LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te mata ifadesini içeren 35 kelime bulundu...

ahmed-i faruki / ahmed-i fârukî

  • (Hi. 971-1034) (İmam-ı Rabbanî) Hz. Ömer (R.A.) ahfadından olduğundan Fârukî denilmiştir. Kendisi demiştir ki: "Hakaik-i imaniyeden bir mes'elenin inkişafını, binler ezvak ve mevâcid ve kerâmata tercih ederim." Hem demiş ki: "Bütün tarikatların nokta-i müntehası hakaik-i imâniyenin vuzuh ve inkişâfı

debbe

  • (Çoğulu: Debbât) Matara dedikleri su kabı.
  • Yağ. Bal ve macun koyacak kaplar.

emtar

  • (Tekili: Matar) Yağmurlar.

gulgul

  • Bağrışıp çağrışma. Şamata, gürültü. Velvele.
  • Ağız tarafı dar olan bir kabdan akan suyun çıkardığı ses.

halaluş

  • Kavga, döğüş, şamata, gürültü. (Farsça)

hengame / hengâme

  • Seslerin birbirine karışmasından çıkan gürültü. Kavga, gürültü. Şamata. (Farsça)

hilaş

  • Gürültü, kavga, patırtı, şamata. (Farsça)

huruş

  • Coşma. Gürültü. şamata. Telâş. (Farsça)

huruşan / hurûşân

  • Coşmalar, şamatalar.

idave

  • (Çoğulu: Edâvâ) Deriden yapılmış su kabı. Asker matarası.

kebbah

  • Gönden bardak ve matara diken kimse.

kırba

  • Bir tür su kabı, matara.

mat'am

  • (Çoğulu: Matâim) Yemek yenilecek yer. Yemek odası.

mataf

  • (Çoğulu: Matâif) (Tavâf. dan) Tavâf edilecek, etrâfı ziyaret edilip dolaşılacak yer.

matahir

  • (Tekili: Mathare) Mataralar, su kapları.
  • Gusülhâneler. İçinde yıkanılıp temizlenilecek yerler.

mataif

  • (Tekili: Matâf) (Tavaf. dan) Tavaf edilecek, etrâfı ziyaret edilip dolaşılacak yerler.

matbuh

  • (Çoğulu: Matâbih) (Tabh. dan) Kaynatılmış veya haşlanmış (ilâç).
  • Pişirilmiş yemek.

mathare

  • (Çoğulu: Matâhir) Gusülhâne. İçinde yıkanılıp temizlenilecek yer.
  • Su kabı, matara.

matır

  • (Matar. dan) Yağan, yağıcı.

matlul

  • (Çoğulu: Matâlil) Yaş, ıslâk.
  • Islanmış, nemlenmiş.

matrah

  • (Çoğulu: Matârih) (Tarh. dan) Mahal, yer.
  • Tarh olunacak şey, tarh edilecek nesne.
  • Bir şey atılan yer.

mendeb

  • Tehlike. Ölüm.
  • Gürültü ve şamata ile ağlama.

midae

  • Kırba. Deriden su kabı. İbrik. Matara.
  • Çeşme lülesi.
  • Abdest alınan yer.

mit'am

  • (Çoğulu: Matâim) Çok yemek yiyen. Yemeği bol olan.

mithara / مطهره

  • (Tahâret. den) Matara.
  • Matara. (Arapça)

mıthere

  • Su kabı. Matara.

mumatele

  • (Bak: Mümatala)

mütevelvil

  • İşi velveleye boğan. Gürültü ve şamata yapan.

şemate / şemâte / شماطه

  • Şamata. (Arapça)

şematet / şemâtet

  • Kuru gürültü. şamata.
  • Kuru gürültü, şamata.

şur

  • Tuzlu, kekremsi. (Farsça)
  • şamata, gürültü. (Farsça)

şur-engiz

  • Gürültü çıkaran, şamata yapan. (Farsça)

taaccüc

  • Şamata, gürültü, patırtı.

temattur

  • (Matar. dan) Yağmur yağma.
  • Hız. Sür'at.

velvele

  • Gürültü, patırtı. Birbirine karışık bağrışmalar. Şamata.
  • Gürültü, patırtı, şamata.