LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te lekele ifadesini içeren 18 kelime bulundu...

abraş

  • Alaca benekli at.
  • Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan bitki yaprağı.

baras

  • Tedavi edilmesi mümkün olmayan ve vücutta beyaz lekeler meydana getiren bir hastalık.

halel

  • Halel gelmek: Bozulmak, lekelenmek, gölge düşmek.

ihaş

  • Bir kimsenin namusuna dokunma, namusunu lekeleme.

ihlal / ihlâl / اخلال

  • Bozma, lekeleme, halel getirme. (Arapça)
  • İhlâl edilmek: Bozulmak, halel getirilmek. (Arapça)
  • İhlâl etmek: Bozmak, halel getirmek. (Arapça)

lekedar etme

  • Lekeleme, kirletme.

lekedar etmek

  • Lekelemek, karalamak.

maayib

  • Ayıplar. Lekeler. Kusurlar.

mahşuş / mahşûş

  • İçine girilmiş, lekelenmiş.

meayib

  • Kusurlar, ayıblar, lekeler.

melekat / melekât

  • (Tekili: Meleke) Melekeler. Tecrübe neticesi elde edilen alışılmış bilgiler. İsti'datlar.
  • Melekeler; tekrarla yapılan iş veya tecrübelerden sonra elde edilen bilgi ve beceriler.
  • Melekeler.

melekat-ı akliye / melekât-ı akliye

  • Aklî melekeler, yetenekler.

meşain

  • (Tekili: Şeyn) Kabahatler, ayıp ve lekeler.

mümaresat

  • Mümâreseler. Alıştırmalar, bir işi devamlı yapmakla alıştırmalar. Ustalıklar. Melekeler.

müsta'merat / müsta'merât

  • (Tekili: Müstâ'mere) (Umrân. dan) Sömürgeler, müstemlekeler.

müstemlekat / müstemlekât

  • Müstemlekeler. Başka devletlerin emri ve idaresi altında olan yerler. Memleketler.

ran

  • (Reyn. den fiil) Kalb katılaşması, lekelenmek. Kalbin kasavetlenmesi.
  • Pas, kir.

şevaib

  • (Tekili: Şâibe) Kusurlar, lekeler, noksanlar, ayıplar.
  • Şüpheler
  • Eserler, izler, nişânlar.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın