LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te olumsuz ifadesini içeren 37 kelime bulundu...

baki / bâkî / باقى

  • Kalıcı, ölümsüz. (Arapça)
  • Artan, geri kalan. (Arapça)

bakileştirmek / bâkileştirmek

  • Ölümsüzleştirmek, devamlı hale getirmek.

bekà-i ervah / bekà-i ervâh

  • Ruhların devamlılığı, ölümsüzlüğü.

bekà-i ruh

  • Ruhun ölümsüzlüğü ve devamlılığı.

beka-yı ruh

  • Ruhun bâkiliği, ölümsüzlüğü.

ervah-ı bakiye / ervâh-ı bâkiye / اَرْوَاحِ بَاقِيَه

  • Varlığı devamlı olan, ölümsüz ruhlar.
  • Ölümsüz ruhlar.

hayat-ı bakiye / hayat-ı bâkiye

  • Ölümsüz hayat.

hayy-ı layemut / hayy-ı lâyemut / حَيِّ لاَيَمُوتْ

  • Ölümsüz olup dâimâ hayat sâhibi olan (Allah).

istifham-ı inkari / istifham-ı inkârî

  • Olumsuzu pekiştiren soru şekli. "Hiç yapar mı?" ifadesindeki gibi.

kavmi / kavmî

  • Kavme ait; olumsuz mânâda milliyetçilikle ilgili.

kavmiyetçilik

  • Irkçılık, olumsuz milliyetçilik.

layemut / lâyemut / lâyemût / لایموت / لَايَمُوتْ

  • Ölümsüz.
  • Ölümsüz.
  • Ölümsüz.
  • Ölümsüz. (Arapça)
  • Ölümsüz.

layemutane / lâyemûtâne

  • Ölümsüzcesine.
  • Ölümsüz gibi.

lazeval / lâzevâl / لازوال

  • Yok olmaz, ölümsüz. (Arapça)

menfi / menfî / منفى / منفي / مَنْف۪ي

  • Sürgün edilmiş, sürgün.
  • Bir şeyin tersini ileri süren.
  • Olumsuz.
  • Olumsuz, negatif.
  • Müsbetin zıddı. Müsbet olmayan.
  • Nefyedilmiş, sürgün edilmiş. Sürgün.
  • Bir şeyin olmayacak cihetini düşünen.
  • Hakikatın aksini iddia eden.
  • Gr: Başında nefiy edatı bulunan kelime veya cümle.
  • Nâkıs. Negatif, olumsuz.
  • Olumsuz, sürgün.
  • Olumsuz. (Arapça)
  • Hep olumsuz düşünen, her şeye olumsuz yaklaşan. (Arapça)
  • Sürgüne gönderilmiş. (Arapça)
  • Olumsuz.
  • Olumsuz.

menfi cereyan

  • Olumsuz, yıkıcı akım.

menfi hareket / menfî hareket

  • Yıkmak, yakmak, saptırmak, inkâr etmek vs. gibi olumsuz ve yıkıcı hareket, davranış.

menfi siyaset

  • Olumsuz siyaset; aşırı taraftarlık veya rakipleri yok etmek şeklinde uygulanan siyaset.

menfice / menfîce

  • Olumsuzca.

menfilik / menfîlik

  • Olumsuzluk, negatiflik.

na / nâ / نا

  • Olumsuz yapan ön ek.
  • Olumsuzluk eki. (Farsça)

nefi / nefî

  • Giderici, yok eden, olumsuz yapan.

nefiy

  • Olumsuzluk, yok sayma, sürme, sürgün.

nefy

  • Sürgün etmek. Birisini kendi rızası olmadan, bir yerden başka bir yere nakletmek, sürmek.
  • Gr: Bir şeyin olmadığını ifade eden (olumsuzluk) edatı. Müsbetin zıddı, menfi olan. Bir şeyin yokluğunu veya olmadığını iddia.
  • Olumsuzluk; burada cümleye olumsuzluk mânâsını veren "mâ" edatı kastediliyor.

nefy edatı / nefy edâtı

  • Arabçada "Lâ", Farsçada "Nâ" gibi olumsuzluk bildiren edât.

nehiy / نهى

  • Olumsuzluk. (Arapça)
  • Yasaklama. (Arapça)

nehy / نهى

  • Olumsuzluk. (Arapça)
  • Yasaklama. (Arapça)
  • Nehy etmek: Yasaklamak. (Arapça)

salibe / sâlibe

  • Negatif, olumsuz.

salibe-i külliye / sâlibe-i külliye

  • Olumsuz tümel önerme "Allah hiçbir şeyin hâlıkı değildir." gibi.

şecere-i bakiye / şecere-i bâkiye / شَجَرَۀِ بَاقِيَه

  • Ölümsüz ağaç.

settare

  • Dışarıdan gelecek soğuk veya olumsuz şeylerden koruyacak şekilde yapılan küçük kulübe.

seyyiat / seyyiât / سيئات

  • Günahlar. (Arapça)
  • Kötülükler. (Arapça)
  • Olumsuzluklar. (Arapça)

sofestai / sofestâî

  • Şüpheci; herşeyi, hattâ kendisini dahi inkâr eden, olumlu veya olumsuz hiçbir hükme varmayan daima şüphe içinde kalmayı esas alan bir felsefi zihniyet ve tutum sahibi, septik.
  • Olumlu veya olumsuz hiçbir hükme varmayan kuşkucu felsefeci.

umumi harpler / umumî harpler

  • Bütün dünyayı olumsuz olarak etkileyen savaşlar; Birinci ve İkinci Dünya Savaşları.

unsurculuk

  • Irkçılık; olumsuz ve zararlı biçimde kullanılan ırkçılık, milliyetçilik.

vücud-u daimi / vücud-u daimî

  • Ölümsüz, devamlı vücut.

yar-ı baki / yâr-ı bâkî / يَارِ بَاقِي

  • Ölümsüz dost.