LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te obur ifadesini içeren 57 kelime bulundu...

ahiret / âhiret / آخرت

  • Öbür dünya.
  • Öbür dünya. (Arapça)

ahret / آخرت

  • Öbür dünya, ahiret. (Arapça)

akilü'n-nebat / âkilü'n-nebat

  • Ot yiyen, otobur.

akilüllahm / âkilüllâhm

  • Etle beslenen, etobur.

akkal / akkâl

  • Çok yiyen, obur.
  • Tıb: Etrafındaki etleri çürütüp mahveden (yara).

aksam-ı saire / aksâm-ı sâire / اقسام سائره

  • Diğer kısımlar, öbür bölümler.

asum

  • Obur, açgözlü, arsız.

batanet

  • Oburluk, çok yiyicilik.
  • Şişmanlık.

baykara

  • Helâk olma, mahvolma.
  • Böbürlene böbürlene sallanarak yürüme.
  • Malı çok olma.
  • Yırtıcı bir kuş.

bel'am

  • Terbiyesiz, açgözlü, obur.
  • Hz. Musa (A.S.) hakkında, yalan ve fena söyleyerek Beni-İsrail'i kandıran Bel'am bin Baura adında birinin adı.

belu / belû

  • (Bel'. den) Çok yiyici, obur.

bıtn

  • Zengin.
  • Bodur.
  • Obur.
  • Şaşkın.
  • Yalnız kendi nefsini düşünen.

cerazet

  • Oburluk.

ceruz

  • Obur, çok yiyen.

dar-ül-ceza / dâr-ül-cezâ

  • Dünyâda iken yapılan işlerin karşılığının görüldüğü yer. Âhiret, öbür dünyâ.

darm

  • Şiddetli açlık. Oburluk.
  • Ateşin yakması.

ekele

  • (Tekili: Âkil) Çok yiyenler, oburlar, pisboğazlar.

ekkal

  • Çok yeyici, obur.

ekul

  • (Ekl. den) Çok fazla yiyen, obur, pisboğaz.

ekulane / ekulâne

  • Oburcasına. (Farsça)

ekuli / ekulî

  • Oburluk.

fahr

  • Övgü, şeref, böbürlenme.

giran-har

  • Obur, çok yiyen. (Farsça)

gurur / gurûr

  • Kendini beğenme duygusu, böbürlenme.

gururiyet

  • Böbürlenme, kuruntuya kapılarak kendini yüksek görme.

havarık

  • (Tekili: Hârika) Acib ve garip olan hâdise. İnsanda hayret ve hayranlık uyandıran şeyler.
  • Okun nişanı delerek öbür tarafından çıkıp gitmesi.

hebreme

  • Obur. Yemeğe düşkün.
  • Geveze.

igtirar

  • (Gurur. dan) Aldanma, iğfâl olunma.
  • Gururlanma. Kibirlenme, böbürlenme. Güvenilmeyecek şeye güvenme.
  • Gaflette olma, gafil bulunma.

jerd

  • Çok yiyen, obur. (Farsça)

kase-lis / kâse-lis

  • (Kâselis) Çanak yalayıcı. Çok yiyen, obur. Hırslı. (Farsça)
  • Dalkavukluk. Alçak huylu kimse. (Farsça)
  • Dilenci. (Farsça)

kerşeb

  • Yaşlı, ihtiyar.
  • Hali kötü olan kimse.
  • Kalın ve uzun nesne.
  • Arslan.
  • Çok yiyen, obur.

kırşib

  • Yaşlı davar.
  • Arslan. Çok yiyen, obur.
  • Uzun boylu kimse.
  • Kötü ahlâklı.

kur-boğaz / kûr-boğaz

  • Obur, körboğaz. (Farsça)

lehum

  • Obur, çok yiyici.

leus

  • Çok yeyici kişi, obur.

lıks

  • Boğazına düşkün, obur.
  • Lokma sezdiği yere can atan kimse.

lu'muz

  • Çok yiyen kişi, obur.

mahlul

  • Delinmiş.
  • Öbür tarafına işlenmiş olan şey.

mancınık

  • Eskiden kale kuşatmalarında ağır taşlar fırlatmak için kullanılan, bir ucunda bir kepçe, öbür ucunda da bir karşı ağırlık bulunan kaldıraç biçiminde eski bir savaş âleti.

mataim / mataîm

  • (Tekili: Mıt'âm) Oburlar, doymakbilmez kimseler.
  • Başkalarını beslemeler.

mavera / mâverâ / ماورا

  • Öte, ötesinde. (Arapça)
  • Ahiret, öbür dünya. (Arapça)

mibla'

  • (Bel'. den) Obur.

nahvet / نخوت

  • Kibir, gurur. Kibirlenme, büyüklenme, böbürlenme.
  • Böbürlenme. (Arapça)

nahvetfüruş

  • Böbürlenen, gururlanan. (Farsça)

nehme

  • Hastaların ve çocukların yiyeceğe karşı olan hırsı, oburluğu.

pindar

  • Sanma, zannetme.
  • Böbürlenme.

rahib

  • Bol, geniş.
  • Obur, çok yiyen kişi.

rühus

  • Çok yiyen obur, ekvel.

şikemperest / شكم پرست

  • Obur. (Farsça)

şikemperver / شكم پرور

  • Midesini seven, obur.
  • Obur. (Farsça)

teebbüh

  • Kibirlenme, böbürlenme, gururlanma.
  • Alicenaplık ve göztokluğu ile bir şeyden vazgeçme.

temeddüh

  • Kendi kendini övmek. Kendini beğendirmeğe çalışmak. böbürlenmek.
  • Böbürlenme.

temeddüh etmek

  • Böbürlenmek, övünmek.

temeddühat / temeddühât

  • (Tekili: Temeddüh) Temeddühler, böbürlenmeler.

temeddühkarane / temeddühkârane

  • Kendi kendini övme, böbürlenme.

ukba / ukbâ

  • Âhiret, öbür dünya, bâki olan âlem.
  • Ceza.
  • Öbür dünya.

zemel

  • Bir yanı üzerine çöküp öbür yanını yukarıya kaldırarak koşmak.
  • Devenin ayağına ârız olan aksaklık.
  • Su tulumunun sarkması.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR