REKLAM ENGELLEMEYİ GERİ ALMA KODU BURADA BAŞLAR --> REKLAM ENGELLEMEYİ GERİ ALMA KODU BURADA BİTER -->

LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te lanetle ifadesini içeren 17 kelime bulundu...

bed-fercam

  • Sonu kötü. Sonu korkulu ve lânetlenmiş olan. Akibeti fena. (Farsça)

kafir-i mel'un / kâfir-i mel'un

  • Allah'ı veya Allah'ın bildirdiği kesin birşeyi inkâr eden lânetlenmiş kimse.

la'n

  • Lânet etme. Lânetleme.

lain / laîn / lâin / لعين

  • Lânetlenmiş, kovulmuş, merdud. Allahın rahmetinden mahrum.
  • Lânetlenmiş.
  • Lânetlenmiş, lânetli.
  • Lânet eden. Lânetleyen.
  • Herkesin kınadığı.
  • Lanetlenmiş. (Arapça)

lian / liân

  • Lânetleşmek. İki kişinin birbirini lânetlemesi.
  • Fık: Zevc ile zevcenin hâkim huzurunda şer'i usulüne uygun olarak dörder defa şahitlikte bulunduktan sonra, nefislerine lânet ve gadab okumak suretiyle olan yeminleri. Buna: Mülâene, telâun, iltiân da denir.
  • Lânetleşmek. İki kişinin birbirini lânetlemesi.
  • Lânetleşmek, erkeğin zevcesini (hanımını) zinâ etmekle suçlaması veya bu çocuk benden değildir demesi hâlinde dört şâhid getiremezse, zevcenin isteği üzerine eşlerin hâkim huzûruna çağrılarak usûlüne uygun (âyet-i kerîmedeki bildirildiği şekilde) kar şılıklı yemîn etmeleri ve lânetleşmeleri. Buna mu
  • Lânetleşme.

mel'un / mel'ûn

  • Lânetlenmiş. Lânete lâyık.
  • Kovulmuş, tard olunmuş.
  • Lanetlenmiş.
  • Lânetlenmiş, tard olunmuş, kovulmuş.

mel'unane / mel'unâne

  • Lanetlenmiş olarak.

merdut

  • Reddolunmuş, lânetlenmiş, kabul edilmeyen.

mübahele / mübâhele

  • Lânetleşme. Dar anlamda hazret-i Îsâ'nın ilâh ve Allahü teâlânın oğlu olduğunu söylemekte ısrâr eden ve bu inanışlarının yanlış olduğunu kabûl etmeyen hıristiyanlara, Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem); "... Gelin oğullarımızı, oğullarınızı, kadınlarımızı, kadınlarınızı, bizleri ve

mülaane / mülâane

  • Lânet edişmek. Erkek ile kadının birbirlerini lânetlemeleri.
  • Zevcesini (eşini) zinâ ile suçlayan erkeğin dört şâhit getirememesi hâlinde, zevcenin isteği üzerine eşlerin hâkim huzûruna çıkarak usûlüne uygun (âyet-i kerîmelerde bildirilen ifâdelerle) karşılıklı yemin etmeleri ve lânetleşmeleri.

mülaene / mülâene

  • Birbirine bedduâ etme. Lânetleşme.
  • Lânetleşme.

mütelain

  • Lânetleşen, uğursuzlaşan.

recim

  • (Recm. den) Taşlanmış, taşa tutulmuş.
  • Lânetlenmiş, mel'un.

şeytan-ı lain / şeytan-ı lâîn

  • Kovulmuş, lanetlenmiş şeytan.

şeytan-ı racim / şeytan-ı racîm

  • Kovulmuş, lânetlenmiş şeytan.

tel'in / tel'în / تلعين

  • Lânetlemek. Lânet etmek.
  • Lânetleme, kınama.
  • Lânetleme, lânet etme. Bir kimsenin Allahü teâlânın rahmetinden uzak olmasını dileme.
  • Lanetleme. (Arapça)
  • Tel'în edilmek: Lanetlenmek. (Arapça)
  • Tel'în etmek: Lanetlemek. (Arapça)

telin / telîn

  • Lânetleme.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın