LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te kin kelimesini içeren 61 kelime bulundu...

ağraz / ağrâz

  • Kinler, garazlar, kötü maksatlar.

ahihte / âhîhte / آهيخته

  • Kınından çıkmış, sıyrılmış. (Farsça)

buğz

  • Kin, nefret.

buğzetme

  • Kin besleme, kötüleme.

buğzetmek

  • Kin gütmek, düşman olmak.

der-niyam

  • Kınına sokulmuş, kınında, kılıfta. (Farsça)

ehl-i kin

  • Kin güdenler.

engüşt-i muhanna / engüşt-i muhannâ

  • Kınalı parmak.

fegv

  • Kına çiçeği.

gılaf / gılâf / غلاف

  • Kın. Kılıcın kılıfı. Bir şeyin üzerinin örtüsü.
  • Kın, kılıf. (Arapça)

gıll ü gış

  • Kin, düşmanlık ve aldatma gibi anlamsız şeylerle uğraşılar.

gıllügış / غل و غش

  • Kin. (Arapça)

hakd

  • Kin tutmak. Adâvetini gizlemek.

haşafet

  • Kin ve düşmanlık, haset ve adavet.

hıkd

  • Kin tutma, öç almak için fırsat bekleme.
  • Kin, intikam arzusu.

hına / hınâ / حنا

  • Kına.
  • Kına. (Arapça)

hınai / hınaî

  • Kına satan, kınacı.

hınna

  • Kına. Saça, sakala veya kadınların, parmaklarının uçlarına sürdükleri sarımtırak pembe boya ve bunun esası olan toz.

ilas

  • Kinâyeli ve iğneleyici sözler söyleme.

ızmar-ı gayz

  • Kin saklama.

kalb gözü

  • Kin, hased, kibir gibi mânevî hastalıklardan kurtulup, her an Allahü teâlâyı anan kimsenin kalbinde meydana gelen, işlerin iç yüzünü görme kuvveti, basîret.

kinai nevinden / kinâî nevinden

  • Kinâye türünden; bir sözü gerçek mânâsına da gelebilecek şekilde, başka bir mânâda kullanma san'atı türünden.

kinaiyyat / kinâiyyât

  • Kinayeler.

kinayeamiz / kinâyeâmîz / كنایه آميز

  • Kinayeli. (Arapça - Farsça)

kinayeten / kinâyeten

  • Kinaye bakımından.

kindar / kindâr / كيندار

  • Kin tutan. İçinde kin ve garez besliyen. Öc ve intikam almağa düşkün. (Farsça)
  • Kinci.
  • Kinci. (Farsça)

kindarane

  • Kinci olarak, kindarcasına. (Farsça)

kine

  • Kin, garaz. Kalbde beslenen düşmanlık. (Farsça)

kinecu / kînecû / كينه جو

  • Kinci. (Farsça)

kinedar / kinedâr

  • Kindâr, kin güden, düşmanlık besliyen. (Farsça)

kinemeşhun

  • Kinle, intikamla dolu. (Farsça)

kinever

  • Kin besleyen, hased eden, kinci. (Farsça)

levm

  • Kınama.
  • Kınama, kötüleme.
  • Kınama.

levme

  • Kınanmaya ve çekiştirilmeğe sebep olacak şey.

levvame / levvâme

  • Kınayan.

makam-ı zem

  • Kınama makamı.

makt

  • Kin, hiddet. İğrençlik. Şiddetli buğz.

melamet / melâmet

  • Kınanmışlık. İtab ve serzenişlik. Rezillik ve rüsvaylık.
  • Kınanmışlık.

melami / melâmî

  • Kınanmış, melamilik tarikatından olan.

mütebaggız

  • Kin gösteren, buğz gösteren.

mütehakkid

  • Kin tutan, kindâr.

niyam / niyâm / نيام

  • Kın. (Farsça)

sahib-i ağraz

  • Kin ve garaz sahipleri.

sakk

  • Kin tutmak.

seyf-i meslul

  • Kınından çıkmış kılıç.

sulfato

  • Kinin, sıtma ilacı.

sümum-u ağraz / sümum-u ağrâz

  • Kinlerin zehirleri, kötü maksatların zehirleri.

şütürdil / شتردل

  • Kinci. (Farsça)

tagmid

  • Kınına koyma.

tahakkud

  • Kin tutma, kin gütme.

tahattum

  • Kin, hiddet ve öfke içinde olmak.

tahniye

  • Kınaya boyamak.

telvih / telvîh

  • Kinaye yoluyla işaret etme; asıl mânâ ile kinâye yoluyla kastedilen mânâ arasındaki vasıtaların çok olması durumu.

telvihen

  • Kinayeli bir şekilde.

telvihi / telvihî

  • Kinaye şeklinde bildirilen mânâ.

tevbih etme

  • Kınama, kötüleme.

ullame

  • Kına.

üştürdil / اشتردل

  • Kinci, fesatçı, hasedçi. (Farsça)
  • Kinci. (Farsça)

vegm

  • Kin.

yürna

  • Kına.

zem

  • Kınama, kötüleme.