LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te kararsız ifadesini içeren 36 kelime bulundu...

adem-i sebat

  • Kararsızlık, sabit olmama.

bi-karar / bî-karar

  • Kararsız.

bikarar / bîkarar / bîkarâr / بى قرار

  • Kararsız.
  • Kararsız.
  • Rahatsız.
  • Kararsız, rahatsız.
  • Kararsız. (Farsça - Arapça)

bikarar eyler / bîkarar eyler

  • Kararsız eder, şaşkın yapar.

cenb

  • Yan taraf. Koltuk altının aşağısı.
  • Def'etmek, kovmak.
  • Müştak olmak.
  • Bir yere gitmek için bir yere inmek.
  • Birisinin sevdiğinden dolayı kararsız ve muztarib bulunmak.
  • Büyük ve çok olan.
  • Engin taraf.
  • Şetmetmek, söğmek.

dü-dili / dü-dilî

  • Tereddüt, kararsızlık, neticeye varamamak. (Farsça)

gari / garî

  • Kararsız, sebatsız. (Farsça)

gıll u gış

  • Aklın muhtelif fikirler üzerinde kararsızlığı.
  • Gönül darlığı.
  • Kin ve hile. Hıyanet ve adavet.

gıll u gışş

  • Şüphe ve tereddüt, kararsızlık. Kin ve hile. Hiyanet ve düşmanlık.

hafif-ül mizac

  • Kararsız, hoppa, temkinsiz.

haysebeyse

  • Kararsızlık, karışıklık, darlık.

hercai / hercaî / hercâî / هرجائى

  • (Hercâyî) Her yerde bulunur, kendine mahsus belirli bir yeri bulunmayan. Serseri, derbeder.
  • Kararsız, sebatsız, vefasız, dönek, mütelevvin.
  • Şıpsevdi. (Farsça)
  • Kararsız. (Farsça)

imtira'

  • Çıkarma, ihrac etme, dışarı atma.
  • Şüphelenme, kuşkulanma.
  • Tereddüt, mütereddidlik, kararsızlık.

ıyaf

  • Gönül dönmek.
  • Mütereddit olmak, kararsızlık, tereddüt etmek.
  • Tiksinmek, iğrenmek.

kalak

  • Can sıkıntısı. Gönül darlığı. Kararsızlık.
  • Zahmet. Meşakkat.

keşakeş

  • Münâkaşa, çekişme. (Farsça)
  • Keder, hüzün, tasa, gam. (Farsça)
  • Sıkıntı, felâket, ıztırab. (Farsça)
  • Tereddüt, kararsızlık. (Farsça)
  • Pehlivanların birbirleriyle mücâdeleleri. (Farsça)
  • İki kişinin, bir şeyi birer uçlarından tutup, her birinin kendine doğru çekmesi. (Farsça)

keşmekeş

  • Kararsızlık. Karışıklık. Tereddüd. Kavga. Çekişme. (Farsça)

merc

  • (Merec) Katıştırmak.
  • Kararsızlık.
  • Iztırab.
  • Bozulmak.
  • Boşa gitmek.
  • Serbest bırakmak, salıvermek.
  • Hayvanların salındığı otlak.

merec

  • Kararsız ve mütehayyir olma.
  • Mecburi olma.

mukalkal

  • Kararsız.
  • Şarap, hamr.

mütebeddil

  • (Bedel. den) Değişen, tebeddül eden, başka hâle giren. Bozulan.
  • Kararsız.

mütekalkıl

  • Kararsız, şüpheci, endişeli.

mütelevvin

  • Renkten renge giren. Halden hale geçen. Kararsız. Dönek.

mütereddid / مُتَرَدِّدْ

  • Kararsız, teredüdde kalan, karar veremeyen, cesaretsiz.
  • Bir yere gidip gelen.
  • Kararsız.

mütereddidane / mütereddidâne

  • Kararsızlıkla. Tereddüd ederek. (Farsça)
  • Bir yere gidip gelerek. (Farsça)

mütereddidin / mütereddidîn

  • (Tekili: Mütereddid) Karar veremeyenler, tereddüt edenler, kararsız kişiler.
  • Bir yere gidip gelenler.

mütereddit

  • Kararsız, şüpheye düşmüş.
  • Tereddüt eden, kararsız.

mütezebzib

  • Tezebzüb eden, kararsız, mütereddit.

na-paydar

  • Süreksiz, geçici. Sebatsız, kararsız, durmaz. (Farsça)

septisizm

  • Şüphecilik felsefesi, kararsızlık.

şühus

  • Yüksek olmak.
  • Bir yerden bir yere gitmek.
  • Gözünü bir yere dikip hareket ettirmeden ve kapağını açıp yummadan durmak.
  • Bir hâdisenin meydana gelmesinden dolayı acı çekip kararsız olmak.

teakkum

  • Tereddüt etmek, kararsız olmak.

televvün

  • (Levn. den) (Çoğulu: Televvünât) Renkten renge girme. Renk değiştirme.
  • Döneklik, kararsızlık.

temkin

  • Ağır başlılık, usluluk.
  • Ölçülü hareket sâhibi.
  • Vakar, izzet. İktidar, kudret.
  • Birini bir şeye muktedir kılmak.
  • Kararsızlıktan kurtulup huzur ve sükuna mazhar olmak.
  • Tedbir, ihtiyat.

tereddüd

  • Kararsızlık. Bir mes'ele hakkında karar veremiyerek şüphede kalmak.
  • Kararsızlık.

tezebzüb

  • Karışıklık. Mütereddit olmak. Kararsızlık.
  • Kararsızlık.