LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te on kelimesini içeren 298 kelime bulundu...

a'şari / a'şarî / a'şârî / اعشاری

  • Ondalığa âit. Öşür hesapları nev'inden. On sayıları. Ondalık.
  • Ondalık. (Arapça)

adem-i mübalat / adem-i mübâlât

  • Önemsememe, aldırış etmeme.

adileştirme / âdileştirme

  • Önemsiz hale getirme, sıradanlaştırma.

akdem / اقدم

  • Önce, önceki. (Arapça)

aleyh

  • Ona, onun üzerine, karşıt, zıt.
  • Onun üzerine.

aleyhdar

  • Onun tersi yönünde, karşı.

ana / âna

  • Ona.

anan / ânân / آنان

  • Onlar. (Farsça)

andan

  • Ondan.

anh / عنه

  • Ondan. (Arapça)

anha / anhâ / آنها / عنها

  • Onlar. (Farsça)
  • Ondan. (Arapça)

anhü

  • Ondan. (İşaret zamiri).

anhüm

  • Onlardan (mânasına işaret zamiri).

anın / ânın

  • Onun.

aşer / عشر

  • On. (Arapça)

aşere / عشره

  • On. On rakamı.
  • On'lar, on sayıları.
  • Onlar. (Arapça)

aşır

  • On âyetten oluşan bölüm.

aşir / âşir / عاشر / aşîr / عشير

  • Onuncu. (Arapça)
  • Onda bir. (Arapça)

aşire / âşire

  • Onuncu. Tâsia'nın altmışta biri.
  • Onda bir.

aşiren / âşiren / عاشرا

  • Onuncu olarak, onuncu derecede.
  • Onuncu olarak.
  • Onuncusu.
  • Onuncusu. (Arapça)

asma / asmâ

  • Ön ayağı beyaz olan dişi koyun.

aşr

  • On sayısı.
  • On. Bir cemâat içerisinde ve daha çok cemâatle kılınan namazlardan sonra Kur'ân-ı kerîmden sesli olarak okunan on âyet veya bu mikdara yakın bir bölüm.

asr-ı salis-i aşr / asr-ı sâlis-i aşr

  • On üçüncü asır.

aşre / عشره

  • On. (Arapça)

atf-ı ehemmiyet

  • Önem gösterme, ehemmiyet verme.

ati

  • Önde. Aşağıda. Sonra. Vâki olan. Gelecek zaman.

ayat-ı mühimme / âyât-ı mühimme

  • Önemli âyetler.

ba'dehu

  • Ondan sonra.

ba'dehum

  • Onlardan sonra.

babilik / bâbîlik

  • On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında İran'da el-Bâb Ali Muhammed isminde bir acem tarafından ortaya çıkarılan bozuk yol. Kendisinin Mehdî olduğunu iddiâ eden, beklenen imâma açılan bir bâb (kapı) olduğunu söyleyen Ali Muhammed'e el-Bab, onun yoluna da Bâbîlik denildi. Daha sonra Behâîlik adıyla de

badehu / bâdehu

  • Ondan sonra.

behra

  • Ondan dolayı, ona binaen, onun için. (Farsça)

beynesselef

  • Öncekilerin arasında.

binaenaleyh / binâenaleyh

  • Ondan dolayı, onun üzerine, şu halde.

bürid

  • Oniki mil.

çar-deh

  • Ondört. (Farsça)

çardeh / çârdeh / چارده

  • Ondört. (Farsça)

çehar-deh / çehâr-deh

  • Ondört. (Farsça)

cephe

  • Ön yüz.

cihazat-ı mühimme

  • Önemli cihazlar.

cihazat-ı tamiriye

  • Onarım ve tamir aletleri.

çocuk taziyesi / çocuk tâziyesi

  • On Yedinci Mektup.

cuma / cumâ

  • Önemli bir namaz.

dahs

  • Ön dişler ile ısırmak.

deh / ده

  • On (10), aşer. (Farsça)
  • On. (Farsça)

deh-sale

  • On yaşında. On yıllık. (Farsça)

dehüm

  • Onuncu. (Farsça)

denizli meyvesi

  • On Birinci Şuâ.

derece-i ehemmiyet

  • Önem derecesi.

derpiş

  • Önde olan, göz önünde bulunan. (Farsça)

devr-i sabık

  • Önceki dönem; Cumhuriyet Halk Partisi idaresi ve iktidar dönemi.

dibace / dibâce

  • Önsöz, başlangıç.

dü-vazdeh

  • Oniki. (Farsça)

dur-endiş

  • Önceden görüp düşünen. Tedbirli. Her şeyin ilerisini evvelden mülâhaza eden. İlerisini düşünen. (Farsça)

düvazdeh / düvâzdeh / دوازده

  • Oniki. (Farsça)

düzine

  • On iki parçadan ibaret takım.

ehadü hüma

  • Onlardan biri. Her ikisinden biri.

ehemmiyet

  • Önem.

ehemmiyet verme

  • Önem verme.

ehemmiyeti haiz / ehemmiyeti hâiz

  • Öneme sahip.

ehemmiyetkarane / ehemmiyetkârâne

  • Önem verircesine.

ehemmiyetle

  • Önemle.

ehemmiyetli

  • Önemli.

ehemmiyetsiz

  • Önemsiz.

ehemmiyetsizlik

  • Önemsizlik.

ehemmiyyet / اهميت

  • Önem. (Arapça)
  • Ehemmiyet atfetmek: Önem vermek, önemsemek. (Arapça)
  • Ehemmiyet kesb eylemek: Önem kazanmak. (Arapça)

ehtem

  • Ön dişi gedik olan.

eimme-i isna aşer / eimme-i isnâ aşer

  • On iki imâm. Silsile-i sâdâttan olup müceddit olan imâmlar hakkındaki bir tâbirdir. Bu zâtlar esasât-ı İslâmiye ve hakaik-i Kur'âniye ve imâniyenin, dini esasların ve şeriatın muhafazasına çalışan, saltanat işlerine karışmayan mânevi riyâset ve ilim sahibi şahsiyetlerdir.

ekulü kema kale / ekulü kemâ kâle

  • Onun söylediği gibi söylerim (meâlinde.)

emam / emâm

  • Ön taraf.
  • Ön taraf.

emr-i mühimme

  • Önemli iş.

esas-ı mühim

  • Önemli esas.

esasat-ı mühimme

  • Önemli esaslar.

esbak / اسبق

  • Önceki, eski.
  • Önceki, daha önceki, eski. (Arapça)

eşhas-ı mühimme

  • Önemli kişiler.

eslaf-ı izam / eslâf-ı izâm

  • Önceden gelmiş olan büyük zâtlar.

esrar-ı mühimme / esrâr-ı mühimme

  • Önemli sırlar.

evleviyet

  • Öncelik.

evleviyet olmayan

  • Öncelikli olmayan; bütün imkân ve ihtimallerin önceliği eşit olan.

evleviyyet / اولویت

  • Öncelik. (Arapça)

evrad-ı mühimme

  • Önemli virdler, zikirler.

evvel

  • Önce.

evvel u ahir / evvel u âhir

  • Önce ve sonra.

evvela / evvelâ

  • Öncelikle, ilk olarak.

evvelden

  • Önceden.

evvelin / evvelîn

  • Öncekiler.

evvelki

  • Önceki.

evvelkisi

  • Öncekisi.

eyzan

  • Önceki gibi.

ez ki

  • Ondandır ki, onun içindir ki.

ez-ost

  • Ondan.

ezel / ازل

  • Öncesizlik, geçmişe doğru sonsuzluk. (Arapça)

ezeli / ezelî

  • Öncesi, başlangıcı olmayan.

ezost

  • Ondan.

fırat

  • Ön Asya'nın en büyük nehridir. Diyadin civarında çıkar, Anadolu'nun doğu taraflarına kadar gelip Mezopotamya'yı dolaştıktan sonra Irak'ta Dicle ile birleşerek Basra Körfezi'ne dökülür.

füru-berde

  • Öne eğilmiş, aşağı eğilmiş. (Farsça)

gasben anh

  • Ona rağmen.

gaybi haber / gaybî haber

  • Önceden bilinmeyenleri bildirme.

gazali / gazalî

  • Onyedinci asırda şiirleri ile tanınan Bursa'lı bir şâirin adıdır.

hadi aşer / hadî aşer

  • Onbirinci.

haiz-i ehemmiyet / hâiz-i ehemmiyet / حائز اهميت

  • Önemli.

hakikat-i mühimme

  • Önemli gerçekler.

hakk-ı takaddüm

  • Öncelik, öne geçme, önde bulunma hakkı.

halife / halîfe

  • Öncekinin yerine geçen, Peygamberimizin vekili.

hareket-i mühimme

  • Önemli hareket.

havass-ı aşere

  • On hasse, on duyu; görme, işitme, dokunma, koklama, tatma, hayal, akıl, vehim, hafıza ve tasarruf etme duyuları.

hejdeh

  • Onsekiz sayısı. (Farsça)

hem-çü

  • Onun gibi. (Farsça)

hetm

  • Ön dişleri kökünden kırmak.

hijdeh / هژده

  • Onsekiz. (Farsça)

hilaf-ı hareket / hilâf-ı hareket

  • Öngörülen harekete aykırılık.

hine

  • Onurlu olma hâli, gururluluk.

hiss-i kablelvuku / hiss-i kablelvukû / حس قبل الوقوع

  • Önsezi.
  • Önsezi. (Farsça - Arapça)

hisset

  • Önemsizlik, değersizlik.

hissikablelvuku / hissikablelvukû

  • Önsezi.

hitamuhu miskün

  • Onun mühürü (sonu) misktir, meâlinde Mutaffifîn Suresi'nin 26. âyetinden bir kısımdır. Onda Cennet nimetlerinden bahsedildiği gibi, bu kelâm tatbikatta sözün, sohbetin sonunu hoş ve güzel sözle bitirmeğe denilir.

hüm

  • Onlar.

hums-i öşr

  • Onda birin beşte biri. Yani, bir şeyin ellide biri.

hüve nüktesi

  • On Üçüncü Sözden bir bölüm.

ibtidaen

  • Önceden, ilk ve başlangıç olarak.

ihbarat-ı gaybiye / ihbârât-ı gaybîye

  • Önceden bilinmeyen ve görünmeyen âlemden haber vermeler.

ihda aşer

  • Onbir.

ihmal / ihmâl / اهمال

  • Önemsememe, savsaklatma. (Arapça)

ihtar-ı mühim

  • Önemli ikaz, uyarı.

ihtifalat-ı mühimme / ihtifâlât-ı mühimme

  • Önemli merasimler.

ihtiyat

  • Önlem alma, tedbirli hareket etme.

ihtiyat etme

  • Önlem alma, tedbirli hareket etme.

ihtiyatkarane / ihtiyatkârâne

  • Önlem alarak, tedbirli hareket ederek.

ihvan-üs-safa / ihvân-üs-safâ

  • On birinci asrın ikinci yarısında Basra'da ortaya çıkan; "İslâmiyete birçok vehimler karışmış, onu bu vehimlerden temizlemek ancak felsefe ile mümkündür. İslâm dînini felsefe vâsıtasıyla saf hâle getirmelidir" diyen sapık ve gizli bir cemiyet, ekol.

ileyh

  • Ona.
  • Ona. (Erkek olan tek kimse için)

ileyha

  • Ona. (Kadın olan tek kimse için)

ileyhim

  • Onlara. (Erkek olan çok kişi için söylenir.)

ileyhima

  • Onlara. (Erkek olan iki kişi için söylenir)

ileyhinne

  • Onlara. (Kadın olan çok kişi için söylenir.)

isna aşer

  • Oniki.

isna'aşer / isnâ'aşer / اثنى عشر

  • Oniki. (Arapça)

isnaaşer / isnâaşer

  • On iki.

isti'naf

  • Önceki cümlelere bağlı olmayıp ilerdeki muhtemel sorulara cevap teşkil etme.

istinca / istincâ

  • Önden ve arkadan necâset çıkınca bu yerleri yıkamak, temizlemek.

kabl / قبل

  • Önce. Evvel. İleride. Evvelki.
  • Önce.
  • Önce. (Arapça)

kadim / kadîm / قَد۪يمْ

  • Öncesiz olan Allah.
  • Önce olan, başlangıcı olmayan.

kadim-i lemyezel / kadîm-i lemyezel / قَدِيمِ لَمْ يَزَلْ

  • Önce olan, başlangıcı ve sonu olmayan (Allah).

kadiyanilik / kâdiyânîlik

  • On dokuzuncu yüzyılda, Hindistan'da Mirzâ Gulâm Ahmed tarafından kurulan bozuk yol. Kurucusunun doğum yeri olan Kâdiyan kasabasına nisbetle bu adla anılmaktadır. İsmine nisbetle, Ahmediyye de denilmektedir.

kaide-i mühimme

  • Önemli kural.

kaside / kasîde

  • Onbeş beyitten aşağı olmamak, bütün beyitlerin ikinci mısraları en başta bulunan mısra ile kafiyeli bulunmak ve daha çok büyükleri övmek üzere yazılan nazım. Koçaklama.

kaziye makusedir / kaziye mâkûsedir

  • Önerme tersdir.

kaziyye

  • Önerme, hüküm.

kenzülarş

  • Önemli bir bir dua.

kesr-i adi / kesr-i âdi

  • Ondalık olmayan kesir. Bayağı kesir. Meselâ: 3/8, 7/20 gibi.

kesr-i aşari / kesr-i âşâri

  • Ondalık kesir. Mahreci (paydası) 10 veya 10'un her hangi bir kuvvetinden ibaret olan kesir. Meselâ: 0,15 - 0,007 gibi.

kıdem

  • Öncelik, öncesizlik.

kıdve / قدوه

  • Önder. (Arapça)

kısm-ı mühim

  • Önemli bir kısım.

kuddam

  • Ön taraf. İleri taraf.

kuddami / kuddamî

  • Ön.

kutub

  • Önder, rehber; yaşadığı dönemin en büyük mürşidi.

kutup

  • Önder, rehber.

la ilahe illa hu / lâ ilâhe illâ hû

  • Ondan başka ilâh yoktur.

la mevcude illa hu / lâ mevcude illâ hû

  • Ondan başka hiçbir varlık yok.

la şerike lehu / lâ şerîke lehu

  • Onun (Allah'ın) ortağı yoktur.

laraybe fih / lâraybe fih

  • Onda hiçbir şüphe yoktur.

lebaçe

  • Önü açık elbise. Hırka. (Farsça)

lehinde

  • Onun faydasına, aleyhinde olmadan. Onun için, iyiliğine. (Türkçe)

lehine

  • Onun faydasına.

lehüm

  • Onlar için. Onlara.

letaif-i aşere / letâif-i aşere

  • On lâtif duygu. On adet lâtifeler.
  • On lâtife veya duygu.

leyali-i aşere / leyâli-i aşere

  • On mübârek gece.

leyali-i aşr / leyâli-i aşr

  • On mübarek gece.

ma-kabl

  • Öndeki. Üstteki. Geçmişteki.

maahu

  • Onunla beraber. Onunla.

makabl / mâkabl / ماقبل

  • Öncesi.
  • Önceki, önü. (Arapça)

makabli / mâkabli

  • Öncesi.

makabliyle / mâkabliyle

  • Öncesiyle.

masiva

  • Ondan gayrısı. (Allah'tan) başka her şey hakkında kullanılan tâbirdir) Dünya ile alâkalı şeyler.

mechulünneseb / mechûlünneseb / مجهول النسب

  • Onun bunun çocuğu. (Arapça)

mekinet / mekînet

  • Onur, vakar, ciddiyet, ağırbaşlılık.

menabi-i aşere / menâbi-i aşere

  • On menba.
  • On kaynak.

meremmet / مرمت

  • Onarım. (Arapça)
  • Meremmet etmek: Onarmak. (Arapça)

mesele-i mühimme

  • Önemli mesele.

meşkul

  • Ön ayaklarıyla arka ayağının birisi bileklerine varana kadar beyaz olan at.

mevaki-i mühimme

  • Önemli mevkiler. Ehemmiyetli yerler.

mia-i isna-aşer / miâ-i isnâ-aşer

  • Oniki parmak bağırsağı.

miktel

  • Onbeş sa' miktarı nesne alır ölçek.

minhüm

  • Onlardan.

mişar / mîşâr

  • Onda bir.

misdak / misdâk

  • Onaylayıcı delil.

muamele-i mühimme

  • Önemli davranış.

mühim / مهم

  • Önemli.
  • Önemli.
  • Önemli.
  • Önemli. (Arapça)

mühimme / مهمه

  • Önemli. (Arapça)

mühimmi

  • Önemlisi.

mühmelane / mühmelâne

  • Önem ve ehemmiyet vermeksizin, başdan savarcasına. (Farsça)

mühr-ü tasdik

  • Onay mührü.

mukaddem / مُقَدَّمْ

  • Önceki.
  • Önce, evvel.

mukaddema / mukaddemâ / مقدما

  • Önce. Evvelce. Eskiden. Bundan evvel.
  • Önceden. (Arapça)

mukaddemat / mukaddemât

  • Önsözler, başlangıçlar.
  • Öncekiler, başlangıçlar.

mukaddemat-ı ihzariye / mukaddemât-ı ihzariye

  • Ön hazırlıklar.

mukaddeme / مقدمه / مُقَدَّمَه

  • Önsöz, başlangıç.
  • Önsöz.
  • Öne alınan, giriş.

mukaddemen

  • Önceden.

mukaddime / مقدمه / مُقَدِّمَه

  • Önsöz.
  • Önsöz, giriş.

musaddıkane

  • Onaylayarak.

mütekaddim

  • Önceden gelen.
  • Önceki.

mütekaddimin / mütekaddimîn

  • Öncekiler.
  • Önce gelenler; kelâm ilminde, İmâm-ı Gazâlî'ye, fıkıh ilminde Şems-ül-Eimme Hulvânî'ye kadar gelen İslâm âlimleri.

mütekeffi

  • Önüne eğik olan.

mütera'rı'

  • On yaşını aşmış olan.

nazar-ı ehemmiyet / نَظَرِاَهَمِّيَت

  • Önem vererek bakma.
  • Önemle dikkate alma.

nazar-ı ehemmiyete almak

  • Önem vererek gündeme almak.

nazar-ı inayet / nazar-ı inâyet

  • Önem ve özen ihtiva eden dikkatli bakış,.

netaic-i mühimme / netâic-i mühimme

  • Önemli sonuçlar.

nokta-i mühimme

  • Önemli nokta.

nukat-ı mühimme

  • Önemli noktalar.

nükte-i mühimme

  • Önemli ince nokta.

ona bedel

  • Onun yerine.

ona mahsus

  • Ona özel.

onun gayrı

  • Ondan başkası.

öşr

  • Onda bir. Topraktan alınan mahsûlün zekâtı.

öşr-ı mi'şar-ı aşr / öşr-ı mi'şâr-ı aşr

  • Onda birin onda birinin onda biri; yani binde bir.

öşr-ü mişar

  • Onda birin onda biri, yâni yüzde bir.

öşür

  • Ondalık, onda bir. Mahsullerden, Kur'an-ı Kerim hükümlerince onda bir olarak alınan zekât.
  • Onda bir oranında alınan zekât.

panzdeh

  • Onbeş. (Farsça)

pencere-i mühimme

  • Önemli pencere.

peşin / پيشين

  • Önceden. (Farsça)

piş

  • Ön.

piş-geh

  • Ön, huzur. (Farsça)

pişdar / pişdâr / pîşdar / پيشدار / pîşdâr / پ۪يشْدَارْ

  • Öncü.
  • Öncü, önder.
  • Öncü. (Farsça)
  • Öncü.

pişdarlık / pîşdârlık

  • Öncülük, liderlik.

pişrev

  • Önden giden. (Farsça)

pişva / pîşva / پيشوا

  • Önder, lider. (Farsça)

rabi-i aşer

  • Ondördüncü.

reda'

  • Önleme, men'etme, yasaklama.

sabi'aşer / sâbi'aşer

  • Onyedinci.

sabık / sâbık

  • Önceki, geçmiş.
  • Önceki, geçen, geçmiş.

sabıka / sâbıka

  • Önceden işlenmiş suç.

sabıkan / sâbıkan

  • Önceden.

sadır / صَدِرْ

  • Ön taraf.

sadis-aşer

  • Onaltı. Onaltıncı.

salifü'l-arz / sâlifü'l-arz

  • Önceden arz edilen; geçmişte arz olunan.

sani aşer / sâni aşer

  • Onikinci.

sebeb-i mühim

  • Önemli sebep.

sebkat

  • Önceden geçme, zikredilme.

selase-aşer

  • Onüç.

seleef-i salihin

  • Önceki salihler. İslâmın ilk devirlerinde yaşamış olan iyi müslümanlar.

selef / سلف

  • Önceki, yeri doldurulan.
  • Önce gelenler. Eshâb-ı kirâm, Tâbiîn (Eshâb-ı kirâmı gören büyükler) ve Tebe-i tâbiîne (Tâbiîn'i gören büyüklere) verilen isim.
  • Öncekiler, önceki görevliler. (Arapça)

selef ve halef

  • Öncekiler ve sonrakiler.

selefiye

  • Önceden yaşamış müslüman büyüklerinin yolu.

seman-aşer

  • Onsekiz.

senaya / senâya / ثنایا

  • Öndeki dört dişler, ön dişler.
  • Ön dişler. (Arapça)

şerefsiz

  • Onursuz.

sername / sernâme

  • Önsöz, baş yazı.

server / سرور

  • Önde giden, baş çeken, önder, başbuğ.
  • Önder, lider, baş. (Farsça)

serveran / serverân / سروران

  • Önderler, liderler, başlar. (Farsça)

şinik

  • On litre su alabilen teneke kutu kadar olan mahsul ölçüsü. Yarım gaz tenekesi. (Isparta havalisine mahsus hububat ölçüsü)
  • On litrelik kap.

sırr-ı mühim

  • Önemli sır, hakikat.

siyah dutun bir meyvesi

  • On Yedinci Söz'ün İkinci Makamı'nda yer alan bir bölüm.

siyak ve sibak

  • Öncesi ve sonrası.

sultan-ı sabıka / sultan-ı sâbıka

  • Önceki Sultan, padişah; İkinci Abdülhamid.

sürm

  • Ön dişlerin dökülmesi.

şurta / شرطه

  • Öncü asker. (Arapça)

ta'mir / ta'mîr / تعمير

  • Onarım. (Arapça)
  • Ta'mîr edilmek: Onarılmak. (Arapça)
  • Ta'mîr etmek: Onarmak. (Arapça)

ta'mirat / ta'mîrât / تعميرات

  • Onarım, onarımlar. (Arapça)

tahşidat / tahşidât

  • Öneminden dolayı bir şeyin üzerinde fazla durma.

tahşidat-ı azime / tahşidat-ı azîme

  • Öneminden dolayı bir şeyin üzerinde çok fazla durma, yığınak yapma.

takaddüm

  • Öncelik, öne geçme.

takdim edilme

  • Öne alınma, öne geçirilme.

takdim tehir

  • Öne alma-sonraya bırakma; yolculukta öğleyi ikindi vaktinde, akşamı yatsı vaktinde kılmaya tehir denilir. Bunun zıttı ise takdimdir.

takdim-te'hir

  • Öne alma-geri bırakma.
  • Öne geçirmek, sonraya bırakmak.

talia / talîa / tâlia / طليعه

  • Öncü kuvvet, keşif kolu.
  • Öncü, kılavuz.
  • Öncü. (Arapça)

tamir / تعمير

  • Onarma.
  • Onarım.
  • Onarma.

tamirat / tamirât

  • Onarımlar.

tasdik / tasdîk / تصدیق

  • Onaylama, doğrulama.
  • Onay, doğrulama. (Arapça)
  • Tasdîk etmek: Onaylamak. (Arapça)

tasdikan / tasdîkan

  • Onaylayarak.

tavsiye

  • Öneri.

tedbir / تدبير

  • Önlem.
  • Önlem alma.

tehavün / tehâvün

  • Önemsememek, hafife almak, aldırış etmemek.

tekaddüm / تَقَدُّمْ

  • Öne geçme, ileride olma.
  • Öne geçme.
  • Öne geçme.

tekarir / tekârîr / تقاریر

  • Önergeler. (Arapça)

teklifat / teklîfât / تكليفات

  • Öneriler. (Arapça)

termim / termîm / ترميم

  • Onarma, onarım. (Arapça)
  • Termîm edilmek: Onarılmak. (Arapça)
  • Termîm etmek: Onarmak. (Arapça)

termimat / termîmât / تریمات

  • Onarımlar. (Arapça)

teşrif

  • Onurlandırma, onur verme, bir yeri onurlandırma, şereflendirme.

teşrifatçı

  • Önemli bir mekânda, gelenleri buyur eden.

ukul-u aşere / ukûl-u aşere

  • On akıl; eski bir felsefî iddiaya göre kâinatı on aklın idare etmesi.
  • On akıl.

ulema-i eslaf / ulema-i eslâf

  • Önceki âlimler.

ulema-yı kiram

  • Önde gelen büyük alimler.

ulum-u evvelin ve ahirin / ulûm-u evvelîn ve âhirîn

  • Öncekilerin ve sonrakilerin ilimleri.

ulum-u mühimme / ulûm-u mühimme

  • Önemli ve değerli ilimler.

ünvan-ı manidar / ünvan-ı mânidâr

  • Önemli makam ve isim.

ur

  • Önünde hendek olan istihkâm. Yüksek ve müstahkem yer, toprak tabya. Burç.

uzret

  • Önde olan saç.

vakıat-ı mühimme

  • Önemli olaylar.

vazife-i mühimme

  • Önemli görev.

veba'dü

  • Ondan sonra, imdi.

vegayrühü / وغيره

  • Ondan başka. (Arapça)

vegayrühüm / وغيرهم

  • Ondan başkaları. (Arapça)

vukuat-ı mühimme

  • Önemli olaylar.

yazdeh / yâzdeh / یازده

  • Onbir. (Farsça)
  • Onbir. (Farsça)

yazdehüm

  • Onbirinci. (Farsça)

zebaneş

  • Onun dili.

zeir

  • Öncü, çeri kimse.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR