LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te nur kelimesini içeren 190 kelime bulundu...

ahz-ı envar / ahz-ı envâr

  • Nurları alma, kabul etme.

aks-i nur / aks-i nûr / عَقْسِ نُورْ

  • Nurun yansıması.
  • Nurun yansıması.

alem-i latif / âlem-i lâtif

  • Nurlu ve şeffaf olan âhiret âlemi.

alem-i nur / âlem-i nur

  • Nur âlemi, aydınlık olan âlem, âhiret.

amud-u nurani / amud-u nuranî / amud-u nurânî / amûd-u nuranî

  • Nurdan sütun, nurlu sütun.
  • Nurlu sütun.
  • Nurlu, parlak sütun, nurlu direk.

arif-i münevver / ârif-i münevver

  • Nurlanmış ve mesleğinin mütehassısı olmuş ve aklı ile beraber kalbi de nurlanmış âlim. Arif-i Billâh.

asar-ı nuraniye / âsâr-ı nuraniye

  • Nurlu, parlak eserler.

asar-ı pür-envar / âsâr-ı pür-envâr

  • Nurlarla dolu eserler.

asl-ı nur

  • Nurun aslı, temeli.

asr-ı nur

  • Nurlu asır.

ayatü'n-nur / âyâtü'n-nur

  • Nur âyetleri; Cenâb-ı Hakkın Nûr isminin tecellileri ve mü'minlerin durumlarından bahseden Nur Sûresinin 35, 36, 37 ve 38. âyetleri.

ayet-i nur / âyet-i nur

  • Nur âyeti; Nur Sûresinin 35. âyeti.

ayet-i pür-envar / âyet-i pür-envâr

  • Nurlarla dolu âyet.

ayetü'n-nur / âyetü'n-nur / âyetü'n-nûr

  • Nur Sûresinin 35. âyeti.
  • Nur âyeti, Nur Sûresinin 35. âyeti.

azamet-i envar / azamet-i envâr

  • Nurların büyüklüğü.

barla

  • Nur Risalelerinin yazıldığı belde.

burak / بُرَاقْ

  • Nurâni bir binek.

burhan-ı münevver

  • Nurlanmış güçlü delil.

burhan-ı neyyir / burhân-ı neyyir / بُرْهَانِ نَيِّرْ

  • Nurlu delil.

burhan-ı nur-efşan / burhân-ı nûr-efşân / بُرْهَانِ نُورْ اَفْشَانْ

  • Nur saçan delil.

burhan-ı nurefşan / burhan-ı nurefşân

  • Nur saçan delil.

cadde-i nurani / cadde-i nuranî

  • Nurlu cadde.

cadde-i nuraniye

  • Nurlu, aydınlık cadde.

cailu'n-nur / câilu'n-nûr

  • Nûr'un yaratıcısı.

cebel-i nur / cebel-i nûr

  • Nûr dağı. Mekke-i mükerreme yakınında Peygamber efendimize ilk vahyin geldiği mübârek dağ. Hirâ, Hirâ Nûr dağı da denir.

cemaat-i nuraniye

  • Nurlu, nurânî cemaat.

cemiyet-i nuraniye

  • Nurlu cemiyet, nurânî topluluk.

cevher-i nurani / cevher-i nuranî

  • Nurlu cevher, öz.

cism-i nurani / cism-i nuranî

  • Nuranî cisim sahibi.

cümle-i nuriye

  • Nurlu cümle, nurdan söz eden cümle.

daire-i nurani / daire-i nuranî

  • Nurlu daire.

daire-i tenvir

  • Nurlandırma dairesi, aydınlatma alanı.

daire-i tenviriye

  • Nurlandırma dairesi, alanı.

deha-yı nurani / dehâ-yı nuranî

  • Nûranî, nurlu bir dâhî.

derya-yı nurani / derya-yı nurânî

  • Nurlu deniz.

dirahş

  • Nur, ziya, parıltı, parlama, ışık. (Farsça)

ecsam-ı nurani / ecsâm-ı nuranî

  • Nurlu cisimler.

ecsam-ı nuraniye / ecsam-ı nurâniye

  • Nurlu cisimler.

efkar-ı nuriye / efkâr-ı nuriye

  • Nurlu, aydın fikirler, düşünceler.

ehl-i nur

  • Nura doğru koşanlar.

enhar-ı nur / enhâr-ı nur

  • Nur ırmakları.

envar / envâr / انوار / اَنْوَارْ

  • Nurlar, aydınlıklar.
  • Nurlar.
  • Nurlar.
  • Nurlar.

envar-ı bahr-i muhit / envâr-ı bahr-i muhît

  • Nur okyanusu, denizi.

ervah-ı neyyire / ervâh-ı neyyire / اَرْوَاحِ نَيِّرَه

  • Nûrlu ruhlar (peygamberler).

ervah-ı neyyire ashabı / ervâh-ı neyyire ashâbı

  • Nurlu ruh sahipleri; manevî âlemlerdeki nurlara ulaşan büyük zâtlar.

eser-i nurani / eser-i nuranî

  • Nurlu, parlak eser.

eser-i pürnur

  • Nurla dolu eser.

esma-i kudsiye-i nuraniye / esmâ-i kudsiye-i nuraniye

  • Nurlu mukaddes isimler.

esma-i nuriye / esmâ-i nuriye

  • Nurlu isimler; Allah'ın isimleri.

fihriste-i nurani / fîhriste-i nûranî

  • Nurlu fihrist.

fihriste-i nuraniye

  • Nurlu fihriste.

hakikat-i nuraniye

  • Nurlu, parlak gerçek.

hakimiyet-i nuraniye

  • Nurlu hakimiyet, egemenlik.

halka-i envar

  • Nurlar halkası.

harita-i nuraniye / harita-i nurâniye

  • Nurlu harita.

hayt-ı nurani / hayt-ı nuranî

  • Nurlu bağlantı. Nurâni râbıta.

hazain-i nur / hazâin-i nur

  • Nur hazineleri.

hazine-i nur

  • Nur hazinesi.

hediye-i nuraniye

  • Nurlu, parlak hediye.

hediye-i nuriye

  • Nurun hediyesi; nurlu hediye.

hidemat-ı nuriye / hidemât-ı nuriye

  • Nur hizmetleri.

hüsn-ü nur

  • Nurdaki güzellik.

hutut-u nuraniye

  • Nurlu hatlar, çizgiler.

ıdhiyan

  • Nurlu, ruşen, parlak.

ifaza-i nur / ifâza-i nur

  • Nurla feyizlendirme ve nimetlendirme.

ifaza-i nurani / ifaza-i nuranî

  • Nurlu, parlak feyizlendirme.

ifaze-i nur

  • Nur saçma, aydınlatma.

iksir-i nurani / iksîr-i nurani / اِكْس۪يرِ نُورَان۪ي

  • Nurlu tesîrli ilaç.

iş'al etmek / iş'âl etmek

  • Nurlandırmak, ışıklandırmak.

istimdad-ı nur

  • Nur isteme.

kàfile-i nuraniye

  • Nurlu topluluk.

kamer-i münir / kamer-i münîr

  • Nurlandıran ve aydınlatan ay.

kandil-i nurani / kandil-i nurânî

  • Nurlu kandil, parlak lamba.

katre-i nur

  • Nur damlası.

kitab-ı münir

  • Nurlu kitap, Kur'ân-ı Kerim.

kudret-i nuraniye-i ezeliye / kudret-i nurâniye-i ezeliye

  • Nuranî ve ezelî olan kudret.

küll-ü nurani / küll-ü nuranî

  • Nurlu bir küll, bütün varlıklarla ilgisi olan bir kapsamlılık.

kulub-u nuraniye aktabı / kulûb-u nuraniye aktâbı

  • Nuranî kalp sahiplerinin kutupları, en önde gelenleri—velilerin ileri gelenleri gibi.

lami-ün nur / lâmi-ün nur

  • Nur saçarak parlıyan.

levn-i nurani / levn-i nurânî

  • Nurlu ve parlak renk.

leyl-i münevver / لَيْلِ مُنَوَّرْ

  • Nurlu gece.

maden-i envar / maden-i envâr

  • Nurların kaynağı.

maden-i nur / mâden-i nur

  • Nur madeni, kaynağı.

makes-i nurani / mâkes-i nurânî

  • Nurlu ayna, nurun, ışığın yansıdığı yer.

maşrık-ı nur

  • Nurun doğuşu; parlak nuru.

meclis-i münevver / مَجْلِسِ مُنَوَّرْ

  • Nurlu meclis.
  • Nûrlanmış meclis.

meclis-i nurani / meclis-i nurânî

  • Nurânî meclis, nurlu topluluk.

medar-ı envar / medar-ı envâr

  • Nurlanma kaynağı.

medar-ı tenevvür / medâr-ı tenevvür / مَدَارِ تَنَوُّرْ

  • Nûrlanma sebebi.

medine-i medeniyet-i münevvere

  • Nurlu medeniyet şehri olan Medine.

medine-i münevvere

  • Nurlu ve medenî olan Medine şehri.
  • Nurlu, nurlanmış şehir.

medrese-i nurani / medrese-i nuranî

  • Nur saçan medrese, okul.

medrese-i nuraniye

  • Nur saçan medrese, okul.

mehpeyker

  • Nurlu, ay yüzlü. Yüzü ay gibi parlak ve güzel olan.

melek

  • Nurdan yaratılmış masum varlık.
  • Nurdan yaratılmış varlık.

menabiü'l-envar / menâbiü'l-envâr

  • Nurların fışkırdığı kaynaklar.

menar-ı neyyir

  • Nur saçan ve çevresini aydınlatan lâmba.

menba-ı envar

  • Nur, ışık kaynağı.

menba-ı nur

  • Nur kaynağı.

menbaü'l-envar / menbâü'l-envâr

  • Nurların kaynağı.

mesele-i nuraniye / mesele-i nurâniye

  • Nurlu mesele

meşher-i nurani / meşher-i nuranî

  • Nurlu sergi.

meslek-i nurani / meslek-i nuranî

  • Nurlu meslek, metod.

meşrık-ı nur

  • Nurun kaynağı. Nurun geldiği cihet.

meyve-i münevver

  • Nurlu meyve.

mirac-ı münevver

  • Nurlu yükseliş.

misbah-ı nevvar

  • Nurlu kandil.

müfsir

  • Nur ve ziya veren. Işıklandıran.

müjde-i nuriye

  • Nur müjdesi, nurlu müjde.

münevver / مُنَوَّرْ

  • Nurlanmış, aydın.
  • Nûrlandırılmış.

münevveriyet

  • Nurlu oluş, münevverlik. Aydınlık.

münevvir / مُنَوِّرْ

  • Nurlandıran.
  • Nûrlandıran.

münir / münîr

  • Nurlandıran, nur veren, ziya veren, ışık veren, parlak.
  • Nurlandıran.

musahhar-ı pürnur

  • Nurlu, nur saçan hizmetkâr.

mütenevvir

  • Nurlanan, parlayan.
  • Nurlanan.

muzafferiyet-i nuriye

  • Nur hizmetiyle elde edilen zafer.

müzun

  • Nurlu, ruşen olmak.

name-i nur

  • Nurun mektubu. Saadet verici mânâlar yazılı kâğıt.

neşr-i envar / neşr-i envâr / نَشْرِ اَنْوَارْ

  • Nurları yayma.
  • Nûrları yayma.

neşr-i nur

  • Nurun yayılması.

nevvar

  • Nurlu, aydın. Aydınlık.
  • Nurlu, aydınlık.

neyyir

  • Nurlu, parlak.

neyyirat / neyyirât

  • Nurlular.
  • Nurlu hakikatler.

niran / nîran

  • Nurlar, ateşler.

nur cemal / nur cemâl

  • Nur gibi etrafı aydınlatan güzellik.

nur'ani / nur'ânî

  • Nurlu, parlak.

nur-efşan

  • Nur saçan.

nur-feşan

  • Nur saçan.

nur-ul envar / nur-ul envâr

  • Nurların nuru.

nuran

  • Nurlu, parlak.

nurani / nuranî / nurânî / nûrânî / نورانى

  • Nurlu, ışıklı, nura yakışır, parlak, münevver.
  • Nurlu, ışıklı.
  • Nurlu, aydınlık.
  • Nurlu, parlak.
  • Nûrlu, ışıklı, parlak, münevver.
  • Nurlu, ışıklı. (Arapça)

nurani alem / nuranî âlem

  • Nurlu, aydınlık âlem.

nuranilik / nuranîlik

  • Nurluluk, parlaklık.

nuraniyat

  • Nurdan varlıklar.

nuraniyet / nurâniyet

  • Nur özelliği, parlaklık.
  • Nurluluk, aydınlık.

nuraniyetli

  • Nurlu, aydınlık.

nuraniyyet

  • Nurlu olanın hali, parlaklık, nurluluk.

nurefşan / nurefşân / نُورْاَفْشَانْ

  • Nur saçan.
  • Nur saçan.
  • Nur saçan.

nuristan / nuristân

  • Nur ülkesi.
  • Nur ülkesi, cennet.

nurpaş

  • Nur saçan, nur saçıcı. (Farsça)

nursi / nursî

  • Nurslu

nurtal'at

  • Nur yüzlü.

nuru'l-envar / nûru'l-envâr / نُورُ اْلاَنْوَارْ

  • Nurların nuru, sonsuz nur sahibi olan Allah.
  • Nûrların nûru (Allah).

nuru'n-nur

  • Nurun nuru.

nurulenvar

  • Nurlara nur veren Allah.

nurun ala nur / nurun alâ nur / nûrun alâ nur / nûrun alâ nûr / نُورٌ عَلٰي نُورْ

  • Nur üstüne nur; çok iyi.
  • Nur üstüne nur, güzelden de güzel, iyiden de iyi.
  • Nur üstüne nur, iyiden de iyi.
  • Nûr üstüne nûr.

nurunalanur / nurunâlânur

  • Nur üstüne nur.

rabıta-i nuraniye

  • Nurlu bağlantılar.

rahmet-i nurani / rahmet-i nuranî

  • Nurlu rahmet.

resail-ün nur

  • Nur Risaleleri.

ruh-u münevver

  • Nurlu ruh, nurlanmış ruh.

safha-i nurani / safha-i nuranî

  • Nuranî sayfa, nurlu sayfa.

sahibü'n-nur ve'l-azm ve'l-irade ve'l-irşad

  • Nurun, azmin, iradenin ve doğrulara ulaştırıcı irşadın sahibi.

sahibünnur / sâhibünnur

  • Nur sahibi

sahife-i nurani / sahife-i nuranî

  • Nurlu sayfa.

sahife-i nuraniye

  • Nurlu sayfa.

şahika-i nur / şâhika-i nur

  • Nur'un zirvesi.

şecere-i nurani / şecere-i nurânî

  • Nurlu, parlak ağaç.

şecere-i nuraniye

  • Nurlu ağaç.

şems-i münir / şems-i münîr

  • Nurlu, parlak güneş.

silsile-i nur

  • Nur zinciri.

silsile-i nurani / silsile-i nurânî

  • Nurlu halka, zincir.

silsile-i nuraniye

  • Nurlu bağ, nesil.

sirac-ı münevver

  • Nurlu lamba.

tarik-i hadid-i beyza / tarik-i hadid-i beyzâ

  • Nurlu ve parlak demir yolu.

tarik-i nur / tarîk-i nur

  • Nur yolu.

tecelliyat-ı nuriye / tecellîyât-ı nuriye

  • Nurlu tecellîler; parlak yansımalar.

tefsir-i nurani / tefsir-i nuranî

  • Nurlu tefsir.

tenevvür / تنور

  • Nurlanma, parlama.
  • Nurlanma.

tenevvür etmek

  • Nurlanmak, aydınlanmak.

tenvir / تنوير

  • Nurlandırma, aydınlatma.
  • Nurlandırma.

tenvirat / tenvirât

  • Nurlandırmalar.

teşkilat-ı nuraniye ve mühimme / teşkilât-ı nuraniye ve mühimme

  • Nurlu ve önemli oluşum.

timsal-i münevver

  • Nurlu örnek.

timsal-i nurani / timsal-i nurâni / timsâl-i nûrânî

  • Nurlu ve aydınlık görüntü, yansıma.
  • Nurlu heykel.

tullab-ı nur

  • Nur talebeleri, Kur'an şakirtleri.

ukul-ü münevvere

  • Nurlu akıllar, aydınlanmış akıl sahipleri.

ukul-ü münevvere erbabı

  • Nurlu akıllar, aydınlanmış akıl sahipleri.

ukul-ü nuraniye erbabı

  • Nuranî akıl sahipleri; akıl yoluyla manevî hakikatlerin nuruna ulaşan kişiler.

unsur-u nur

  • Nur unsuru.

vasıta-i nurani / vasıta-i nuranî

  • Nurlu, parlak vasıta.

vaziyet-i nurani / vaziyet-i nuranî

  • Nurlu vaziyet, hâl, durum.

vesile-i nuraniye

  • Nurlu vesile, aydınlık araç.

virdü'l-ekber-i nuriye

  • Nur'un büyük virdi, duası; Yirmi Dokuzuncu Lem'a.

vücud-u münevver

  • Nurlanmış varlık; kendisiyle Rabbi arasında bağ kuran varlık.

vücud-u nurani / vücud-u nûrânî

  • Nurlu varlık.

yed-i beyza / yed-i beyzâ / يَدْ بَيْضَا

  • Nûrlu el.

zat-ı nurani / zât-ı nuranî / zât-ı nûrânî

  • Nurlu zât.
  • Nurânî, nurlu Zât; Hz. Muhammed (a.s.m.).

zat-ı nuriyeleriniz / zât-ı nuriyeleriniz

  • Nurlu zâtınız.

zerre-i nur

  • Nur zerresi.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın