LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te kelimesini içeren 93 kelime bulundu...

amuhte

  • Öğrenmiş. (Farsça)

amuz

  • Öğretmek mastarının emir kökü. (Farsça)

amuzgar / âmûzgâr / آموزگار

  • Öğretmen. (Farsça)

beni / benî / بنى

  • Oğullar.
  • Oğullar, evlâtlar, çocuklar. (Aslı: Benûn-Benîn)
  • Oğullar. (Arapça)

benu / benû / بنو

  • Oğullar.
  • Oğullar. (Arapça)

bin / بن

  • Oğul, oğlu.
  • Oğul.
  • Bin Mehmed: Mehmed'in oğlu.
  • Oğul. (Arapça)

bünüvvet

  • Oğulluk, evlatlık.

büziçe

  • Oğlak. Küçük, yavru keçi. (Farsça)

cehuş / cehûş

  • Oğlan, sabi.

danişamuz / dânişâmûz / دانش آموز

  • Öğrenci. (Farsça)

danv

  • Oğul ve kız, veled.

daru'l-muallimin / dâru'l-muallimîn

  • Öğretmen okulu; 1847'de rüştiyelere (ortaokullara) öğretmen yetiştirmek üzere kurulan eğitim kurumu.

delk

  • Oğuşturmak. El sürtmek. Oğmak.
  • Oğmak.

dershan / dershân / درسخوان

  • Öğrenci. (Arapça - Farsça)

ebna / ebnâ / ابنا

  • Oğullar.
  • Oğullar. (Arapça)

fakıd

  • Oğlunu veya eşini kaybetmiş kadın.

gada

  • Öğle yemeği.

gulam / gulâm / غُلَامْ

  • Oğul.

guzz

  • Oğuz Türkleri.

halka-i tedris

  • Öğrenim, ders halkası.

hel'

  • Oğlak. (Müe: Hel'a)

heyet-i muallimin / heyet-i muallimîn / هيئت معلمين

  • Öğretmenler kurulu

hıred-amuz / hıred-âmuz

  • Öğreten, öğretici, muallim.

hired-amuz

  • Öğretmen, muallim. (Farsça)

hisse-i taallüm

  • Öğrenme payı.

i'tilam

  • Öğrenme, bilme.

ibn / ابن

  • Oğul, oğlu.
  • Oğul.
  • Oğul.
  • Oğul.
  • Oğul. (Arapça)

ifkah

  • Öğretme.

kabl-ez zeval

  • Öğleden önce.

kabl-ez zuhr

  • Öğleden evvel.

kaylule / kaylûle

  • Öğle uykusu.
  • Öğle uykusu.

mahdum / مخدوم / mahdûm / مَخْدُومْ

  • Oğul, kendisine hizmet edilen.
  • Oğul, evlat.
  • Oğul. (Arapça)
  • Oğul.

makil / makîl

  • Öğle uykusuna yatılacak yer. Kaylule yeri. Rahat edecek yer. Kuşluk uykusu.

merak

  • Öğrenme isteği.

meşk eden

  • Öğrenen, öğrenmek için çalışan.

mev'iza

  • Öğüt, nasihat, vaaz.

mev'ize / موعظه

  • Öğüt, nasihat.
  • Öğüt. (Arapça)

meviza / mevîza

  • Öğüt, nasihat.

meyl-i marifet / meyl-i mârifet

  • Öğrenme ve bilme eğilimi.

muallem

  • Öğrenim görmüş, eğitimli kişi.

muallim / معلم / مُعَلِّمْ

  • Öğretmen.
  • Öğreten, talim eden, öğretmen.
  • Öğretmen. (Arapça)
  • Öğretmen.

muallimat / muallimât

  • Öğretici kadınlar, kadın hocalar.

muallimin / muallimîn / معلمين

  • Öğretmenler. (Arapça)

müddet-i tahsiliye / مدت تحصيليه

  • Öğrenim süresi.

müteallim / متعلم

  • Öğrenci. (Arapça)

mütemerrin

  • Öğrenmek için çalışan, alışmak gayesiyle egsersiz yapan.

muttali'

  • Öğrenmiş, haber almış, bilgili.

muzahhir

  • Öğle vaktinde gelen.

nasaha

  • Öğüt vermek, nasihat etmek.

nasayih / nasâyih / نصایح

  • Öğütler. (Arapça)

nasih / nasîh

  • Öğütçü, nasihat eden.

nasihane / nasihâne

  • Öğüt vererek, nasihat ederek. (Farsça)

nasihat / نصيحت

  • Öğüt.
  • Öğüt.
  • Öğüt. (Arapça)

nasihatçi

  • Öğüt veren.

nush / نصح

  • Öğüt, nasihat. (Arapça)

pend / پند

  • Öğüt. (Farsça)

pendname / pendnâme / پندنامه

  • Öğüt kitabı. (Farsça)
  • Öğüt kitabı. (Farsça)

pur / pûr / پور

  • Oğul. (Farsça)

püser / پسر

  • Oğul. (Farsça)

revhat

  • Öğlen vaktinden akşama kadar gitmek.

rüşeym

  • Oğulcuk, embriyon.

salat-üz zuhr / salât-üz zuhr

  • Öğle namazı.

seyyah-ı talip

  • Öğrenmek için seyahat eden.

silsile-i tahsil

  • Öğretim kademeleri.

ta'lim / ta'lîm / تَعْل۪يمْ

  • Öğretmek. Yetiştirmek. Alıştırmak. Belli etmek. İdman.
  • Öğretmek, yetiştirmek, alıştırmak, belli etmek, idman.
  • Öğretme.
  • Öğretme.

ta'limat / ta'lîmât / تَعْل۪يمَاتْ

  • Öğretmeler.

ta'limhane

  • Öğrenme yeri. Ta'lim yeri. (Farsça)

ta'limi / ta'lîmî / تعليمى

  • Öğretici, didaktik. (Arapça)

taallüm / تَعَلُّمْ

  • Öğrenme.
  • Öğrenme.

taallüm etme

  • Öğrenme.

tabiha

  • Öğle sıcağı.

talebe

  • Öğrenci.

talim / tâlim / تعليم

  • Öğretme, alıştırma.
  • Öğretme.

talim eden / tâlim eden

  • Öğreten.

talim etme / tâlim etme

  • Öğretme, bildirme.

talim etmek / tâlim etmek

  • Öğretmek.

talimgah-ı dünya / talimgâh-ı dünya

  • Öğrenim yeri olan dünya.

talimhane / tâlimhâne

  • Öğrenme evi.

tedris

  • Öğretme, ders verme.

tedrisat / tedrîsât / تدریسات

  • Öğretim. (Arapça)

tefahür / tefâhür

  • Öğünme.

telamiz / telâmîz / تلاميذ

  • Öğrenciler. (Arapça)

telemmüz / تلمذ

  • Öğrencilik. (Arapça)
  • Telemmüz etmek: Öğrenci olmak, öğrencilik etmek. (Arapça)

telkin / telkîn / تلقين

  • Öğretme, kulağına anlatma. (Arapça)

tilmiz / tilmîz / تلميذ

  • Öğrenci, talebe.
  • Öğrenci.
  • Öğrenci. (Arapça)

tullab / tullâb / طلاب

  • Öğrenciler. (Arapça)

üstad-ı muallim

  • Öğretici üstad, öğretmen olan büyük âlim.

va'z

  • Öğüt, nasîhat; emr-i ma'rûf ve nehy-i münker yâni iyiliği emr, kötülükten menetme.

vad

  • Oğul. (Farsça)

vaktü'z-zuhr

  • Öğle vakti.

veled

  • Oğul, yavru, çocuk.

veledim

  • Oğlum.

zade / zâde

  • Oğul, çocuk.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR