LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te kuş. ifadesini içeren 109 kelime bulundu...

ahteb

  • Arı kuşu dedikleri kuş.
  • Kızıl eşek.

akabe / عقبه

  • (Çoğulu: Akabât) Bâdire. Sarp ve çıkılması müşkül yokuş.
  • Tehlikeli geçit. Dar ve iki tarafı pusu yeri olan boğaz.
  • Muhatara, tehlike.
  • Hastalığın veya başka bir halin en tehlikeli ve korkulur süresi.
  • Kızıldenizin kuzey ucunda, Süveyş'in doğu tarafında bulunan da
  • Geçilmesi güç geçit. (Arapça)
  • Yokuş. (Arapça)

anka / ankâ

  • İsmi olup cismi bilinmeyen bir kuş. Çok büyük olduğu anlatılır. Zümrüd-ü Anka ve Simurg gibi isimlerle de anılır.
  • Uzun boyunlu kadın.
  • Arabdan bir kimsenin lakabı.
  • Zahmet, meşakkat.
  • Hayâlî bir kuş.

aranik

  • Su kuşlarından boynu uzun bir kuş.

asbag

  • Alnı veya kuyruğunun ucu beyaz olan at.
  • Kuyruğunun ucu beyaz olan kuş.

atık / âtık

  • Azad edilmiş, Serbest bırakılmış kimse.
  • Yaşlı.
  • Genç kız.
  • Temiz soylu.
  • Eski.
  • Yavru kuş.

atik

  • (Atika) Esaretten serbest bırakılmış olan.
  • Soyu temiz. Necib.
  • Genç kız.
  • Kadim. İhtiyar.
  • Yavru kuş.
  • Eski.
  • Hz. Ebû Bekir'in (R.A.) bir nâmı.

atyeş

  • Gayet tez uçar bir kuş.

başik

  • (Çoğulu: Bevâşık) Atmaca denilen kuş.

baykara

  • Helâk olma, mahvolma.
  • Böbürlene böbürlene sallanarak yürüme.
  • Malı çok olma.
  • Yırtıcı bir kuş.

baysungur

  • Şahin cinsinden olan yırtıcı bir kuş.

baz / bâz

  • Doğan. Yırtıcı kuş. Av kuşu. (Farsça)
  • Açık. (Farsça)
  • Ayırma. Temyiz etme. (Farsça)
  • İniş. (Farsça)

baz-geşt

  • Geri dönme. (Farsça)
  • Pişmanlık, pişman olma, nedamet. (Farsça)
  • Gerileme. Çöküş. (Farsça)

becayiş

  • Karşılıklı yer değiştirme, değiş-tokuş.

beftere

  • Avcılar tarafından kullanılan ve hususi olarak alıştırılmış kuş. (Farsça)

bergeşte

  • Tersine dönmüş. Yüz çevirmiş. Mâkûs. (Farsça)

bügase

  • Ufak kuş.

buh

  • Erkek baykuş.
  • Çakır doğan.

bülbül

  • (Çoğulu: Belâbil) Andelib. Güzel öten bir nevi kuş.

bum

  • Zool: Baykuş. (Farsça)

büm

  • (Çoğulu: Ebvam) Baykuş.

bum / bûm / بوم

  • Baykuş. (Farsça)

cariha / câriha / جارحه

  • Yırtıcı kuş. (Arapça)
  • Yırtıcı hayvan. (Arapça)

cem'are

  • Galiz, kaba nesne. Yüksek taşlar.
  • Kabile ismi.
  • Küçük kuş.

cugd

  • Baykuş.

cuğd / جغد

  • Baykuş. (Arapça)

cun

  • Karnı ve kanadı kara olan bağırtlak kuşu cinsinden bir kuş.

dacin / dâcin

  • Bir nevi kuş.

du'

  • (Çoğulu: Ezvâ-Zayân) Erkek baykuş.

dübsiyy

  • Kumruya benzer bir kuş.

dürece

  • Süllem, merdiven.
  • Bağırtlak kuşu. (Kanatlarının içi siyah ve dışı boz olan bir kuş.)

dürrace

  • (Çoğulu: Derrâc) Türac denilen kuş.

edfa

  • (Edfâk) Beli kamburlaşıp bükülmüş kimse.
  • Uzun boynuzlu keçi.
  • Kanadı uzun kuş.

eftah

  • Parmaklarının boğumu yassı ve yumuşak olan.
  • Tırnaklarının boğumları yumuşak olan kuş.

enis

  • (Üns. den) Dost, arkadaş, ünsiyet edilmiş olan. Alışılmış, kendisi ile ülfet edilmiş olan. Sevgili.
  • Sulu ve ağaçlı yerlerde bulunan ve sesi gayet hoş bir kuş. Çeşitli nağmelerde öter, kâh deve gibi kükrer ve at gibi kişner; insana alışır.
  • Yaban horozu.

ferid / ferîd

  • Katılaşmış şey, donmuş nesne. (Farsça)
  • Avcı kuş. (Farsça)

feyyad

  • Erkek baykuş.
  • Çok yiyen adam.

firaz / firâz / فراز

  • Yukarı, yüksek. (Farsça)
  • Çıkış, yokuş. (Farsça)
  • Kaldıran, yükselten, yücelten. (Farsça)
  • Üst, yukarı. (Farsça)
  • Yokuş. (Farsça)

füyak

  • Su kuşlarından uzun boyunlu bir kuş.

gatata

  • (Çoğulu: Gıtât) Bağırtlak cinsinden bir kuş.

gırnevk

  • (Çoğulu: Garânik-Garânika) Su kuşlarından boynu uzun bir kuş. Telli turna. Kuğu kuşu.

guy

  • Söyleyen, konuşan, söyleyici. (Farsça)
  • Kelâm, söz. Acemlere mahsus bir cins oyun topu. (Farsça)
  • Baykuş. (Farsça)

hakm

  • Bir nevi kuş.

halbus

  • Serçeden küçük bir kuş.

halenbus

  • Serçe renginde, ondan küçük bir kuş.

haneş

  • (Çoğulu: Ahnâş) Avlanan haşere veya kuş.
  • Yılan.

harbüş

  • Yırtıcı bir kuş.
  • Alaca yılan.

hasun

  • Serçe gibi küçük ve alaca renkli bir kuş.

hubş

  • Sesi güzel olan bir kuş.

hummere

  • (Çoğulu: Hummer) Kaya kuşu denilen başı kızılca serçe gibi bir kuş.

inhidam-ı mutlak / inhidâm-ı mutlak

  • Tam bir çöküş.

işgere

  • Şâhin, atmaca ve doğan gibi av için kullanılan terbiye görmüş kuş. (Farsça)

iskete

  • Güzel ve çok öten sarı kanatlı bir cins küçük kuş.

kariye

  • (Çoğulu: Kavâri) Uzun burunlu, kısa ayaklı, arkası yeşil bir kuş.
  • Süngü demirinin keskin yeri.
  • Kılıcın ve ona benzer şeylerin keskin yeri.

keud / keûd

  • Meşakkatli sarp yokuş.

ku'ku'

  • Alaca renkli, uzun gagalı bir büyük kuş.

kubbere

  • (Çoğulu: Kubber-Kabbere) Turgay dedikleri küçük kuş.
  • Bacaksız, kısa boylu kimse.

kuknas

  • Hindistan'da olan bir cins beyaz kuş.

kulkulani

  • Üveyik kuşuna benzer bir kuş.

kutrub

  • Bir kuş.

lahham

  • Kaz gibi büyük, başı kızıl, kanadı kara bir kuş. Vezega dedikleri keler.

luri / lurî

  • Cüzzâm veya miskinlik denilen hastalık. (Farsça)
  • Fare avlıyan bir kuş. (Farsça)

milvah

  • Tuzak yanında koydukları kuş.
  • Semiz olmayan hayvan.

muavaza / muâvaza / معاوضه

  • Değiştokuş. (Arapça)

mugarrid

  • Pek güzel öten kuş.
  • Yüksek sesle nefse hoş gelen şarkılar söyliyen.

mukka

  • (Çoğulu: Mükâyâ-Mükâki) Hicaz diyarında yaşıyan bir cins beyaz kuş.

mürg

  • Merg. Kuş. (Farsça)

murg / مرغ

  • Kuş. (Farsça)

mürg / مرغ

  • Kuş. (Farsça)

mürg-i bal-şikeste / mürg-i bâl-şikeste

  • Kırık kanatlı kuş.

mürgek

  • Küçük kuş. Kuşcağız. (Farsça)

nahiz

  • Uçmaya hazırlanmış ve kanatları bitmiş olan kuş.
  • Tavşancıl yavrusu.

nessaf

  • Gagası büyük bir kuş.

nişib ü firaz

  • İniş ve yokuş.

nühaz

  • Yokuş.
  • Güç yer.

papağan

  • İtl. İnsan konuşmasını taklid edebilen bir kuş.

perende / پرنده

  • Kuş. (Farsça)
  • Takla. (Farsça)

rampa

  • İki geminin birbirine veya bir geminin iskeleye yanaşıp bitişmesi. (Fransızca)
  • Şose veya demiryolundaki yokuş. (Fransızca)
  • Trenin eşya almağa mahsus yanaştığı set. (Fransızca)

rehden

  • (Çoğulu: Rahâdin) Serçeden büyük bir kuş.

ruh

  • Yanak, yüz, çehre. (Farsça)
  • Arabçada: Efsânevi bir kuş. (Farsça)

sa'v

  • Duymak. İşitmek.
  • Zayıf adam.
  • Serçeden küçük bir kuş.

sa've

  • (Çoğulu: Sa'vât) Kuyruk sallıyan kuş.

sada / sadâ

  • Seda. Ses. Avaz. Savt.
  • Erkek baykuş.
  • Bir böcek adı.
  • Susuzluk.
  • Yankı.

sadih

  • Erkek baykuş.

sady

  • Taarruz eden kimse.
  • Bedeni, endamı hoş olan.
  • Dimağ. Başın içini dolduran haşev.
  • Ölü insan cesedi.
  • Baykuş.

safe

  • (Çoğulu: Savaf-Sâfât) Kanatlarını havada yayıp uçan kuş.

şefnin

  • Irak diyarında ve karga büyüklüğünde olan bir kuş.

semame

  • (Çoğulu: Semâm) Bir nevi kuş.
  • Sür'atle yürüyen dişi deve.

şerekrak

  • Yeşil kanatlı, siyah burunlu, güvercin büyüklüğünde kırmızı bir kuş.

sıbtır

  • (Çoğulu: Sibetrât) Uzun, tavil.
  • Uzun boyunlu bir kuş.

sıfrid

  • (Çoğulu: Safârid) Toygar adı verilen küçük kuş.

sufariye

  • Sarı asma adı verilen bir kuş.

sured

  • (Çoğulu: Surdân) Göçgen adı verilen küçük kuş.
  • Davar arkasında yanırdan olan beyazlık.

şürşur

  • Yund kuşu dedikleri kuş.

tagr

  • (Çoğulu: Tagrân) Bir küçük kuş.

tair / tâir / طائر

  • (Tayeran. dan) Uçucu. Uçan.
  • Kuş.
  • Kuş. (Arapça)

tavri / tavrî

  • Vahşi adam veya kuş.
  • Ehad, vâhid, bir.

tavus

  • Süslü bir kuş.

tayir

  • (Tayr.) Kuş.
  • Uçmak.
  • Çabuk yürümek.

tayr / طير

  • Kuş.
  • (Çoğulu: Atyâr-Tuyur) Kuş.
  • Uçmak (mânasına mastardır.)
  • Kuş. (Arapça)

tayr-ı müsebbih ve hamid / tayr-ı müsebbih ve hâmid

  • Allah'ı tesbih eden ve şükreden kuş.

taytava

  • Bağırtlak kuşuna benzeyen alaca bir kuş. (Yüzü beyaz, başı kara olur.)

tederrüc

  • (Derece. den) Derece derece, adım adım ilerleme.
  • Dürrâce benzer bir kuş.

turgul

  • Çil kuşuna benzer bir kuş.

tuti

  • Dudu kuşu. Papağan. İşittiği sözleri ezberleyip, insan sesi taklidini yapan ve söyleyen bir kuş.

ünün

  • Ayağı ve burnu kırmızı, vücudu kara olan bir kuş.

vakir

  • Yuvasına girmiş kuş.

vekir

  • Yuvasına giren kuş.

ya'sub

  • Arı beyi.
  • Emir, bey, reis.
  • Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ın bir atının ismi.
  • Atın alnındaki beyazlık.
  • Bir nevi kuş.