LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te mene ifadesini içeren 54 kelime bulundu...

ale-l-hadise

  • Gölge hâdise. (fr. epiphenomene)

ashab-ı yemin

  • Uğurlu, meymenetli kimseler.

benefş

  • Menekşe rengi, mor renk. (Farsça)

benefşe / بنفشه

  • Menekşe denilen güzel kokulu, küçük çiçek. (Farsça)
  • Mor. (Farsça)
  • Menekşe. (Farsça)

benefşe-gun / benefşe-gûn

  • Menekşe renkli, mor renkli. Gökyüzü. (Farsça)

benefşe-zar / benefşe-zâr

  • Menekşe tarlası, menekşe bahçesi, menekşelik. (Farsça)

benefsec

  • Menekşe.

bereket

  • Bolluk. Çokluk. Feyiz. Cenab-ı Hakk'ın lütfu, ihsanı. Uğurluluk. Meymenet, saadet.

bevb

  • Menetmek.

bevvab

  • Kapıcı.
  • Menedici.

dafi'

  • Def'eden, menedici. Ortadan engeli kaldıran.
  • Cenâb-ı Hak. (C.C.)

esadd

  • Menedici.

eymen

  • En meymenetli. En uğurlu. Sağ taraf.

fahişe

  • Ahlâksız ve hayâsız kadın. Namusunu korumayan kadın.
  • Allah'ın menettiği şey.
  • Zâniye. Kahbe.

ferruh-fal / ferruh-fâl

  • Bahtı açık, şanslı, talihli, uğurlu.Ferruhî : f. Mübareklik, uğurluluk, meymenet. (Farsça)

firfir / firfîr

  • Menekşe.

hacb

  • İslâm mîrâs hukûkunda bir vârisi (hisse sâhibini) diğer bir vârisin bulunmasından dolayı kısmen veya tamâmen mîrastan menetmek. Bir vârisi mîrâstan kısmen (payının azalması şekliyle) mahrûm etmeğe hacb-i noksan, mîrastan hiç alamamak şeklinde mahrûm etmeğe hacb-i hirman denir.

hacren

  • Malını kullanmaktan menetmek suretiyle.

hared

  • Hışım etmek.
  • Menetmek, engel olmak.

hatv

  • Rengin değişmesi.
  • Engel olmak, menetmek.
  • İplik bükmek.

hercayi menekşe / hercâyî menekşe

  • Bir cins menekşe.

huceste

  • Saâdetli, mutlu. Hayırlı, uğurlu, meymenetli. (Farsça)

hurmat

  • (Huremât - Hurumât) Haramlar. Dinin, yapılmasını menettiği şeyler. İşlenmesi günah olan işler.

hüsn-ü ta'lil

  • Edb: Herhangi bir hâdisenin hakiki sebebini saklayarak, güzel ve hayalî bir sebep göstermeye hüsn-ü ta'lil denir. Bu gösterilen sebep hakiki olmamalı, fakat güzel olmalıdır.Bağ-ı âlemde yüzün menendi bir gül isteyüp.Cüst ü cu idüp gezer gülzarı bülbül şah şah. (Fatih Sultan Mehmed)Bülbülün, gül bahç

hutut-u cevher

  • Kılıcın çelik kısmındaki dalgalı çizgiler, meneviş, hare, dalgır (Buradaki maksat; kalemle kılıcın güç birliğidir.).

ihkam / ihkâm

  • Manen tahkim etmek. Sağlamlaştırma. Muhafaza ile fesaddan menetmek.

ihram

  • Hacıların örtündükleri dikişsiz elbise.
  • Yün yaygı. Büyük yün çarşaf.
  • Fık: Hac veya umreyi yada her ikisini eda etmek için mübah olan şeylerden bazılarını nefsine menetmek ve onlardan sakınmak.

incal

  • Davarı çimene salma, yeşilliğe bırakma.

infitam

  • Kesilme.
  • Sütten kesilme.
  • Menedilen bir şeyden uzaklaşma.

inzicar

  • Azarlanma, sakındırılma, menedilme.

kürur

  • Bir şeyin tekrarlanması.
  • Geri çekmek.
  • Menetmek, engel olmak.

memnu'

  • Yasak. Menedilmiş. Mâni olunmuş.

men-i muhakeme

  • Muhakemeyi durdurmak, muhakemeye lüzum görmeyip menetmek.

menahi

  • (Tekili: Nehi) Menedilmiş şeyler. Şer'an yasak edilmiş olan şeyler.

menemen hadisesi / menemen hâdisesi

  • Menemen Olayı.

meyamin

  • (Tekili: Meymenet) Bereketler, mutluluklar, uğurlar.

meymene

  • Sağ kol, sağ taraf.
  • Meymenet, yümn-ü bereket. Bereket. Kuvvetlilik. Uğurluluk. Kutluluk.

mümanea

  • Karşılıklı menetme, ruhsat vermeyip önleme.

münkerat / münkerât

  • (Tekili: Münker) Haram işler. Şeriatın menettiği, Allah'ın yasak kıldığı şeyler.

müteyemmen

  • (Yümn. den) Uğurlu, meymenetli, mübarek.

na-mübarek

  • Uğursuz, meymenetsiz. (Farsça)

neha

  • Pek akıllı adam.
  • İhtiyacı terkeylemek. (Güya kendi nefsi cihetinden menedilmiş demektir.)

nehiy

  • Yasak etmek. Menetmek.
  • Gr: Emrin menfi şekli.

nevahi

  • (Nehy. den) Yasak edilmiş şeyler.
  • Allah (C.C.)tarafından menedilmiş olanlar.

rampacı

  • Eski deniz muharebelerinde yakından dövüşerek zabtedilmek istenilen bir düşman gemisine hücumla borda bordaya gelindiği sırada düşman gemisindeki askerlerin vuku bulacak hücumunu menetmek için güverteye yayılan silâhendazlar.

sar'

  • Düşmek.
  • Yıkıp yere çalmak.
  • Edb: Şiirin beytini iki mısra' veya iki kafiyeli yapmak.
  • Tıb: Bir hastalık ki, teneffüs cihâzını his ve hareketten meneder.

tahzir

  • (Çoğulu: Tahzirât) (Hazer. den) Menetme, sakındırma, önleme.

takriri sünnet / takrirî sünnet

  • Hazret-i Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ın, sahabelerinden birinin söylediğini veyahut işlediğini gördüğü halde, onu menetmiyerek sükût buyurmaları.

tenehnüh

  • Nefsini menetmek. Nefsinin isteklerine engel olmak.

uzuf

  • Nefsi kötülüklerden ve şüphelerden menedip uzaklaştırmak.

va'z

  • Öğüt, nasîhat; emr-i ma'rûf ve nehy-i münker yâni iyiliği emr, kötülükten menetme.

zecr

  • Menetme, engel olma. Nehyetme.
  • Zorlama, zorla yaptırma.
  • Önleme. Sıkma.
  • Kovma. Eziyet etme.
  • Angarya olarak çalıştırma.
  • Köpek balığı.
  • Çağırma.
  • Sürme.

zecren

  • Zorlayarak, zorla.
  • Ceza olarak.
  • Engel olarak, menederek.

zevd

  • Ayırmak.
  • Uzaklaştırmka, ırak etmek.
  • Defetmek, menetmek.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR