LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te kapat ifadesini içeren 26 kelime bulundu...

ampul

  • İçinde elektrik akımı yardımıyla ışık vermeye yarayan bir iletken bulunan, havası boşaltılmış olan cam şişe. (Fransızca)
  • İçinde sıvı ilâç bulunan, ağzı kızdırılarak kapatılmış küçük şişe. (Fransızca)

fanus

  • yun. Fener. Sâbit ve süslü fener.
  • Kim: Bazı şeylerin üstüne kapatmak için camdan yapılmış kapak.

gasl

  • Yıkamak, yıkanmak. Ölünün cenâze namazı kılınmadan ve kefenlenmeden önce teneşir tahtası üzerinde, ayakları kıbleye gelecek şekilde sırt üstü yatırıp, göbeğinden dizlerine kadar bir örtü ile kapatılarak yıkanması.

habs

  • Hapis, alıkoyma, bir yere kapatıp dışarı çıkarmama. Salıvermeme.
  • Zaptetme, tutma.

hapis / حبس

  • Bir yere kapatma veya kapanma. (Arapça)

ıfas

  • Şişe ve divit ağzını kapatmakta kullanılan deri.

igtimaz

  • Gözünü kapatma, gözünü yumma. Uyuma.

ilbad

  • Yamama, yırtıkları kapatma.
  • Yapıştırma veya yapıştırılma.

imdadiye

  • Savaş zamanlarında harp masrafını karşılamak, sulh vaktinde de bütçe açığını kapatmak için halktan alınan örfi vergi. Harp için alınana "imdadiye-i seferiye", açığı kapatmak gayesiyle alınana da "imdadiye-i hazariye" denilirdi.

kellit

  • Sırtlanın yataklandığı inin ağzını kapattıkları taş.

kıl-ı zulmettar

  • Büyük bir hakikatin önünü kapatan bir kıl.

mahabis

  • (Tekili: Mahbus) Hapsedilmişler, mahbuslar. Bir yere kapatılmış olanlar.

mahbusin / mahbusîn

  • (Tekili: Mahbus) Hapsolunmuş kimseler. Bir yere kapatılmış olanlar.

mahya

  • Ramazanlarda, kandillerde veya bayramlarda çifte minâreli olan camilerde iki minare arasına gerilen ipe asılmak suretiyle ışıklarla yazılan yazı veya yapılan resim.
  • Dam çatısında iki eğik sathın birleştiği çizgi ve buradaki aralığı kapatmak için kullanılan uzunca, oluk biçiminde kire

mesdud

  • Seddedilmiş. Kapatılmış. Hududlanmış.

mu'sade

  • (İ'sad. dan) Sımsıkı kapatılmış, kilitlenmiş olan.

mücif / mücîf

  • İçe işleyen.
  • Kapıyı kapatan.

satir

  • Setreden, örten, kapatan.
  • Günahları, kusurları örten.

sedd / سد

  • Set. (Arapça)
  • Baraj. (Arapça)
  • Engel. (Arapça)
  • Kapama, tıkama. (Arapça)
  • Kapatılma. (Arapça)
  • Sedd edilmek: Örtülmek, örülmek, kapatılmak. (Arapça)

settare

  • Görünmemek için girilecek yer, örten, kapatan.

sidad

  • Şişe tıpası. Yarık kapatacak şey.

ta'til / ta'tîl / تعطيل

  • Durdurma. (Arapça)
  • Kapatma. (Arapça)
  • Faaliyete son verme. (Arapça)

tasfiye

  • Saflaştırmak. Olduğundan daha temiz bir hâle getirmek. Temizlemek.
  • Hesabı kapatmak.

terdiye

  • (Ridâ. dan) Örtme. Örtü ile kapatma.

tesviye / تسویه

  • Eşitleme. (Arapça)
  • Düzleme. (Arapça)
  • Sonuçlandırma. (Arapça)
  • Hesap kapatma. (Arapça)
  • Tesviye edilmek: (Arapça)
  • Eşitlenmek. (Arapça)
  • Düzlenmek. (Arapça)
  • Sonuçlandırılmak. (Arapça)
  • Hesap katılmak. (Arapça)
  • Tesviye etmek: (Arapça)

tevkif / tevkîf / توقيف

  • Durdurma. (Arapça)
  • Kapatma. (Arapça)
  • Tutuklama. (Arapça)
  • Tevkîf edilmek: (Arapça)
  • Durdurulmak. (Arapça)
  • Kapatılmak. (Arapça)
  • Tutuklanmak. (Arapça)
  • Tevkîf etmek: (Arapça)
  • Durdurmak. (Arapça)
  • Kapatmak. (Arapça)
  • Tutuklamak. (Arapça)
  • < (Arapça)

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın