LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te muaven ifadesini içeren 27 kelime bulundu...

dest-gir

  • Muavenet. Arka olmak. Tutucu, yardımcı, muin. Zahir. (Farsça)

dest-yari / dest-yarî

  • Yardım, muavenet. (Farsça)

hızlan

  • Rezil olma. Rüsvaylık.
  • Aşağı düşmek.
  • Muâvenetini, yardımını terk etmek.

i'da'

  • Düşman etmek.
  • Sıçratmak.
  • Geri getirmek.
  • Muavenet etmek, yardım etmek.

i'tizad

  • Yardım etme. Muavenette bulunma.
  • Yardım ve imdat isteme.
  • Bir şeyi kol üzerine alma.

maavin

  • (Tekili: Maunet) Yardımlar, muâvenetler.
  • Yol yiyecekleri. Azıklar.

mevla

  • Sahib. Rabb.
  • Efendi. Köleyi âzad eden.
  • Şanlı. Şerefli. Mâlik.
  • Mün'im-i Mutlak olan Cenab-ı Hak (C.C.).
  • Terbiye eden, mürebbi.
  • Yardımcı, muavenet eden.
  • Dost ve komşu.
  • Azâd olan.

mu'tazıb

  • Birbirine yardım eden. Birbirine muavenette bulunan.

muavenat

  • (Tekili: Muâvenet) Muâvenetler, yardım etmeler.

muavenet / معاونت

  • Yardım. (Arapça)
  • Muavenet etmek: Yardım etmek. (Arapça)

mükanefe / mükânefe

  • Yardım etmek, muavenet.

mümalat

  • Müsaade etmek, izin vermek.
  • Yardımlaşmak, muâvenet etmek.

münacede

  • Muavenet, yardım.

münasara

  • Birbirine yardım etme. Muavenette bulunma.

müsaadat

  • (Tekili: Müsâade) Yardımlar, muavenetler.
  • Müsâadeler, izinler.

müsanede

  • (Müsânedet) Arka çıkma, yardım etme, muavenette bulunma.

müstansır

  • (Nusret. den) Yardım dileyen, muavenet isteyen, istinsâr eden.

mütenasır

  • Birbirine yardım eden, muavenette bulunan, yardımlaşan.

mütezahir

  • Görünen, tezahür eden, ortaya çıkan.
  • Muavenet eden, yardım eden.

muvasat

  • Yardım, dostluk, muavenet, iyilik.
  • Ölen bir memurun ailesine maaş bağlama.

müvazere

  • Yardım etmek, muâvenet.

müyasere

  • Yardımlaşmak, muâvenet.

nusret

  • (Nusrat) Yardım. Cenab-ı Hakkın yardımı, hususen ruhani muavenet. Zafer, galebe, fetih, üstünlük, başarı, düşmana gâlib olmak.

rifd

  • (Çoğulu: Erfâd - Rufud) Atâ, hediye, bahşiş.
  • Yardım, muavenet.

saye

  • Gölge. (Farsça)
  • Mc: Himaye, sahip çıkma, koruma. (Farsça)
  • Muavenet, yardım. (Farsça)

tadafür

  • Bir yere toplanmak.
  • Yardım etmek, muâvenet etmek.

teavün

  • Yardımlaşmak. Birbirine muâvenet etmek.