LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te oltu ifadesini içeren 39 kelime bulundu...

abat

  • Koltuk altları.

asenn

  • Koltuğu kokan kişi.

atal

  • (Tekili: Itl) Koltuk altları.
  • Yanlar, kenarlar.
  • Böğürler.

badile

  • (Çoğulu: Bâdil) Koltukla meme arasında olan et.

bagal

  • Koltuk. (Farsça)

bağal / بغل

  • Koltuk. (Farsça)

balin

  • Yastık. Koltuk. İskemle yerine kullanılan yuvarlak yastık. (Farsça)

benika

  • (Çoğulu: Benâyık) Elbisenin koltukaltı parçası.

bezre

  • Koltuk kılının az olması. Yüzük halkası.

cenb

  • Yan taraf. Koltuk altının aşağısı.
  • Def'etmek, kovmak.
  • Müştak olmak.
  • Bir yere gitmek için bir yere inmek.
  • Birisinin sevdiğinden dolayı kararsız ve muztarib bulunmak.
  • Büyük ve çok olan.
  • Engin taraf.
  • Şetmetmek, söğmek.

cilbend

  • Büyük cüzdan. Evrak koymaya mahsus birçok gözlere ayrılmış cüzdan şeklinde çanta ki, koltuk altına alınır.

defer

  • Koltuk kokusu gibi olan pis koku.
  • Yemeğe kurt düşmesi.

dımn

  • Her nesnenin arası.
  • Koltuk.

eraik

  • (Tekili: Erike) Tahtlar. Koltuklar.

erike / erîke

  • Taht. Padişahın tahtı.
  • Oturulacak yer. Koltuk.
  • Koltuk, taht.

hıdn

  • Koltuk altından yan başına varana kadar, kucak.
  • Nahiye.
  • Canip, taraf.

hubne

  • Koltuk altına koyup getirilen şey.
  • Kaftan eteği.
  • Don.

husban

  • Hesab.
  • Azab.
  • Sıkıntı.
  • Şer.
  • Koltuk yastığı.

ibat

  • (İbt. den) Bohça, koltuğun altına alınan şey. Paket.

ıbt

  • (Ibıt) Koltuk. Omuzun alt ve iç tarafı.

ıdtıba'

  • Hacıların ihramlarını sağ koltukları altından çıkarıp sol omuzlarına örtmeleri.

itka' / itkâ'

  • Koltuk altına yastık veya dayak koyma. Dayanacak bir şey kullanma.
  • Yaslanma.

iztiba / iztibâ

  • Hac ve ömre ibâdetlerinde erkeklerin giydikleri dikişsiz iki parçadan meydana gelen ihramın üst parçasının bir ucunu sağ koltuk altına alıp diğer ucunu sol omuz üzerine atmak.

ıztıca'

  • Namaz kılarken secdede koltukları sıkarak göğsü yere değdirme.
  • Yan üstüne yatma.

kelk

  • Koltuk (insanda). (Farsça)

kunan

  • Koltuk kokusu.
  • Gömlek yeni.

kürsi

  • Oturulacak yüksekçe yer. Câmilerde vâizin, medreselerde müderrisin oturduğu yer.
  • Taht, serir. Erike. Koltuk.
  • Kaide.
  • Merkez.
  • Vazife.
  • Saltanat, kudret ve mülk.
  • Başkent, hükümet merkezi.
  • Mânevi makam.
  • Arş'ın altına bir semâ tabakas

leynet

  • Yumuşak koltuk yastığı.

melze

  • At seğirtirken koltuklarını uzatmak.
  • Süngü ile veya gayrı nesne ile ta'n eylemek.

müdahene

  • Dalkavukluk. Menfaat beklediği bir kimseyi yüzüne karşı medhetmek. Koltuklamak. Bir kimsenin yüzüne karşı iyi görünmek. Münâfıklık.

müdahene-kar / müdahene-kâr

  • F. Dalkavuk, koltukçu.

mütezammın

  • Koltuğa alan.
  • Kavrayan, içine alan, müştemil.

muztabi'

  • Ridâsını sağ koltuğu altından çıkarıp sol omuzuna atan kişi.

rüdn

  • (Çoğulu: Erdân) Kaftan ve gömlek yeninin koltuktan tarafı.

sunan

  • Koltuk kokusu.

taht / تخت

  • Hükümdar koltuğu.
  • Hükümdarların oturduğu büyük koltuk. Hükümdarlık makamı. (Farsça)
  • Saltanat koltuğu. (Farsça)
  • Saltanat makamı. (Farsça)

teebbüt

  • Koltuklamak.

ukad

  • (Tekili: Ukde) Düğümler, bezler, şişlikler. Boyun, koltuk altı ve kasıkta bulunan guddeler.

vişah

  • (Vüşâh) Eskiden kadınların mücevherlerle süsleyip boynundan ve koltukları altından bağladıkları enlice bez veya meşin parçası.