LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te kuyumcu ifadesini içeren 25 kelime bulundu...

büteka

  • (Çoğulu: Bevâtık) Pota dedikleri âlettir ve kuyumcular içinde altın ve gümüş eritirler.

ermeni

  • Eskiden batı Asya'nın kuzey kısmında ve Avrupa'nın Asya'ya komşu olan bazı yerlerinde dağınık şekilde yaşayan bir milletti ki, İranlılar ve Romalılar tarafından birçok defa mağlub edilmeleri üzerine çeşitli yerlere dağılmışlardır. Ve bu dağılma sonucunda büyük şehirlere de yerleşerek san'at, kuyumcu

fettan

  • Fitneci. Kurnaz. Fitne çıkaran. Karıştıran.
  • Hırsız.
  • Şeytan.
  • Altın eriten kuyumcu.

ger

  • İsimlerin sonlarına eklenir ve yapıcılık bildirir bir edattır. Meselâ: Ahen-ger : f. Demirci. Zer-ger : f. Kuyumcu. (Farsça)

gevher-füruş

  • Cevherci, kuyumcu, sarraf. (Farsça)

gevher-şinas

  • Cevherden anlıyan, cevherci, kuyumcu. (Farsça)

gevheri / gevherî

  • Kuyumcu, cevherci. (Farsça)

himlac

  • Kuyumcular körüğü.

hitrafi / hitrafî

  • Demirci.
  • Kuyumcu.

ısaga

  • Kuyumculuk yapma.
  • Eritilmiş maddeleri kalıba dökme.

kararit

  • (Tekili: Kırat) Kuyumcu tartıları. Kıratlar.

kure / kûre / كوره

  • Demirci ocağı. Kuyumcu ocağı. (Farsça)
  • Küre. (Farsça)
  • Kuyumcu ocağı. (Farsça)

lahm

  • Et. Her şeyin içi ve üzeri.
  • Bir işi sağlam kılmak.
  • Kırık şeyi kuyumcunun yapıştırması. Lehimlemek.
  • Bir yerde ilişip kalmak.

mesa'

  • Kuyumcu eşyası.

mina

  • Şişe, cam, billur.
  • Parlak saray.
  • Sırça. Kuyumcuların kullandıkları lâcivert renkli sırça.

pota

  • Toprak veya mâdenden yapılmış, kimyacı, eczâcı, mâdenci veya kuyumcu âletlerindendir. Altın, gümüş ve benzeri mâdenlerin eritilimesine mahsustur. (Farsça)

saga

  • (Çoğulu: Sayâg) Kuyumcu.

sarraf / sarrâf

  • Sarfeden. Para işleri ile uğraşan.
  • Cevherci, kuyumcu. Cevherin kıymetini san'atı ile azaltan veya çoğaltan.
  • Kuyumcu.

savg

  • Batmak,
  • Kuyumculuk yapmak.

savvag

  • Kuyumcu.

sayyag

  • (Sıyâgat. dan) Kuyumcu.

sıyagat

  • Kuyumculuk.

tasvig

  • (Çoğulu: Tasvigat) (Siga. dan) Kalıp şekline koymak. Eritip kalıba dökme.
  • Batırmak.
  • Kuyumculuk yapmak.

zerger / زرگر

  • (Çoğulu: Zergerân) Altın işleyen.
  • Kuyumcu.
  • Kuyumcu. (Farsça)

zergeri / zergerî

  • Kuyumculuk. (Farsça)