LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te organlar ifadesini içeren 58 kelime bulundu...

a'za / a'zâ / اعضا

  • Uzuvlar, organlar, üyeler.
  • Üyeler. (Arapça)
  • Organlar. (Arapça)

a'za-yı dahiliye / a'za-yı dâhiliye

  • İç organlar.

afazi / afazî

  • Tıb: Organlarda bir işleme bozukluğu olmadığı halde, fikri kelime ile anlatamamak hâli. (Fransızca)

ahşa' / ahşâ' / احشاء

  • (Tekili: Haşâ) Vücuttaki bağırsak, ciğer gibi organlar.
  • Mahaller, bölgeler, cihetler.
  • İç organlar. (Arapça)
  • Bölgeler, yöreler. (Arapça)

alat / âlât

  • Âletler, organlar.

ampirizm

  • (Deneyci felsefe) Her çeşit bilginin kaynağının duyu organlarının kullanılması sonucu kazanılan tecrübe olduğunu, duyu organlarının kullanılmadan hiçbir bilginin akılda yer alamıyacağını savunan felsefe. Akılcı felsefe gibi bu felsefenin de aşırı iddiasının yanlışlığını, tenkitçi felsefe ve psikoloj

avret

  • Gizlenmesi gereken, dinen görünmesi haram sayılan organlar.

aytemus / aytemûs

  • (Çoğulu: Atâmıs) Bütün vücut organları yerli yerince ve tam olarak yaratılmış olan.

aza / âzâ

  • Uzuvlar, organlar, üyeler.
  • Uzuvlar, organlar.

aza-i nev'iye ve cinsiye / âzâ-i nev'iye ve cinsiye

  • Aynı tür ve aynı cinsin ortak organları.

aza-yı beden / âzâ-yı beden

  • Vücut organları.

aza-yı esasi / âzâ-yı esasî

  • Temel organlar.

aza-yı esasiye / âzâ-yı esasiye

  • Temel organlar.

aza-yı insani / âzâ-yı insanî

  • İnsanın azaları, organları.

aza-yı saire / âzâ-yı saire

  • Diğer organlar; diğer kısımlar.

batın / bâtın

  • Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). His (duyu) organları ile hissedilemiyen, hayâl gücü ile hayâl edilemiyen, akıl ile anlaşılamayan.
  • Kalb ve rûh, iç âlem, gönül.

cevarih / cevârih

  • Organlar.
  • Organlar.

cihazat / cihâzât

  • Cihazlar, aletler, organlar.

cihazat-ı bedeniye

  • Bedendeki organlar.

cihazat-ı hayvaniye / cihâzât-ı hayvaniye

  • Canlılarda bulunan organlar.

cihazat-ı insaniye / cihâzât-ı insaniye

  • İnsanın cihazları, duyu ve organları.

cimnastik

  • yun. Vücud organlarını alıştırıp kuvvetlendirmek için yapılan idman. Beden terbiyesi.

cirman

  • Organlarla birlikte vücut.

cüsman

  • Organlarla birlikte vücudun tamamı.
  • Her nesnenin cismi ve cesedi.

ecsam-ı uzviye

  • Organik cisimler, organlara ait cisimler.

ecza-yı bedeni / ecza-yı bedenî

  • Bedenin parçaları, organlar.

esasat-ı aza / esasat-ı âzâ

  • Temel organlar.

fenn-i menafiü'l-a'za / fenn-i menâfiü'l-a'zâ

  • Anatomi; insan organlarının fonksiyonlarını araştıran ilim.

fenn-i menafiu'l-aza / fenn-i menâfiu'l-âzâ

  • Organların yararlarını inceleyen fen, anatomi; canlıların yapısını ve bu yapıyı oluşturan organları inceleyen bilim dalı.

fenn-i menafiü'l-aza / fenn-i menâfiü'l-âzâ

  • İnsan organlarının neye yaradığını araştıran ilim.

fihriste-i cihazat / fihriste-i cihâzât

  • Organların indeksi.

fizyoloji

  • Doku ve organların vazifelerini ve bu görevlerin nasıl yapıldığını inceleyen ilim kolu.

galsame

  • Solungaç. Suda yaşıyan hayvanların nefes alma organları.
  • Gırtlak ağzı, hançere.
  • Boğaz deliğinin başlangıcı.

gareyn / gâreyn

  • Ağız ve tenasül organları.

gayb

  • Hazır olmama, gizli kalma. Hazır olmayan gizli kalan, görünmeyen.
  • Âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflerde bildirilmeyen, his organları, tecrübe ve hesâb ile anlaşılmayan gizli şeyler.
  • Akıl ve his (duyu) organları ile bilinemeyip, ancak peygamberlerin haber vermesi ile bilinen, Allahü teâ

hafıza / hâfıza

  • Hıfz etme (ezberleme) ve hatırda tutma kuvveti. His organları ile duyulmayan fakat duyulanlardan çıkarılan mânâları saklayan mânevî duygu merkezlerinden biri.

havass-ı zahiri / havass-ı zâhirî

  • Dış duyu organları.

hücre

  • Odacık, göz.
  • Dokuların, organların en küçük parçası, hücre.

hünsa / hünsâ / خنثى

  • Erkek ve dişi organları üstünde bulunduran. (Arapça)
  • Nötr. (Arapça)

intifah

  • Şişkinlik. Şişmek. Kabarmak.
  • Vücud organlarından birinin büyümesi.

istitale

  • Uzanmak. Uzantı. Uzayıp gitmek.
  • Birisi üzerine faziletlilik dâvasında bulunmak.
  • Tecvidde: Harf okunduğunda sesin imtidadına, uzamasına denir. Bu harfe müstatıl harfi de denir. Bu sıfat Dad harfine aittir.
  • Tıb: Vücutta bazı organların uzaması.

kuddus / kuddûs

  • Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Azamet ve celâline, büyüklüğüne lâyık olmayan, noksanlık ve eksiklik getiren şeylerden, his organlarının anladığı, hayâl gücünün hayâl ettiği, hâtıra gelen ve düşünülebilen her türlü vasıftan ve özellikten münezzeh, pâk ve temiz olan.

kürtaj

  • Dölyatağı (rahim) veya kemik apsesi boşlukları içinde bulunan yabancı cisim veya hasta organları özel bir âletle çıkarıp almak işlemi. Rahmin temizlenmesi ameliyesi.

ma'kul ilimler / ma'kûl ilimler

  • His organları ile duyularak, akıl ile incelenerek, tecrübe (deney, gözlem) ile ve hesâb edilerek elde edilen ilimler, fen bilgileri.

melahif

  • (Tekili: Milhaf ve Milhafe) Sarınacak veya bürünecek şeyler. Yorganlar.

misma'

  • (Çoğulu: Mesâmi') (Sem'den) Kulak.
  • Hastanın iç organlarını dinlemeğe yarıyan âlet.

mücessime

  • Kur'ân-ı kerîmdeki müteşâbih (mânâsı kapalı) âyetleri, zâhir (görünen)mânâsına göre açıklayıp, Allahü teâlânın el ve yüz gibi organlarının bulunduğunu, dolayısıyla madde ve cisim olduğunu iddiâ ederek doğru yoldan ayrılan bozuk fırka. Bu fırkaya müşe bbihe de denir.

mudga

  • Et parçası; embriyo; döllenmiş hücrenin, bütün organlar oluşuncaya kadar geçirdiği dönem.

müşebbihe

  • Allahü teâlâyı cisim ve varlıklara benzeten, Kur'ân-ı kerîmdeki müteşâbih (mânâsı kapalı) âyetleri görünen lugat mânâsına göre açıklayıp, Allahü teâlânın el ve yüz gibi organlarının olduğunu iddiâ eden bozuk fırka.

mütasarrıfa

  • İnsandaki görünmeyen his organlarının beşincisi; his organları vâsıtası ile elde edilen duyuları ve mânâları karşılaştırıp, yeni mânâlar elde etmeye yarayan kuvvet.

rebih

  • Organları sülpük ve sarkık olan iri insan.

ribhale

  • Azası büyük olan, organları iri olan.

rüya / rüyâ

  • Düş. İnsanın kalbinin ve duyu organlarının dünyâ işleriyle olan meşgûliyetinin kısmen kesildiği, uyku, bayılma ve istiğrak (mânevî coşkunlukla kendinden geçme) gibi hallerde gördüğü şeyler.

sedn

  • Vücut organlarının anormal biçimde gelişmesi.

şeva

  • Kolay.
  • Vücut organları. (El, ayak gibi).
  • Malın kötüsü.

ulum-i akliyye / ulûm-i akliyye

  • Tecribî (deneye bağlı) ilimler. His organları ile duyularak, akıl ile incelenerek tecrübe ve hesab edilerek elde edilen ilimler.

vahime kuvveti / vâhime kuvveti

  • His organları ile anlaşılamayan, fakat duyulanlardan çıkarılabilen mânâları anlayan iç kuvvet.

vücud-u hissi / vücud-u hissî

  • Duyu organları ile kavranabilen varlık.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR