LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te mucize ifadesini içeren 34 kelime bulundu...

acaib-i mucizat / acâib-i mûcizât

  • Mucizeyle yaratılan mahluklardaki şaşırtıcı özellikler.

asa-yı musa / asâ-yı musâ

  • Hz. Mûsânın (A.S.) Asâsı.
  • Kafir sihirbâzları Cenab-ı Hakkın izniyle mağlub eden ve taşa vurduğunda hemen Cenab-ı Hakkın izni ile su çıkaran Hz. Mûsânın (A.S.) mucizeli değneği. Bu mucizeye teşbih olarak, her bir zerrede ve her şeyde Allahın (C.C.) varlığını, birliğini ve kudsi sıfatl

ayet / âyet

  • Alâmet, işâret, mûcize, ibret.
  • Kur'ân-ı kerîmdeki sûreleri meydana getiren cümle veya cümleciklerden her biri. Çoğulu âyâttır.
  • Allahü teâlânın varlığını, birliğini ve kudretini gösteren alâmet, ibret, işâret.
  • Mûcize.

beyyine

  • Açık delîl.
  • Kur'ân-ı kerîm.
  • Mûcize.
  • Delil, şâhid.
  • Âdil olan iki erkek veya bir erkek ile iki kadın şâhid.
  • Peygamber efendimizin isimlerinden.

eş'iya

  • (A.S.) Beni-İsrail peygamberlerindendir. (M.Ö. 759-700) tarihlerine kadar Beni-İsrail arasında peygamberlik yapmış, birçok mucizeler göstermiştir. Zamanının padişahı tarafından takib ettirilerek bir ağaç oyuğunda gizli olduğu halde, ağaçla beraber biçki ile kesilerek şehid edilmiştir. 66 babdan ibar

hakim-i mucizekar / hâkim-i mucizekâr

  • Her şeyi mucize olan ve her şeyi emri altında bulunduran.

i'caz / i'câz / اعجاز

  • Aciz bırakma.
  • Mucize göstererek muhatabı cevap veremez duruma düşürme.
  • Aciz bırakma.
  • Mucizelik.

i'cazkar / i'câzkâr

  • Mûcizeli, başka şeyleri kendisine yetişmekten âciz bırakan.

i'cazlı / i'câzlı

  • Bir benzerini yapmakta başkalarını aciz bırakacak şekilde mucizeli.

icazi / îcâzî

  • İcazla ilgili, mûcize olan.

icazvari / îcâzvârî

  • Mûcize gibi.

işaratülicaz / işârâtülîcâz

  • Mûcizelik işaretleri.

meşahir-i mu'cizat / meşâhir-i mu'cizat

  • Meşhur mu'cizeler; Allah'ın izniyle peygamberler tarafından ortaya konulup bir benzerini yapmakta başkalarını âciz ve hayrette bırakan olağanüstü hallerin, mucizelerin meşhurları.

mirac / mîrâc

  • Peygamberimizin semaya çıkma mucizesi.

mirac-ı nebi / mîrac-ı nebî

  • Peygamberimizin mirac mucizesi.

mu'cizat / mu'cizât / معجزات

  • Mûcizeler. Allahü teâlânın peygamberlerine, peygamberliklerini isbât etmeleri için ihsân etmiş olduğu hârikulâde yâni âdet dışı (olağan üstü) hâller. Mûcize kelimesinin çokluk şeklidir.
  • Bir şeyin mucizeviliği.
  • Mucizeler. (Arapça)

mu'cizegu / mu'cizegû / معجزه گو

  • Mucizeler anlatan. (Arapça - Farsça)
  • Mucize gibi söyleyen. (Arapça - Farsça)

mu'cizü'l-beyan

  • Açıklamaları mucize olan.

mucizane / mucizâne / mûcizâne

  • Mucizeli bir şekilde.
  • Mucizeli bir şekilde.

mucizat / mucizât / mûcizât

  • Mucizeler.
  • Mûcizeler.

mucizat-ı san'at / mucizât-ı san'at / mûcizât-ı san'at

  • Sanat mucizeleri.
  • Sanat mucizeleri.

mucizat-ı seb'a / mucizât-ı seb'a

  • Yedi mucize.

mucize-i rabbaniye / mûcize-i rabbâniye

  • Her şeyin rabbi olan Allah'ın mucizesi.

mucizekar / mûcizekâr

  • Mûcizeli, mûcize gösteren.

mucizevari / mucizevâri / mûcizevârî

  • Mucize gibi.
  • Mûcize gibi.

mucizevi / mûcizevî

  • Mûcizeli biçimde, mûcize ile ilgili olarak.

muciznüma / mûciznümâ

  • Mûcize gösteren.

peygamber

  • Allahü teâlânın, emirlerini ve yasaklarını kullarına bildirmeleri için insanlar arasından seçtiği ve kendilerine mûcizeler verdiği üstün zâtlar.

şakk-ı kamer

  • Ayın yarılması, Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselâmın ayı ikiye ayırması mûcizesi.

şakkıkamer

  • Peygamberimizin ayı iki parçaya ayırması mûcizesi.

sarfe

  • Kuranın mûcize olduğunu gösteren usûllerden biri.

sebe'

  • (Sebâ) Hazret-i Süleyman Aleyhisselâm'ın mucizesi sonunda imana gelen ve onunla evlenen Belkıs'ın Yemen'de hükmü altında bulundurduğu mâmur şehrinin ismi.
  • Bir Arab kavminin adı.
  • Bir devlet ismi.
  • Bir şahıs adı.

vücuh-u külliye-i i'caziye / vücuh-u külliye-i i'câziye

  • Geniş kapsamlı mucizelik yönleri.

yed-i beyda / yed-i beydâ

  • Parlak el. Mûsâ aleyhisselâmın mûcize olarak gösterdiği ve koynundan çıkardığında gözleri kamaştıran ve güneş ziyâsı saçan eli.