LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te muhafız ifadesini içeren 31 kelime bulundu...

ahras / ahrâs / احراس

  • (Tekili: Hâris) Bekçiler, muhafızlar, koruyucular.
  • Koruyucular, muhafızlar. (Arapça)

al-i beyt / âl-i beyt

  • Hz. Peygamberin (A.S.M.) sülâle-i tahiresinden yetişenler ve sünnet-i seniyyesinin menbaı ve muhafızı ve bihakkın sünnete ittibâ ve onu idâme ettirenler. Al-i Resul, Al-i Nebi, Al-i Muhammed ve Ehl-i Beyt gibi tâbirlerle de söylenir.

baygan

  • Muhafız, koruyucu, bekçi. (Farsça)

beldaran

  • Geçit yerleri muhafızlarının adı. Tanzimattan sonra bunlara zaptiye denmiştir. İkinci Meşrutiyetten beri jandarma olarak adlandırılırlar.

candar

  • Diri, canlı, zihayat, ziruh. (Farsça)
  • Silâhlı kimse. (Farsça)
  • Muhafız, koruyucu, emniyet memuru. (Farsça)
  • Yol yiyeceği, azık. (Farsça)

cemm-i gafir

  • Büyük cemâat, insan kalabalığı. Ekseriyet.
  • Muhâfızlar.

cürde askeri

  • Eskiden hacca giden kafilelerin muhafızlığını yapan asker.

der-bendçi

  • Kale veya hudut muhafızı.

dizdar / dizdâr / دزدار

  • Kale muhafızı, kale ağası. (Farsça)
  • Kale muhafızı. (Farsça)

ensar

  • (Tekili: Nâsır) Yardımcılar. Müdâfiler.
  • Peygamberimiz Resul-ü Ekrem (A.S.M.) Mekke'den Medine'ye hicretinde Onun mücadelesine iştirak edip ona yardımcı, müdâfi, muhafız vaziyetini alan ve Cenâb-ı Hak'tan ve Hz. Peygamber'den (A.S.M.) yardım ve nusret dileyen Sahabe-i Kiram hazeratı.

farisan

  • (Tekili: Fâris) Osmanlı İmparatorluğunun kuruluş devrelerinde eyâletlerde hudutlardaki muhafız askerler.

gardiyan

  • Kolcu, nöbetçi, muhafız. (Fransızca)

gencur

  • Hazine muhafızı, hazinedar. (Farsça)

haddad

  • Demir işleri yapan usta, demirci, çilingir.
  • Muhâfız, bekçi, gardiyan.
  • Kapıcı.

hafaza

  • (Tekili: Hâfız) Muhafızlar. Muhafız melekler.
  • Muhafızlar, koruyucular, bekçiler.
  • Koruyucu melekler.

hafiz / hafîz

  • Esirgeyen. Koruyan. Muhafaza eden. Muhafız.

hares

  • (Tekili: Haris) Bekçiler, muhafızlar.

haris / hâris

  • Muhafız. Bekçi.
  • Gözcü. Himaye eden. Bekleyen.

hırz-ı bigayrihi / hırz-ı bigayrihî

  • Aslında eşya saklamaya mahsus olmayan, izin almadan girilebilen ve konacak malların yanında muhafızı olan yer. (Yol, mescid, meydan gibi)

hisar eri

  • Kale muhafızı.

hurras

  • (Tekili: Hâris) Muhafızlar, bekçiler, nöbetçiler.

huzzan / huzzân

  • (Tekili: Hâzin) Hazine muhafızları, hazinedarlar.

kal'a-dar / kal'a-dâr

  • Kale koruyucusu, kal'a muhafızı. Dizdar. (Farsça)

kutval / kûtval

  • Kale muhafızı. Dizdar. (Farsça)
  • Belediye reisi. Şehir ağası. (Farsça)

merzban

  • Sınır muhafızı, hudut muhafızı. Sınır beyi, vâli. (Farsça)

merzüban / مرزبان

  • Sınır muhafızı. (Farsça)
  • Sınır beyi. (Farsça)

merzvan

  • Hudut muhafızı, sınır beyi. (Farsça)

muhafazat

  • Muhafızlık, koruyuculuk.

muhafızin / muhafızîn

  • (Tekili: Muhafız) Muhafızlar, bekçiler. Bir yeri koruyup bekleyen kimseler.

sürü

  • Tar: Devşirme suretiyle alınan Hristiyan çocuklarının yüzer, yüzellişer, ikiyüzer veya daha fazla kişilik kafileler halinde sevkedilmeleri. Sürü adı verilen bu kafileler, sürücülerle muhafızların nezareti altında hükümet merkezine sevkedilirlerdi.

türbedar / türbedâr

  • Türbe muhafız ve hizmetkârı. (Farsça)

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın