LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te ofla ifadesini içeren 38 kelime bulundu...

ağleb-i hukema

  • Filozofların çoğunluğu.

ağleb-i hükema

  • Bilginlerin çoğu, filozofların ekseri.

ahlak

  • (Hulk.C.) Huy, tabiat. İnsanın davranış tarzı, tutum ve tavrı, bir cemiyette makbul ve iyi sayılan davranış kuralları. Bu kural ve kaideleri inceliyen ilim. Ahlâkın kaynağı ve mahiyetini inceliyen felsefe.Filozoflar hangi hareketlerin iyi, hangilerinin kötü olduğu ve insanın neden ahlâk kaidelerine

akl-ı evvel

  • "İlk akıl, Allah'ın yarattığı ilk mahlûk" mânâsında bazı eski filozofların görüşü.

akliyyun

  • (Rasyonalistler) Herşeyin hakikatını akıl ile bulma iddiasında olan, hadiseleri yalnız akıl ile araştırıp hakikat ve hikmetlerini tam bulamayıp, aklına güvenip dine tâbi olmayan filozoflar ve onların yolunda kalarak dalâlete gidenler. Bunlar iki kola ayrılır. Uluhiyeti ve vahyi inkâr eden birinci kı

aristo

  • (Doğum : M.Ö. 384) Yunan filozoflarından olup Eflatun'un talebesidir. Mantık, ahlâk, siyaset, iktisad, felsefe kitapları vardır. Ruhun bakiliğine inanırdı. Tecrübeden ziyâde akla fazla kıymet verdiğinden çok yanılmıştır.

avrupa hükeması

  • Avrupalı filozoflar, felsefeciler, Batılı ilim adamları.

ehl-i felsefe ve hikmet

  • Felsefeyle uğraşanlar, filozoflar.

ekser-i hükema

  • Aklı temel alan bilginlerin, filozofların çoğunluğu.

eski hikmet

  • İlk dönem İslâm filozoflarının yorumları.

felasife / felâsife / فلاسفه

  • Felsefeciler. Filozoflar, felsefe ile uğraşanlar.
  • Düşüncesiz, kaygısız, rahat yaşayanlar.
  • Dinsizler.
  • Filozoflar, felsefe ile uğraşanlar, âlimler, bilginler.
  • Filozoflar, felsefeciler. (Arapça)

felasife-i yunan

  • Yunan feylesofları.

felsefe

  • Yunanca (Philosophos)dan Arapçalaşmış. Feylesofların mesleği.
  • İlm-i hikmet.
  • Maddeyi, hayatı ve bunların çeşitli tezâhürlerini, sebeblerini, ilk unsurları ve gaye cihetinden inceleyen fikri çalışma ve bu çalışmaların neticelerini toplayan ilim.
  • Herkesin hususi fikri. M

heyula / heyûlâ / هَيُولَا

  • Eski feylesoflara göre eşyânın aslı.

hukema

  • Filozoflar.

hükema / hükemâ

  • Hakîmler, bilginler, filozoflar.
  • Filozoflar.

hükema ve ulema

  • Filozoflar, felsefeciler ve ilim adamları.

hükema ve ulema-yı zahiri / hükemâ ve ulemâ-yı zâhirî

  • Zahire ve dış görünüşe göre hüküm veren alimler ve filozoflar.

hükema-i ilahiyyun / hükema-i ilâhiyyûn

  • İlâhiyatçı felsefeciler; Allah'ın varlığına inanan filozoflar.

hükema-i islamiye / hükema-i islâmiye

  • Müslüman felsefe âlimleri, filozofları.

hükema-i işrakıyyun / hükema-i işrâkıyyun

  • Bilginin kaynağının mânevî aydınlanma, sezgi ve ilham olduğu görüşünü savunan filozoflar.

hükema-i işrakiyyun / hükemâ-i işrakiyyun

  • İşrakiyye mesleğindeki feylesoflar.

hükema-i kadime / hükemâ-i kadime

  • Eski filozoflar.

hükema-i meşaiyyun / hükemâ-i meşaiyyun

  • Aristo felsefesi yolunda olan ve derslerini gezerek veren meşaiyyun filozofları.

hükema-i mü'minin / hükema-i mü'minîn

  • Müslüman âlimler, iman etmiş filozoflar.

hükema-yı felasife / hükemâ-yı felâsife

  • Felsefe bilginleri, düşünürleri; filozoflar.

hükema-yı işrakıyyun / hükema-yı işrâkıyyun

  • Bilginin kaynağının mânevî aydınlanma, sezgi ve ilham olduğu görüşünü savunan İslâm filozofları.

ilahiyat

  • Hikmet ilminin dinden ve sadece Cenab-ı Hak'tan bahseden kısmı. Filozoflarca fikir olarak ileri sürülen dine dâir nazariyeler, düşünceler.

ilahiyyun

  • İlâhiyatçılar.
  • Fls: Sadece Allah'ın varlığından bahseden filozoflar. Sadece akıllarına güvenerek Cenab-ı Hak'tan bahseden bir kısım filozoflar.

işrakiyyun

  • İşrakiyye felsefesi ile iştigal eden ve ehl-i şirk olan feylesoflar.

meleke-i feylesofane

  • Filozoflar gibi ilimle bağlantılı meleke elde etme.

menahic-i hükema / menâhic-i hükema

  • Bilgin ve filozofların metodları.

müteceffif

  • İçi boşalan, kuruyan, koflaşan (kabuklu meyve).

mütecevvif

  • İçi boşalan, koflaşan, kovuk olan, tecevvüf eden.

mütefelsif

  • (Mütefelsef) Filozoflaşmış. Felsefe ile aklını karıştırmış.
  • Felsefe ile uğraşmış olan, filozoflaşmış.
  • Filozoflaşmış, felsefe ile fikri bulanmış.

sofizm

  • Hakikatı tanımayan şüpheci filozofların felsefesi.

teeffüf

  • (Çoğulu: Teeffüfât) Oflama. Of çekme.

tefelsüf

  • Feylesoflaşmak.
  • Filozoflaşma, felsefe yapma.
  • Filozoflaşma.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın