırıltı. Küçük ışıkcık. Parıltıcık.
  • Küçük parıltı.

lümeya / lümeyâ

  • Parıltıcık.

melami'

  • (Tekili: Lem'a) Parıltılar. Aydınlıklar.

menzu'

  • (Nez. den) Nez olunmuş, koparılmış.

müfevvez

  • (Tefviz. den) Sipariş ve ihâle olunmuş.

müfevviz

  • (Tefviz. den) Sipariş veren, ihâle eden.

muktela'

  • (Kal'. den) Kökünden koparılmış. Kökünden koparan.

mültemi'

  • (Lem'. den) Parlıyan, parıldıyan. İltimâ eden.

müşa'şa

  • (Şa'şaa. dan) Parlayan, parıldayan.
  • Dedbedeli, gürültülü, patırtılı.
  • Karışmış, karışık.

müsevvif

  • Hayırlı işleri sonraya bırakan, sonra yaparım diyen, iyi işleri geciktiren, bugünün işini yarına bırakan kimse.

müste'sal

  • (İstisal. dan) Kökünden koparılmış.
  • Ele geçirilmiş.

mütelali

  • (Mütelal) Parlayan, parıldayan, ışıldayan. Şimşek gibi çakan.

mütelemmi

  • Parıldayan.
  • Parıldayan.

mütelemmi'

  • Parıldayan, telemmü' eden.

müteşa'şı'

  • Parıldayan, şa'şaalanan.
  • Gösterişli.

mütezehhir

  • Çiçekli, çiçeklenen.
  • Parıldayan.

nevbüride

  • Yeni koparılmış, yeni kesilmiş. (Farsça)

nüceym

  • Yıldızcık. Küçük parıltısı olan. Küçük yıldız.

nur

  • Aydınlık. Parıltı. Parlaklık. Her çeşit zulmetin zıddı. Işık.
  • Kur'ân-ı Kerim. İman. İslâmiyet. Peygamber.
  • Zulmeti def eden, şule, ışık.

parin

  • (Pârine) Geçen yılki, geçen sene olan, bıldırki. (Farsça)

rahşende

  • Parıldıyan, parıldayıcı. (Farsça)

şa'şa'

  • Yıldıramak, parıldamak.
  • Uzun ve yeynicek olmak.

şark

  • Doğu. Güneşin doğduğu taraf.
  • Güneş ve güneşin aydınlığı.
  • Yarmak.
  • Parıldamak.
  • Avrupa kültürünün dışında kalan müslüman ülkeleri.

şavk

  • Işık, parıltı.
  • Şevk.
  • Işık, parıltı.
  • Işık, parıltı.

sena

  • Şimşek parıltısı.
  • Ulviyet. Yükseklik.
  • Aydınlık.
  • Bir ot ismi.

sıbah

  • Güzel nesneler, parıltı.

şu'le-i berkıyye

  • Yıldırım ışığı. Şimşek parıltısı.

şu'le-i cevval

  • Daim hareket ederek etrafına ışık saçan parıltı.

şu'le-i hud-u hidayet / şû'le-i hûd-u hidâyet

  • Doğru ve hak yola ulaştıran Hz. Hud'un bir parıltısı.

şua / şuâ

  • Parıltı.

şua-ı hakikat / şuâ-ı hakikat

  • Hakikat ışığı, parıltısı.

şuaat

  • Işıklar, parıltılar, nurlar.

şuaat-ı marifetü'n-nebi / şuâât-ı mârifetü'n-nebî

  • Peygamberi tanıma parıltıları, nurları.

şule-i cevvale

  • Sürekli hareket ederek etrafına ışık saçan parıltı.

şule-i i'caz / şule-i i'câz / şûle-i i'caz

  • Mu'cizelik parıltısı, ışığı.
  • Mu'cizelik parıltısı.

şule-i i'caz-ı kur'ani / şûle-i i'câz-ı kur'ânî

  • Kur'ân'ın mu'cizesinin bir parıltısı.

şule-i keramet / şûle-i keramet

  • Keramet ışığı, parıltısı.

şule-i mahiyet

  • Mahiyete, özelliğe ait parıltı.

şule-i rahmet-i alem / şule-i rahmet-i âlem

  • Kâinatı kuşatan İlâhî rahmetin bir parıltısı.

süpürde

  • Ismarlanmış, sipariş olunmuş. (Farsça)
  • Bırakılmış, verilmiş. (Farsça)

tab

  • Parıltı. Parlayıcı. (Farsça)
  • Güç. Kuvvet. Takat. (Farsça)
  • Hararet. (Farsça)
  • "Parıldayan, parlayan, parlatan, aydınlatan" anlamlarına gelir ve birleşik kelimeler yapılır. Meselâ: Âlem-tab : Dünyayı aydınlatan, âlemi ışıklandıran. (Farsça)

tabiş

  • Parlayış, parıldayış. (Farsça)

tabiş-geh

  • Parıltı yeri. (Farsça)

taharruk

  • Yırtılma. Koparılma. Sökülme. Yarılma.

tal'at-efruz

  • Parıldayan. (Farsça)

tavsiye

  • Vasiyet bırakma.
  • Ismarlama, sipâriş etme.
  • Birini iyi tanıtma. Öğütleme.
  • Vasiyet bırakma.
  • Ismarlama, sipariş etme.
  • Birini iyi tanıtma, işinin olmasını dileme.

tefviz

  • Birisine bırakma.
  • İşini Allah'a (C.C.) havâle etme.
  • Sipariş ve ihâle etme.

tele'lü

  • Parlama, parıldama.

tele'lü'

  • (Lü'lü'. den) Parıldama.

tele'üv

  • Parıldama, parlama.

telêlü

  • Parıldama.

telemmu eden

  • Parıldayan, ışıldayan.

telemmu'

  • Parıldama. Işıldama.

telmi'

  • (Lemeân. dan) Renk renk yapma, rengârenk yapılma.
  • Parıldama, parıldatılma.
  • Edb: Mısraları, Türkçe, Arabça, Farsça gibi başka başka dillerde olan manzume yapma.

terhuk

  • Yıldıramak, parıldamak.
  • Sallanmak.
  • Tekebbürlük etmek, gururlanmak.

teşa'şu'

  • Şaşaalanma, parıldama.

vehhac

  • Parıl parıl. Pek şa'şaalı.
  • Çok alevli.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR