LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te kandirma ifadesini içeren 48 kelime bulundu...

cerbeze / جَرْبَزَه

  • Aldatıcı sözlerle kandırma.

demagoji

  • Güzel sözlerle halkı kandırma siyaseti.

dücac

  • Galebe ile çağrışmak.
  • İnlemek.
  • Aldatmak, kandırmak.

efjul / efjûl

  • Kandırma. (Farsça)
  • Kışkırtma, tahrik etme. (Farsça)
  • Dağınık, perâkende. (Farsça)

egare

  • Kandırma, kışkırtma, teşvik etme. (Farsça)

ezz

  • Depretmek ve koparmak.
  • Kandırmak, aldatmak.

habeb

  • Aldatma, kandırma. Hile, kurnazlık.

hasa'

  • Suya kanmak ve kandırmak.
  • Dolmak.
  • Doymak.
  • Ufak taş.

hashase

  • Kandırmak.
  • Koparmak.
  • Çok fazla deprenmek.

hazz

  • Kandırmak.

hushus

  • Mübâlağa ile kandırmak.

ibda'

  • (İbzâ') Parça parça etmek.
  • Sorulan şeye güzel cevab vermek.
  • Kandırmak.
  • Birisine, kâr tamamen kendine âit olmak üzere sermaye vermek.

igfal

  • (Çoğulu: İgfalât) Dikkatsizlikle terkettirmek.
  • Gaflette bırakmak.
  • Kandırmak. Aldatmak.

iğfal / iğfâl / اغفال

  • Gaflete düşürerek kandırma, aldatma.
  • Aldatma, kandırma. (Arapça)
  • Irza geçme. (Arapça)
  • İğfâl edilmek: (Arapça)
  • Aldatılmak, kandırılmak. (Arapça)
  • Irzına geçilmek. (Arapça)
  • İğfâl etmek: (Arapça)
  • Aldatmak, kandırmak. (Arapça)
  • Irzına geçmek. (Arapça)

iğfal etme

  • Kandırma, aldatma.

igfalat

  • (Tekili: İgfal) İğfal etmeler, kandırmalar, aldatmalar.

iğva / iğvâ

  • Ayartma, kandırma.

ihsa

  • Saymak. Sayılmak. İstatistik, sayım.
  • Kandırmak, aldatmak.
  • Zaptetmek.
  • Ezber etmek.
  • Fehmetmek. İdrâk eylemek.

ihsas

  • Kandırmak, tergib, teşvik etmek.

ihtilab

  • Aldatma, kandırma.
  • Aldatılma, kandırılma. Hile yapılma.

iraza

  • Kandırmak, kandırılmak. Râzı etmek.

irva

  • Bolca sulamak. Suya kandırmak.
  • Birisine hadis veya şiir rivayet ettirmek.

irva ve iska

  • Sulama, suya kandırma.

irza

  • Bir kimseyi râzı etmek, gönlünü yapmak, kandırmak.

iskat / iskât

  • Sükût ettirmek. Cevap veremiyecek hâle getirmek. Susturmak.
  • Kandırmak, râzı etmek.

ıtrar

  • Kandırmak, igra.

kiris

  • Yaltaklanma. (Farsça)
  • Aldatma, kandırma, hile yapma. (Farsça)

laha

  • Boş ve faydasız sözler konuşmak.
  • Ekmeği ıslatıp yemek.
  • Gıda.
  • Aldatıp kandırmak.
  • Karnın sarkık ve sülpük olması.

muhazza

  • Birbirini tahrik edip bir işe kandırmak.

muravaza

  • Bir kimseyi kahır veya hile ile iknâ etme, aldatma, kandırma.

nüzü'

  • İfsad etmek, bozmak, aldatmak, yaramaz nesneye kandırmak.

riyakar / riyakâr

  • Riya eden. Adam kandırmak için yalan söyleyen. Sahte iş yapan. İki yüzlü.

se'see

  • Suya kandırmak.

tadriye

  • Kandırmak.
  • Çok hırslı olmak.

tahaz

  • Birbirini kandırmak, aldatmak.

tahriş

  • Aldatıp kandırmak.
  • Koparmak.

tahriz

  • (Çoğulu: Tahrizât) (Hırz. dan) Kışkırtma, kışkırtılma.
  • Kandırmak.
  • Koparmak.

tatmin

  • İkna etmek. Kandırmak.
  • İnsanın kalbini emin etmek. Rahatlandırmak.

te'lib

  • Kandırmak.

te'ris

  • Kandırma.
  • Ateş yakma.
  • Fitne düşürme.

te'şib

  • Kandırmak.

tehayüc

  • Kandırmak.

tenfil

  • Ziyade etmek, çoğaltmak.
  • Kandırmak.

terviye

  • Su verme, sulama, suya kandırma.
  • İyiden iyiye ve derin derin düşünme.

tevriş

  • Kandırmak.

tezamür

  • Birbirini kandırmak.

veyh

  • Bir şeyi kandırmak makamında kullanılır.

zemr

  • Savaşmak.
  • Bir nesne ile kandırmak.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın