LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te kinle ifadesini içeren 81 kelime bulundu...

ağraz / ağrâz

  • Kinler, garazlar, kötü maksatlar.

ağraz-ı şahsi / ağrâz-ı şahsî

  • Kişisel kinler, garazlar.

ağraz-ı şahsiye / ağrâz-ı şahsiye

  • Şahsî kinler, garazlar.

ağrazlı

  • Maksatlı, kinle dolu.

ahkad

  • (Tekili: Hukd) Kinler, garezler.

ayan / âyan

  • Seçkinler, ileri gelenler.

azgan

  • (Tekili: Zıgn) Kinler, garazlar.

bedan

  • (Tekili: Bed) Kötüler, fenalar. Yaramazlar.
  • Çirkinler.

ehass-ı havas

  • Seçkinlerin en seçkini, ileri gelenlerin en başta olanı.

enbar

  • Yığın, dolu, küme. (Farsça)
  • Gübre. Ekinlere, kuvvet vermesi için dökülen eski fışkı, hayvan tersi. (Farsça)

enbeste

  • Koyulaşmış, katılaşmış, sıvılığını kaybetmiş. (Farsça)
  • Uyuşmuş, miskinleşmiş insan. (Farsça)

eser-i telkin

  • Telkinlerin ortaya çıkardığı sonuç.

eşraf / eşrâf / اشراف

  • Seçkinler, ileri gelenler, sosyete. (Arapça)

güzide-gan / güzîde-gân

  • (Tekili: Güzide) Seçkinler, beğenilmişler, seçilmiş olanlar. (Farsça)

hakaid

  • (Tekili: Hakd) Kinler, garezler, hasedler.

havas / havâs

  • Seçkinler.
  • Seçkinler sınıfı, zenginler.

havass / havâss

  • Seçkinler, okumuşlar, bilginler.

havatır-ı rabbaniye

  • Rabbanî telkinler. İlâhî ilhamlar.

hidayet-i fıtrıye

  • Yaratılıştan gelen hidayet; kötü tercih ve telkinlerle bozulmamış olan insanı yaratılışındaki doğruluk.

ihdad

  • Keskinleştirme.

ihtidad

  • Keskinleşmek.
  • Hızlanmak.
  • Azmak.
  • Hiddetlenmek.

ihtisad-ı mezruat

  • Ekinlerin biçilmesi.

ilkaat / ilkaât

  • Telkinler, söz göndermeler.

imha

  • Keskinletme, bileme.

imtiha-yi seyf

  • Kılıcın bilenmesi, keskinleştirilmesi.

inhidad

  • (Hadde. den) Keskinleşme, incelme, sivri olma.
  • Basılıp ezilme, haddeden geçme.

ipnotizma

  • Telkinle uyutma.

irhaf

  • Bileme. Keskinleştirme.

işhaz

  • Keskinleştirme, bileme.

istihsad

  • Ekinlerin hasad (biçilme) zamanı gelme.

kelle

  • Kafa, baş. (Farsça)
  • Ekinlerde başak. (Farsça)
  • Baş gibi yuvarlak olan nesne. (Farsça)

kıbah

  • (Tekili: Kabih) Çirkinler, kabihler.

kinemeşhun

  • Kinle, intikamla dolu. (Farsça)

kuttan

  • (Tekili: Katın) Yerliler, oturanlar, sâkinler.

mahall-i ağraz / mahall-i ağrâz

  • Kötü maksat ve kinlerin barındığı yer, ortam.

mesakin / mesakîn / mesâkin / mesâkîn / مساكن

  • (Tekili: Miskin) Ziyadesiyle fakir olanlar. Miskinler. Uyuşuklar. Zavallı, fakir kimseler.
  • Oturanlar.
  • Miskinler, zavallı fakir kimseler.
  • Miskinler, fakirler.
  • Yoksullar. (Arapça)
  • Miskinler. (Arapça)

muhaddid

  • Keskinleştirici, bileyici.
  • Sınırlıyan, sınırını tâyin eden. Tahdid eden. Hududlandıran.

muhted

  • (Hadd. dan) Hiddetlenmiş, kızmış.
  • Keskin. Keskinleşmiş.

müsekkin / مسكن / مُسَكِّنْ

  • Teskin edici, sakinleştirici.
  • Sakinleştirici, yatıştırıcı. (Arapça)
  • Sâkinleştiren, uyuşturan.

müstmendan / müstmendân

  • (Tekili: Müstmend) Hüzünlü, kederli ve mahzun kimseler, üzgün kişiler. Zavallılar, miskinler, biçareler. (Farsça)

mutamene

  • Teskin etmek, sâkinleştirmek.

mütemeskin

  • Miskinleşen. Miskinlik gösteren.

rehf

  • Keskinleştirmek, bilemek.

şahz

  • Keskinleştirmek.

sakinan

  • (Tekili: Sâkin) Bir yerde oturanlar. Sâkinler.

şat'

  • Yerden yeni çıkan taze ekin yaprağı. Ekinlerin taze çıkan filizleri, yaprağı.
  • Su arkı.
  • Cima etmek.
  • Bağlayıp sağlamlaştırmak.

sekene / سكنه

  • Sâkinler, ikâmet edenler.
  • Oturanlar, sâkinler. (Arapça)

sekene-i arz / سَكَنَۀِ اٰرْضْ

  • Yeryüzü sâkinleri.

sekene-i habise

  • Kötü ve pis sakinler.

sekene-i karye

  • Köyde oturanlar. Köyün sâkinleri.

sekene-i zemin

  • Yeryüzü sakinleri.

senn

  • Zırh çıkarmak.
  • Halinden döndürmek.
  • Koymak.
  • Keskinleştirmek.
  • Tasvir etmek.
  • Dökmek.

sırat-ı müstakim

  • En doğru yol, İslâmiyet yolu. Hak yolu. Allah'ın râzı olduğu en doğru yol. Peygamberlerin, evliya ve sâlihlerin, sıddıkinlerin gittikleri meslek.

sükala'

  • (Tekili: Sakil) Ağırlar. Kabalar. Çirkinler. Sözü sohbeti çekilmeyen kimseler.

sükkan / sükkân / سكان

  • Sâkinler, oturanlar.
  • Oturanlar, sakinler. (Arapça)

sükkan-ı belde / sükkân-ı belde

  • Şehirde oturanlar. Şehir sâkinleri.

sükkan-ı hane / sükkân-ı hâne

  • Evde oturanlar. Hâne sâkinleri.

sükunet / sükûnet / سكونت

  • Sakinlik, hareketsizlik. (Arapça)
  • Rahatlık. (Arapça)
  • Sükûnet bulmak: Yatışmak, sakinleşmek. (Arapça)

sümum-u ağraz / sümum-u ağrâz

  • Kinlerin zehirleri, kötü maksatların zehirleri.

tabaka-i havas

  • Zenginler, seçkinler tabakası.

tabaka-i havass / tabaka-i havâss

  • Toplumun üst seviyesini meydana getiren seçkinler tabakası.

tabaka-yı havas

  • Seçkinler tabakası, aydınlar sınıfı.

tahlim

  • (Hilm. den) Kızgınlığını ve öfkesini giderme. Sâkinleştirme, yumuşatma, teskin etme.

tarr

  • Kesmek.
  • Keskinletmek.
  • Yapmak.
  • (Bıyık) gelmek.
  • Çolak olmak.
  • Düşmek.

tatrir

  • Keskin etmek, keskinleştirmek.

teblim

  • Çirkin yapmak, çirkinleştirmek.

tedvim

  • Teskin etmek, sâkinleştirmek.
  • Kuşun, uçarken dönüp deverân etmesi.
  • Dili ağızda döndürmek.
  • Tatmak.

telkinat / telkinât

  • Telkinler.

telkinat-ı batıla / telkinât-ı bâtıla

  • Doğru olmayan telkinler.

telkinat-ı diniye

  • Dinin telkinleri.

telkinat-ı şeytaniye / telkinât-ı şeytaniye

  • Şeytanın telkinleri.

temeskün

  • Miskin olma. Miskinleşme.

teşeddüd

  • Sertleşme. Kuvvet ve dayanıklık kesbetme. Şiddetlenme. Çok şiddetli olma.
  • Keskinleşme.

tesekkün-i derya

  • Denizin sâkinleşmesi.

teşhiz

  • (Çoğulu: Teşhizât) (Şahz. dan) Sivriltme, keskinleştirme.
  • Bileme.
  • Gücünü, kuvvetini artırma.
  • Uyandırma.

teskin / teskîn / تسكين / تَسْك۪ينْ

  • Sakinleştirme, rahatlatma.
  • Sakinleştirme, yatıştırma.
  • Yatıştırma, sakinleştirme. (Arapça)
  • Teskîn etmek: Yatıştırmak, sakinleştirmek. (Arapça)
  • Teskîn olmak: Yatışmak, sakinleşmek. (Arapça)
  • Sâkinleştirme.

tezrib

  • Keskinletmek.

üşer

  • Dişlerini birbirine sürüp keskinleştirmek.

vakurane

  • Ağırbaşlılıkla. Düşünce ve tedbirlilikle. Temkinle. (Farsça)

veba-yı ağraz-ı şahsiye / vebâ-yı âğraz-ı şahsiye

  • Şahsî kinlerin vebası; kişisel kin mikrobu.

zagain

  • (Tekili: Zagine) Kinler, nefretler.