LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te kibir ifadesini içeren 143 kelime bulundu...

alamet-i gurur / alâmet-i gurur

  • Gurur ve kibiri belli eden alâmet.

ancehaniye

  • Kibir, azamet.

as'ar

  • Çok kibirli, mağrur.
  • Çarpık suratlı, eğri yüzlü, eğri boyunlu.

atiy

  • (Utiy) Haddi tecavüz etme.
  • Çok ihtiyar olma.
  • Kibirlenme.

azamet

  • Büyüklük. Cenab-ı Hakk'ın büyüklüğü.
  • Kibirlilik.
  • Büyüklük, Cenâb-ı Hakk'ın büyüklüğü.
  • Kibirlenmek, insanları küçük görmek.
  • Büyüklük, kibirlilik.

azamet-füruş / azamet-fürûş

  • Kibirlenen. Büyük görünmek isteyen.

bad-dar

  • Mağrur, kibirli. (Farsça)
  • Divane, deli. (Farsça)
  • İri vücut, şişman. (Farsça)
  • Hiç bir işle alâkası bulunmayan kişi. (Farsça)

bad-ı şimali / bâd-ı şimalî

  • Kuzey rüzgârı. (Farsça)
  • Nefes, soluk. (Farsça)
  • Ah sesi, ah çekme. (Farsça)
  • Allah'ın inâyeti. (Farsça)
  • Medih. (Farsça)
  • Söz. (Farsça)
  • Büyüklük taslama, kibirlilik. (Farsça)
  • şarap. (Farsça)

bad-sene

  • Kibirli, mağrur. Büyüklük taslıyan. (Farsça)
  • Kötü niyetli. (Farsça)

bad-ser

  • Mağrur, kibirli. (Farsça)
  • Serkeş, isyânkar, âsi. (Farsça)
  • Taassub ehli, mutaassıb. (Farsça)

bahteri / bahterî

  • Salına salına yürüyen, yürüyüşü güzel olan adam.
  • Mağrur, kibirli. Kendini beğenmiş.

batar

  • Çok kibirlenme, gururlanma.
  • Haksızlık etme. Başkasının hakkını çiğneme.
  • Çok sevinme.

be'v

  • Fahirlenmek, büyüklenmek, kibirlenmek.

belah

  • Büyüklenmek, kibir.

belha / belhâ

  • Gönlü kibirli olan kadın.

bezah

  • Büyüklenmek. Kibir, gurur.

bolis çukuru

  • Kendini beğenenlerin, kibirlilerin, büyüklük taslayanların, Cehennem'de şiddetli azâba uğrayacakları yer.

bündar

  • Zengin, asil ve kibirli kişi. (Farsça)

cahf

  • Tekebbürlenmek, kibirlenmek, gururlanmak.

cahuf / cahûf

  • Mağrur, kibirli, kendini beğenmiş.

cebbar / cebbâr

  • Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Kullarının hallerini ıslâh edip tövbeye götüren, dilediğini yaptırmaya gücü yeten.
  • Kibirli, zorba, gaddâr.

ceberut

  • Azametin daha dâimîsi ve bâtınîsi. Büyüklük. Hâkimlik. Kudret, celadet. Fart-ı kibir ve azamet.

cefh

  • Fahirlenmek, mütekebbirlenmek, gururlanmak, kibirlenmek.

cemh

  • Gururlanmak, kibirlenmek.

cümah

  • Kibirlenmek.

dabs

  • Mesrur ve mütekebbir olmak. Sevinçli ve kibirli olma hâli.

damhar

  • Mütekebbir, kibirli, terbiyesiz kimse.

dem

  • Nefes. Soluk. (Farsça)
  • Ağız. (Farsça)
  • Nazar. (Farsça)
  • An, vakit, saat. (Farsça)
  • Koku. (Farsça)
  • Kibir, gurur. (Farsça)
  • Âli, yüksek. (Farsça)
  • Körük. (Farsça)

eşir

  • Pek sevinçli, çok mesrur.
  • Kibirli, mütekebbir kimse.

eza

  • Ticarette kaybetme, zarar etme.
  • Kibir ve gururunu bıraktırma.
  • Sıkıntı, eziyet, zulüm, cevr, sitem, renc, incinmek. İnsanın kerih görüp mahzun olduğu şey.
  • Hayır ve sadaka yoluyla mal vermede gururlanmak. Tetavül etmek.

fahz

  • Büyüklenmek, kibirlenmek.

fecs

  • Büyüklenmek, ululanmak, kibirlenmek.

feride

  • Kendi ihtiyariyle hareket eden, gururlu, kibirli kimse. (Farsça)

fir'avn

  • Firavun, eski Mısır hükümdarlarına verilen ünvan.
  • Tanrılık iddiasında bulunduğu için Hz. Musa'nın mücadele ettiği Mısır hükümdarı.
  • Çok kibirli, gururlu ve inat adam, Firavn.

gatrafe

  • Büyüklenmek, ululanmak, kibirlenmek.

gerden-efraz

  • (Gerden-firâz) Kibirli, gururlu. Boyun kaldıran, başı yukarda. (Farsça)

gerden-keş

  • Âsi, serkeş, isyankâr. (Farsça)
  • Mağrur, kibirli. (Farsça)
  • İnatçı, muannid. (Farsça)

gerdun-sirişt

  • Mağrur, gururlu, kibirli kimse. (Farsça)
  • Zâlim, gaddar, kan dökücü. (Farsça)
  • Tenbel, uyuşuk. (Farsça)

giran-ser

  • (Çoğulu: Giranserân) Mağrur, kibirli, gururlu, kendini beğenmiş. (Farsça)

giran-seri / giran-serî

  • Kibirlilik, mağrurluk, enaniyetli oluş, kendini beğenmişlik. (Farsça)

gıtarres

  • (Çoğulu: Gatâris) Zâlim, mütekebbir, kibirli kimse.

gurur

  • Kibir, boş yere güvenmek.
  • Kibir. Boş yere güvenmek.
  • Kıymetsiz şeylere güvenip mağrur olmak.

haki-nihad / hakî-nihad

  • Mütevazi, kibirsiz, alçak gönüllü. (Farsça)

hamh

  • Fahirlenmek, büyüklenmek, kibirlenmek.

hamt

  • Misvak ağacı.
  • Ekşimiş süt.
  • Koyunun derisini yüzüp kebap yapmak.
  • Gadap etmek, kızmak.
  • Kibirlenmek, tekebbürlenmek.

hanif

  • Gururlu, mağrur, kibirli.
  • Dargın, küskün.

haylulet

  • Kibir.
  • Taazzum. Gurur.
  • Su-i zan.
  • Korkmak. Tevehhüm etmek.

hiyela

  • Kibir, gurur, enaniyet, kendini beğenmişlik.

hodbin

  • Başkasına hak tanımayıp, kendi lezzet ve menfaatını tâkib eden. Bencil. Enaniyetli. Kibirli. (Farsça)
  • Bencil, kibirli.

hodbinane

  • Kendini beğenerek, kibirli bir şekilde.

hodperest

  • Mağrur. Kendini çok beğenen. Kibirli. (Farsça)

hunzuvane

  • Kin tutmak.
  • Büyüklenmek, kibirlenmek.

huyela / huyelâ

  • Harbde düşmana karşı tekebbür etmek (büyüklenmek, üstün görünmek), kibirlenmek.

huyela'

  • Kibir, ucub.

huzvane

  • Büyüklenmek, kibirlenmek.

ifcas

  • Mânâsız ve münasebetsiz şeylerle kibirlenme.

igtirar

  • (Gurur. dan) Aldanma, iğfâl olunma.
  • Gururlanma. Kibirlenme, böbürlenme. Güvenilmeyecek şeye güvenme.
  • Gaflette olma, gafil bulunma.

ihtiyal

  • Gururlanma, enaniyetlenme, kibirlenme.

ikmah

  • Buğdayı un yapma. Buğday yetiştirme.
  • Kafa tutmak, kibir ve azametle karşı gelmek.

intikam

  • Öc alma.
  • Allahü teâlânın; zâlim, inadcı ve kibirli (büyüklenen) kimseleri şiddetli bir azâb ile cezâlandırması.

ıs'ar

  • Enaniyet ve kibirle surat asma.

işmam

  • Hafif olarak duyurmak, koklatmak. Hissettirmek.
  • Kibirden dolayı başı dik yürümek.
  • Tecvidde: Bir harfe zamme veya kesre vermek ve bunu hafifçe hissettirmek. Harfin sesini genizden hissettirmek, biraz duyurmak, harfi çıtlatmak.

ısnan

  • Israr etme, inat etme, ayak direme.
  • Gücenme, darılma.
  • Gururlanma, kibirlenme.

isti'zam

  • Büyük tutmak ve büyük tanımak.
  • Gururlanmak. Kibirlenmek.

istikbar

  • (Kibr. den) Önemseme, ehemmiyet verme.
  • Kibir, gurur, enaniyet. Kendini büyük görme, mağrurluk.

kahhar / kahhâr

  • Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Düşmanlarından, cebbâr (kibirli, zorba, zâlim), inâdcı, nîmetlere nânkörlük edenleri öldürüp, onları zelîl (aşağı, hakîr) etmekle dünyâda kahreden, âhirette düşmanları olan kâfirlere ebedî; îmâ nlı ölen mü'minlere, af ve mağfiret etmezse (bağı

kalb gözü

  • Kin, hased, kibir gibi mânevî hastalıklardan kurtulup, her an Allahü teâlâyı anan kimsenin kalbinde meydana gelen, işlerin iç yüzünü görme kuvveti, basîret.

kalb selameti / kalb selâmeti

  • Kalbin kibir, riyâ, kıskançlık, kin ve düşmanlık gibi kötü düşüncelerden kurtulup, iyi ahlâk ile ahlâklanması.

leyyin-ül canib / leyyin-ül cânib

  • Görüşülmesi kolay, mütevâzi, kibirsiz kimse. Kanı sıcak insan.

ma'nevi hastalık / ma'nevî hastalık

  • Kalbe gelen yanlış îtikâd (inanç); insanın doğruyu, gerçeği görmesine mâni olan perde; îtikâdî bozukluk ve düşünce. Dünyâya ve haramlara düşkün olma; kibir ve riyâ gibi kalb hastalığı.

magrur

  • (Mağrur) Gururlu. Boş bir şeye güvenen. Fâni ve faydasız şeylere güvenip kendini aldatan. Mütekebbir. Kibirli kimse. Müteazzım.

magrurane

  • Gururlanarak. Kendini beğenircesine. Kibirlenerek. Güvenilmesi boş olan şeye güvenip kendini aldatırcasına. (Farsça)

magruriyet

  • Gururluluk, kibirlilik.
  • Bir şeye itimad edip, güvenip aldanma.
  • Kibirlenme, gurulanma, övünme, tefahhur, tekebbür.

mağruriyet

  • Gururluluk, kibirlilik.

maraz-ı kalbi / maraz-ı kalbî

  • Kalb hastalığı, bozuk îtikâd; kibir, hased (kıskançlık), kin ve riyâ (gösteriş) gibi kalb hastalıkları. Kalbin Allahü teâlâdan başka şeylere tutulması.

marid

  • Azgın, sapkın. İnad ve isyanda benzerlerinden çok ileri gitmiş olan. Kibir, inad ve dinsizlikle tanınmış olan. Mütemerrid.

masbu'

  • Kibirli, gururlu, mağrur. Kendini beğenmiş.

melh

  • Kibirlenmek, gururlanmak.
  • şiddetli seyir.

mezhüvv

  • Kibirli, gururlu.

muhaşşi'

  • Kibirli bir kimsenin kibir ve gururunu kıran.

muhrenşim

  • Azametli, kibirli kimse.
  • Zayıf ve rengi değişmiş kişi.

muhtal

  • Mütekebbir. Kibirli.

münhaşi'

  • Kibiri kırılma.

müntekim

  • İntikam alıcı. Zâlim ve mütekebbir (kibirli) cânîleri başkalarına ders olacak şekilde cezâlandıran, âsîleri ve taşkınlık yapanları şiddetli azâb ile azablandıran.

müsta'zım

  • (Azm. den) Büyük gören, isti'zam eden, büyük tutan.
  • Gururlu, kibirli, enaniyetli.

müstekbir

  • (Kibir. den) Kibirlenen, kendini büyük gören, büyüklenen.

müstekbirane

  • Büyüklenerek, kibirlenerek. (Farsça)

müstekbirin / müstekbirîn

  • (Tekili: Müstekbir) Kibirlenenler, kendini büyük görenler.

mutayta

  • Sallana sallana kibirlenerek yürüme. İzzetli ve kibirli yürüme.

mutazarrı'

  • Tazarru eden. Alçak gönüllülük eden.
  • Bir şeye gizlice varıp yaklaşan.
  • Can ve gönülden tezellül ile yalvaran.
  • Noksan ve kusurlarını bilerek kibirden, büyüklenmekten çekinip tevazu eden.

mütebahtır

  • Kibir ve gururla yürüyen.

mütebahtırane / mütebahtırâne

  • Kibirle sallana sallana yürüyenler gibi. (Farsça)

mütecebbir

  • (Cebr. den) Zorba zor kullanan, cebir yapan.
  • Kibirlenen.

mütefer'in

  • Kibirli, mağrur.
  • Fir'avun tavrı takınan, fir'avunlaşan.

mütefeyhık

  • Çok sözlü, kibirli kimse.

mütekabir / mütekâbir

  • (Kibr. den) Kibirli. Kendini büyük gören.

mütekebbir / مُتَكَبِّرْ

  • Kibirli. Büyüklenen. Tekebbür eden.
  • Esmâ-i İlâhiyeden olup, Allah'ın büyüklük ve azametini ifade eder.
  • Allahü teâlânın ism-i şerîflerinden. Yaratılanların sıfatlarından uzak, vehim ve aklın anlamasından yüksek, azamet ve kibriyâ (büyüklük) sıfatıyla her şeyden ayrılmış olup, her şeyden yüce ve yüksek olan.
  • Kibirlenen, kendisini başkalarından üstün gören, kendini beğenen.
  • Kibirlenen.

mütekebbirane / mütekebbirâne

  • Kibirlenerek, büyüklenerek.
  • Kendini büyük gösterir şekilde, kibirli olarak.
  • Büyüklenerek, kibirlenerek, büyüklük taslayarak. (Farsça)

mütekebbirin / mütekebbirîn

  • (Tekili: Mütekebbir) Tekebbür edip kibirlenenler. Kendini beğenmişler.

mütemerrid

  • İnatçı, ısrar eden, dik kafalılık eden. Kibirlilik eden.

mütezenbir

  • Kibirlenen, gururlanan, büyüklenen. Mütekebbir.
  • Can sıkıcı bir hal ve tavır takınan.

nahhat

  • Gururlu, kibirli.

nahvet

  • Kibir, gurur. Kibirlenme, büyüklenme, böbürlenme.

nemrud

  • Zâlim ve gaddar olarak tanınmış ve Allaha karşı kibir ve isyan ile büyüklük taslamış bir kralın ismidir. Milâddan evvel 2640 yılında yaşadığı sanılmaktadır. Peygamber İbrahim Aleyhisselâm zamanında yaşamış ve onu ateşe atarak yakmak istemiş, mu'cize ile İbrahim Aleyhisselâm ateşten kurtulmuştur. Bâb

nihvar

  • Gururlu, kibirli, kendini beğenmiş adam. (Farsça)

nühat

  • Mağrur ve kibirli kimse. Kendini beğenmiş insan.

pür-bad / pür-bâd

  • Kibirli. (Farsça)
  • Çok rüzgârlı. (Farsça)

sail

  • (Savlet. den) Saldıran. Kibirli olup başkasına tecavüz eden.

salef

  • Kibirlilik. Tekebbürlük hali.
  • Kin tutmak, buğz etmek.
  • Zevci indinde zevcenin kadri olmamak.
  • Misafir için olan yemeğin yetmemesi.

sayed

  • Başını yukarı kaldırıp kibirlenmek ve sağına soluna iltifat etmemek.

şedid-üş şekime

  • Şedid-ün nefs; yani başkasına boyun eğmekten çekinen ve kibirlenen.

şemh

  • Uzak niyet ve kasıt.
  • Tekebbür etmek, kibirlenmek.

şenef

  • Buğz.
  • Kibir.

şeytan

  • Kovulmuş, uzaklaştırılmış. Kibir ve gurûru sebebiyle Allahü teâlânın "Âdem'e secde ediniz" emrine isyân edip, karşı geldiği için, O'nun rahmetinden uzaklaştırılan varlık, İblis.

sümud

  • Taganni eylemek.
  • Eğlenmek.
  • Kibirlenip somurtmak.
  • Kafa tutmak.
  • Sersem olmak.

taazzum

  • (Azm. dan) Kibirlenmek. Büyüklük taslamak.
  • Kemikleşmek.
  • Büyüklenme, kibirlenme.

taazzumat / taazzumât

  • (Tekili: Taazzum) Kibirlenmeler.
  • Kemikleşmeler.

tagıye

  • Salak, kibirli ve inatçı adam.
  • Yıldırım.

taih

  • Kibreden. Kibirlenen. Büyüklenen.

tas'ir

  • Kibirlenmekten dolayı karşısındakinin yüzüne bakmayıp, yüzünü çevirmek.

tasallüf

  • Kibirlenmek, övünmek, söz atmak.

tatavül

  • Uzun olmak.
  • Büyüklenmek, kibirlenmek.
  • Birbirine muhalefet etmek, karşı gelmek.

tatavvül

  • Büyüklenmek, kibirlenmek.

tazarru'

  • Bir şeye gizlice yaklaşmak.
  • Kendi kusurlarını bilip kibirden vaz geçip tevâzu ile yalvarmak.
  • Bir şeye gizlice yakarma.
  • Kendi kusurlarını bilip kibirden vazgeçip tevazu ile yalvarmak, ağlayıp, sızlamak.

tebahtur / تبختر

  • Dalgalanmak, dalgalanır olma.
  • Kibirlenerek yürüme, kibirli kibirli yürüme.
  • Kibirlenerek yürüme. (Arapça)

tebelluh

  • Tekebbürlenmek, gururlanmak, kibirlenmek.

tecebbür

  • (Cebr. den) (Çoğulu: Tecebbürat) Kibirlenme, büyüklenme.

teebbüh

  • Kibirlenme, böbürlenme, gururlanma.
  • Alicenaplık ve göztokluğu ile bir şeyden vazgeçme.

tefer'un

  • Firavunlaşma. Zâlimlik etme, zulüm yapma.
  • Çok fazla kibirlenme.

tegarrür

  • Gururlanma, kibirlenme.
  • Kaynamak.
  • Galeyan.

tekebbür / تَكَبُّرْ

  • Kibirlenmek. Kendini büyük saymak. Nefsini büyük görmek.
  • Kibir sâhibi olma, büyüklenme, kibirlenme, kendini büyük gösterme.
  • Kibirlenmek, kendini büyük saymak, nefsini büyük görmek.
  • Kibirlenme.

tenezzülen

  • Alçak gönüllülükle, tevâzu ve mahviyet içinde, kibirsizlikle.

tesacül

  • Fahirlenmek gururlanmak, kibirlenmek, tefahur.

tetavül / tetâvül

  • Uzun olma, uzama.
  • Zulüm etme.
  • Birbirine muhalefet, kibir ve taazzum etme.
  • Musallat olma.
  • Mugayeret eylemek.
  • Zorla uzanma, büyüklenme, kibirle muamele etme.

tevazu'

  • Alçak gönüllülük. Kibirsizlik. Mahviyet hâli.

tezenbür

  • Kibirlenme.

ubye

  • Büyüklenmek, kibirlenmek.

ucb

  • (Ucub) Kibir, gurur. Kendini beğenmişlik. Ameline, yaptıkları işe güvenmek.
  • Varlığı nâdir olan şeyi görünce istiğrab etmek hâli.
  • Yabancı kadın taifesiyle beraber oturmak ve konuşmaktan pek hoşlanan.
  • Kibir, kendini beğenme.

ucüb

  • Kendini beğenme, kibir.

ünzuha

  • Gurur, kibir, büyüklük.

utüv

  • (Atiy-Utiy) Haddini aşma, tecavüz. Kibir. Serkeşlik.
  • Ayaklanma. İsyan.

uzm

  • Ululanma, kibirlenme.

zahif

  • Kibirli, mağrur.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR