LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te masal ifadesini içeren 25 kelime bulundu...

anka-i meşrebane / anka-i meşrebâne

  • Anka meşrepli olma; masallarda bir efsane olarak anlatılan anka kuşu misâli bir meşrepte, bir yolda olma.

biblo

  • Salonlarda, masaların ve rafların üzerine süs için konan vazo gibi küçük eşya. (Fransızca)

dastan / dâstân / داستان

  • Destan. (Farsça)
  • Hikaye. (Farsça)
  • Masal. (Farsça)

destan / destân / دستان

  • (Tekili: Dest) Eller. (Farsça)
  • Hikâyeler, masallar. (Farsça)
  • Hile, tezvir, mekir. (Farsça)
  • Meşhur Zâloğlu Rüstem'in babasının nâmı. (Farsça)
  • Hikaye. (Farsça)
  • Destan. (Farsça)
  • Masal. (Farsça)

dev

  • Masallarda geçen korkutucu varlık.

efsane / efsâne / افسانه

  • Masal. Uydurulmuş yalan hikâye.
  • Masal, destan, mitoloji.
  • Masal. (Farsça)
  • Efsane. (Farsça)

efsane-cuyi / efsane-cuyî

  • Masal, efsane arayıcılık. (Farsça)

efsane-guy

  • Masal söyleyen, efsane anlatan.

efsane-perdaz

  • Hikâye yazan, masal uyduran, meddah, romancı. (Farsça)

elbürz

  • Kafkas sıradağlarının en yükseği. (Farsça)
  • Hakkında türlü türlü hurafeler ve masallar anlatılan Kaf Dağı. (Farsça)
  • Uzun boylu ve yakışıklı kimse. (Farsça)

emsal / emsâl / امثال

  • (Tekili: Misâl) Denk. Benzer. Yaşları birbiriyle aynı olanlar.
  • Mat: Kat sayı.
  • (Mesel) Kıssalar, hikâyeler, romanlar, masallar, destanlar.
  • Hikayeler. (Arapça)
  • Masallar. (Arapça)

esatir / esâtir

  • İlk zamanlara ait uydurma hikâyeler. Masallar. Mitoloji.
  • Saflar. Sıralar.
  • Efsaneler, masallar.

esatir-i evvelin / esatîr-i evvelîn

  • Eskilerin masalları.

esmar

  • (Tekili: Semer) Masallar. Akşam sohbetleri.

fesane / fesâne / فسانه

  • Asılsız hikâye. Masal. (Farsça)
  • Efsane, masal. (Farsça)

gulyabani / gûlyabânî

  • Masallarda sözü edilen hayâlî varlık, umacı, dev.

hurafe

  • Uydurma, bâtıl inanış. Masal. Efsane. Yalan hikâye.

kıssagüzar / kıssagüzâr

  • Hikâye anlatan kimse, masal söyliyen kişi. (Farsça)

kıssahan / kıssahân

  • Hikâye söyliyen, kıssa ve masal anlatan. (Farsça)

kıssaperdaz / kıssaperdâz

  • Hikâye düzen kişi. Kıssacı, masalcı. (Farsça)

misal

  • Örnek, benzer.
  • Masal.
  • Rüya, düş.

nakkal / نقال

  • Nakleden, öykü veya masal anlatan. (Arapça)

nakl-bend

  • Hikâyeci. Masal uyduran. (Farsça)

serva

  • Masal. (Farsça)
  • Söz. (Farsça)

sümut

  • (Tekili: Simât) Sofralar, yemek masaları.
  • Sofraya veya masaya gelmiş yemekler.