LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te murt ifadesini içeren 89 kelime bulundu...

a'la

  • Daha iyi. Pek iyi. En yüksek. Ziyâde ve mürtefi olan.

abus / abûs / عبوس

  • Somurtan, surat asan.
  • Asık yüzlü, somurtkan.
  • Somurtkan. (Arapça)

ahar

  • Hattatların kullandıkları kâğıda sürülen nişastalı yumurta. (Farsça)
  • Kahvaltı. (Farsça)
  • Bir nevi çelik. (Farsça)

aşine

  • Yumurta. (Farsça)

astine

  • Yumurta. (Farsça)

bayız

  • (Beyzâ. dan) Yumurtlayıcı, yumurtlayan.

beyaz

  • Aklık, beyazlık.
  • Aydınlık.
  • Yumurta akı.
  • Müsveddenin temize çekilmesi.

beyuz

  • Yumurtlayan tavuk.

beyz

  • (Çoğulu: Büyuz) Yumurta.
  • Kuşun yumurtlaması.
  • Hayvanların bilhassa atın ayaklarında çıkan yumurta iriliğindeki şişler.

beyza / beyzâ

  • Yumurta.
  • Demir başlık.
  • İnsanın hayası. Husye.
  • Çok beyaz.
  • Demirden savaşçı başlığı.
  • Yumurta.
  • Millet-i beyzâ: Beyaz millet, müslümanlar.

beyzat-üd dik / beyzat-üd dîk

  • Horoz yumurtası.
  • Mc: Bulunmaz şey.

beyzat-ül beled

  • Devekuşu yumurtası.
  • Mc: Aciz, zelil kimse.

beyzavi / beyzavî

  • (Beyzî) Yumurta gibi. Yumurtaya benzer şekil.

beyze / بيضه

  • Yumurta. (Arapça)
  • Husye. (Arapça)

büyuz / büyûz

  • (Tekili: Beyz) Yumurtalar.

da'bel

  • Kurbağa yumurtası.
  • Güçlü, kuvvetli deve.

dahy

  • (Dahv) Yayıp döşemek.
  • Deve kuşu yumurtası.

dar-ı ridde / dâr-ı ridde

  • Aslında Müslim iken sonradan irtidâd eden veya bir zaman İslâmiyeti kabul etmiş iken sonradan mürted olan şahısların hâkim bulundukları yer.

dı'il / dı'îl

  • Ölüme yakın olan hasta deve.
  • Kurbağa yumurtası.

embriyoloji

  • yun. Biy: Canlıların başlangıçtan itibaren gelişmesini inceliyen biyoloji ilminin bir bölümü. İkiye ayrılır: 1- Ontogonez: Yumurtadan yavruların meydana gelişini inceler. 2 - Flogenez: Canlıların ilk yaratılışı ile bugünkü şekli arasında meydana gelen değişmeleri inceler. Dünyada başlangıçtan bugüne

enzam

  • Balıkların karınlarında peydâ olan yumurta dizileri.

estine

  • Yumurta. (Farsça)

etene

  • Hayvanlarda ana ile cenin arasındaki kan alış-verişini temin eden organ.
  • Bitkilerde yumurtacıkların yumurtalığa yapışık bulundukları doku.

ezhab

  • (Tekili: Zeheb) Yumurta sarıları.
  • Altunlar.

gırki / gırkî

  • Yumurta kabuğu.

hara

  • Deve kuşu yumurtasının yeri.
  • Ev ortası.

haviye / hâviye

  • Cehennem'in yedinci tabakası. Burada inanmadıkları hâlde inanmış görünen münâfıklar ile müslüman iken İslâm dînini terk eden mürtedler azâb görecektir.

havyar

  • Balık yumurtası. Mersin balığı yumurtasından yapılan siyah, mugaddi ve leziz bir madde.
  • Balık yumurtası.

haye / hâye / خایه

  • Yumurta. (Farsça)
  • Haya, husye. (Farsça)
  • Yumurta, haya. (Farsça)

hazırlöp

  • Kabuğu içinde suda pişip katılaşmış yumurta.
  • Mc: Emek sarfetmeden elde edilen kazanç.

hırşa'

  • Yılan derisi.
  • Yumurtanın üst kabuğu.

hisl

  • (Çoğulu: Husul) Yumurtasından yeni çıkmış olan kertenkele yavrusu.

hürriyet-i vicdan

  • Amme hukuku ile ferdî hukuka tecavüz etmemek şartıyla herhangi bir kimsenin her hangi bir fikir veya dini kabul etmekte veya kabul etmemekte serbest olması. Ancak, İslâmiyeti kabul etmiş olan bir kimse, İslâmın esaslarını kısmen de olsa, inkâr ve reddetmekte serbest değildir; İslâm hukukunda mürted

husye

  • Erkeklik bezi. Haya. Erkeğin yumurtalığı.

husyet-üs semek

  • Balık yumurtası.

hutam / hutâm

  • Kuru cisim kırıntısı.
  • Yumurta kabuğu.
  • Çerçöp.

igdin

  • Bozulmuş, kokmuş, cılık (yumurta).

imam-ı ali

  • (Bak: Ali-ül Murtaza)

irtidad

  • Din değiştirmekle mürted olmak. İslâmiyetten çıkarak dinsiz olmak.
  • Geri dönmek.

kabe

  • Yumurta.

kirfi / kirfî

  • Bazısı bazısının üstüne yağılmış olan yüksek bulutlar.
  • Yumurtanın dış kabuğu.

kuluçkaya kapanmak

  • Kuşun, yavru çıkarmak üzere yumurtaların üzerine yatması.

legorn

  • ing. Çok yumurtlayan bir tavuk cinsi.

leş

  • Kendiliğinden ölen veya Besmelesiz kesilen veya kesilmeyip de başka sûretle öldürülen veya Ehl-i kitâb olmayan kâfir ve mürtedlerin kestikleri yenmesi haram hayvanlar. Ölmüş hayvan.

ma'dudat

  • Yumurta gibi sayı ile satılıp alınan şeyler.

mahh

  • Yumurtanın akı.

marık

  • Dinsiz, mürted, hak dinden çıkan.

mazin

  • Karınca yumurtası.
  • Bir kabilenin adı.

mebiz

  • (Çoğulu: Mebâyiz) Tıb: Yumurtalık.

medha

  • Deve kuşunun yumurtladığı yer.

mekene

  • Kertenkele yumurtası.

mesrue

  • Çekirgenin yumurtasını döktüğü yer.

muhh

  • Yumurtanın sarısı.
  • Eskiyip köhne olmak.

mukmehun

  • Elleri boyunlarına bağlı veya boyunlarından zincir takılı olarak azab çekenler.
  • Başı yukarı kalkmış, gözleri bir yere dikilmiş ve etrafa bakamayan somurtmuş kimseler.

muknia

  • Kurbağa yavrusunun, yumurtadan çıktığı ilk hâli.

mükvin

  • Yumurtası çok olan kertenkele.

mümerred

  • Yüksek, mürtefi.
  • Duvarları yalçın kaya gibi olan düz bina.

münbesir

  • Yüksek, mürtefi.

mürgane

  • Kuşlara yakışır şekilde. Kuşlar gibi. (Farsça)
  • Kuş yumurtası. (Farsça)

murtad

  • (Bak: Mürted)

mürtebit

  • (Murtabıt) Bağlı, birbirine bitişik, bağlantılı, beraber.

mürtecel

  • Düşünülmeden hemen söylenmiş söz veya şiir.
  • Kelimenin lügat mânası ile ıstılah mânası arasında münasebet bulunmayan kısmına mürtecel; münasebet bulunan kısmına da menkul denir.
  • Fık: Konuşulandan başkasına bir alâka bulunmaksızın sarih bir ihtimal ile kullanılan lâfızdır. Mese

mürtekibin / mürtekibîn

  • (Tekili: Mürtekib) İrtikâb edenler. Kötü iş yapan kimseler.
  • Rüşvet alan ve yiyen kişiler.

müruk

  • Okun yaydan çıkıp nişanın diğer tarafına geçmesi.
  • Dinden huruç etmek, mürtedlik.

nakaka

  • Kurbağaların çağrışıp ötmeleri.
  • Tavuğun yumurtladığında ötüp gıdaklaması.

netl

  • Önüne çekmek.
  • Deve kuşu yumurtasının içini su ile doldurup bir yere gömmek.

rezz

  • Bir şeyi yere batırmak.
  • Çekirgenin, kuyruğunu yere batırıp yumurtasını dökmesi.

şahi / şahî

  • şaha, hükümdara ait, şah ile ilgili. (Farsça)
  • Hükümdarlık, şahlık. (Farsça)
  • Eski topların bir çeşiti. (Farsça)
  • Nişastalı, yumurtalı bir helva. (Farsça)
  • Tar: Osmanlı Padişahlarından Yavuz Sultan Selim Han'ın bastığı altun para. (Bu ismin verilmesi, üzerinde "şah" kelimesinin yazılı bulunmasından (Farsça)

sebtel

  • Çürük yumurta.

selk

  • Bir yerden haber getirmek.
  • Yumurtayı rafadan pişirmek. Bir kimseyi başı üstüne bırakmak.
  • Katı ve sert söylemek.
  • Çağırmak.

semarug

  • Başı yumru yumurta gibi olan mantar.

ser'

  • Yumurtlamak.

sirb

  • (Çoğulu: Esrâb) Çekirge ve balık yumurtası.
  • Sığır sürüsü.

sirve

  • (Çoğulu: Sirâ) Küçük ok.
  • Çekirge yumurtası.

sümud

  • Taganni eylemek.
  • Eğlenmek.
  • Kibirlenip somurtmak.
  • Kafa tutmak.
  • Sersem olmak.

sumut

  • Susma, sükut.
  • Somurtma.

taabbüs

  • (Çoğulu: Taabbüsât) Yüz ekşitme, somurtma, surat asma.

tabahece

  • Etli ve yumurtalı kalye. (Bazı yerde kaygana diye söylenir.)

tatrik

  • Kuşun yumurtalamaya, kadının doğum yapmağa yakın olması.

tebessül

  • Somurtma, surat asma. Yüzünü ekşitme.

tefrih

  • Korkusuz kalmak.
  • Gelişme, filizleme. Yumurtadan çıkmak.

tekerfu'

  • Mürtefi olmak, yükselmek.

terike

  • (Çoğulu: Terâyik) Evlenmeyip evde kalmış olan kız.
  • Deve kuşunun yabana bıraktığı yumurta.

tevellüdat-ı semekiye / tevellüdât-ı semekiye

  • Balıkların yumurtadan çıkmaları.

ubuset

  • Yüz ekşiliği. Çehre çatıklığı. Somurtkanlık.

udhiy

  • Deve kuşu yumurtası.

ukkaşe bin el-mihsan el-esdi / ukkaşe bin el-mihsan el-esdî

  • Efâdıl-ı Sahabeden ve kahramanlardan olup hususan Bedir muharebesinde ve Hazret-i Ebu Bekir (R.A.) devrinde mürtedlerle olan muharebede yararlıklar göstermiştir. Peygamberimizin vefat tarihinde 44 yaşlarında idi.

zerde

  • Safranla pişirilen bir çeşit pirinç tatlısı. Safran, sarı renge boyadığı için bu ad verilmiştir. Eskiden düğünlerde pişirilirdi. (Farsça)
  • Safran. (Farsça)
  • Yumurta sarısı. (Farsça)

zerr

  • Zerre, en küçük parça.
  • Karınca yumurtası.
  • Ayırmak.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR