LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te mizac ifadesini içeren 66 kelime bulundu...

alih / âlih

  • Deve kuşunun dişisi.
  • Hafif mizaçlı.

asabiyülmizac / عصبى المزاج

  • Asabî mizaçlı. (Arapça)

ateşmizac / âteşmizâc / آتش مزاج

  • Sert mizaçlı. (Farsça - Arapça)

ciriyya

  • Tabiat, mizac, fıtrat, yaradılış.
  • Huy, haslet.Adet, alışkanlık.

demevi / demevî

  • Kana dâir, kana mensub ve müteallik.
  • Mc: Asabi, sinirli. Kanın çokluğu sebebi ile hâsıl olan mizaç.

denaet

  • Alçaklık, çok fena hareket. Zillet, kötü mizac.
  • Asılsızlık, aslı olmamak.

efsürde-mizac

  • Kanı soğuk, soğuk kanlı, mizâcı soğuk adam. (Farsça)

emzice / امزجه

  • (Mezc. den) Mizaclar, tabiatlar, huylar, meşrebler.
  • Mizaçlar, tabiatlar, huylar.
  • Mizaçlar, huylar.
  • Mizaçlar, karakterler. (Arapça)

enir

  • Çirkin huy, fena tabiat, kötü mizac.

fena tabiatlı

  • Kötü özellikleri bulunan, mizac ve karakteri kötü olan.

fıtrat

  • Yaratılış, huy, tabiat, mizaç.

fıtrat-ı zatiyelerimiz / fıtrat-ı zâtiyelerimiz

  • Kendimize ait asıl mizacımız, yaratılışımız.

gılzet-i mizac

  • Huy ve mizac sertliği.

giran-huy

  • Fena mizaçlı. Kötü huylu. (Farsça)

haşibe

  • Tabiat, mizaç, huy.

haslet

  • İnsanın yaratılışındaki huy, mîzâc, tabîat, karakter.

hay'ame

  • Yaramaz huylu, kötü mizaçlı.

hefhaf

  • Yeynicek, hafif mizaçlı kimse.

heft

  • Hafiflik sebebiyle uçup dağılmak.
  • Hafif mizaçlı olup, her dile geleni söylemek.
  • Vurmak.

him

  • Huy, mizac, tabiat.

himayet damarı

  • Koruma mizacı, huyu.

hısal / hısâl

  • Huylar, mizaçlar, karekterler.

hoppa

  • Herşeye girişen hafif mizaçlı çocuk tabiatında olan kimse. Yersiz davranışlarda bulunan, dilediğince davranan kişi. Delişmen, şımarık.

huşunet-i mizac / huşunet-i mizâc

  • Mizâc sertliği, huy ve tabiat sertliği.

huy

  • Mizac, tabiat, ahlâk, âdet. (Farsça)
  • Ter. (Farsça)
  • Mîzâc, tabiat, ahlâk.

ibn-i vakt

  • Zamanın uyarına giden, vaktin icaplarına göre hareket eden kişi. Zamane adamı.
  • Mizaç ve tabiata göre söz söyleyen kimse.

inhiraf-ı mizac / inhirâf-ı mizac

  • Mizacın bozulması.

inhiraf-ı mizaç

  • Mizacın bozulması, karakter bozukluğu.

istimzac

  • Uyuşmak. Beraber karışmak.
  • Birisinin mizacını, huyunu öğrenmeğe çalışmak.
  • Yoklamak. Fikrini, re'yini sormak.

itidal-i mizac

  • Mizaçtaki denge ve ölçülü yapı.

karakter

  • yun. Huy. Mizac. Seciye. Bir şeyi benzerlerinden ayırdetmeğe yarayan temel hususiyet.

kecmizac

  • Mizaç ve tabiatı hoş olmıyan. Huysuz. (Farsça)

kectab'

  • Mizacı, tabiatı ters olan kimse, aksi. (Farsça)

keyf

  • Afiyet, sağlık, sıhhat.
  • Memnunluk, hoşlanma.
  • Neş'e, sevinç, sürur.
  • Mizaç, tabiat.
  • İstek, taleb, arzu, heves.
  • Gönül açıklığı.

kudek-meniş

  • Çocuk tabiatlı. Çocuk mizaclı. (Farsça)

letafet-i tab'

  • İnsan tabiatındaki, mizacındaki hoşluk, şirinlik.

meniş

  • Tabiat, huy, mizac. (Farsça)

meşarib

  • Meşrebler. Mizaclar. Tabiatlar. Huylar.
  • Fehimler. Anlayışlar. Ahlâklar.
  • Su içecek şeyler. Maşrabalar.
  • Köşkler.

meşreb

  • Mizaç, huy, ahlâk.
  • İçecek yer.

mizac / mizâc / مزاج

  • Huy, tabiat, mizaç. (Arapça)

mizac-dan

  • Mizac bilen, mizaçtan anlıyan. (Farsça)

mizacgir

  • Mizâc ve keyiflere göre hareket eden. (Farsça)

muhtelifü'l-mizaç

  • Farklı mizaç ve huylar.

nabız-aşna / nabız-âşnâ

  • Nabızdan anlayan. Mizaç bilen. Karşısındakinin zayıf taraflarını bilen. (Farsça)

nabız-gir

  • Her mizaç ve tabiata göre davranıp muamele etmesini bilen. (Farsça)

nabz-aşna

  • Nabızdan anlayan, mizac bilen. (Farsça)

nabz-gir

  • Mizaca göre hareket etmesinden anlıyan, nabza göre davranmasını bilen. (Farsça)

nahile

  • Huy, tabiat, mizac.

nebve

  • Uzaklaşmak.
  • Ok hedefe varamamak.
  • Bir yerin havasının mizaca uygun olmaması.
  • Kılıncın vurulan şeye saplanmayıp geri sıçraması.
  • Pek çirkin ve kötü suretten gözün kaçması.

nobran

  • Sert mizaçlı, inatçı, nâzik olmayan.

sabit-kadem

  • Mizacı oynak olmayıp işine ve sözünde kararlı olan, yerinde direnen. Sözünde duran.

şakile

  • Yol. Tarik. Meslek.
  • Yaradılış. Tıynet. Seciye. Mizac. Bir kimsenin yaratılışının temel hususiyeti.

sebükmizac

  • Hafif mizaçlı. (Farsça)

şema'

  • (Çoğulu: şümu') Mum. Meclise zevk veren, meclisi süsliyen mum.
  • Oyun.
  • Mizaç, huy.

tabayi / tabâyi

  • Mizaçlar, tabiatlar.

tabayı'

  • İnsanların tabiatları, mizaç ve karakterleri.

tabayi' / tabâyi'

  • Mizaçlar, tabiatlar, huylar. Yaratılışlar.
  • Mizaçlar, tabiatlar.

tabiat-ı arap

  • Arap milletinin kendine özel yapısı, mizacı, karakteri.

tabiat-ı belagat / tabiat-ı belâgat

  • Belâgat ilminin kendine mahsus şekil karakteri ve mizacı.

tadil-i mizaç / tâdil-i mizaç

  • Mizacın vasat, orta halli olması.

tebayi

  • Tabiatlar, mizaçlar, huy ve karakterler.

temayül-ü mizac / temayül-ü mîzac

  • Mizacın bir tarafa yönelmesi.

tıynet / طينت

  • Mizaç. (Arapça)

tugyan

  • Zulüm ve küfürde çok ileri gitmek. Azgınlık, taşkınlık. Taşkın mizaçlılık.
  • Kan galebe etmesi hali.
  • Resmî devlet kuvvetlerine karşı durmak.
  • Su baskını.

tündmizac / tündmizâc / تندمزاج

  • Asabî mizaçlı. (Farsça - Arapça)

vez'

  • Hulku katı olan. Sert mizaçlı kimse.