LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te kapsamlı ifadesini içeren 92 kelime bulundu...

adem-i camiiyet

  • Kapsamlı olmama.

ayet-i camia / âyet-i câmia

  • Geniş, kapsamlı âyet.

ayet-i ecma' / âyet-i ecma'

  • Kapsamlı âyet.

ayet-i ecma' ve ala ve ekber / âyet-i ecma' ve âlâ ve ekber

  • Kapsamlı, yüce ve büyük âyet.

ayine-i camia / âyine-i câmia

  • Kapsamlı ayna.

burhan-ı külli / burhan-ı küllî

  • Çok büyük ve kapsamlı delil.

camia / câmia

  • Kapsamlı.

camii / câmii

  • Toplayıcı, kapsamlı.

camiiyet / câmiiyet

  • Genişlik, kapsamlılık.

camiiyet ve harikiyet-i lafziye / câmiiyet ve harikiyet-i lâfziye

  • Sözün harikalığı ve kapsamlılığı.

camiiyet-i fıtrat

  • Yaratılışın kapsamlılığı.

camiiyet-i harika / câmiiyet-i harika

  • Harika kapsamlılık.

camiiyet-i harikulade / câmiiyet-i hârikulâde

  • Olağanüstü câmiiyet, mânâ ve özellikçe kapsamlılık.

camiiyet-i istidad / câmiiyet-i istidad

  • Kabiliyetin kapsamlılığı.

camiiyet-i istidat / câmiiyet-i istidat

  • İstidadın kapsamlılığı.

camiiyet-i lafziye / câmiiyet-i lâfziye

  • Sözün kapsamlılığı, çok geniş ve genel mânâları içine alması.

camiiyet-i mahiyet / câmiiyet-i mahiyet

  • Mahiyetin kapsamlılığı.

camiiyet-i pürşan / câmiiyet-i pürşân

  • Çok ünlü, şanlı kapsayıcılık ve kapsamlılık.

cem'iyetli

  • Kapsamlı.

cemiyet-i hayatiye

  • Hayatın kapsamlılığı; insanın hayatının herşeyle alâkalı ve irtibatlı oluşu.

cemiyetli

  • Kapsamlı.

cinayet-i külliye-i daime

  • Daimî olan kapsamlı cinayet; belli bir türü, sınıfı içine alan devamlı ve kapsamlı cinayet.

daire-i külliye

  • Büyük ve geniş kapsamlı daire.

devair-i külliye / devâir-i külliye

  • Geniş ve kapsamlı daireler.

elsine-i külliye

  • Küllî, kapsamlı diller.

eşmel

  • En kapsamlı; en geniş.

fihriste-i camia / fihriste-i câmia

  • Kapsamlı fihriste.

garaz-ı külli / garaz-ı küllî

  • Genel hedef, bütün unsurları içine alan kapsamlı gaye.

hadise-i külliye / hâdise-i külliye

  • Küllî hadise; büyük ve kapsamlı hâdise, olay.

hakikat-i külli / hakikat-i küllî

  • Kapsamlı ve büyük bir hakikat.

hayat-ı camia / hayat-ı câmia

  • Çok kapsamlı olan hayat.

hayat-ı külliye

  • Küllî hayat; bütün fertleri içine alan kapsamlı hayat.

hazine-i camia / hazine-i câmia

  • Kapsamlı, büyük hazine.

hikmet-i şamil / hikmet-i şâmil

  • Kapsamlı, kuşatıcı hikmet.

hikmet-i şamile / hikmet-i şâmile

  • Kapsamlı, kuşatıcı hikmet.

hizmet-i külliye

  • Büyük ve kapsamlı hizmet.

hüccet-i külliye

  • Kapsamlı geniş delil.

hülasa-i camia / hülâsa-i câmia

  • Kapsamlı özet.

hüsn-ü külli / hüsn-ü küllî

  • Bütün fertleri içine alan kapsamlı, şümullü güzellik.

icraat-ı cesime-i rabbaniye / icraat-ı cesîme-i rabbâniye

  • Allah'ın çok büyük ve kapsamlı işi, icraatı.

ihatalı / ihâtalı

  • Kuşatıcı, kapsamlı.

ism-i külli / ism-i küllî

  • Büyük ve kapsamlı isim.

kabiliyet-i camia

  • Çok kapsamlı kabiliyet.

kaide-i külliye

  • Genel, kapsamlı kural; kendisine cüz'î, detay meselelerin tatbik edilebildiği genel kural.

kasem-i cami-i muazzama / kasem-i câmi-i muazzama

  • Büyük ve kapsamlı kasemler, yeminler.

kavaid-i külliye / kavâid-i külliye

  • Bütün fertleri içine alan kapsamlı, genel kurallar, prensipler.

kavanin-i külliye / kavânin-i külliye

  • Türleri, sınıfları içine alan, kapsamlı kanunlar.

kesb-i külliyet

  • Kapsamlılık, genellik özelliği kazanma.

küll-ü nurani / küll-ü nuranî

  • Nurlu bir küll, bütün varlıklarla ilgisi olan bir kapsamlılık.

külli / küllî

  • Bütün fertleri içine alan, kapsamlı.
  • Bütün fertleri ihtiva eden genel kavram, genel, kapsamlı.

külliyat / külliyât

  • Türler, cinsler, kapsamlı varlıklar.

külliye

  • Kapsamlı.

külliye ise

  • Kapsamlı ve genel ise; hüküm bir sınıf veya türün bütün fertlerini kapsıyor ise.

külliyet

  • Bütünlük, genellik, kapsamlılık.
  • Bütün ferdleri içine alan, kapsamlılık, genellik.

külliyet-i ef'al / külliyet-i ef'âl

  • İşlerin çokluğu ve kapsamlılığı.

külliyet-i kaide

  • Kuralın genelliği, kapsamlılığı.

külliyetli

  • Kapsamlı.

mahiyet-i camia / mâhiyet-i câmia

  • Kapsamlı mahiyet, içyapı, nitelik.

makam-ı külliye / makam-ı küllîye

  • Genele bakan kapsamlı makam.

makàsıd-ı külliye

  • Büyük ve kapsamlı maksatlar, gayeler.

mana-yı külli / mânâ-yı küllî

  • Geniş ve kapsamlı mânâ.

mazhar-ı cami' / mazhar-ı câmi'

  • Kapsamlı bir görüntü yeri.

menabi-i külliye / menâbi-i külliye

  • Küllî, kapsamlı kaynaklar.

meratib-i külliye-i rububiyet

  • Rububiyetin geniş, kapsamlı mertebeleri; Allah'ın herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesinin, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurmasının mertebeleri.

merhamet-i camia / merhamet-i câmia

  • Kapsamlı merhamet; her şeyi kuşatan şefkat.

mertebe-i külliye

  • Büyük ve kapsamlı mertebe.

mertebe-i külliye-i ubudiyet / mertebe-i külliye-i ubûdiyet

  • Allah'a kulluğun büyük ve kapsamlı mertebesi.

mesalih-i külliye

  • Küllî maslahatlar, geniş kapsamlı faydalar.

muhafaza-i şamil / muhafaza-i şâmil

  • Kapsamlı bir koruma.

muhafaza-i şamile / muhafaza-i şâmile

  • Kapsamlı bir koruma.

muhit-i enfüsi / muhit-i enfüsî

  • Kapsamlı olan kendi dünyası; kâinattaki bütün mükemmelliklerin ve olgun hâsiyetlerin kapsamlı bir nümunesi hükmünde olan kendi zâtı ve iç dünyası.

netice-i camia / netice-i câmia

  • Çok kapsamlı netice.

nizamat-ı külliye / nizâmât-ı külliye

  • Kapsamlı ve her yerde geçerli olan düzenler.

nokta-i camia / nokta-i câmia

  • Kapsamlı bir nokta.

nüsha-i camia / nüsha-i câmia

  • Çok geniş ve kapsamlı nüsha.

pencere-i camia / pencere-i câmia

  • Geniş, kapsamlı pencere.

risale-i camia / risale-i câmia

  • Kapsamlı risale, kitapçık.

san'at-ı camia / san'at-ı câmia

  • Pek çok şeyi içinde toplayan, kapsamlı san'at.

şükr-ü külli / şükr-ü küllî

  • Umumî ve kapsamlı bir şükür.

şümul / şümûl

  • Kapsamlı ve kuşatıcı olma.

şumullü

  • Kapsamlı.

şümullü / şümûllü

  • Kapsamlı.
  • Kapsamlı.

suret-i camia / suret-i câmia

  • Kapsamlı görünüm ve şekil.

şuur-u külli / şuur-u küllî

  • Kapsamlı şuur, bilinç.

şuuru külli / şuuru küllî

  • Bilgi ve kavrayışı kapsamlı.

tefsir-i cami / tefsir-i câmi

  • Çok kapsamlı ve geniş tefsir.

tesbih-i külli / tesbih-i küllî

  • Büyük ve kapsamlı tesbih.

tevhid-i cami / tevhid-i câmi

  • Çok kapsamlı ve herşeyi içine alan tevhid anlayışı.

ubudiyet-i külliye-i insaniye / ubûdiyet-i külliye-i insaniye

  • İnsanın geniş ve kapsamlı kulluğu.

vasi' / vâsi' / واسع

  • Geniş. (Arapça)
  • Yaygın. (Arapça)
  • Kapsamlı. (Arapça)
  • Enli. (Arapça)
  • Bol. (Arapça)

vazife-i külliye

  • Büyük ve kapsamlı görev.

vücuh-u külliye-i i'caziye / vücuh-u külliye-i i'câziye

  • Geniş kapsamlı mucizelik yönleri.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR