LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te mad kelimesini içeren 153 kelime bulundu...

adem-i harici / adem-i haricî

  • Maddeten yok olma hâli; Allah'ın ilminde var olup fakat maddî varlığı olmayan.

afat-ı maneviye ve maddiye / âfât-ı mâneviye ve maddiye

  • Maddî ve mânevî âfetler, belâlar.

ahval-i maddiye / ahvâl-i maddiye

  • Maddi haller, sağlık durumu.

alaşım

  • Madenlerin eriyerek birleşmesi sonunda meydana gelen madde, halita.

alat-ı cismaniyye / âlât-ı cismaniyye

  • Maddî âletler.

alem-i cismani / âlem-i cismanî

  • Maddî âlem.

alem-i cismaniyye / âlem-i cismaniyye

  • Maddî âlem, kâinat, dünya.

alem-i maddi / âlem-i maddî / عَالَمِ مَادّ۪ي

  • Maddî âlem, görünen âlem.
  • Maddi âlem.

alem-i maddiyat ve şehadet / âlem-i maddiyat ve şehadet

  • Maddî ve görünen âlem.

alem-i melekut / âlem-i melekût

  • Madde, his, akıl, ölçü âleminin üstündeki âlem.

alem-i melekut ve ervahda / âlem-i melekût ve ervâhda

  • Madde ötesi ve ruhlar âleminde.

alem-i ruhani / âlem-i ruhanî

  • Maddî yapısı olmayan ve gözle görülemeyen ruh âlemi.

aşk-ı eflatuni / aşk-ı eflâtunî

  • Maddeci olmayan aşk.

ayet-i tekviniye / âyet-i tekvîniye

  • Maddî alemde gözle görülen âyet.

bihasebi'l-ade

  • Maddî sebepler bakımından.

burhan-ı maddi / burhan-ı maddî / burhân-ı mâddî / بُرْهَانِ مَادِّي

  • Maddî delil.
  • Maddi delil.

cazibe kanunu

  • Madde âleminde geçerli olan Cenab-ı Hakk'ın tekvini bir kanunudur. Bu kanuna göre iki madde birbirini aralarındaki mesafe ile ters orantılı; kütle ve miktarlarıyla orantılı olarak çeker.

cehennem-i manevi / cehennem-i mânevî

  • Maddî olmayan cehennem.

cesed-i misali / cesed-i misalî / cesed-i misâlî / جَسَدِ مِثَالِي

  • Maddi yapısı olmayan vücut, misalî beden.
  • Madde âleminden olmayan nurânî beden.

cevher-i ferd / جَوْهَرِ فَرْدْ

  • Maddenin bölünemeyen en küçük parçası.

çirkab-ı hayat-ı maddiye / çirkâb-ı hayat-ı maddiye

  • Maddî hayattaki çirkef, bataklık.

cism-i maddi / cism-i maddî

  • Maddî cisim, beden.

cismani / cismânî

  • Maddi vücuda sahip.

cismani kur'an-ı kebir / cismânî kur'ân-ı kebîr

  • Maddî yapı kazanmış büyük Kur'ân, kâinat kitabı.

cismaniyat

  • Maddî varlıklar.

cüruf / cürûf / جروف

  • Maden atığı, maden posası. (Arapça)

cüz-ün layetecezza / cüz-ün lâyetecezzâ

  • Maddenin yapı özelliğini taşıyan en küçük parçası, atom, zerre.

dağdağa-i hayat-ı cismaniye

  • Maddî hayatın sıkıntıları.

dalkavuk

  • Maddî ve şahsî menfaatleri için zilleti kabul eden soytarı adam.

depresyon

  • Maddi veya manevi çöküntü. İç sıkıntısı. (Fransızca)

eğe

  • Maden vesaire yontmaya mahsus ince dişli âlet. Törpü.

emr-i vehmi / emr-i vehmî

  • Maddi bir varlığı olmayan, ancak itibar edilen, varsayılan olgu; meridyen çizgileri ve maddedeki çekim kanunu gibi.

enkaz-ı maddiye

  • Maddi yıkıntılar.

erkan-ı alem / erkân-ı âlem

  • Maddî âlemin temel unsurları.

erzak-ı maddiye ve maneviye / erzak-ı maddiye ve mâneviye

  • Maddi ve mânevî rızıklar.

esbab-ı maddiye / esbâb-ı maddiye / اَسْبَابِ مَادِّيَه

  • Maddî sebepler.
  • Maddî sebebler.

esir / esîr / اَث۪يرْ

  • Maddenin en küçük parçası.

ezeliyet-i madde

  • Maddenin ezelî oluşu.

ezeliyet-i madde ve hareket

  • Madde ve hareketin başlangıçlarının olmaması, sonradan yaratılmaması.

fahm-i ma'deni / fahm-i ma'denî

  • Mâden kömürü.

felsefe

  • Madde, hayat, yaratılış, kâinât, ruh, ölüm, ölüm sonrası gibi konularda insan gücünün akla dayanarak ortaya koyduğu düşünce ve görüşlerin tamâmı. Beğendiği düşüncelerini hakîkat olarak anlatmak, yaldızlı, heyecan verici laflarla inandırmaya çalışmak. Tecrübeye, hesâba dayanmayan şahsî düşünceler.

fen

  • Maddî ilim, bilim, hüner.

filiz / فلز

  • Maden külçesi. (Arapça)

hacat-ı maddiye / hâcât-ı maddiye

  • Maddî ihtiyaçlar.

hacet namazı / hâcet namazı

  • Maddî ve mânevî bir ihtiyaca, dileğe kavuşmak niyeti ile iki ve en fazla on iki rek'at olarak kılınan namaz.

hadisat-ı kevniye-i gaybiye / hâdisât-ı kevniye-i gaybiye

  • Maddî âlemde gelecekte meydana gelecek olan olaylar.

hakaik-i ahval / hakâik-i ahval

  • Maddî ve mânevî âlemlerdeki hâllerin gerçek mahiyetleri, içyüzleri.

hakikat-i maddiye

  • Maddî gerçek.

hasiyat-ı maddiye / hâsiyât-ı maddiye

  • Maddî özellikler.

havya

  • Madenlerle yapılan kaynak işlerinde, lehimin eritilmesinde kullanılan âlet. Lehimi eritebilmesi için sıcak olarak kullanılması gereken bu havyaların çoğu elektrikle ısıtılır.

hayat-ı cismaniye / hayat-ı cismâniye

  • Maddî, bedene ait hayat.

hayat-ı faniye-i maddiye / hayat-ı fâniye-i maddiye

  • Maddî olan geçici hayat, dünya hayatı.

hayat-ı hayvaniye-i maddiye-i dünyeviye

  • Maddî dünyadaki canlı hayat.

hayat-ı maddiye

  • Maddî hayat.

hayat-ı maneviye / hayat-ı mâneviye

  • Maddî olmayan, mânevî hayat.

hayat-ı maneviye ve maddiye / hayat-ı mâneviye ve maddîye

  • Maddî ve mânevî hayat.

heyulaniyyun / heyulâniyyun

  • Maddeciler.

hüsün ve cemal / hüsün ve cemâl

  • Maddî ve manevî güzellik.

iksir / iksîr / اِكْسِيرْ

  • Madenleri altına çevirdiğine inanılan madde.

inkılabat-ı madeniye / inkılâbât-ı madeniye

  • Madenlerin alt üst olması, değişmesi.

inorganik

  • Mâden cinsinden olan, cansız maddelerden bulunan. Organik olmayan. Hayvan ve insan gibi vücud yapısına ait olmayan. (Fransızca)

intizam-ı maddi / intizam-ı maddî

  • Maddî düzenlilik ve tertip.

istidad-ı isyan ve tehevvür

  • Maddî veya mânevî hiçbir şeyden korkmama ve isyan etme yeteneği.

istisfa

  • Madeni eritip tasfiye etmek, hâlisini almak.

kanken / kânken

  • Madenci. Maden kazıcısı. (Farsça)

kayd-ı maddiyat

  • Maddi kayıt, bağ.

keramet-i kevniye

  • Maddî ve kişisel yapısının olağanüstü olması.

kerem-i mütecessid

  • Maddi vücut giymiş kerem.

kudsi hikmet / kudsî hikmet

  • Maddî manevî herşeyin kutsal gaye ve faydalarını öğreten ilim.

kuvvet-i maddiye

  • Maddî kuvvet.

lezzet-i maddiye

  • Maddî lezzet.

lezzetperest

  • Maddî mânevi zevk ve lezzet peşinde koşan, zevk ve lezzete düşkün.

ma'deniyat

  • Madenî oluşlar. Madenler. Madenden çıkan şeyler. Maden ilmi.

maadin / maâdin / معادن

  • Madenler, metaller.
  • Madenler.
  • Madenler. (Arapça)

macun / mâcun

  • Maddelerin ezilmiş hâli.

madde be madde / ماده بماده

  • Madde madde. (Arapça - Farsça)

madde-i maddiye

  • Maddî madde.

maddeden mücerret

  • Maddeyle sınırlı olmayan, maddeten yüce.

maddeperest

  • Maddeci, materyalist.
  • Maddeye taparcasına düşkün olan.

maddeperestlik

  • Maddeye tapma.

maddeperver

  • Maddeye düşkün.
  • Maddeyi seven.

maddeten / مَادَّةً

  • Maddece, madde bakımından.
  • Maddî olarak.
  • Maddî olarak.

maddeten terakki

  • Maddî açıdan gelişme, ilerleme ve üstün hâle gelme.

maddeten ve manen / maddeten ve mânen

  • Maddî ve mânevî olarak.

maddi / maddî

  • Maddeyle alâkalı.
  • Madde ile ilgili, maddece.

maddi cihet / maddî cihet

  • Maddeye bakan yön.

maddi mülkiyet / maddî mülkiyet

  • Maddî mal ve zenginlik.

maddi terakki / maddî terakki

  • Maddî yönden elde edilen gelişme; ilim ve teknolojide gelişip ilerleme.

maddiyat / maddiyât / maddîyât

  • Maddi şeyler.
  • Maddî şeyler.

maddiye / maddîye

  • Maddeyle bağlantılı.
  • Madde olan.

maddiye-i hayvaniye

  • Maddî olan hayvanî yapı, maddî beden.

maddiyet / مادیت

  • Maddîlik. (Arapça)

maddiyun fikri

  • Maddecilik, materyalizm.

maddiyunluk

  • Maddiyunların mesleği. Maddecilik. Hiçbir müsbet delile dayanmıyan ve sadece maddeye istinad eden ve ruhâniyatı ve mâneviyatı inkâr edenlerin bâtıl akideleri.

maddiyyun / maddiyyûn

  • Maddeciler, mâneviyata inanmayanlar îmansız felsefeciler.
  • Maddenin ezelî ve ebedî olduğuna inananlar, materyalistler.
  • Maddeciler, materyalistler.
  • Maddenin hep var olduğuna, sonradan yaratılmadığına ve yok olmayacağına inananlar, maddeciler.

maddiyyunluk

  • Maddecilik, materyalizm, herşeyi madde ile açıklamaya çalışma gayreti.
  • Maddecilik, materyalizm, maddeden başka her şeyi inkâr eden dinsiz felsefeciler.

madeniyat / madeniyât / mâdeniyat

  • Madenler.
  • Madenler, metaller.

madeniyyat / madeniyyât / معدنيات

  • Madencilik bilimi, mineraloji. (Arapça)

mahiyet-i maddiyat

  • Maddiyatın öz niteliği.

mana-yı maddi / mânâ-yı maddî

  • Maddî anlam.

manevi / mânevî

  • Maddî olmayan, ruhanî.

manevi alem / mânevî âlem

  • Maddeden olmayan, maddî gözle görünmeyen âlem.

maneviyat / mânevîyât

  • Madde üstü hâller.

maneviyyat

  • Maddî olmayan, manevî olan hususlar.
  • Maddi olmayan kuvvet. Mânâ âlemine âit olanlar. Dinden, imândan, mukaddesât ve imândan gelen kuvvet.

materyalist

  • Maddeci. Her şeyi madde ile kıymetlendiren. (Fransızca)
  • Maddeci, sadece maddeye inanan îmansız.

materyalizm

  • Maddecilik, maddeden başka varlık tanımayan îmansız felsefe.

mavera-yı haşr-ı cismani / mâverâ-yı haşr-ı cismânî

  • Maddî bedenle âhiret âleminde yeniden diriltilme arka tarafı, arka plânı.

meadin / meâdin

  • Madenler, kaynaklar.

medar-ı hüsün ve cemal / medar-ı hüsün ve cemâl

  • Maddî ve manevî güzellik kaynağı.

mehasin-i maddiye / mehâsin-i maddiye

  • Maddî güzellikler.

mekan-ı maddi / mekân-ı maddî

  • Maddî yer.

menfaat-i maddi / menfaat-i maddî

  • Maddî menfaat, fayda.

menfaat-i maddiye

  • Maddî fayda.

meskukat / meskûkât / مسكوكات

  • Madenî paralar, sikkeler. (Arapça)

mevad / mevâd / مواد

  • Maddeler, malzemeler.
  • Maddeler. (Arapça)

mevadd / mevâdd

  • Maddeler.

mevcud-u harici / mevcud-u haricî

  • Maddî vücudu bulunan eşya.

mevcudat-ı cismaniye

  • Maddî vücudu olan varlıklar.

mevcudat-ı hariciye

  • Maddî ve cismanî varlıklar.

mirac-ı ruhani / mirâc-ı ruhânî

  • Maddî olmayan, ruh ile yapılan yükseliş.

misbeke

  • Mâden eritilip dökülecek kap.

mücerred / مُجَرَّدْ

  • Maddî varlıklardan ayrı olarak sadece zihinde düşünülen kavram, soyut
  • Maddî olmayan, soyut.

muhyi / muhyî

  • Maddî mânevî hayat veren, dirilten, canlandıran, can ve ruh veren mânalarında olup, Cenab-ı Hakk'ın bir ismidir. (Ehl-i dünya küfür ve dalâlet karanlığında mânen ölü gibi iken Resul-i Ekremin (A.S.M.) mübarek irşadları ve iman nurları ile dirilmelerine ve o mânevî ölümden kurtulmalarına binaen Peyga

mütenazzif

  • Maddeten temizlenen.

rızk

  • Maddî ve mânevî nimetler.

ruh-u mücerred

  • Maddeden soyutlanmış ruh.

ruh-u nurani / ruh-u nuranî

  • Maddî yapısı olmayıp nurdan yaratılmış aydınlık ruh.

ruhani / ruhânî

  • Maddî yapısı olmayan ruh âlemine ait varlık.

ruhaniler / ruhanîler

  • Maddî yapısı olmayan ve gözle görülemeyen ruh âlemine ait varlıklar.

ruhaniyat / ruhâniyât

  • Maddî yapısı olmayan ve gözle görülemeyen ruh âleminin varlıkları.

ruhaniyyat

  • Madde âleminden başka olan ruh âlemleri, ruhaniler.

sa'y-i maddi / sa'y-i maddî

  • Maddi çalışma.

saadet-i cismaniye

  • Maddî mutluluk, bedenle alınan mutluluk.

şahs-ı maddi / şahs-ı maddî

  • Maddî şahıs.

saltanat-ı maddiye ve maneviye / saltanat-ı maddiye ve mâneviye

  • Maddî ve mânevî yönlerden kurulan egemenlik, hakimiyet.

satvet-i maneviye ve hakikiye / satvet-i mâneviye ve hakikiye

  • Maddeten ve mânen üstün olmak.

şecaat-i maddiye

  • Maddî kahramanlık, yiğitlik (Maddî bakımdan ilerlerken ifrat ve tefritten uzak olan orta ve doğru hâli ayakta tutma).

sikkezen

  • Madeni para basan. (Farsça)

suret-i maddiye

  • Maddî suret, şeklî görüntü.

tazminat

  • Maddî veya mânevî zarara karşılık ödetilen maddî bedel, mal.

tedbir-i maddiye

  • Maddeten alınan tedbirler.

teknik

  • Maddî ilimlerin uygulaması.

temsilat-ı maddiye / temsilât-ı maddiye

  • Maddî benzetmeler, örnekler.

terakkiyat-ı maddiye

  • Maddî ilerlemeler.

tesirat-ı maddiye / tesirât-ı maddiye

  • Maddî etkiler.

tevazzu'

  • Madde gibi bir mekân alma.

timsal-i müşahhas

  • Maddi yapı ve şahsiyet kazanmış nümune, somut örnek.

veraset / verâset

  • Maddî ve mânevî olarak vâris olmak.

vücud-u cismani / vücud-u cismanî

  • Maddî vücut, beden.

vücud-u maddi / vücud-u maddî

  • Maddî varlık.

vücud-u madeni / vücud-u madenî

  • Madenî varlık.

vukuat-ı maddiye ve maneviye / vukuat-ı maddiye ve mâneviye

  • Maddî ve manevî olaylar, hadiseler.

zevk-i maddi / zevk-i maddî

  • Maddî zevk, bedenle alınan zevk.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR