LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te kokulu ifadesini içeren 109 kelime bulundu...

akas

  • Çirkin kokulu olma.

akıs / âkıs

  • Pis kokulu.

aktar

  • (Tekili: Kutr) Kuturlar. Çaplar. Dâirenin merkezinden geçen doğru hatlar.
  • Her taraf.
  • Güzel kokulu yağlar vesaire satan adam. Güzel kokular tâciri.
  • Ecza, ilâç satan adam.
  • Mahalle aralarında bazı baharatla iğne, iplik vesaire satan satıcı.

anber

  • Güzel koku. Adabalığı ve kaşalot denilen büyük balıkların barsaklarında teşekkül eden güzel kokulu madde.
  • Derisinden kalkan yapılan bir balık.
  • Güzel kokulu bir madde.

anber-bar

  • Güzel kokulu. Anber kokulu. (Farsça)

anber-nisar

  • Güzel koku yayan. Anber kokulu. (Farsça)

anber-sirişt

  • Anber gibi güzel kokulu. (Farsça)

anberbu / anberbû / عنبربو

  • Amber kokulu. (Arapça - Farsça)

anberin / anberîn

  • Güzel kokulu. Anber kokulu.

arare

  • (Çoğulu: Arâr) İyi kokulu bir ot.
  • Şiddet
  • Kötü ahlâk.
  • Evin avlusu, ev içi.
  • Soğuk şiddetli olmak.

asin / âsin

  • Pis kokulu. Bozulup kokan su.

atır

  • (Itr. dan) Güzel kokulu, ıtırlı.
  • Kokuları seven kimse.

atr

  • İyi kokulu şeyler sürünmek.

bahar

  • Güzellik.
  • Güzel.
  • Papatya.
  • Ölçek.
  • Put, sanem.
  • Atılmış pamuk.
  • Tarçın, karanfil ve karabiber gibi güzel kokulu ve ısıtıcı tohumlar ki, bazı yiyecek ve içeceklere de karıştırılır.
  • Sığır gözü.
  • İyi kokulu bir sarı çiçek.

baharat

  • Karanfil, tarçın, karabiber gibi sert kokulu şeyler.

bed-bu

  • Fena kokulu, pis kokan. (Farsça)

bedbu / bedbû / بدبو

  • Kötü kokulu. (Farsça)

behramec

  • Çiçeği kokulu bir nevi söğüt ağacı.
  • Her renkte olan leylâk çiçeği.

benefşe

  • Menekşe denilen güzel kokulu, küçük çiçek. (Farsça)
  • Mor. (Farsça)

bergamot

  • Turunçgillerden bir ağaç ve bu ağacın meyvesi. Meyvenin kabuğundan güzel kokulu bir esans da çıkarılır.

beşam

  • Hicaz'da yetişen bir cins ağaçtır ki, hoş kokuludur ve dallarından misvak yapılır.

bostan

  • (Bustan) Ağacı, çiçeği, yeşilliği çok olan yer, kokulu yer. Sebze bahçesi. (Farsça)
  • Kavun, karpuz. (Farsça)

buy-dar / bûy-dar

  • Kokulu. (Farsça)

buya / bûya

  • Güzel kokulu.

buydar / bûydâr / بویدار

  • Kokulu. (Farsça)

davmeran

  • Fesleğen denilen iyi kokulu çiçek.

edhan

  • (Tekili: Dühn) Sürülecek güzel kokulu yağlar.

efaviye

  • Yemeklere konulan kokulu baharat.

esans

  • Çeşitli yollarla bitkilerden elde edilen veya suni olarak yapılan, kokulu ve uçucu sıvı.

ezfer

  • Güzel kokulu şey.

ezfir

  • Çok iyi kokulu nesne.

fayiha

  • (Çoğulu: Fevâyıh) Meyve ve çiçek kokusu.
  • Güzel kokulu nesne.

felence

  • Hoş kokulu sarı renkli bir tohumdur. Yemen'den gelir.
  • Besbâse yaprağı.

füsafis

  • Keneye benzer murdar kokulu bir böcek.
  • Tahta kurusu.

galiye

  • Galeyan eden.
  • Değerinden çok pahalı.
  • Misk ve amberden yapılmış meşhur koku.
  • Hoş kokulu kıymetli madde.

galiye-bar / galiye-bâr

  • Güzel kokulu şey saçan. (Farsça)

galiye-dan / galiye-dân

  • Güzel kokulu şeylerin muhafaza edildiği kap, mahfaza. (Farsça)

gassak

  • Ehl-i cehennemin vücudundan akan irin.
  • Çok soğuk ve fenâ kokulu içilmez şey.

genday

  • Kokmuş, fenâ kokulu. (Farsça)

gülnefesi / gülnefesî

  • Lâtif ve hoş sözlülük. (Farsça)
  • Güzel kokulu olmak. (Farsça)

hanve

  • Güzel kokulu bir ot.

havzan

  • Sarı çiçekli, güzel kokulu bir çiçek. Nilüfer çiçeği.
  • Tarhun otu.

hazami

  • Güzel kokulu bir ot.

hoşbu / hoşbû / خوشبو

  • Güzel kokulu, hoş kokan. (Farsça)
  • Hoş kokulu. (Farsça)

hoşbuyi / hoşbuyî

  • İyi kokulu olmak, güzel kokmak. (Farsça)

inşak

  • Koklatma. Buruna kokulu bir şey çektirme.
  • Tuzağa veya ağa iliştirme.

irtibab

  • Kokulu şeyler yapma.
  • Bir çocuğu büluğ çağına varıncaya kadar besleme.

ıtabe

  • İyi etmek.
  • Hoş kokulu etmek.

ıtla'

  • Kokulu şeyler sürünmek.
  • Hevâiyata heves etme.

ıtr

  • Hoş ve güzel koku. Güzel kokulu şey.
  • Yaprakları güzel kokulu bir bitki.

ıtret

  • Zürriyet. Nesil. Ehl-i beyt.
  • Gerdanlık.
  • Güzel kokulu şey.

ıtri / ıtrî / عطری

  • Itırlı, kokulu. (Arapça)

ıtriyyat

  • (Tekili: Itr) Güzel kokulu yağ, esans gibi maddeler.

ıtrnak

  • Güzel ve hoş kokulu. (Farsça)

ıttıla

  • Kokulu şeyler sürünme.

ka's

  • Çirkin kokulu toprak.

kafur / kâfur

  • Beyaz ve yarı şeffaf, kolaylıkla parçalanan bir madde. Sert, güzel kokulu, katı ve yağlı bir madde.
  • Cennette bir kaynak ismi.

katran

  • (Katıran) Siyah, sert kokulu, süretle yanan, hararetli, keskin ve suda erimeyen bir madde.

kende

  • Hendek, çukur. (Farsça)
  • Biçilmiş, kesilmiş. (Farsça)
  • Kokmuş, ağır kokulu. (Farsça)

kişniş

  • Güzel kokulu bir tohum olan karakimyon.

laden

  • Çamdan çıkarılan zift gibi siyah ve kokulu zamk. (Farsça)

latime / latîme

  • (Çoğulu: Letâyim) Misk.
  • Güzel kokular konulan kap.
  • Attarlar pazarı.
  • Güzel kokulu nesneleri götüren deve.

lavanta

  • Çeşitli çiçek ve bitkilerden alınan esanslarla yapılan güzel kokulu sıvı.

lüffah

  • Kokulu geniş yapraklı bir ot.

lükkah

  • Hoş kokulu bir ot.

magafir

  • Çirkin kokulu bir zamk.

meşmum

  • Koklanmış.
  • Itır ve misk gibi güzel kokulu olan şey.

misket

  • Alaybozan tüfeği. Patlayan bombadan etrafa sıçrayarak tahribe, yaralanmaya ve ölüme vesile olan sert parça. Eskiden kullanılmış geniş çaplı bir silâh. (Fransızca)
  • Güzel kokulu meyve. (Elma, üzüm vs.) (Fransızca)

misvak

  • Kullanılması pek çok faydalı olan ve Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (A.S.M.) ehemmiyetle tavsiye ettiği, diş fırçası vazifesini de gören, hoş kokulu ve meyvesiz bir ağacın dallarından kesilip kullanılan parça.

muanber / معنبر

  • (Anber. den) Güzel kokan. Güzel kokulu.
  • Hoş kokulu, amberli. (Arapça)

muattar

  • Itırlı, kokulu.
  • Güzel kokulu bir lâle çiçeğinin adı.
  • Itırlı, güzel kokulu.

müddehin

  • Güzel kokulu yağ sürünen. İdhan eden.

müdehhen

  • Güzel kokulu yağ sürünmüş.

müdhün

  • İçerisine güzel kokulu yağ, ıtır gibi şeyler konulan şişe, kap.

mümessek

  • (Misk. den) Misk kokulu.

müşgin / müşgîn

  • Misk kokulu, miskli. (Farsça)
  • Siyah şey. (Farsça)

müşk

  • (Müşg) Misk. Misk kokulu. (Farsça)

müşk-bu

  • Misk kokulu. Misk gibi kokan. (Farsça)

mütetayyib

  • Güzel kokulu şey sürünen.

mütezammıh

  • Güzel kokulu şeylerle karışmış olmak.

nekkar

  • Ağaçkakan kuşu.
  • Değirmenci.
  • Çok hayırlı.
  • Çok kokulu.

neş'

  • Yiğit olmak.
  • Yüksek olmak.
  • Rüzgâr esmek.
  • İyi ve hoş kokulu şeyler koklamak.

rayihadar / râyihadar / رایحه دار

  • Kokulu. Hoş kokulu. (Farsça)
  • Kokulu. (Arapça - Farsça)

reyah

  • (Tekili: Râh) şaraplar.
  • Gökçek kokulu küçük bir kuyu.

reyhan

  • Hoş güzel koku.
  • Rızık ve maişet, rahmet.
  • Ekin yaprağı.
  • Fesleğen denilen kokulu bir ot.
  • Güzel bir koku, hoş kokulu bir bitki.

rih-ı reyhan

  • Hoş ve güzel kokulu rüzgâr.

rihireyhan / rîhireyhan

  • Hoş kokulu rüzgâr.

sandal

  • (Çoğulu: Sanâdil) Büyük başlı deve.
  • Güzel kokulu bir ağaç.

secc

  • Gayet ince olan nesne.
  • Duvar sıvamak.
  • Hoş kokulu nesne ezmek.

sekebe

  • Güzel kokulu bir ağaç.

semen-bu

  • Yâsemin gibi kokan, yâsemin kokulu. (Farsça)

şemim / şemîm / شميم

  • Güzel koku. (Arapça)
  • Güzel kokulu. (Arapça)

şemime

  • (Çoğulu: Şemâim) Güzel kokulu şey, râyiha.

sena'buk

  • Kötü kokulu bir ot.

şeza

  • Kokulu şeylerin şiddetle kokması.

siclat

  • Bir güzel kokulu çiçek.

taglif

  • (Gılaf. dan) Kınına koyma, kılıfına sokma.
  • İyi kokulu nesneler yapmak.

tedhin

  • (Dühn. den) Güzel kokulu yağ sürme. Yağlamak.

tegalgul

  • Hoş kokulu şeyler sürünmek.
  • Zorluk, çetinlik, güçlük.
  • Bir şeyin, ilmin içine çok dalmak.

ud

  • Meşhur bir sazın adı.
  • Bir hoş kokulu buhur.
  • Ağaç parçası.
  • Budak.

ufunetli / ufûnetli

  • Kötü ve pis kokulu.
  • Kötü, pis kokulu.

vers

  • Yemende yetişen güzel kokulu sarı bir ot.

yasemin

  • Güzel kokulu, beyaz ve güzel çiçekler açan sarmaşık cinsinden bir ağaç. (Farsça)

za'feran

  • (Çoğulu: Zeâfir) Güzel kokulu meşhur bir çiçek.

zaha

  • Çirkin kokulu, pis kokulu.

zaki

  • Güzel kokulu, keskin kokulu.

zenbak

  • Güzel kokulu bir çiçek. Zambak.
  • Yâsemin yağı.

zencebil / zencebîl

  • Hoş kokulu bir baharat adı.
  • Hoş kokulu bir baharat, zencefil.

zırban

  • (Çoğulu: Zerâbin) Kokarca denilen küçük, kediye benzer, çirkin kokulu bir hayvan.