LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te kirpi ifadesini içeren 51 kelime bulundu...

ahraz

  • (Ahrad) Kirpikleri dökülmüş, çipil gözlü.

as'as

  • (Çoğulu: Asâis) Bir yerin adı.
  • Kurt, zi'b.
  • Kirpi.

cela'la'

  • Kirpi.

çipil

  • Gözleri ağrılı ve kirpikleri dökülmüş kimse.
  • Çepel.

cüzaze

  • Bez kırpıntısı.

ecfan

  • (Tekili: Cefn) Göz kapakları.
  • Asma çubukları.
  • Kirpikler.

ehdab / ehdâb

  • (Tekili: Hüdb) Kirpikler.

ehdab-ı mühtezze / ehdâb-ı mühtezze

  • Titrek kirpikler.

ehdeb

  • Kirpikleri sık ve uzun olan adam.

eşfar

  • (Tekili: Şüfr) Göz kapağının kenarları, kirpik yerleri.

evtaf

  • Kirpikleri uzun ve kaşı kıllı olan kimse.

har-püşt

  • Diken sırtlı. (Farsça)
  • Mc: Kirpi. (Farsça)

harpuşt / hârpuşt / خارپشت

  • Kirpi. (Farsça)

hazile

  • Kenarlarında kirpik bulunmayan kırmızımsı gözkapağı.

henene

  • Bir cins kirpi.

hent

  • Bir nevi kirpi.
  • Göz içinde olan yağ.

hüdb

  • (Çoğulu: Ehdâb) Kirpik.
  • Mendil.
  • Testere çevresinde olan saçak.

hüdüb

  • (Çoğulu: Ehdâb) Sarık.
  • Kirpik, müjgân.
  • Havlu, el silmeye mahsus pamuklu bez.
  • Minder kenarında olan püskül.

hütame

  • Kesinti, kırpıntı. Parça.

huzafe

  • Sahtiyan kırpıntısı.
  • Bez kırpıntıları.

jik

  • Yağmur damlası. (Farsça)
  • Kirpi. (Farsça)

jikase

  • Kirpi. (Farsça)

kamea

  • (Çoğulu: Kamâ) Büyük gök sinek.
  • Gözün kirpikleri diplerinde çıkan sivilceler.

kanafiz

  • (Tekili: Kunfuz) Kirpiler.
  • Dağ fareleri.

kirpik-i akıl

  • Mc: Akıl gözünün kirpiği. Aklın, hakikatleri anlamasına engel olan şey.

kirpik-i akl

  • Akıl kirpiği.

kubu'

  • Kirpinin büzülüp başını derisine çekmesi.
  • Bir kimsenin başını yakasına çekmesi.

kunfuz

  • (Çoğulu: Kanâfiz) Kirpi.
  • Fare.
  • Devenin, kulakları ardında terleyen ve teri akan yerleri.
  • Otları dolaşık yer.

kusasa

  • Tırnak kırpıntısı.
  • Az miktar, az şey.

kuzazat

  • Ok yeleği kırpıntısı.
  • Altın parçaları.

lütne

  • Kirpi.

maksus

  • Kesilmiş, kırpılmış.

müheddeb

  • Kirpikli.

müj

  • Kirpik. (Farsça)

müje / مژه

  • (Çoğulu: Müjgân) Kirpik. (Farsça)
  • Kirpik. (Farsça)

müjek

  • Kirpikçik. Kirpik kılı. (Farsça)

müjgan / müjgân / مژگان

  • Kirpik. (Farsça)
  • Kirpik.
  • kirpik. (Farsça)
  • Kirpikler. (Farsça)

mukanfez

  • Üzeri yumuşak dikenlerle örtülü olan hayvan. Kirpi.

nevk-i müjgan / nevk-i müjgân

  • Kirpiklerin ucu.

nussa

  • Saç kırpıntısı.

sebla / seblâ / سبلا

  • Uzun kirpikli göz. (Arapça)

sebla'

  • Uzun kirpikli göz.

şevheb

  • (Çoğulu: şevahib) Kirpi.

şeyhem

  • (Çoğulu: şeyâhim) Erkek kirpi.

şüfr

  • (Çoğulu: Eşfâr) Kirpiğin bittiği yer.
  • Her şeyin kenarı.

şüfre

  • (Çoğulu: Eşfâr) Yassı büyük bıçak.
  • Gön ve sahtiyan kestikleri bıçkı.
  • Kılıç ağızı.
  • Kirpik biten yer.

sürme

  • Kirpik diplerine sürülen bir çeşit siyah madde, kühl.

tir / tîr / تير

  • Ok. (Farsça)
  • Sevgilinin kirpiği. (Farsça)

üşgur

  • Oklu kirpi. (Farsça)

üskür

  • Kirpi. (Farsça)

vataf

  • Kaşın çok kıllı olması.
  • Kirpiğin sık ve çok olması.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın