LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te kok kelimesini içeren 77 kelime bulundu...

asl

  • Kök, temel, esas.

aslen

  • Kök veya soy bakımından, aslında, esasında; temelden, kökten.

beyhuşt

  • Kökünden çıkarılmış, dibinden koparılmış olan şey. (Farsça)

bih / bîh / بيخ

  • Kök. (Farsça)

bih-ken

  • Kökünden çıkaran, kök söken. (Farsça)

bu / bû / بو

  • Koku. (Farsça)

buy / bûy / بوی

  • Koku, râyiha. (Farsça)
  • Koku.
  • Koku. (Farsça)

buy-dar / bûy-dar

  • Kokulu. (Farsça)

buydar / bûydâr / بویدار

  • Kokulu. (Farsça)

buyiden

  • Koklamak, koku almak. (Farsça)

cezri / cezrî

  • Köklü. Kat'î. Köke âit ve müteallik.
  • Köklü.

cife

  • Kokmuş et, ölü hayvan, leş.

cürsume / cürsûme

  • Kök.

cüzeyr

  • Kök dalı, ince kök.

defr

  • Kokmak.

düvel-i rasiha / düvel-i râsiha

  • Köklü devletler; devlet geleneği ve teamülleri oturmuş olan devletler.

elsine-i terkibiye ve tasrifiye

  • Kök üzerine hace ilâveli ve fiil çekimli diller.

enbuy / enbûy

  • Koklama, koku alma. (Farsça)

esasiyle / esâsiyle

  • Köküne kadar, ta temelinden.

fevh

  • Kokmak.

füruat

  • Kökten ayrılan kısımlar, ayrıntılar.
  • Kökten ayrılan kısımlar. Füru'lar. Esastan olmayıp geniş bilgide ortaya çıkan mes'eleler.

gayr-ı müteaffin

  • Kokuşmamış.

genday

  • Kokmuş, fenâ kokulu. (Farsça)

gendide / gendîde / گندیده

  • Kokmuş.
  • Kokuşmuş, kötü kokmuş. (Farsça)

hanedan / hânedân / خَانَدَانْ

  • Kökten asîl ve büyük aile, ocak.
  • Kökten asil ve büyük aile, köklü aile.
  • Köklü, asil ve büyük aile.

haşan

  • Kokmuş tuluk.

haşin

  • Kokmuş tuluk.

hasse-i şemm / hâsse-i şemm

  • Koklama duygusu.

hevesat-ı müteaffin

  • Kokuşmuş istek ve arzular.

hınzıb

  • Kokmuş et parçası. Bir lâkap.

hişin

  • Kokmuş tuluk.

huder

  • Kökü derin olan ot.

hunuz

  • Kokup fenâ olmak.

iab

  • Kökünden koparmak.

ig

  • Koku, rayiha.

inkıma'

  • Kökü kesilme. Köksüzleşme.

ırk

  • Kök, asıl.
  • Kök, soy.

işmam / işmâm

  • Koklatma.

istisal / istisâl / istîsal

  • Kökünden sökmek.
  • Kökünden söküp atmak, kökünü kazımak.
  • Kökünü kazıma.

istişmam / istişmâm

  • Koklama, hissetme; ince meseleleri sezme, anlama.
  • Koklama.

istişmam etme

  • Koklama, hissetme.

ıtr / عطر

  • Koku, ıtır. (Arapça)

ıtriyyat / ıtriyyât / عطریات

  • Kokular, ıtırlar, parfümler. (Arapça)

ıttıla

  • Kokulu şeyler sürünme.

jelatin

  • Kokusuz bir madde, bir cins kağıt.

kendide

  • Kokmuş. (Farsça)

kureyş

  • Kökü Hz. İbrahim'e (A.S.) dayanan, Peygamberimiz Hz. Muhammed'in de (A.S.M.) mensub olduğu Arab kabilesi.
  • Kökü Hz. İbrahim'e dayanan Peygamberimizin mensup olduğu meşhur Arap kabilesi.

kureyş kabilesi

  • Kökü Hz. İbrahim'e dayanan Peygamberimiz Hz. Muhammed'in mensup olduğu meşhur arap kabilesi.

kuvve-i şamme / kuvve-i şâmme

  • Koku alma, koklama duygusu. Burun.
  • Koku alma duyusu (sezme kabiliyeti).

lefif-i makrun

  • Kökündeki "elif" veya "ya" nın yan yana olduğu kelime.

lüffah

  • Kokulu geniş yapraklı bir ot.

masdar

  • Kök, kaynak.

menşe / منشا

  • Kök.
  • Köken.. (Arapça)

mihver-i nebat

  • Kök, gövde ve yaprakların tamamı.

müteaffin / متعفن / مُتَعَفِّنْ

  • Kokan. Taaffün eden. Çürüyüp bozulan.
  • Kokuşmuş.
  • Kokuşan.
  • Kokuşmuş. (Arapça)
  • Kokuşmuş.

müteşemmim

  • Koklayan, teşemmüm eden.

nefha

  • Koku. Rüzgârın hafif esişi. Azıcık koku.

nükhet / نكهت

  • Koku.
  • Koku. (Arapça)

rayiha / râyihâ / râyiha / رایحه / رَايِحَه

  • Koku.
  • Koku, hoş koku.
  • Koku.
  • Koku. (Arapça)
  • Koku.

rayihadar / râyihadar / رایحه دار

  • Kokulu. Hoş kokulu. (Farsça)
  • Kokulu. (Arapça - Farsça)

rayihanisar

  • Koku saçan. (Farsça)

rişe / rîşe / ریشه

  • Kök, saçaklı kök. (Farsça)

rişe-gir

  • Kökleşmiş, kök tutmuş. (Farsça)

şamme / şâmme / شامه

  • Koklama duyusu.
  • Koku alma duygusu.
  • Koku alma duyusu. (Arapça)

seat

  • Kokmak.

şemim

  • Koku. Hoş koku.

şemm / شَمّ

  • Koku hissetmek, koklamak.
  • Koku alma.
  • Koklamak.
  • Koklama.

şemme

  • Koklama.

sevf

  • Koklamak.

şeza

  • Kokulu şeylerin şiddetle kokması.

taaffün / تعفن / تَعَفُّنْ

  • Kokuşma.
  • Kokuşma. (Arapça)
  • Taaffün etmek: Kokuşmak. (Arapça)
  • Kokuşma.

taaffunat / taaffunât

  • Kokuşmalar, kokuşmuş şeyler.

taaffünat / taaffünât

  • Kokuşmuş ve kötü koku yayan şeyler.
  • Kokuşmalar.

tadavvu'

  • Kokmak.

tefessüh

  • Kokuşup bozulma.

tuba / tûbâ

  • Kökleri yukarıda, dal ve budakları aşağıya doğru sarkan cennet ağacı.
  • Kökü göklerde ve dalları aşağıda olan Cennet ağacı.

uruk / urûk

  • Kökler, damarlar.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın