LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te kut kelimesini içeren 135 kelime bulundu...

ahkam-ı kudsiye / ahkâm-ı kudsiye

  • Kutsal hükümler.

aktab / aktâb

  • Kutuplar, büyük velilerden zamanının en büyük mürşidi olan kimseler.
  • Kutublar. Tasavvufta yüksek derecelere ulaşmış mübârek, kıymetli zâtlar Kutb'un çokluk şeklidir.
  • Kutublar, büyük evliyalar.

aktar / aktâr

  • Kuturlar, çaplar, dairenin merkezinden geçen hatlar, bölgeler, taraflar. Her taraf.

arz-ı mukaddes

  • Kutsal ülke. Kudüs, Filistin.

asar-ı kudsiye / âsâr-ı kudsiye

  • Kutsal eserler.

ashab-ı kütüb-i sitte / ashâb-ı kütüb-i sitte

  • Kütüb-ü sitte ashabı, meşhur altı sahih hadis kitabı olan Sahih-i Buhâri, Sahih-i Müslim, İbn-i Mâce, Ebu Davud, Tırmizi ve Neseî'nin yazarları.

aşk-ı mukaddes

  • Kutsal aşk.

ayet-i kudsiye / âyet-i kudsiye

  • Kutsal âyet.

azam-ı aktab / âzam-ı aktâb

  • Kutupların, Allah'ın sevgili kulları velilerin ileri gelenlerinin en büyükleri.

bankiz

  • Kutub bölgelerinde deniz suyunun donmasıyla meydana gelen buzların tamamı. Bunlar ençok Kuzey Buz Denizinde görülürler.

bit / bît

  • Kut. Gıda.

burhan-ı kudsi / burhan-ı kudsî

  • Kutsal, mukaddes delil, Kur'ân.

celal-i kudsiyet / celâl-i kudsiyet

  • Kutsal büyüklük, haşmet.

cemal-i mukaddes / cemâl-i mukaddes

  • Kutsal ve kusursuz güzellik.

cümle-i kudsiye

  • Kutsal cümle.

daire-i kudsiye

  • Kutsal daire.

dar-ül kütüb

  • Kütübhâne, kitab evi. (Farsça)

darülkütüb / dârülkütüb / دارالكتب

  • Kütüphane. (Arapça)

deha-yı kudsi / deha-yı kudsî

  • Kutsal deha, zekâ.

derece-i kudsiyet

  • Kutsallık derecesi.

edeb-i kutsi / edeb-i kutsî

  • Kutsî edeb, iyi ahlâk.

emanat-ı mübareke / emânât-ı mübâreke / امانات مباركه

  • Kutsal emanetler. (Arapça - Farsça)

evamir-i kudsiye / evâmir-i kudsiye

  • Kutsal emirler.

evliya çelebi

  • Kütahya'lı olup, Mi: 25 Mart 1611'de doğmuştur. Meşhur eseri; Seyahatnâme'sidir.

evrad-ı kudsiye

  • Kutsal virdler, devamlı tekrarlanan kutsal zikirler.

ferhunde / فرخنده

  • Kutlu. (Farsça)

ferid

  • Kutup gibi mürşidlerin gözetimi dışında doğrudan Kur'ân ve sünnetle gayba eren ve hakikati bulan kimse.

ferman-ı kudsi / ferman-ı kudsî

  • Kutsal bir makamdan gelen buyruk.

ferruh / فرخ

  • Kutlu. (Farsça)

fihriste-i mukaddese

  • Kutsal liste.

gıda-yı kudsi / gıda-yı kudsî

  • Kutsal gıda.

hadise-i kudsiye

  • Kutsal olay.

hafız-ı kütüb / hâfız-ı kütüb / حافظ كتب

  • Kütüphaneci.

hak-i harim / hâk-i harîm

  • Kutsal toprak.

hakaik-ı kudsiye-i imaniye / hakaik-ı kudsiye-i imâniye

  • Kutsal iman hakikatleri, esasları.

hakikat-ı kudsiye

  • Kutsal gerçek.

hakikat-i kudsiye

  • Kutsal hakikatler.

harim-i ismet / harîm-i ismet / حریم عصمت

  • Kutsal saha. (Farsça)

harita-i kudsiye

  • Kutsal harita.

hazine-i kudsiye

  • Kutsal hazine.

hediye-i kudsiye

  • Kutsal hediye.

hime / hîme

  • Kütük, odun, kereste. (Farsça)

himemat-ı kudsiye

  • Kutsal himmetler, mânevî yardımlar.

hizmet-i kudsiye

  • Kutsal hizmet.

hizmet-i kudsiye-i kur'aniye / hizmet-i kudsiye-i kur'âniye

  • Kutsal olan Kur'ân hizmeti.

huceste / خجسته

  • Kutlu, uğurlu. (Farsça)

hümayun / hümâyun

  • Kutlu, mutlu.

hüsn-ü mukaddes

  • Kutsal ve kusursuz güzellik.

ilan-ı kudsi / ilân-ı kudsî

  • Kutsal ilân.

ism-i mukaddes

  • Kutsal isim (kutsal olan "şeriat" ismi).

kal'a-i kudsiye

  • Kutsal kale.

kelam-ı akdes / kelâm-ı akdes

  • Kutsal söz; Kur'ân.

kelam-ı kudsi / kelâm-ı kudsî

  • Kutsal kelâm, söz.

kelimat-ı kudsiye / kelimât-ı kudsiye

  • Kutsal kelimeler.

kelime-i kudsiye

  • Kutsal kelime.

kitabet-i kudsiye

  • Kutsal yazılımlar, yazılar.

kitabhane / kitabhâne / كتابخانه

  • Kütüphane. (Arapça - Farsça)

kitle

  • Kütle, yığın, öbek.

kudsi / kudsî / قدسى

  • Kutsal, melekut ve lâhut âlemine mahsus.
  • Kutsal, temiz, arınmış, yüce.
  • Kutsal. (Arapça)

kudsi hakaik / kudsî hakaik

  • Kutsal hakikatler, esaslar.

kudsi kelam / kudsi kelâm

  • Kutsal kelime, söz.

kudsi milliyet / kudsî milliyet

  • Kutsal İslâm milliyeti.

kudsi üstad / kudsî üstad

  • Kutsal, kutsal kaynaktan güç ve ilim alan üstad, Resul-i Ekrem Efendimizdir (a.s.m.).

kudsiye

  • Kutsal.

kudsiyet / قدسيت

  • Kutsallık; Cenâb-ı Hakka mensup ve doğrudan Ona bağlı olma; Kur'ân gibi.
  • Kutsallık, yücelik, temizlik.
  • Kutsallık. (Arapça)

kudsiyetşiken / قدسيت شكن

  • Kutsallığı bozan; kutsal olan şeylere karşı saygısız. (Arapça - Farsça)

kudsiyye

  • Kutsal, kusursuz ve yüce.

kutb / قطب

  • Kutup. (Arapça)

kutb-i ebdal / kutb-i ebdâl

  • Kutb-i aktâb, Kutb-i medâr.

kutb-ul aktab

  • Kutubların başı. Hilafet-i mâneviye-i Muhammediye (A.S.M.). Velâyet-i mâneviye makamlarının en yükseği, nübüvvet-i Muhammediyeye (A.S.M.) veraset makamı olup, bu makama ancak Cenâb-ı Hakkın bir atiyyesi olarak nâil olunur. Bu makamda bulunan zât, Hakikat-ı Muhammediyenin (A.S.M.) mazharı ve Esmâ-i İ

kutbiyet

  • Kutup mertebesine erme hali.

kutbiyyet

  • Kutubluk denilen yüksek evliyâlık mertebesi.

kutreni / kutrenî

  • Kutur itibariyle, çap olarak.

kütüb-ü mukaddese

  • Kutsal kitaplar—Tevrat, Zebur, İncil ve Kur'ân-ı Kerim.

kütübhane / kütübhâne / كتبخانه

  • Kütüphane. (Arapça - Farsça)

kuvve-i kudsiye

  • Kutsal güç.

kuvvet-i kudsiye

  • Kutsal bir güç.

lezzet-i kudsiye

  • Kutsal lezzet.

maani-i kudsiye / maânî-i kudsiye

  • Kutsal anlamlar.

mahfaza / محفظه

  • Kutu, kap. (Arapça)

makam-ı kudsi / makam-ı kudsî

  • Kutsal makam, derece.

makdis

  • Kutsal yer.

mal-ı mukaddes / mâl-ı mukaddes

  • Kutsal mal.

mana-yı kudsi / mânâ-yı kudsî

  • Kutsal mânâ.

maymun-u meymun

  • Kutlu ve mübarek maymun.

meclis-i meb'usan-ı mukaddese

  • Kutsal vekiller meclisi.

merhamet-i kudsiye

  • Kutsal merhamet, acıma.

mesail-i kudsiye

  • Kutsal meseleler.

mescid-i mukaddes

  • Kutsal mescid.

mesele-i kudsiye

  • Kutsal mesele.

mesele-i kudsiyesi

  • Kutsal mesele.

meslek-i kudsi / meslek-i kudsî

  • Kutsal yol, metod.

meymun-u said / meymun-u saîd

  • Kutlu ve mübarek.

meyve-i kudsiye

  • Kutsal, kusursuz ve yüce meyve.

meziyet-i mukaddese

  • Kutsal meziyet, vasıf.

milha

  • Kutu. Dağarcık.

millet-i kudsiye

  • Kutsal millet olan İslâmiyet.

milliyet-i kudsiye

  • Kutsal İslâm milliyetçiliği.

mübarek / مبارک

  • Kutlu, bereketli. (Arapça)

muhaberat-ı kudsiye / muhâberât-ı kudsiye

  • Kutsal haberleşmeler.

mukaddes / مقدس

  • Kutsal olan.
  • Kutsal. (Arapça)

mukaddesat / mukaddesât / مقدسات

  • Kutsal olanlar.
  • Kutsal değerler. (Arapça)

mürecceb

  • Kutlu, mübârek.

nasayih-i kudsiye / nasâyih-i kudsiye

  • Kutsal nasihatler, öğütler.

netice-i kudsiye

  • Kutsal sonuç.

nümune-i kudsi / nümune-i kudsî

  • Kutsal örnek.

ruh-u kudsi / ruh-u kudsî

  • Kutsal ruh.

saltanat-ı kudsiye

  • Kutsal saltanat, egemenlik.

sava / savâ

  • Kutsal sayılan ve Peygamberimizin doğduğu gece kuruyan bir göl.

şecea

  • Küt ve kötürüm kimseler.

şerh-i şemsi / şerh-i şemsî

  • Kutbeddin-i Razî tarafından telif edilmiştir ve mantık ilmine dairdir.

şifa-yı kudsiye

  • Kutsal bir kaynaktan gelen şifa.

sıfat-ı kudsiye / sıfât-ı kudsiye

  • Kutsal vasıflar ve özellikler.

sıfat-ı seb'a-i kudsiye / sıfât-ı seb'a-i kudsiye

  • Kutsal yedi sıfat.

şifre-i kudsiye-i ilahiye / şifre-i kudsiye-i ilâhiye

  • Kutsal İlâhî şifreler.

süeda / süedâ / سؤدا

  • Kutlu kişiler. (Arapça)

sure-i kudsiye / sûre-i kudsiye

  • Kutsal sûre.

taht-ı mukaddes

  • Kutsal taht, makam.

takaddüs

  • Kutsal olma, yüce ve temiz olma.

takdis / takdîs / تقدیس

  • Kutsamak, Allah'ın her türlü eksiklik ve çirkinlikten yüce olduğunu ilân etme.
  • Kutsama, ululama. (Arapça)

takdis etmek

  • Kutsamak, Allah'ın her türlü eksiklik ve çirkinlikten yüce olduğunu ilân etmek.

tanzif-i kudsi / tanzif-i kudsî

  • Kutsal temizleme.

tebrik / tebrîk / تبریك

  • Kutlama. (Arapça)
  • Tebrîk edilmek: Kutlanmak. (Arapça)
  • Tebrîk etmek: Kutlamak. (Arapça)

tebrikat / tebrîkât / تبریكات

  • Kutlamalar. (Arapça)

tebrikname / tebriknâme / tebrîkname / تبریك نامه

  • Kutlama yazısı.
  • Kutlama yazısı. (Arapça - Farsça)

tehniyet / تهنيت

  • Kutlama. (Arapça)

tes'id / tes'îd / تسعيد

  • Kutlama. (Arapça)
  • Tes'îd edilmek: Kutlanmak. (Arapça)
  • Tes'îd etmek: Kutlamak. (Arapça)

teşbih-i latif-i kudsi / teşbih-i lâtif-i kudsî

  • Kutsal ve güzel bir benzetme.

tesid

  • Kutlama.

tiryak-ı kudsi / tiryak-ı kudsî

  • Kutsal ilâç.

unvan-ı mukaddes

  • Kutsal unvan.

üstad-ı kudsi / üstad-ı kudsî

  • Kutsal üstad, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (a.s.m.).

vazife-i kudsiye

  • Kutsal vazife.

vazife-i mukaddese

  • Kutsal vazife.

zevat-ı kudsiye / zevât-ı kudsiye

  • Kutsal, yüce zâtlar.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın