LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te kandil ifadesini içeren 35 kelime bulundu...

afraze

  • Nur. Aydınlık, ışık. (Farsça)
  • Kandil fitili. (Farsça)

çerag

  • Işık. kandil. Lâmba. Mum. (Farsça)
  • Kutlu, mutlu. (Farsça)
  • Otlak. Mer'a. (Farsça)
  • Otlama. (Farsça)
  • Tekaüd. (Farsça)
  • Talebe. (Farsça)

çerağ / çerâğ / چراغ

  • Mum. (Farsça)
  • Kandil. (Farsça)

çeragan

  • Etrafı aydınlatma, şenlik. Kandil donanması, çırağan. (Farsça)

çirag

  • Fitil, kandil, mum, lâmba. (Farsça)
  • Çırak. (Farsça)
  • Talebe, öğrenci, şakird. (Farsça)
  • Tekaüd, emekli, emekliye ayrılmış olan kişi. (Farsça)

çirağ / çirâğ / چراغ

  • Mum. (Farsça)
  • Kandil. (Farsça)
  • Çırak. (Farsça)

hatra

  • Nehirlerde işleyen vapurların iskandil direği.

ikad-ı kanadil

  • Kandillerin yakılması.

ıştın

  • Toprak kandili.

iştin

  • Toprak kandil.

kanadil / kanâdil

  • (Tekili: Kandil) Kandiller.
  • Kandiller.

kanadil-i nuriye / kanâdil-i nuriye

  • Işık veren kandiller.

kandil-i nurani / kandil-i nurânî

  • Nurlu kandil, parlak lamba.

mahya

  • Ramazanlarda, kandillerde veya bayramlarda çifte minâreli olan camilerde iki minare arasına gerilen ipe asılmak suretiyle ışıklarla yazılan yazı veya yapılan resim.
  • Dam çatısında iki eğik sathın birleştiği çizgi ve buradaki aralığı kapatmak için kullanılan uzunca, oluk biçiminde kire
  • Ramazan-ı şerîf ayında, geceleri çift minâre bulunan câmilerde iki minâre arasına gerilen ve halata (kalın ipe) asılarak kandillerle (lambalarla) yazılan yazı ve şekiller.

menare

  • (Çoğulu: Menâr-Menâvir) Alâmet, işaret.
  • Kandil.
  • Minare.

meş'ale

  • Aydınlatıcı âlet. Lâmba, kandil. Ucunda ateş yanan değnek.

meşaki

  • (Tekili: Mişkât) İçerisine lâmba, kandil gibi şeyler koymak üzere duvarda yapılan küçük hücreler, oyuklar.

mesrece

  • Gece kandili konulan şişe.

mısbah

  • Kandil. Çıra. Meş'ale. Lâmba. (Aya, güneşe, yıldızlara ve mecâzen de Resul-i Ekrem'e (A.S.M.) bu isim verilmiştir.)Sabah ve sabahat maddesinden ism-i âlettir ki; sabah gibi lâtif ve kuvvetli aydınlık veren lâmba demektir.

misbah

  • Lamba, kandil.

mısbah / مصباح

  • Kandil. (Arapça)

misbah-ı nevvar

  • Nurlu kandil.

misbah-ı nübüvvet / misbâh-ı nübüvvet

  • Peygamberlik lambası, ışığı, kandili.

mişkat / mişkât

  • İçine lâmba konan küçük hücre. Duvarda içine ışık konulan yer.
  • Kandil.
  • Kandil, içinde lamba olan küçük hücre.
  • Lamba konan yer, kandil.

mişkat-ı misbah / mişkât-ı misbah

  • Işık veren lâmba, kandil.

nebras

  • (Nibrâs) (Çoğulu: Nebâris) (Süryânice) Kandil. Çıra. Lâmba.
  • Mc: Nur merkezi.

necefe

  • Büyük askı kandil.

pelite

  • Lâmba veya kandil fitili. Fitil. (Farsça)
  • Yaralarda kullanılan fitil. (Farsça)

pih-suz

  • "Yağ yakıcı": Toprak kandil. (Farsça)

revgandan / revgandân

  • Yağ kandili. (Farsça)

samece

  • (Çoğulu: Samec) Kandil.

sirac / sirâc

  • Işık. Lâmba. Fener. Mum. Kandil.
  • Şevk veren şey.
  • Güneş ve ay mânâsına veya Resul-i Ekrem'e (A.S.M.) "Nur saçan" meâlinde verilen bir isimdir.
  • Kandil, lamba.

sırac / sırâc / سراج

  • Kandil. (Arapça)

sirac-ı kurb-i ev edna / sirâc-ı kurb-i ev ednâ

  • Yakınlığın, hatta daha da yakınlığın kandili (Peygamber Efendimiz Miracda Cenâb-ı Hakkın huzuruna geldiğinde Ona çok yaklaşmıştı. O yakınlık makamı kâinatta hiçbir varlığa nasip olmamıştır.).

tesric

  • Kandil yakmak.
  • Güzelleştirmek.
  • Hayvanı eyerleme. Hayvana eyer vurma.