LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te kaplan ifadesini içeren 24 kelime bulundu...

astronomi

  • yun. Kozmoğrafya. Gök ilmi. Felekiyat.Astronomi ilmi dünyanın birgün hareketinin duracağını; coğrafya, karaların alçalarak dünyanın sularla kaplanacağını, iklimin değişerek canlılar için yaşanmaz hâle geleceğini; fizik, güneşin birgün söneceğini, kâinattaki enerjinin artık kullanılamaz, işe yaramaz

bebr / ببر

  • Kaplana benzer, ondan daha büyükçe ve pek yırtıcı bir canavar ki, Hindistanda ve Afrikada bulunur. Saldırdığı zaman derisindeki tüyleri kabarıp korkunç bir manzara arzeder. Arslanı bile korkutur bir hayvandır. (Farsça)
  • Kaplan. (Farsça)

çarşaf

  • Yatağın üstüne serilen veya yorgana kaplanan bez örtü.
  • Kadınların kullandığı baştan örtülen, pelerinli eteklikli sokak elbisesi. Kadınların örtünmesi farzdır. Bu maksatla çarşaf ucuz, pratik, hafif olması ve zengin fakir herkesin kolayca sağlıyabilmesi bakımından yaygın olarak kulanı

div-came

  • Eskiden savaşlarda giyilen kaplan veya arslan postekisi. (Farsça)

enmar

  • (Tekili: Nimr) Nimrler, kaplanlar.

hiramis

  • İnsanın üstüne sıçrayıp hamle eden arslan ve kaplan eniği.

kine-i peleng

  • "Kaplan kini" : Kolay kolay sükunet bulmayan kin.

meşmul

  • (Şümul. den) Kaplanmış, şümullenmiş, etrafı çevrilmiş.
  • Bir şeyin içinde bulunan.

muhteva

  • Bir şeyin içindekiler. Kaplanan, içine alınan. İçindeki şey.

murassas

  • Lehimlenmiş.
  • Kurşun veya kalayla kaplanmış.

müsevver

  • Etrafı sur ile çevrilmiş olan.
  • Kaplanmış. İhâta olunmuş.
  • Kolun bilezik takacak yeri.

müştemilat / müştemilât

  • Kaplanan şeyler, içeriye alınanlar.

mütelakkib

  • (Lakab. dan) Lakap takılmış, lakaplanmış.

mütenemmir

  • Kaplanlaşan, kaplan huylu olan.
  • Sert bir dille konuşan.

mütenemmirane / mütenemmirâne

  • Kaplanlaşarak. (Farsça)
  • Sert bir dille korkutarak. (Farsça)

nemir

  • (Çoğulu: Nümur) Kaplan.

nemire

  • Dişi kaplan.
  • Yün kaftan.

nimar

  • (Tekili: Nimr) Kaplanlar.

nimr

  • (Çoğulu: Enmâr - Nümur - Nimâr) Kaplan.

nimre

  • Dişi kaplan.

nümur

  • (Tekili: Nimr) Kaplanlar.

peleng / پلنگ

  • Leopar. (Farsça)
  • Kaplan. (Farsça)

tenemmür

  • Birisini korkutmak için gürültü yapmak, gürültülü ses çıkarmak.
  • Uzun uzun bağırmak.
  • Kaplan huylu olmak. Kaplanlaşmak.

yuz

  • Kaplanı andırır yırtıcı bir hayvan, pars. (Farsça)