LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te mahrü ifadesini içeren 60 kelime bulundu...

bi-behre / bî-behre

  • Nasibsiz. Mahrum.

bi-vaye / bî-vaye

  • Mahrum, nasipsiz. (Farsça)

bibehre / bîbehre

  • Mahrum.

cehele

  • (Tekili: Cahil) Câhiller. İlimden mahrum olanlar. Bilmeyenler. Nâdanlar.

cehl

  • Câhillik, bilmemezlik, ilimden mahrum olmaklık, nâdanlık, tecrübesizlik, gençlik.

cerda

  • Mahrum, çıplak.
  • Tüysüz, dazlak.
  • Çorak, verimsiz toprak, arazi.
  • Karıştırılmamış.

hacb

  • İslâm mîrâs hukûkunda bir vârisi (hisse sâhibini) diğer bir vârisin bulunmasından dolayı kısmen veya tamâmen mîrastan menetmek. Bir vârisi mîrâstan kısmen (payının azalması şekliyle) mahrûm etmeğe hacb-i noksan, mîrastan hiç alamamak şeklinde mahrûm etmeğe hacb-i hirman denir.
  • Men'etme. Mahrum etme.

hacb-i hirman / hacb-i hirmân

  • Huk: Bir vârisi mirastan tamamen mahrum etme.

hacb-i noksan

  • Bir vârisi mirastan kısmen mahrum etme.

haib

  • Mahrum. Ümidsiz. Kederli. Me'yus. Bi-behre olan.

haiben

  • Muvaffakiyetsiz olarak. Mahrum olarak.

haibin / haibîn

  • (Tekili: Hâib) Zarar ve ziyâna uğrayanlar.
  • Mahrum olanlar.
  • Me'yus olanlar, üzülenler.

haybet / خَيْبَتْ

  • Mahrumiyyet. İsteğine erememek. Me'yus ve mahrum olmak.
  • Elindekilerden mahrum kalmak, kaybetmek.
  • Elde edememe, mahrumluk.
  • Mahrûm olma.

hayvaniyyet

  • Hayvanlık, canlılık, zihayat olmak. Akıl ve idrakten mahrumiyet.

hazul

  • Kimsesiz. Yardımsız olarak her şeyden mahrum sürünmek.

herem

  • Kocamak, yaşlanmak, ihtiyar olmak.
  • Mısır'da firavunlar zamanından kalmış piramit şeklindeki mezarların beheri.
  • Geo: Mahrutî şekil, piramit.

hergele

  • Binilmek ve yük taşımak için alıştırılmamış at, kısrak, beygir veya merkep sürüsü.
  • Böyle bir sürüye dahil olan hayvan.
  • Mc: Terbiye ve görgüden büsbütün mahrum adam.
  • Bir işe yaramaz işçi kalabalığı.

hırman

  • Mahrumluk, ümitsizlik.
  • Mahrumluk, mahrumiyet.
  • Ümitsizlik, ye's.

hirman

  • Mahrum olmak, mahrum kalmak. (Aslı, mahrum etmektir)

hırman / hırmân / حرمان

  • Mahrumluk. (Arapça)

hirman / hirmân / حرمان

  • Mahrumluk. (Arapça)

hıyabe

  • Ümitsiz ve mahrum olmak.

hızlan / hızlân

  • Zarar, rahmetten mahrumiyet.

hizlan / hizlân

  • (Hezlan) Yalnız başına kalıp zelil olmak, yardımcısız kalmak.
  • Muhafaza ve rahmet-i İlâhiyeden mahrumiyet.
  • İlâhî rahmetten mahrum kalmak.

hurfe

  • Mahrumiyet, mahrumluk. Bedbaht oluş.
  • Mahrumluk.

husran

  • Mahrumiyet. Kayıp. Çok büyük ziyan.

hüsran

  • Ümit edilenin elde edilememesinden duyulan elem. Mahrumiyet acısı.
  • Zarar, ziyan, kayıp.
  • Zarar, ziyan.
  • Beklenilenin elde edilememesinden duyulan acı, mahrumiyet acısı.

ibtar

  • Parçalama.
  • Mahrum etme, esirgeme.
  • Gündüzün başlangıcı.

istihrab

  • Bir musibet sebebi ile perişan olma, mahrum olma.

köle

  • Bütün tarihî devirlerde başka milletlerden, yabancılardan zorla kaçırılıp hürriyetten mahrum hale getirilerek hizmette kullanılan erkek. (Türkçe)

kozmopolit

  • Her yabancı şeye karşı alâka gösteren, milliyet duygularından mahrum kimse. (Fransızca)
  • Çeşitli milletlerden insanları içine alan. (Fransızca)

la'net

  • Nefret. Tiksinti. Allah'ın rahmetinden mahrumiyyet.
  • Bedduâ; bir kimsenin kötülüğünü, Allahü teâlânın af ve merhametinden mahrum olmasını, ihânet edenlerin veya kötülüklerin gerektiği cezâya çarptırılmasını istemek.

lain / laîn

  • Lânetlenmiş, kovulmuş, merdud. Allahın rahmetinden mahrum.
  • Lânet edilmiş, kovulmuş. Allahü teâlânın rahmetinden mahrum olan şeytân.

lain şeytan / lâîn şeytan

  • Allah'ın rahmetinden mahrum olan şeytan.

magdub

  • Hiddet ve gadaba uğramış. Doğru ve hak dini tanıyamamış ve rahmetten mahrum kalmış. Lütf-u İlâhîden mahrum olmuş.
  • Fık: Gasbolan mal.

maharit

  • (Tekili: Mahrut) Mahruti şekilller. Koniler.

mahru

  • (Çoğulu: Mâhruyân) Ay yüzlü. Yüzü ay gibi parlak olan. Güzel. (Farsça)

mahrub

  • Mahrum edilmiş. Elinden varı yoğu alınmış. Bomboş bırakılmış.

mahrum / محروم

  • Maddi veya manevi nimetlerden uzak kalmak.
  • Malı bereket bulmaz olan bedbaht. Felâhtan nasibsiz olan.
  • İffetinden dolayı zengin zannedildiğinden sadakadan mahrum olan.
  • Yoksun. (Arapça)
  • Mahrum etmek: Yoksun bırakmak. (Arapça)
  • Mahrum olmak: Yoksun kalmak. (Arapça)

mahrumane

  • Mahrumcasına. Bahtsız ve nasipsizcesine.

mahrumiyet / محروميت

  • Yoksunluk, mahrumluk. (Arapça)

mahrumiyyet

  • Elde edemeyiş. Yokluk. Mahrumluk. İstediğini elde edememe.

mahruti / mahrutî

  • Mahrut şeklinde olan. Altı daire ve üstü sivrilerek bir noktada birleşen, huni şeklinde olan. Konik.

mahrutiyyet

  • Mahrutilik, konik olma hâli.

müblis

  • Mahrum.
  • Hasreti şiddetli olan. Acele yapılması lüzumlu bulunan. Elzem.

mücahid

  • Cihad eden. Çalışan. Din için çalışan. Düşmanlara karşı koyan. Çarpışan.
  • Fık: Allah (C.C.) yolunda gönüllü olarak cihada iştirak etmek istediği halde nefakadan, silâh ve saireden mahrum olan gazi demektir. Âyet meâli: "Bizim uğrumuzda mücahede edenlere mutlaka yollarımızı gösteririz

muhayyeb

  • Yoksun bırakılmış, mahrum kılınmış.

muhayyeben

  • Mahrum ederek. Yoksun bırakarak.

muhayyib

  • Yoksun bırakan, mahrum kılan.

muhayyibane / muhayyibâne

  • Mahrum ve yoksun bırakırcasına. (Farsça)

mütehassir

  • (Hasr. dan) Özleyen, hasret çeken. Mahrum kalan. İsteğine erişemiyen.

na-kami / nâ-kâmî

  • Mahrumiyet, bahtsızlık. isteğine kavuşamama. (Farsça)

na-murad

  • Mahrum kalan, muradına eremeyen. (Farsça)

rekaket

  • Kekeleme, dil tutukluğu.
  • Sözün kusurlu oluşu. Belagattan mahrum olmak.
  • Zayıf ve ince olmak, yufka olmak.
  • El ile cismin hacmi ve cüssesini anlamak için yoklamak.
  • Gevşeklik, zayıflık, dermansızlık.

şaki / şakî / شَق۪ي

  • Saadetten mahrum.

sıfır-ül yed

  • (Sıfr-ül yed) Mahrum, eli boş.

sıfrü'l-yed

  • Mahrum, eli boş.

suhk

  • Uzak olmak.
  • Cehennemde bir derenin adı.
  • Mahrumiyet.

tahrim / tahrîm

  • Haram kılma, yasak etme. Mahrum bırakma.

tahyib

  • (Haybet. den) Eli boş, kederli ve mahrum kılma.