LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te ozel ifadesini içeren 514 kelime bulundu...

a'lam / a'lâm / اعلام

  • Bayraklar. (Arapça)
  • Özel isimler. (Arapça)

a'raf

  • (Tekili: Arf) Sırt, tepe. Özel manası Cennetle Cehennem arası bir yer. (Arf, herhangi bir yüksek yer demektir ki, bu münâsebetle atın yelesine, horozun ibiğine arf denilmiştir.)

a'raz / a'râz

  • Varlıkta kalabilmesi için başka bir şeye muhtâc olan hâssalar (özellikler), sıfatlar. Araz'ın çokluk şeklidir.

abd-i has

  • Özel, seçilmiş kul.

abd-i mahsus

  • Özel, seçilmiş kul.

abd-i mahsūs / عَبْدِ مَخْصُوصْ

  • Özel kılınmış kul.

acaib-i mucizat / acâib-i mûcizât

  • Mucizeyle yaratılan mahluklardaki şaşırtıcı özellikler.

acube-i hilkat-i rabbaniye / acube-i hilkat-i rabbâniye

  • Herşeyin Rabbi olan Allah'ın yarattığı varlıklardaki şaşkınlık veren özellikler.

ahdname / ahdnâme

  • Devlet başkanının emriyle, bâzı devlet, topluluk ve şahıslara özel haklar tanımak maksadıyle hazırlanan belge.

ahir zaman / âhir zaman

  • Dünyânın son zamânı, son devresi. Genel olarak Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) teşriflerinden, özel olarak hicrî bin senesinden sonraki zaman.

alamet-i farika / alâmet-i farika

  • Bir şeyi diğerinden ayırıcı işaret. Belirgin özellik.

ale'l-husus / ale'l-husûs

  • Hususiyetle, özellikle.

alelhusus / alelhusûs / على الخصوص

  • Özellikle, en çok.
  • Özellikle. (Arapça)

alem

  • Bayrak.
  • Nişan, işâret.
  • Özel isim.
  • Mc:Yüksek dağ.
  • Büyük âlim.
  • Üst dudakta olan yarık.

alim-i rahim / alîm-i rahîm

  • Herşeyi hakkıyla bilen ve rahmetinin çok özel tecellîleri olan sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah.

antropoloji

  • yun. İnsan dediğimiz varlığı inceleyen ilim. İnsan biyolojik özellikleri açısından incelendiğinde biyolojik antropoloji, cemiyet halinde yaşıyan bir varlık olması açısından incelendiğinde sosyal antropoloji veya kültür antropolojisi, insanın mahiyeti, diğer varlıklardan farkı, hayatının mânası, düny

araz

  • Belirti, sonradan meydana gelen özellik.

argo

  • Bir meslek veya topluluk sınıfı arasında kullanılan özel söz. (Fransızca)
  • Mc: Serserilerin ve külhanbeylerin kullandığı söz veya deyim. (Fransızca)

asar-ı mahsusa / âsâr-ı mahsusa

  • Has, özel eserler.

avaz-ı hususi / âvâz-ı hususî

  • Kendine özel ses.

bahusus / bâhusus / باخصوص / بَاخُصُوصْ / bâhusûs

  • Özellikle.
  • Bilhassa, özellikle.
  • Hele hele, özellikle. (Farsça - Arapça)
  • Özellikle.
  • Özellikle.

bari / bârî

  • Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Yaradan, yoktan var eden. Yarattıklarını farklı şekiller ve özelliklerle birbirinden ayıran.

bast

  • Yayma, açma.
  • Özellikle hurufilikte cezbe ve tefekkür içinde kendinden geçmeyi ifade eder.

batın / bâtın

  • Bütün varlıkların iç yüzünü ve özellikle canlıların içlerini mükemmel bir fabrikanın harika makineleri gibi yaratan ve işleten Allah.

bayin / bâyin

  • Aralayıcı, ayıran, ayırıcı özellik.

bedayi'

  • Harika özellikler.

bedeviyet-i sırf

  • Bütün yönleriyle bedevîlik ve köylülük, medenî olmama özelliği.

beka-i vücud / bekâ-i vücud

  • Varlık özelliğinin sürekli olması.

beşeriyyet

  • İnsanlık.
  • İnsanın yaratılış özellikleri.

bil-hassa

  • Hususi olarak, mahsus, özellikle.

bilhasa

  • Özellikle.

bilhassa / bilhâssa / بالخاصه / بِالْخَاصَّه

  • Özellikle.
  • Özellikle.
  • Özellikle, hele hele. (Arapça)
  • Özellikle.

burc

  • Kale, yüksek bina.
  • Herhangi bir şekli gösteren ve özel ad alan sâbit yıldızlar topluluğu, galaksi.
  • Güneşin girip çıktığı on-iki burçtan her biri: Yengeç, kova, akrep.

burjuvalar taifesi

  • Şehirlerde yaşayan, özel imtiyazlardan yararlanan zengin grup.

camiiyet-i harikulade / câmiiyet-i hârikulâde

  • Olağanüstü câmiiyet, mânâ ve özellikçe kapsamlılık.

camiü'l-esma ve'l-kur'an / câmiü'l-esmâ ve'l-kur'ân

  • Allah'ın isimlerini ve Kur'ân'ın özelliklerini üzerinde toplayan.

cani sıfat / câni sıfat

  • Çok kötü ve zararlı özellik.

çar-erkan-ı cuvani / çar-erkân-ı cuvanî

  • Padişahın özel hizmetlerinde bulunan ve Enderun'un azamlarından olan dört kişi hakkında kullanılan bir tabirdir.

cazibe-i umumiye-i kainat / cazibe-i umumiye-i kâinat

  • Kainatın her yerinde olan genel çekim özelliği.

cem-i kutbiyet ve ferdiyet ve gavsiyet

  • Manevî âlemlerde en yüksek seviyeler olan kutupluk, gavslık ve ferdiyet özelliklerini üzerinde toplama; bu makamlara sahip olan Şeyh Abdülkadir-i Geylânî hazretleri.

cennet-i hususiye

  • Özel cennet.

cevami-ül-kelim / cevâmi-ül-kelîm

  • Az kelime (söz) ile çok şey anlatma özelliği.

cihaz-ı mahsus

  • Özel duyu veya organ.

cild-i mahsus

  • Özel cilt, deri.

cilve-i hassa ve mümtaze / cilve-i hâssa ve mümtaze

  • Çok özel ve seçkin yansıma, görüntü.

cism-i has

  • Özel cisim, özel bünye, beden.

cüz' / جُزْؤْ

  • Kurânın özel bölünmüş yirmi sahîfesi.

cüz-ün layetecezza / cüz-ün lâyetecezzâ

  • Maddenin yapı özelliğini taşıyan en küçük parçası, atom, zerre.

daire-i harim / daire-i harîm

  • Hususî, özel daire.

desatir-i mahsusa / desâtir-i mahsusa

  • Özel kurallar.

devam-ı kemalat / devam-ı kemâlât

  • Mükemmel özelliklerin devamı.

diyar-ı irfan / diyâr-ı irfan

  • İrfan ülkesi; uçsuz bucaksız bir beldeyi andıran Allah'ı tanıma, İlâhî hakikatlere ulaşma özelliği.

diyet

  • Tar: Almanya'yı meydana getiren devletlerin özel parlamentolarına verilen isim.

efrad-ı mahsus

  • Özel ve seçilmiş fertler, kişiler.

efrad-ı mahsusa

  • Özel fertler.

ehass

  • En has, en özel.
  • En bayağı.

ehass-ı emel

  • Arzu ve emellerin en özeli.

ehass-ı maksat

  • En özel maksat.

ehl-i fazilet

  • Güzel huylu, üstün özelliklere sahip kişiler.

elsine-i mahsusa

  • Özel lisânlar; kendilerine ait özel diller.

emani-i mahsusa

  • Hususi arzular, özel maksatlar.

emr-i has / emr-i hâs

  • Özel emir.
  • Hususi emir. Belli bir şahsa verilen emir. Özel ve belli bir iş.

emr-i hususi / emr-i hususî

  • Özel emir.

enva-ı i'caz-ı kur'an / envâ-ı i'câz-ı kur'ân

  • Kur'ân'ın çeşitli mu'cizelik özellikleri.

errahmanirrahim / errahmânirrahîm

  • Bütün varlıklara genel olarak ve her bir varlığa özel olarak rahmet tecellîleri olan Allah.

eser-i inayet ve rahmet / eser-i inâyet ve rahmet

  • Allah'ın özel yardımının ve rahmetinin eseri, sonucu.

eser-i inayet-i rabbaniye / eser-i inâyet-i rabbâniye

  • Allah'ın özel yardım eseri, belirtisi.

esma-i zatiye / esmâ-i zâtiye

  • Cenâb-ı Hakka ait zâtî, özel isimler.

etnoloji

  • yun. Kavimleri, ayrı dil ve ırktan toplumların hayat ve özelliklerini inceleyen ilim. Önce hristiyan misyonerleri dinlerini yaymak için kavimlerin özelliklerini öğrenme ihtiyacını duymuşlar ve onların zayıf damarlarından faydalanmayı düşünmüşlerdir. 19.yy.dan itibaren ilmî gaye ile araştırmalar yapı

evamir-i hassa / evâmir-i hassa

  • Özel emirler.

evkat-ı mahsusa

  • Özel vakitler.

evrad-ı mahsusa

  • Özel virdler, zikirler.

evsaf / evsâf / اوصاف

  • Vasıflar, özellikler.
  • Vasıflar, özellikler.
  • Vasıflar, özellikler.
  • Vasıflar, özellikler. (Arapça)

evsaf-ı aliye / evsâf-ı âliye

  • Yüce vasıflar, özellikler.

evsaf-ı hakikiye / evsâf-ı hakikiye

  • Gerçek özellikler.

evsaf-ı islamiye / evsâf-ı islâmiye

  • İslâmî özellikler.

evsaf-ı mebhuse

  • Sözü edilen, bahsi geçen vasıflar, nitelik ve özellikler.

evsaf-ı muhammediye / evsâf-ı muhammediye

  • Peygamber Efendimizin (a.s.m.) vasıfları, özellikleri.

evsaf-ı mümtaze / evsâf-ı mümtaze

  • Seçkin ve üstün özellikler.

evsaf-ı nebeviye / evsâf-ı nebeviye

  • Peygamber Efendimizin (a.s.m.) vasıfları, özellikleri.

evsaf-ı sahabe / evsâf-ı sahabe

  • Hz. Peygamberi (a.s.m.) görüp onun yolundan giden Müslümanların özellikleri.

eyyam-ı mahsusa

  • Özel günler.

ezvak-ı mahsusa / ezvâk-ı mahsusa

  • Kendisine has, özel zevkler.

fakr-ı beşeri / fakr-ı beşerî

  • İnsandaki fakirlik, her şeye muhtaç olma özelliği.

farika / fârika

  • Ayırıcı özellik; birbirine benzememe özelliği.
  • Ayırıcı özellik.

farikalı / fârikalı

  • Diğer şeylerden farklı özelliği olan.

fazilet-meab / fazîlet-meâb

  • Faziletli, üstün özelliklere sahip.

faziletmeab / faziletmeâb

  • Çok faziletli, erdemli, üstün özelliklere sahip.

fena tabiatlı

  • Kötü özellikleri bulunan, mizac ve karakteri kötü olan.

ferd-i fevkalade / ferd-i fevkalâde

  • Olağanüstü özelliklere sahip kişi.

fesad-ı ümmet / fesâd-ı ümmet

  • Ümmetin fesada girmesi, bozulup iyi özelliklerini kaybetmesi.

fetiş

  • Sahibine uğur getirdiğine ve tabiatüstü özellikler taşıdığına inanılan nesne veya hayvan.

fezail / fezâil

  • Faziletler, üstün özellikler.
  • Faziletler, meziyetler, üstün özellikler.

fihriste

  • Ana özelliklerin sıralandığı liste, içerik.

fikr-i infirad / fikr-i infirâd

  • Bir çok özelliği tek bir kişi üzerine yükleme düşüncesi.

forma

  • Özel işaretli giysi.

gafurü'r-rahim / gafûrü'r-rahîm

  • Kullarının günahlarını çok bağışlayan ve kullarına özel rahmet, merhamet ve şefkat gösteren Allah.

gazel

  • Tek kişinin özel bir ahenkle okuduğu manzume. (Aşk ve nefis gibi hislere ait olup, anlamı dine aykırı olursa ve kadın sesi ile câiz değildir.)
  • Edb: Klâsik şark şiirlerinin en çok kullanılan ve (5-15) beyitlik şekil.
  • Sonbaharda ağaç üzerinde kuruyan yapraklar.
  • Ceylân.<

hablü'l-metin-i milliyet / hablü'l-metîn-i milliyet

  • Kopmaz bir bağ ile insanları birbirine bağlayan milliyet, millî özellikler.

hafiz-ı hakiki / hafîz-ı hakikî

  • Her şeyin gerçek koruyucusu olan ve her şeyi bütün özellikleriyle kaydedip muhafaza eden Allah.

hakikat-i cismaniye

  • Gerçek cisim özelliği.

hakikat-i nev'iye

  • Türün temel özelliği, hakikati.

hakim-i rahim / hakîm-i rahîm

  • Herşeyi hikmetle yapan her bir varlığa özel şefkat ve merhameti olan Allah.

halık-ı hakim-i rahim / hâlık-ı hakîm-i rahîm

  • Her şeyin yaratıcısı olan, her şeyi hikmetle yaratan ve herbir şeye özel rahmet ve merhamet tecellîsi olan Allah.

hallakıyet-i umumiye / hallâkıyet-i umumîye

  • Bütün varlıklar âleminde gözlemlenen Allah'ın yaratıcılık özelliği.

haremgah-ı ilahi / haremgâh-ı ilâhî

  • Cenâb-ı Hakkın mübarek kıldığı ve özel kimselerden başkasına açmadığı kutsal mekân.

has / hâs / خاص

  • Özel, çok yakın.
  • Özel.
  • Özgü, has. (Arapça)
  • Saf. (Arapça)
  • Özel. (Arapça)

has daire

  • Özel daire.

has kardeş

  • Özel kardeş; Üstadın çok değer verdiği, ilk saftaki talebelerinden biri.

has kardeşler

  • Özel kardeşler; Üstadın çok değer verdiği, ilk sıradaki talebeler.

has şakirtler

  • Özel talebeler; Üstadın çok değer verdiği, ilk sıradaki talebeler.

has varis / has vâris

  • Özel mirasçılar; Hz. Muhammed'in (a.s.m.) açtığı yolda ön sırada ilerleyenler.

hasail-i gàliye / hasâil-i gàliye

  • Yüksek ve üstün hasletler, özellikler.

hasais / hasâis / خصائص

  • Hususiyetler, özellikler.
  • Nitelikler, özellikler. (Arapça)

hasiyat-ı maddiye / hâsiyât-ı maddiye

  • Maddî özellikler.

hasiyet / hâsiyet / خَاصِيَتْ

  • Özellik, hususiyet.
  • Özellik, özel fayda.
  • Bir şeye mahsûs hâl ve fayda, özellik.

hasiyet-i akl

  • Akıl özelliği.

hasiyet-i isabet / hâsiyet-i isabet / hâsiyet-i isâbet / خَاصِيَتِ اِصَابَتْ

  • Göz değmesi özelliği.
  • (Nazar) değme özelliği.

hasiyet-i mümtaziye / hâsiyet-i mümtaziye

  • Seçkinlik özelliği.

hasiyetli / hâsiyetli

  • Üstün özellikli.

haslet-i islamiye / haslet-i islâmiye

  • İslâmiyetten gelen haslet, özellik.

haslet-i memduha / haslet-i memdûha

  • Övülmüş ve methedilmiş özellik.

haslet-i muhammediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) hasleti, özelliği.

hasr-ı örfi / hasr-ı örfî

  • Örfen bir şeye ait kılma; örfe göre "el" takısı bazı cins isimleri özel isim derecesine yükseltir. Meselâ, "el-Kitap" sözüyle Kur'ân'ın kastedilmesi gibi.

hass / hâss

  • Özel; bir ferde delâlet eden söz.
  • Özel.

hassa / hâssa / خاصه / خَاصَّه

  • Özellik, duygu.
  • Temel özellik.
  • Özellik. (Arapça)
  • Özellik, hususiyet.

hassa-i cazibedar / hâssa-i cazibedar

  • Cazibeli, çekici özellik.

hassa-i farika / hassa-i fârika

  • Ayırıcı özellik. Vasf-ı fârık. Bir şeyi diğerinden ayıran hususiyet.
  • Farklı kılan özellik, başkalarından farklı olduğunu gösteren nitelik.

hassa-i lazime-i zaruriye / hassa-i lâzime-i zaruriye

  • Bir şeyde bulunması mutlaka gerekli olan özellik, nitelik.

hassa-i mümeyyize

  • Ayırıcı vasıf, belirgin özellik.

hassa-i mümtaz

  • Seçkin özellik.

hassa-i münhasıra / hâssa-i münhasıra

  • Bir şeyde bulunan ve sadece ona mahsus olan özellik.

hassa-i sohbet

  • Sohbetin kendisine mahsus özelliği; Peygamber (a.s.m.) sohbetinden gelen tesir.

hassaten / hâssaten

  • Özellikle.
  • Özellikle.

hāssaten / خَاصَّةً

  • Özellikle.

hasse-i zatiye / hâsse-i zâtiye

  • Bir şeyin zâtına, kendine ait temel özellik.

hasseten / hâsseten / خاصة

  • Hususi olarak, özellikle. Yalnız, ayrıca.
  • Özellikle, hele hele. (Arapça)

hatem-i mahsus / hâtem-i mahsus

  • Özel damga.

havass-ı mümeyyize / havâss-ı mümeyyize

  • Birşeyi diğerinden ayıran temel özellikler.

havass-ı selase / havass-ı selâse

  • Üç hassa, üç özellik.

hayat-ı hususiyye

  • Hususi hayat, özel hayat. Şahsa ait hayat.

hayız

  • Kadınlarda her ayın belirli günlerinde kanama ile kendini gösteren özel bir hâl, âdet hâli, hayz.

hayvan-ı natık / hayvan-ı nâtık

  • "Konuşan canlı" olma özelliği.

hazine-i hassa

  • Özel hazine.

hazine-i hassa-i ilahiye / hazine-i hassa-i ilâhiye

  • Allah'ın özel hazinesi.

hazine-i hassa-i kur'an / hazine-i hâssa-i kur'ân

  • Kur'ân'a ait olan özel hazine.

hazine-i hassa-i maneviye / hazine-i hassa-i mâneviye

  • Özel mânevî hazine.

hazine-i hassa-i rahmet nazırı / hazine-i hassa-i rahmet nâzırı

  • İlahi rahmetin çok özel hazinelerinin gözlemcisi.

hendese

  • Geo: şekil bilgisi.
  • Mat: Çizgi, yüzey ve hacim olarak bu üç şeklin özelliklerini ve ölçülerini inceleyen matematik kolu.

heterojen

  • yun. Kim: Cinsi ayrı olan. Türlü özellikteki taneciklerden yapılan maddelerdir.

hey'at / hey'ât

  • Birşeyin hâl ve keyfiyetleri, yani birşeyin durum, vaziyet, özellik, nitelik, kalite, şekil gibi bütüncül olarak genel yapısı.

hicaz demiryolu

  • Şam'dan Hayfa'ya kadar uzanan demiryolu. Yapımına 1900'de başlanan bu demiryolunun uzunluğu 1465 km, genişliği ise 1050 m. idi. Başlıca özelliği tamamıyla İslâm dünyasının yardımı ile yapılmış olmasıdır. II.Abdülhamid zamanında yapılan bu demiryolu 1908 yılında tamamlanmıştır.

hikmet-i tahsis

  • Ait kılınmasının, özellikle seçilmesinin hikmeti, gayesi.

hilye / حليه

  • Süs. (Arapça)
  • Güzel yüz. (Arapça)
  • Güzel özellikler. (Arapça)

hınas

  • (Tekili: Hünsâ) Kendisinde hem erkeklik ve hem de dişilik özelliği taşıyanlar.

hişt

  • Eskiden kullanılan, kısa el mızrağına benzer bir savaş âleti. Daha ziyade Osmanlı ordularında bulunan bu silâh, özellikle hassa birliklerine verilirdi.

hitap çiçeği

  • İnsanın Allah'ın hitabına muhatap olabilme özelliği.

hizb-i mahsus

  • Kur'ân'dan seçilen özel bölümlerin bir araya getirilmiş hâli.

hizb-i mahsus-u kur'ani / hizb-i mahsus-u kur'ânî

  • Kur'ân'dan seçilen özel bölümlerin bir araya getirilmiş hâli.

homogen

  • Bütün elemanları aynı yapıda veya aynı keyfiyette olan. (Fransızca)
  • Kim: Aynı cinsten olan. Çeşitli elementlerin birleşmesiyle meydana gelmelerine rağmen, bütün kütlelerinde aynı özellikleri gösteren maddelerdir. (Fransızca)

huluk / hulûk

  • Ahlâklar, ahlakî özellikler.

hürmet-i mahsus

  • Özel saygı ve hürmet.

huruf-u mukattaa / hurûf-u mukattaa

  • Bazı sûrelerin başlarında bulunan ve birer İlâhî şifre özelliğini taşıyan Arapça hece harfleri.

hüsn-ü haslet

  • Güzel özellik, huy.

hüsn-ü zati / hüsn-ü zâtî

  • Güzelliğin, bu sıfatı taşıyan varlıkta ayrılmaz bir özellik olması.

husus / husûs

  • İş, konu, özellik.

hususan / husûsan / خُصُوصًا

  • Bilhassa, özellikle.
  • Hususca, özellikle.
  • Özellikle.
  • Özellikle.

hususat

  • Özellikler, durumlar.

hususen

  • Özellikle.
  • Özellikle.

hususi / hususî / خصوصى

  • Özel.
  • Özel.
  • Özel. (Arapça)

hususi alem / hususî âlem

  • Şahsa ait, özel âlem, özel dünya.

hususiyat / hususiyât

  • Hususî özellikler, nitelikler.

hususiyat-ı mütenevvia / hususiyât-ı mütenevvia

  • Çeşitli özel nitelikler.

hususiyet / husûsiyet / خصوصيت / خُصُوصِيَتْ

  • Özellik.
  • Özellik.
  • Özellik. (Arapça)
  • Özellik.

hususiyetle / husûsiyetle

  • Özellikle, hele hele. (Arapça - Türkçe)

hususiyle / husûsiyle

  • Özellikle.
  • Özellikle, hele hele. (Arapça - Türkçe)

hususuyla

  • Özelliğiyle.

huy

  • İnsandaki yerleşmiş özellik.

i'caz-ı kur'ani / i'câz-ı kur'ânî

  • Kur'ân'ın mu'cize olan özellikleri; Kur'ân'ın bir benzerini yapma konusunda başkalarını âciz bırakan olağanüstü özellikleri.

icad vermek

  • Yaratma özelliğini vermek.

icadsız

  • Yaratma özelliği olmayan.

ihsan-ı mahsus

  • Özel iyilik ve bağış.

ihsanat-ı hususiye / ihsânât-ı hususiye

  • Özel hediye ve ikramlar.

ihsanat-ı hususiye-i rabbaniye / ihsanat-ı hususiye-i rabbâniye

  • Allah'ın terbiye ve idaresinin özel yardım ve bağışları.

ihsanat-ı mahsusa / ihsânât-ı mahsusa

  • Özel ihsanlar, yardımlar, bağışlar.

ihtisas

  • Özellik kazanma, uzmanlaşma.

illa / illâ

  • İlle, ne olursa olsun, özellikle.

iltifat-ı hassa / iltifât-ı hâssa

  • Özel iltifat.

iltifat-ı rabbaniye

  • Allah'ın iltifatı ve özel ihsanı.

iltifat-ı şahane / iltifât-ı şâhâne

  • Yüksek iltifât, padişahın lütufla yaptığı özel muamele.

imdad-ı hususi / imdad-ı hususî

  • Özel yardım.

imdadat-ı hassa-i rahmaniye / imdâdât-ı hassa-i rahmâniye

  • Yarattıklarını esirgeyip koruyan, şefkat eden ve rızıklandıran Allah'ın özel yardımları.

imdadat-ı hususiye / imdâdât-ı hususiye

  • Özel yardımlar.

imkan-ı zati / imkân-ı zâtî

  • Bir özelliğin bir şeyin bizzat kendisinde olma ihtimali, yani hiçbir yaratıkta ilâhlık ihtimali yoktur.

imtiyaz

  • Ayrıcalık, ayırd edici özellik.

inayat-ı hassa / inâyât-ı hâssa

  • Özel yardımlar.

inayat-ı ilahiye / inâyât-ı ilâhiye

  • Allah'ın özel yardımları.

inayat-ı rabbaniye / inâyât-ı rabbâniye

  • Bütün varlıkları terbiye eden ve idaresi ve tasarrufu altında bulunduran Allah'ın özel yardımları.

inayet / inâyet

  • Bütün yararların, hikmetlerin ve faydaların kaynağı olan düzenlilik.
  • Allah'ın özel yardımı, şefkatle ilgilenmesi.

inayet ve hıfz-ı ilahi / inayet ve hıfz-ı ilâhî

  • Allah'ın özel yardımı ve koruması.

inayet ve rahmet-i ilahi / inayet ve rahmet-i ilâhi

  • Allah'ın özel rahmeti, şefkat ve merhameti, lütuf ve yardımı.

inayet ve tevfik-i ilahiye / inayet ve tevfik-i ilâhiye

  • Allah'ın özel yardımı ve başarıya ulaştırması.

inayet-i hassa / inâyet-i hâssa

  • Özel yardım.

inayet-i hususiye / inâyet-i hususiye

  • Özel yardım.

inayet-i rabbani / inâyet-i rabbânî

  • Allah'ın inâyeti, özel yardımı.

inayet-i rahmaniye / inayet-i rahmâniye

  • Kullarına karşı çok merhametli olan ve rahmet eserleri bütün varlık âlemini kuşatan Allah'ın özel yardımı.

infirad eden

  • Benzeri bulunmayan, özellikleriyle tek ve ender olan.

intibak

  • Uyma, uygun hale gelme. Edebiyatta iki zıd şeyin ortak özelliğini bulup birleştirme.

intizam-ı kasdi / intizam-ı kasdî

  • Özellikle ve kasden yapılmış bir düzen.

irade-i hassa

  • Özel irade, Allah'ın özel iradesi.

iradesiz

  • Tercih ve dileme özelliği olmayan.

ırk

  • Ayrı soyda olan, ayrı dilde konuşan değişik kültüre sâhip, şeklî özellikleri bulunan insan topluluğu, millet.

işaret-i hassa / işaret-i hâssa

  • Özel işaret.

işaret-i inayet / işaret-i inâyet

  • Allah'ın özel yardımının işareti, göstergesi.

ism-i batın / ism-i bâtın

  • Allah'ın, bütün varlıkların iç yüzünü ve özellikle canlıların içlerini mükemmel bir fabrikanın harika makineleri gibi yaratıp işlettiğini gösteren ismi.

ism-i hafiz / ism-i hafîz

  • Herşeyi koruyan, bütün özellikleriyle kaydedip muhafaza eden anlamına gelen Allah'ın bir ismi.

ism-i has / ism-i hâs

  • Özel isim.

istidad-ı habis

  • Kötü yetenekli, ruhsal özelliği bozuk.

istidad-ı hususi / istidad-ı hususî

  • Özel yetenek.

istidad-ı insani / istidad-ı insanî

  • İnsanın yaratılışında var olan bütün özellikleri, konuşma, sevme gibi.

istidad-ı seyyie

  • Kötü bir özellik, yapı.

istidrac

  • İnkârcı veya günahkâr kimselere Cenâb-ı Hakkın verdiği olağanüstü özellikler.

istidraç

  • İnkârcı veya günahkâr kimselere Cenâb-ı Hakkın verdiği olağanüstü özellikler.

iştiha-yı hakiki / iştihâ-yı hakikî

  • Gerçek iştah özelliği.

ıstılah / ıstılâh

  • Kelimeye yüklenen özel anlam.

istimrar-ı ahlak / istimrar-ı ahlâk

  • Ahlakî özelliklerin aksamadan varlığını sürdürmesi.

istisna' / istisnâ'

  • Ismarlama. Bir san'at sâhibinden belirli bir işin, belirli özelliklerde yapılmasını istemek. Meselâ bir terzi ile kumaşı ve benzeri malzemeleri ondan olmak üzere bir kat elbise dikmesi için sözleşme yapmak.

itibar / itibâr

  • Özellik; bakımdan.

itibarıyle

  • Özelliğiyle.

itibarla

  • Özellikle.

itina

  • Bir işi yaparken gösterilen özel dikkat.

kader

  • Cenab-ı Hakk'ın kâinatta mevcut her şeyin bütün özelliklerini ezelden bilip takdir etmesidir.

kaffe-i ahval / kâffe-i ahvâl

  • Bütün hâller, durumlar ve özellikler.

kaidelik

  • Kural olma özelliği.

kalem-i mahsus

  • Özel kalem.

kalib-i kalb / kalîb-i kalb

  • Kalp kuyusu; kuyu gibi derinliği olan his ve özellikler.

kanun-u mahsus

  • Özel kanun.

karakter

  • Temel özellik.

kasd-ı mahsus

  • Gizli ve özel maksat.

kasid / kâsid

  • Rağbet görmeyen ürün ve özellik.

kat-ı sıla-i rahim

  • Hısım-akrabayı ve özellikle anne-babayı terk etme, bağlantıyı kesme.

katib-i hususi / kâtib-i hususî

  • Büyük bir kimsenin kullandığı özel kâtip, hususi kâtib.

kavanin-i mahsusa / kavânîn-i mahsusa

  • Özel kanunlar.

kayd-ı haysiyet

  • Mahiyet ve özellik, nitelik.

kehribar

  • Çekme özelliği olan bir madde.

kelam-ı mahsus / kelâm-ı mahsus

  • Özel bir söz, ifade.

kemal-i evsaf / kemâl-i evsâf

  • Vasıf ve özelliklerin mükemmelliği.

kemal-i sıfat / kemâl-i sıfât

  • Vasıf ve özelliklerdeki mükemmellik.

kemal-i şuun / kemâl-i şuûn

  • Zâtî niteliklerin mükemmelliği; yaratıcılık ve rızık vericilik gibi Cenâb-ı Hakkın Zâtında bulunan kutsal özelliklerin mükemmelliği.

kemalat-ı ahlakiye / kemâlât-ı ahlâkiye

  • Ahlâkî mükemmellikler, üstün özellikler.

kemalat-ı ahmediye / kemâlât-ı ahmediye

  • Peygamberimiz Hz. Muhammed'in üstün özellikleri, mükemmellikleri.

kemalat-ı fevkalade / kemâlât-ı fevkalâde

  • Olağanüstü, mükemmel özellikler.

kemalat-ı harika / kemâlât-ı harika

  • Olağanüstü üstün ve mükemmel özellikler.

kemalat-ı insaniye / kemâlât-ı insaniye

  • İnsana ait mükemmel ve benzersiz özellikler.

kesb-i külliyet

  • Kapsamlılık, genellik özelliği kazanma.

kesret mertebesi

  • Çokluk özelliğinin geçerli olduğu derece.

keyfiyat / keyfiyât

  • Durumlar, özellikler.
  • Özellikler, nitelikler, durumlar.

keyfiyet

  • Nitelik, özellik, durum.

keyfiyet-i hilkat

  • Yaratılışın niteliği, yaratılış özelliği.

keyfiyet-i muamele

  • Davranış ve tavırların niceliği, temel özelliği.

keyfiyetçe

  • Özellik, nitelik açısından.

keyfiyeten

  • Nitelik ve özellik bakımından.

kinin

  • Ateşli hastalıkların ve özellikle sıtmanın tedavisinde kullanılan bir tür bitki.

kisve

  • Elbise, özel kıyafet, kisbet.

kisvet

  • Elbise.
  • Özel kıyâfet.
  • Yağlı güreş yapan pehlivanların giydikleri, meşinden ve dar paçalı olan pantolon. Kisbet.

kıymet-i natıkıyet / kıymet-i nâtıkıyet

  • Konuşma ve düşünme özelliğinin taşıdığı değer.

kıymet-i ruhiyece

  • Ruhsal özelliklerin değeri, zenginliği açısından.

komando

  • (Portekizce) Ask: Müstakil olarak çalışan ve baskın, sabotaj v.b. gibi özel vazifeler yapan, az sayıda askerlerden kurulu birlik, çete.

komisyon

  • Özel bir maksad için kurulan heyet.

kroki

  • Bir konu veya nesnenin başlıca özelliklerini yansıtacak biçimde hazırlanmış taslağı.

kuddus / kuddûs

  • Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Azamet ve celâline, büyüklüğüne lâyık olmayan, noksanlık ve eksiklik getiren şeylerden, his organlarının anladığı, hayâl gücünün hayâl ettiği, hâtıra gelen ve düşünülebilen her türlü vasıftan ve özellikten münezzeh, pâk ve temiz olan.

kulunç

  • Özellikle omuzlarda olan şiddetli ağrı.

künye

  • Bir kimsenin adı, soyadı, ülkesi, doğumu, mesleği gibi özelliklerini gösteren kayıt.

kürtaj

  • Dölyatağı (rahim) veya kemik apsesi boşlukları içinde bulunan yabancı cisim veya hasta organları özel bir âletle çıkarıp almak işlemi. Rahmin temizlenmesi ameliyesi.

kütüb-ü imaniye ve islamiye / kütüb-ü imaniye ve islâmiye

  • İman hakikatlerini ve İslâmın temel özelliklerini anlatan kitaplar.

kuvveden fiile çıkma

  • Potansiyel özellikleri dışa yansıtma, uygulama.

kuyud ve hey'at / kuyud ve hey'ât

  • Bir sözün bütününü meydana getiren harf, kelime gibi parçalarıyla bunların sarf ve nahiv (dilbilgisi) yönünden özellikleri; meselâ, erkeklik-dişilik, belirlilik-belirsizlik, isim-sıfat gibi.

kuyudat / kuyûdât

  • Kayıtlar; bir sözün bütününü meydana getiren harf, kelime gibi parçalarıyla bunların sarf ve nahiv (dilbilgisi) yönünden özellikleri; meselâ, erkeklik-dişilik, belirlilik-belirsizlik, isim-sıfat gibi.

kuyudat-ı kelam / kuyûdât-ı kelâm

  • Sözün kayıtları; bir sözün bütününü meydana getiren harf, kelime gibi parçalarıyla bunların sarf ve nahiv (dilbilgisi) yönünden özellikleri; meselâ, erkeklik-dişilik, belirlilik-belirsizlik, isim-sıfat gibi.

lahm-ı mahsus / lâhm-ı mahsus

  • Özel et.

lasiyyema / lâsiyyema / lâsiyyemâ / لاسيما

  • Özellikle.
  • Hususan, özellikle.
  • Özellikle. (Arapça)

lazıme-i zaruriye / lâzıme-i zaruriye

  • Varlığı zorunlu ve mutlaka gerekli olan zorunlu ve gerekli özellik.

lazıme-i zaruriye-i naşie-i zatiye / lâzıme-i zâruriye-i nâşie-i zâtiye

  • Bizzat kendi zâtında var olan ve zâtından başka hiçbirşeyden kaynaklanmamış olan, bizzat kendisinde zorunlu olarak bulunan ve ondan ayrılması düşünülemeyen şey; meselâ "Sıcaklık, ateşin bizzat kendisinden kaynaklanan ayrılmaz zorunlu bir özelliğidir." denilebilir.

leff-ü neşr

  • Sarıp bağlama ve çözüp yayma. Birkaç isim yazdıktan sonra onların her birine ait özellik veya görevleri ayrıca sıralama. Bu sıralama isimlerin sırasına uygun sırada olursa "mürettep" adını alır. Olmazsa "müşevveş" adını alır.

letafet-i beyaniye

  • Beyan ilmine ait güzellik ve şirin özellik.

lisan-ı mahsus / lisân-ı mahsus

  • Türün kendine özel dili.

lizatihi / lizâtihî

  • Bizzat kendisi, kendisinin bir özelliği olarak.

lüzum-u zati / lüzum-u zâtî

  • Varlığının zorunlu şartı ve ayrılmaz temel özelliği.

mahiyat-ı eşya / mâhiyât-ı eşya

  • Kâinattaki eşya ve varlıkların mâhiyetleri, temel özellikleri ve asıl yapıları.

mahiyat-ı mücerrede-yi ruhaniye / mahiyât-ı mücerrede-yi ruhaniye

  • Ruhânî soyut mâhiyetler, özellikler.

mahiyat-ı mümkinat / mâhiyât-ı mümkinât

  • Kâinattaki varlıkların mâhiyetleri; varlığıyla yokluğu eşit olan ve varlığı Cenâb-ı Hakkın var etmesine bağlı olan varlıkların temel özellikleri, asıl yapıları.

mahiyat-ı mümkine

  • Mümkin olan mâhiyetler; varlığı da yokluğu da eşit olan varlıkların temel özellikleri.

mahiyet-i ameliye

  • Tatbik ve uygulamanın mahiyeti, özelliği.

mahiyet-i asliye

  • Asıl, gerçek mahiyet, özellik.

mahiyet-i beşeriye

  • İnsanların yapısında bulunan temel özellik.

mahiyet-i beşeriyet

  • İnsanlık mahiyeti, özelliği.

mahiyet-i eşya

  • Varlıkların mahiyeti, temel özelliği.

mahiyet-i hayvaniye

  • Hayvanî mahiyet, özellik.

mahiyet-i insaniye / mâhiyet-i insaniye

  • İnsana ait temel özellik, insanın içyapısı.

mahiyet-i kudsiye

  • Mukaddes mahiyet, özellik.

mahiyet-i mücerrede-i ruhaniye

  • Ruha ait soyut bir özellik.

mahiyet-i muhammediye

  • Hz. Muhammed'e ait temel özellik.

mahiyet-i mukaddese

  • Mukaddes mahiyet, özellik.

mahiyet-i nev'iyesi

  • Türünün niteliği, temel özelliği.

mahiyet-i vahide / mahiyet-i vâhide

  • Tek mahiyet, aynı özellik.

mahiyet-i zatiye / mahiyet-i zâtiye

  • Zâtının niteliği, özelliği.

mahiyetçe

  • Nitelikçe, özellikçe.

mahiyetinde

  • Özelliğinde.

mahremiyet

  • Mahremlik, nikâh düşmeme özelliği.

mahsur

  • Ferde özel, belli bir alanla sınırlanmış.

mahsus

  • Özel.

mahsusat / mahsûsât

  • Hususiyetler, birşeye özel, has özellikler.
  • Hususî şeyler, özellikler.

maiyet-i hassa

  • Özel beraberlik.

maiyet-i mahsusa

  • Özel beraberlik.

makine-i dakika-i bedia-i ilahiye / makine-i dakika-i bedîa-i ilâhiye

  • Benzersiz ve çok ince özelliklerle donanmış İlâhî makine.

maksad-ı mahsus

  • Özel maksat.

malik-i rahim / mâlik-i rahîm

  • Özel şefkat ve merhameti olan ve herşeyin sahibi Allah.

maruzat-ı hususiye / mâruzât-ı hususiye

  • Arz edilen, sunulan özel bir mesele.

matara

  • Kavanoz; özellikle askerlerin kullandığı veya yolculukta kullanılan bir çeşit su kabı.

mazhar-ı ekmel

  • En mükemmel şekilde bir özelliği üzerinde yansıtan.

mecma-ı evsaf-ı masume / mecma-ı evsaf-ı mâsume

  • Mâsum nitelik ve özelliklerin toplandığı yer.

medeniyet-i mahza

  • Tam bir medeniyet; bütün yönleriyle medenîlik özelliğini kazanma.

mehasin-i mücerrede

  • Soyut güzellikler; maddî olmaktan, her türlü sınırlayıcı özelliklerden uzak olan güzellikler.

mekatib-i hususiye / mekâtib-i hususiye

  • Hususi mektebler. Özel okullar.

mekteb-i hususi / mekteb-i hususî

  • Özel okul, hususi mekteb.

mektubi / mektûbî / مكتوبى

  • Valilik özel kalem müdürü. (Arapça)

meleke

  • Zihnin anlama, kavrama, hatırlama gibi özellikleri, tekrar tekrar yapmaktan dolayı kazanılan beceri.

memur-u mahsus

  • Özel memur.

menakıb / menâkıb / مناقب

  • Menkıbeler, övgüye değer özellikler. (Arapça)

merciiyet / mercîiyet

  • Başvurulacak makam olma özelliği, kaynaklık.

meşiet-i rabbaniye / meşiet-i rabbâniye

  • Allah'ın kendisine özel istek, arzu ve muradı.

meskeniyet

  • Barınak özelliği olma.

meşveret-i meşrua

  • İslâmın sınırlarını ve özelliklerini belirlediği istişare ve danışma uygulaması.

metbuiyet

  • Diğer unsurların kendisine tabi olma özelliği.

metn-i hadis

  • Hadisin metni, sözel kısım.

mevki-i mahsusa

  • Özel olarak ayrılmış yer.

mezaya / mezâyâ

  • Meziyetler, üstün özellikler.

mezaya-yı haşmet / mezâyâ-yı haşmet

  • Haşmetli meziyetler, özellikler.

mezheb-i has / mezheb-i hâs

  • Özel mezhep.

meziyat / meziyât

  • Meziyetler, güzel özellikler.

meziyat-ı kelamiye / meziyât-ı kelâmiye

  • Sözün, kelâmın özellikleri, hususiyetleri.

meziyet

  • Üstün özellik.
  • Güzel özellik.

meziyet-i belagat / meziyet-i belâgat

  • Belâgatin üstün özelliği.

meziyet-i belağat / meziyet-i belâğat

  • Belâğatın meziyeti, üstün özelliği.

meziyet-i zatiye / meziyet-i zâtiye

  • Bir şeyin veya bir kişinin bizzat kendisinde bulunan meziyet ve değerli özellik.

meziyyat / meziyyât

  • Meziyetler, üstün nitelikler ve özellikler.

mezuniyet-i hususiye

  • Özel izin.

mihanikiyet

  • Hareket kabiliyeti, mekanik özellik.

misli / mislî

  • Çarşıda, pazarda aynı evsâfta, özellikte benzeri bulunan, fiyatları farklı olmayan mal.

mizac / mizâc

  • Huy, tabîat, bir kimsenin yaratılıştan gelen özelliklerinin hepsi.

mizan-ı mahsus

  • Özel ölçü.

mu'ciz

  • Mu'cize özelliği olan.

mu'ciz-nüma / mu'ciz-nümâ

  • Mu'cize özelliği taşıyan.

mu'ciznüma keramet / mu'ciznümâ keramet

  • Mu'cize özelliklerini taşıyan keramet.

mübaşeret-i hususiye

  • Özel temas, girişim.

mübayenet-i mahiyet

  • Temel yapıdaki farklılık, farklı özelliklere sahip olma.

mücanis

  • Aynı özelliği gösteren, bağdaşık, diğeriyle aynı cinsten olan.

mufarakat-i hususiye

  • Özel ayrılık.

müfarakat-ı hususiye

  • Özel göç, kişisel ayrılıklar.

muhassas

  • Tahsis edilmiş; özel olarak donatılmış.

muhatab-ı has

  • Özel muhatap.

mühürdar / مهردار

  • Özel kalem müdürü. (Farsça)

mukattaat

  • Bazı sûrelerin başlarında bulunan ve birer İlâhî şifre özelliğini taşıyan kesik harfler.

mukattaat-ı huruf / mukattaât-ı huruf

  • Bazı sûrelerin başlarında bulunan ve birer İlâhî şifre özelliğini taşıyan kesik harfler.

münasebat-ı hususiye / münasebât-ı hususiye

  • Özel münasebetler, bağlar.

münasebet-i hassa

  • Özel munasebet.

münhasır

  • Yalnız birinin olan, özel olarak ayrılan.

münhasır kalma

  • Bir özellik ve konumla sınırlı kalma.

münhasıran

  • Hususi olarak, sadece, yalnız olarak, özellikle.
  • Yalnız birine özgü olmak üzere, özel olarak.

musahib / مصاحب

  • Arkadaş, sohbet arkadaşı. (Arapça)
  • Padişahın özel işlerine bakan. (Arapça)

müşekkik

  • Bir cins içindeki ferdlerin hepsinde eşit miktârda bulunmayan sıfat, özellik.

müstahzar

  • Özel bir maksatla hazırlanan.

mutasarrıf-ı rahim / mutasarrıf-ı rahîm

  • Varlıklar üzerinde merhamet ve rahmetinin çok özel tecellîleri bulunan sonsuz tasarruf ve yetki sahibi Allah.

mütevati / mütevâtî

  • Bir cins içinde bulunan ferdlerin hepsinde müsâvî, eşit miktarda bulunan sıfat, husûsiyet, özellik.

muttasıf

  • Sıfatlanan, özellik kazanan.

nakra

  • Hususi dâvet, özel dâvet.

natıkıyet

  • Konuşma ve söz söyleme özelliği.

nev-i cami / nev-i câmi

  • Pek çok özelliği üzerinde barındıran bir tür.

nimet-i hassa

  • Özel nimet.

nükte-i i'caz

  • Mu'cizelik özelliği gösteren nükte, ince mânâ.

nuraniyet / nurâniyet

  • Nur özelliği, parlaklık.

nüve-i imtisal

  • Emre uymayı sağlayan eşyanın mahiyetindeki temel çekirdek, özellik.

ona mahsus

  • Ona özel.

ona münhasır

  • Sadece Ona ait, Ona özel.

rahim-i zülcelal / rahîm-i zülcelâl

  • Kullarına karşı özel rahmeti olan haşmet ve ikram sahibi Allah.

rahim-i zülcemal / rahîm-i zülcemâl

  • Sonsuz güzellik sahibi ve her varlığa özel merhameti olan Allah.

rahman-ı rahim-i zülcelali ve'l-ikram / rahmân-ı rahîm-i zülcelâli ve'l-ikram

  • Kullarına karşı özel rahmeti olan ve rahmetinin eserleri dünya ve âhireti dolduran haşmet ve ikram sahibi Allah.

rahmanü'r-rahim / rahmânü'r-rahîm

  • Bütün varlıklara rahmet ve şefkat gösteren ve herbir varlığa özel rahmet tecellîsi olan Allah.

rahmet-i hassa / rahmet-i hâssa

  • Allah'ın yarattığı varlıklara karşı gösterdiği özel şefkati.

rahmetiyet

  • Rahmet olma özelliği.

rebsa'

  • Müenneslik özelliğindendir.
  • Katı nesne.

reşehat-ı meziyat / reşehât-ı meziyât

  • Meziyetlerin, güzel özelliklerin dışa yansımaları.

resmigeçit

  • Özel günlerde yapılan geçit töreni.

rezalet-i medeniye

  • Modern çağın yol açtığı rezil durum ve özellikler.

rezzak-ı alim-i rahim / rezzâk-ı alîm-i rahîm

  • Sonsuz ilmiyle her şeyi hakkıyla bilen ve rızkını veren ve rahmetinin çok özel tecellîleri olan Allah.

risale-i harika ve camia / risale-i harika ve câmia

  • Harika ve pek çok özelliği üzerinde barındıran risale.

rububiyet-i hassa / rububiyet-i hâssa

  • İlâhî terbiyenin özel yönü.

sahib-i kemal / sahib-i kemâl

  • Üstün özellik ve fazilet sahibi.

sahib-i kemalat / sahib-i kemâlât

  • Üstün özellik ve fazilet sahibi.

sahib-i menba-ı keramat ve hakikat / sahib-i menba-ı kerâmât ve hakikat

  • Allah'ın bir ikramı olarak verilen olağanüstü hal ve özellikler ile gerçeklerin kaynağına sahip olan.

şahs-ı külli / şahs-ı küllî

  • Ferdlerde bulunan bütün özellikleri kendinde toplayan şahıs, ferd, kişi.

şahsiyat

  • Kendini düşünme özelliği.

şahsiyet-i insaniye

  • İnsan şahsiyeti, insan olma özelliği.

sani-i rahim / sâni-i rahîm

  • Özel şefkat ve merhamet tecellîsi olan, herşeyi san'atla yaratan Allah.

şe'ni

  • Özelliği, gereği.

seciye-i fıtri / seciye-i fıtrî

  • Doğal, yaratılıştan gelen özellik, karakter.

seciye-i islamiye / seciye-i islâmiye

  • İslâmın temel özellikleri.

şekl-i mahsus

  • Özel şekil.

semahane / semâhâne / سماع خانه

  • Mevlevî dervişlerinin semâ ettikleri özel mekan. (Arapça - Farsça)

şerriyet

  • Şer özelliği.

şeytan-ı hususi / şeytan-ı hususî

  • Özel şeytan.

şeytan-ı ins ve cinni / şeytan-ı ins ve cinnî

  • Cinlerden ve insanlardan şeytanlık özelliği gösteren kimseler.

seyyale-i latife / seyyâle-i lâtife

  • Akıcı özelliğe sahip nuranî varlık.

sıfat / sıfât / صفات / صفت

  • Özellik, hâl, keyfiyyet. Varlıkta kendi kendine duramayıp başka bir şeye muhtaç olan şey.
  • Özellik.
  • Sıfatlar, özellikler.
  • Özellik, nitelik.
  • Özellikler, vasıflar. (Arapça)
  • Özellik, vasıf. (Arapça)

sıfat-ı abdiyet

  • Kulluk özelliği.

sıfat-ı hasene

  • Güzel özellik.

sıfat-ı hassa / sıfât-ı hassa

  • Şahsa ait özel sıfatlar.

sıfat-ı ilahiye / sıfât-ı ilâhiye

  • Allah'ın sıfatına ait özellik.

sıfat-ı kudsiye / sıfât-ı kudsiye

  • Kutsal vasıflar ve özellikler.

sıfat-ı küfriye

  • Küfre ait özellikler, inkârâ ait nitelikler.

sıfat-ı lazime / sıfât-ı lâzime

  • Gerekli olan özellikler.

sıfat-ı masume / sıfat-ı mâsume

  • Masum nitelik, temiz özellik.

sıfat-ı meşhure / sıfât-ı meşhure

  • Meşhur sıfatlar, özellikler.

sıfat-ı mutlaka-i muhita / sıfât-ı mutlaka-i muhîta

  • Allah'ın yüce Zâtını niteleyen ve bütün kâinatı kuşatan sınırsız ve sonsuz kutsal özellikler.

sıfat-ı rububiyet / sıfât-ı rububiyet

  • Rububiyete dair sıfatlar; her bir varlığa yaratılış gayelerine ulaşması için muhtaç olduğu şeylerin verilmesi, onların terbiye edilip idare edilmesi ve egemenlik altında bulundurulmasına dair İlâhî sıfatlar, özellikler.

sikke-i hassa

  • Özel mühür.

sikke-i mahsusa

  • Özel mühür.

sima-yı istidadiye-i hususiye

  • Bir insanda özel yeteneklerin oluşturduğu yüz.

sırr-ı camiiyet / sırr-ı câmiiyet

  • Pek çok gerçekleri kapsayıcı özellik.

sohbet-i hassa

  • Özel sohbet ve yakınlık.

sohbet-i mahsusa

  • Özel sohbet.

şule-i mahiyet

  • Mahiyete, özelliğe ait parıltı.

şümus-u kur'an / şümus-u kur'ân

  • Kur'ân-ı Kerimin içinde bulunan ve her birisi güneş gibi iman hakikatlerini açıkça gösteren temel özellikleri.

suret-i mahsusa / sûret-i mahsusa

  • Özel bir şekil, görüntü.
  • Hususi, özel şekilde.

şuun

  • Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecellîye sevk eden Zâtına ait kutsal özellikler.

şuun-u mukaddese / şuûn-u mukaddese

  • Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecelliye sevk eden Zâtına ait mukaddes özellikler.

şuun-u münezzehe / şuûn-u münezzehe

  • Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecellîye sevk eden Zâtına ait münezzeh özellikler.

şuun-u zatiye / şuûn-u zâtiye

  • Zâtî nitelikler, özellikler.

şuun-u zatiye-i rabbaniye / şuûn-u zâtiye-i rabbâniye

  • Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecelliye sevk eden Zâtına ait mukaddes özellikler.

şuunat / şuûnât

  • İşler, faaliyetler; Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecellîye sevk eden Zâtına ait mukaddes özellikler.
  • İşler, faaliyetler
  • Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecellîye sevk eden Zâtına ait mukaddes özellikler.

şuunat-ı kesireye malik / şuûnât-ı kesireye mâlik

  • Pek çok halleri, özellikleri, etkinlikleri bulunan; pek çok işi yapabilen.

şuunat-ı kudsiye / şuûnât-ı kudsiye

  • Allah'ın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecelliye sevk eden özellikleri.

şuunat-ı mukaddese / şuûnât-ı mukaddese

  • Allah'ın tertemiz ve noksansız olan işleri, mukaddes özellikleri.

şuunat-ı rububiyet / şuûnât-ı rububiyet

  • İdare ve terbiye edici Rabbimizin zâtına mahsus kutsal özellikler, temel nitelikler.

şuunat-ı sübhaniye / şuûnât-ı sübhâniye

  • Her türlü kusur ve noksandan uzak olan Allah'ın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecelliye sevkeden Zâtına ait kutsal özellikler.

şuunat-ı uluhiyet / şuûnât-ı ulûhiyet

  • İlâhlığın şe'nleri, kutsal özellikleri.

şuunat-ı zatiye / şuûnât-ı zâtiye

  • Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecellîye sevk eden Zâtına ait kutsal özellikler.

tabayi

  • Tabiatlar, temel özellikler.

tabayi-i esasiye / tabâyi-i esasiye

  • Esas unsurların özellikleri.

tabiat / طَب۪يعَتْ

  • Yaradılıştan gelen temel özellik, yaradılış, huy, ilâhî kanunlar.
  • Bir şeyin kendi özelliği.

tabiat-ı arap

  • Arap milletinin kendine özel yapısı, mizacı, karakteri.

tabiat-ı eşya / tabîat-ı eşyâ / طَب۪يعَتِ اَشْيَا

  • Varlıkların özelliği, tabiatı.
  • Her şeyin kendi özelliği.

tabiat-ı hevai

  • Hava gibi görünmez ve lâtif özellikte olan tabiat.

tabiat-ı hevaiye / tabiat-ı hevâiye

  • Hava gibi hafif ve lâtif özellikte olan tabiat.

tabiat-ı masiyet / tabiat-ı mâsiyet

  • Günahın tabiatı, doğası; Allah'a karşı yapılan isyankârlığın ve günahın temel özellikleri, yapısı.

tabiatıyla

  • Yaratılış özelliği olarak.

tabutiyet

  • Tabut olma özelliği.

tahliye

  • Serbest bırakılma.
  • (تحليه) Tezyin; güzel özelliklerle donatmak, süslemek.
  • (تخليه) Tenzih; noksanlardan uzak tutma.

tahsis

  • Hâs kılma, özelleştirme; genel bir mânâ ve hüküm ifade eden bir sözü, belirli bir hükme mahsus kılma, belirli bir mânâda kullanma.
  • Bir şeyi birine mahsus kılma, ona özel yapma.

tahsisen

  • Özel olarak.

taife-i mahsusa

  • Özel topluluk.

tamam-ı mahiyet

  • Mahiyetinin tamamı, bütün özellikleri.

tarifename / târifename

  • Bir şeyin bütün özelliklerini tanıtan yazı.

tavsif

  • Vasıflandırma, özelliklerini anlatma.
  • Niteleme, özelliklerini söyleme.

tavsif edilme

  • Özelliklerin anlatılması.

tavsif edilmez

  • Özellikleri anlatılmakla bitmez.

tavsif etmek

  • Vasıflandırmak, özelliklerini anlatmak.

tavsifat

  • Vasıflandırma, özelliklerini anlatma.

tavsifname / tavsifnâme

  • Özellikleri belirten yazı.

teennuk

  • Varlıklardaki hikmetli, kusursuz ve pürüzsüz yaratılma özelliği.

tefani / tefanî

  • Birbirinde fâni olma; fikren arkadaşının meziyet ve hissiyatı ile yaşama, onun üstün özelliklerini kendisinin gibi kabul edip onunla iftihar etme.

tenkih-ül menat

  • Menatın, yani illetin ayıklanması. Usul-ü Fıkhın kıyas bahsine ait bir ıstılahtır. Kıyasın dört rüknünden biri olan illetin, diğer benzeri hususiyetlerden ayıklanmasıdır. Şöyle ki: Şâri (Allah C.C.) bir hükmü bir sebebe bina eder. Fakat o illetle beraber hükme te'siri olmayan birçok özellikler de bu

terbiye-i mahsusa

  • Özel eğitim ve terbiye verme.

tereccuh bila müreccih muhaldir / tereccuh bilâ müreccih muhaldir

  • Sebepsiz üstünlük olmaz. Yani, bir şeyin başka seçeneklere üstün gelen bir sebebi, bir özelliği bulunmazsa onlardan üstün olması mümkün değildir.

terim

  • Özel anlamlı kelime.

teşahhusat-ı mülkiye

  • Varlıkların maddî yönleriyle belirgin olarak ortaya çıkması, diğer fertlerden ayrılabilir özellikleriyle kendini göstermesi.

teşahhusat-ı vechiye / teşahhusât-ı vechiye

  • Yüze ait belirmeler, insanın simasındaki ayırdedilme özelliği.

tesbihat-ı hususiye

  • Özel tesbihler; Allah'ı, yüce şanına lâyık ifadelerle anma.

tesbihat-ı mahsusa

  • Özel tesbihler, Allah'ı her türlü kusurdan yüce tutarak şanına layık ifadelerle anma.

tesirat-ı hususiye

  • Özel etkileri.

tıbak

  • Uyum, uygunluk. İki zıt olayın ortak özelliğini ifade sanatı.

turra-i samediyet

  • Allah'ın hiçbir şeye muhtaç olmayıp herşeyin Ona muhtaç olması mânâsındaki sıfatını gösteren özel işaret mühür.

ünvan-ı mahsus

  • Özel ifade, bir kişiye özel olarak kullanılan ünvan.

üslub-u müzeyyen / üslûb-u müzeyyen

  • Süslü, parlak üslûp (Bu üslûp teşvik etme ve sakındırma gibi özellikleri ihtiva eder.).

üstadiyet

  • Üstadlık; eğitici ve öğretici olma özelliği.

vahiy

  • İlâhî bilgi Allah'tan peygamberlere gelen özelliği, Allah'ın dilediği şeyleri peygambere bildirmesi.

vasf / وصف

  • Nitelik, özellik.
  • Nitelik, özellik. (Arapça)
  • Övgü. (Arapça)

vasf-ı cari / vasf-ı cârî

  • Mütedavil olan özellik, yürürlükte olan nitelik.

vasfetmek

  • Özelliklerini saymak.

vasfeylemek

  • Nitelemek, özelliğini ifade etmek.

vasfiyet-i asliye

  • Asıl vasıf, temel özellik.

vasıf / وصف

  • Özellik.
  • Özellik.

vassaf / vassâf

  • Özellikleri tanıtan.
  • Herşeyin vasıf ve özelliklerini bilen ve bildiren.

vatan-ı hususiye

  • Özel bir yer, yurt.

vazife-i şahane / vazife-i şâhâne

  • Özel görev.

vaziyet-i mahsusa

  • Özel vaziyet, durum.

vech-i ihtisas

  • Özel mazhariyetin sebebi.

veçh-i ihtisas

  • Hususi ve özel olarak, bizzat yönelme.

veçh-i rahmet ve inayet / veçh-i rahmet ve inâyet

  • Rahmet ve özel yardım yönü.

veraset-i ahmediye

  • Peygamberimizin (a.s.m.) risaleti yani, Allah'ın insanlara elçiliği yönüne varis olma özelliği.

vird-i hususi / vird-i hususî

  • Devamlı yapılan özel zikir.

vücudun vücudu

  • Varlık özelliğinin var oluşu.

yevm-i mahsus

  • Özel gün.

yusufi / yusufî

  • Hz. Yusuf'un özelliklerini taşıyan.

zarure-i naşie / zarure-i nâşie

  • Kendisinde bulunması zorunlu olan, ondan ayrılması mümkün olmayan zorunlu özellik.

zat ve sıfat ve şuun-u ilahiye / zât ve sıfât ve şuûn-u ilâhiye

  • Allah'ın Zât, sıfat ve mukaddes özellikleri.

zat-ı rahman-ı rahim / zât-ı rahmân-ı rahîm

  • Kullarına karşı özel rahmet ve şefkat tecellîleri olan ve rahmetinin eserleri dünya ve âhireti dolduran Zât, Allah.

zati / zâtî

  • (Zâtiyye) Zâta mensub. Kendisine âit, ile alâkalı, hususi. Özel.
  • Zatla ilgili, özel.

zati hassa / zâtî hassa

  • Bir varlığın kendisinde olan ve onsuz olması imkânsız olan özellik.

zatına has / zâtına has

  • Kendisine özel.

zerre-i şeffafe / zerre-i şeffâfe

  • Şeffaf ve saydam zerre, ayna gibi yansıtma özelliği olan küçük maddeler.

zevk-i i'caz / zevk-i i'câz

  • Mu'cizeliğin zevki; mu'cize özelliklerle muhatap olan kişinin aldığı mânevî zevk.

zevk-i mahsus

  • Özel zevk.

zevk-i mahsusa

  • Özel zevk.