LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te kesret ifadesini içeren 32 kelime bulundu...

caslik

  • (Cesâlik) Nasrâniler hakîmi.
  • Çokluk, kesret.

cesale

  • Çokluk, kesret.

darafe

  • Çokluk, kesret.

dehm

  • (Çoğulu: Dühum) Ansızdan gelmek.
  • Çok fazla miktarda asker.
  • Çok adet, kesret.

dehma

  • Belâ. Zahmet
  • Çömlek.
  • Çok adet, kesret, sayı çokluğu.
  • Kadim, eski.
  • Halis kırmızı koyun.
  • Koyu kızıl.

efzuni / efzunî

  • Kesret, çokluk, fazlalık, ziyadelik. (Farsça)

ekser

  • Pek fazla. Daha çok. Kesrette olan. En çok.

gazir / gazîr

  • Bol, çok, kesretli, ziyade, fazla.

guzr

  • Çokluk, kesret.
  • Devenin sütünün çok olması.

ıdd

  • (Çoğulu: Adât) Pınar ve kuyu suları gibi aktıkça kesilmeyen, devamı gelen su.
  • Çokluk, kesret.

iksar

  • (Kesret. den) Çoğaltma, fazlalaştırma, arttırma.

istidrac

  • Derece derece yükselmeyi isteyiş.
  • Ist: Hakkı ve hakiki değeri olmadığı halde ve kabiliyetsizliğine rağmen bir kimsenin kesret-i nimete mazhar olması ve bu sebeple küfür ve isyana devam etmesi ile azab ve gazab-ı İlâhiyeye yaklaşması.

istiksar

  • (Kesret. den) Çok görme, çok görünme. Çoğumsama, çoğumsanma.
  • Çokluğu isteme.

kesir

  • Çok. Bol. Kesret üzere olan.
  • Türlü. Çeşitli.

kesret-i etba'

  • Tâbi olanların çokluğu. Tarafdarların kesretli oluşu.

kevser

  • Kıyamete kadar gelecek Âl, Ashâb, Etbâ' ve onların iyilikleri, hayırları.
  • Bereket.
  • Kesretten mübâlağa. Çokluğun gayesine varan şey. Gayet çok şey.
  • Pek çok hayır. Hikmet, ilim. Kur'an, İslâm, tevhid. İlm-i Ledün. Ma'rifetullah.
  • Cennet ırmaklarının kaynakları.

kezv

  • Çokluk, kesret, fazlalık.

mebzuli / mebzulî

  • Bolluk, çokluk, kesret.

müksir

  • (Kesret. den) Çoğaltan, iksâr eden.
  • Çok mala sahib olan.

müsteksir

  • (Kesret. den) Çok gören, çok kabul eden, büyüten.

mütekasir

  • (Kesret. den) Çok çoğalan, tekâsür eden, çoğalmış.

mütekessir

  • (Kesret. den) Çoğalan, artan, tekessür eden.

reyye

  • Çokluk, fazlalık, kesret.

sar

  • Yer, mekân bildiren, birleşik kelimeler yapılan bir ek'tir. Bir şeyin kesretle bulunduğunu gösterir. Meselâ: Kühsar : Çok dağlık yer. (Farsça)

secc

  • (Sücuc) Akıcı bir şeyin kesretle dökülüp akması, akıtılması. Su akmak.

siba'

  • Cima.
  • Kesret-i cima ile iftihar edişmek.
  • (Tekili: Sebu) Canavarlar, yırtıcı hayvanlar.

tahi

  • Çekilmiş. Uzatılmış.
  • Kesret, çokluk.

tekasür / tekâsür

  • (Kesret. den) Çoğalma. Kesret bulma.
  • Çok öğünme. Mal ve evlâdın çokluğu ve bu çokluk ile fahirlenme.

tekessür

  • Çoğalmak. Kesretli olmak. Adet miktarına adet ilâve olmak.

vahdet

  • Birlik. Yalnızlık. Teklik. (Kesretin zıddıdır.)
  • Edb: İfade esnasında mevzuun haricine çıkılmaması, maksad ne ise yalnız ondan bahsedilmesi, sözün dallandırılıp budaklandırılmaması.
  • Tas: Allah'a yakınlık. Gönlünü, kalbini tamamen Allah ile meşgul etme hali.

vufur

  • Bolluk, çokluk, kesret.

vüfur

  • Çokluk, bolluk, kesret.
  • Tamam olma.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın