LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te mas kelimesini içeren 64 kelime bulundu...

ab-vend

  • Maşrapa, bardak, su kabı. (Farsça)

amal-i ma'sumane / âmâl-i ma'sumâne

  • Masumcasına emeller, arzular.

daire-i ismet

  • Masumluk dairesi.

dev

  • Masallarda geçen korkutucu varlık.

efsane

  • Masal. Uydurulmuş yalan hikâye.
  • Masal, destan, mitoloji.

efsane-cuyi / efsane-cuyî

  • Masal, efsane arayıcılık. (Farsça)

efsane-guy

  • Masal söyleyen, efsane anlatan.

eğlence-i masumane / eğlence-i mâsumâne

  • Mâsumca, günahsız eğlence.

evsaf-ı masume / evsaf-ı mâsume

  • Mâsum sıfatlar.

farmason

  • Mason. Dinsiz, imansız. (Fransızca)
  • Mason, islâm düşmanı.

gulyabani / gûlyabânî

  • Masallarda sözü edilen hayâlî varlık, umacı, dev.

hasılıbilmasdar / hâsılıbilmasdar

  • Masdarla oluşan fiilin uygulanmasından çıkan sonuç.

hediye-i masumane / hediye-i mâsumâne

  • Masumca verilmiş hediye.

hüzn-ü masumane ve mazlumane / hüzn-ü mâsumâne ve mazlumâne

  • Masum ve mazlumca duyulan hüzün, acı.

hüzüv

  • Maskaralık.

hüzzü'

  • Maskaralığa almak.

ismet

  • Masumluk, temizlik.

ismetsiz

  • Masum olmayan.

istimna' / istimnâ' / استمناء

  • Mastürbasyon. (Arapça)

ka'be-i ismet

  • Masumluk Kâbesi (Efendimiz (a.s.m.) masumiyeti itibariyle Kâbe'ye benzetilmiştir.).

kazuze

  • Maşrapa.

li-maslahatin

  • Maslahat için. İş icâbı.

ma'rifetullah

  • Masnuat-ı İlâhiyeyi ve Kur'âni hakikatleri tefekkür ve tahsil ile veya lütf-i İlâhi ile kalbi inkişâf ve basirete sâhib olmak. Esmâ-i İlâhiyyeyi tanımak. İlâhi hakikatlara vukufiyet. Her işte Allah rızâsına en uygun hareket tarzını bilip amel etmek.

madhek

  • Maskara. Gülünecek şey. Soytarı. Komik.

mana-yı masdari / mânâ-yı masdarî

  • Masdar mânâsı.

masarıf / masârıf

  • Masraflar, harcamalar.

masarif / masârif

  • Masraflar, harcamalar.
  • Masraflar, giderler.

masarifat / masârifât

  • Masraflar.

masdariyet

  • Masdarlık.

maşe / mâşe / ماشه

  • Maşa. (Farsça)
  • Maşa. (Farsça)

mashara

  • Maskara, soytarı.

maskaraalud / maskaraâlûd

  • Maskaralı.

maslahatkarane / maslahatkârâne

  • Maslahata, işe ve maksada uygun surette. (Farsça)

maslahattar

  • Maslahatlı, faydalı.

masumane / mâsumâne / معصومانه

  • Masumca.
  • Masumca.
  • Masumca. (Arapça - Farsça)

masume / mâsûme

  • Masum ve günahsız olan.

masumen / mâsumen

  • Mâsum, günahsız bir şekilde.

masumiyet / mâsumiyet / معصوميت

  • Masumluk.
  • Masumluk, suçsuzluk. (Arapça)

mecma-ı evsaf-ı masume / mecma-ı evsaf-ı mâsume

  • Mâsum nitelik ve özelliklerin toplandığı yer.

mecma-i evsaf-ı masume

  • Masum sıfatların bir araya toplandığı yer.

mesalih / mesâlih

  • Maslahatlar, işler.
  • Maslahatlar, faydalar.
  • Maslahatlar, işler.

meşrebe / مشربه

  • Maşrapa. (Arapça)

mülzime

  • Masa üzerine konulan kâğıtların uçup dağılmasını önlemek için üzerine konulan bir âlet.

mümaşaat

  • Maslahat namına hoş geçinme, anlaşma yolunu seçme.

mümaşat / mümâşât

  • Maslahat yolunu, anlaşma tarzını seçme.

mütemeshir

  • Maskaralık eden, eğlenen.

mütemeshirane / mütemeshirâne

  • Maskaralıkla. (Farsça)

riayet-i mesalih ve hikem

  • Maslahat ve hikmetlerin gözetilmesi, onlara riayet edilmesi.

şaheser-i ismet ve istikamet

  • Masumluk ve doğruluk şaheseri.

sahir

  • Maskaralık eden, maskara eden.

sahr

  • Masharaya almak.

sarfiyat / sarfiyât

  • Masraflar, giderler.

sarfiyyat

  • Masraflar, giderler.

sıfat-ı masume / sıfat-ı mâsume

  • Masum nitelik, temiz özellik.

suhrekar / suhrekâr

  • Maskaralık yapan. Maskara. (Farsça)

suhriyye

  • Maskaralık.

sultan-ı mazlum

  • Mâsum, zulme uğramış sultan. (Bundan kinaye II. Abdulhamid Han'dır.)

taklil-i masarif / taklil-i masârif

  • Masrafların azaltılması.

tehezzü'

  • Maskaraya almak.

temeshur / تمسخر

  • Maskaralık. (Arapça)
  • Temeshur etmek: Maskaralık etmek. (Arapça)

tesehhurkar / tesehhurkâr

  • Maskara.

tevhid-i şuhudi / tevhîd-i şuhûdî

  • Mâsivâyı (Allahü teâlâdan başka her şeyi) görmemek ve düşünmemek.

tevhid-i vücudi / tevhîd-i vücûdî

  • Mâsivâyı (Allahü teâlâdan başka her şeyi) yok bilmektir.

üstibah

  • Masura.