LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te kokla ifadesini içeren 37 kelime bulundu...

aluk

  • Arzu.
  • Kendi yavrusundan başka yavruyu emzirmek isteyip yine burnuyla koklayıp emzirmeyen deve.
  • Devenin otladığı ot.
  • Süt.

buyiden

  • Koklamak, koku almak. (Farsça)

enbuy / enbûy

  • Koklama, koku alma. (Farsça)

hasse-i şemm / hâsse-i şemm

  • Koklama duygusu.

havass-ı (hamse-i) zahire / havass-ı (hamse-i) zâhire

  • Zâhirî beş duygu: Tatmak, görmek, işitmek, koklamak, dokunup duymak.

havass-ı aşere

  • On hasse, on duyu; görme, işitme, dokunma, koklama, tatma, hayal, akıl, vehim, hafıza ve tasarruf etme duyuları.

havass-ı hamse

  • Beş duyu. (Görme, tatma, işitme, dokunma, koklama)

havass-ı hamse-i zahiri / havass-ı hamse-i zâhirî

  • Zahirî beş duyu; tatma, görme, işitme, koklama, dokunma.

inşak

  • Koklatma. Buruna kokulu bir şey çektirme.
  • Tuzağa veya ağa iliştirme.

işmam / işmâm

  • Hafif olarak duyurmak, koklatmak. Hissettirmek.
  • Kibirden dolayı başı dik yürümek.
  • Tecvidde: Bir harfe zamme veya kesre vermek ve bunu hafifçe hissettirmek. Harfin sesini genizden hissettirmek, biraz duyurmak, harfi çıtlatmak.
  • "Şemm"den:
  • Koklatma, koklatılma.
  • Tecvid ıstılâhında harfin zamme harekesine işaret etme.
  • Koklatma.

iştimam

  • Gereği gibi koklamak. Koku duymak.

istinkah / istinkâh

  • Araştırma. Ağız koklama.

istinşa

  • Güzel koku koklama.
  • Haber, havâdis araştırma.

istinşak

  • Abdest veyâ gusül esnâsında burun'a (üç defa) su çekmek.
  • Şiddetle koklamak, koklatmak.

istirvah

  • Rahatlama, istirahat etme.
  • Şiddetle koklama.

istişmam / istişmâm

  • Koklamak. Kokusunu almak.
  • Hissetmek, sezmek, dolayısı ile anlamak.
  • Uzaktan haber almak.
  • Koklama, hissetme; ince meseleleri sezme, anlama.
  • Koklama.

istişmam etme

  • Koklama, hissetme.

kerf

  • Hımarın, bevlini koklayıp başını yukarı kaldırması.

kuvva

  • Güçler, duyular (işitme, koklama güçleri gibi…).

kuvve-i şamme / kuvve-i şâmme

  • Koku alma, koklama duygusu. Burun.

maddi / maddî

  • (Maddiye) Cismâni. Madde ile alâkalı olan. Maddeye ait.
  • Paraca ve malca.
  • Paraya ve mala fazlaca ehemmiyet veren.
  • Dokunma, koklama, görme, işitme, tatma ile hissedilip duyulan şeyler.

meşmum

  • Koklanmış.
  • Itır ve misk gibi güzel kokulu olan şey.

müteşemmim

  • Koklayan, teşemmüm eden.

necva

  • Gizli fısıltı. İki kişi arasında fısıldamak.
  • Ağız koklamak.
  • İki kişi arasındaki sır.

neş'

  • Yiğit olmak.
  • Yüksek olmak.
  • Rüzgâr esmek.
  • İyi ve hoş kokulu şeyler koklamak.

neşve

  • (Nişve - Nüşve) Sevinç, keyif.
  • Büyümek ve yetişmek.
  • Koklamak.
  • Rayiha.
  • Bir şeyi tekrarlamak.
  • Mest ve sarhoş olmak.
  • İyice duyup vâkıf olmak.

nişve

  • Koklamak.
  • Bilmek.
  • Haber vermek.

nüşk

  • Buruna birşey koymak.
  • Koklamak.

ravh

  • Rahatlık. Rahmet ve kolaylık.
  • Serin serin esen rüzgârın vücuda dokunmasiyle verdiği serinlik ve sefa.
  • Koklamak.

şamm

  • (şemm. den) Koklayan, koku alan.
  • Koklama duygusu. Burun.

şamme

  • Koklama duyusu.

şemm / شَمّ

  • Koku hissetmek, koklamak.
  • Koklamak.
  • Koklama.

şemme

  • Bir defa koklamak.
  • En küçük mikdar.
  • En küçük miktar; bir defacık koklama; Mesnevî-i Nuriye'de yer alan bir bölüm.
  • Koklama.

sevf

  • Koklamak.

teşam

  • Yılışmak, gülüşmek.
  • Koklaşmak.

teşemmüm

  • (şemm. den) Koklama.

teşmim

  • (Şemm. den) Koklatma. Koklatılma.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın