LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te kabuk ifadesini içeren 37 kelime bulundu...

ahfiye

  • (Tekili: Hıfâ) Örtüler, perdeler, gizli şeyler.
  • Çiçeğin tomurcuğunu örten kabuk.

ales

  • Bir cins buğday ki bir kabuk içinde iki tane olur.
  • Buğday arasında biten çavdar ve mercimek.
  • Büyük kene.
  • Bir nevi karınca.
  • Katı, sağlam nesne.

aselbent

  • Tıbda ve kokuculukta kullanılan bir reçinedir ve aynı adla anılan ağacın kabuklarının çizilmesiyle elde edilir.

büzzaka

  • Kabuksuz sümüklü böcek.

calif

  • Deri soyan, kabuk soyan.

cillevez

  • İnce kabuklu, uzunca fındık.
  • Köknar.

esdaf / esdâf

  • Sadefler, inci kabukları.
  • Midye ve isridye gibi deniz mahluklarının şeffaf, parlak kabukları.
  • Sedefler, inci kabukları; sedef gibi içinde hakikat incilerini saklayan Kur'ân ifadeleri.
  • Sadefler, inci kabukları.

füvfe

  • (Çoğulu: Füvek) Pamuk.
  • Tırnakta olan beyazlık.
  • Hurma çekirdeği içinde olan beyaz tane. (Hurma ağacı ondan biter).
  • Çekirdek içinde olan yufka kabuk.
  • Şey.

gışa

  • Örtü, perde.
  • Zar. Deri. Kabuk.
  • Üst tabaka.
  • Zarf. Mahfaza.

gışavet

  • Göz kararmak.
  • Körlük yapan perde. Kabuk.
  • Baş örtüsü.

gulf

  • (Çoğulu: Eglaf) Kılıf. Kışır, kabuk.

halezon

  • Sümüklü böcek kabuğu. Kabuklu sümüklü böcek.

hatat

  • Sütün kaymağı.
  • Tıb: Cilt iltihabından meydana gelen kabukların soyularak iyi olanları.

hışır

  • Kavun ve karpuzun kabuk kısmı.
  • Olgunlaşmamış kavun.
  • Kötü bir tabaklama neticesinde, bazı kısımları sert kalan deri.
  • Mc: Kaba, görgüsüz ve salak kimse.

hufale

  • Arpa, buğday ve pirinç kabuğundan saçılan.
  • Her kabuklunun arınıp pâk olanı.
  • Her nesnenin kemi ve yaramazı.
  • Yağ tortusu.
  • Şıra sıkıntısı ve kepeği.

husare

  • Arpa, buğday ve pirinç gibi hububâtın kabuğundan düşen parçalar.
  • Her kabuklu nesnenin, kabuğundan ayrılıp temizlenmesi.
  • Şirâ sıkıntısı.
  • Her nesnenin fenâsı.

iltiha'

  • (Lihye. den) Sakal bırakma.
  • Kabuk soyma.

indab

  • (Nedeb. den) Yara iyileşip kabuk bağlama.

kırf

  • Kabuk.

kışır / قِشِرْ

  • Kabuk, dış.
  • Kabuk.
  • Kabuk.

kışr / قشر

  • Kabuk. Dış taraf.
  • Libâs.
  • Kabuk, dış.
  • Kabuk.
  • Kabuk. (Arapça)

kışr-ı zahiri / kışr-ı zâhirî / قِشْرِ ظَاهِر۪ي

  • Dış kabuk.
  • Dış kabuk.

kışri / kışrî

  • Kabuk.

kulafe

  • Kılıf, kın, kabuk. Zarf.

kuşur

  • (Tekili: Kışr) Kabuklar, kışırlar.

kuşur-i eşcar

  • Ağaç kabukları.

lihaf

  • (Çoğulu: Lühuf) Örtünecek ve sarınılacak şey.
  • Yorgan. Sargı.
  • Kabuk, zar.

meslufe

  • Düzelmiş yer.
  • Kabuksuz arpa ve buğday.

müteceffif

  • İçi boşalan, kuruyan, koflaşan (kabuklu meyve).

riş

  • Kabuk, yara.

sadef

  • İnci kabuğu, içinde inci bulunan kabuk ambalaj.
  • Kap, kabuk.

sehay

  • Nâme üstüne nesne bağlamak.
  • Keşf etmek.
  • Kabuk soymak.

sehv

  • Keşfetmek, bulmak.
  • İzâle etmek.
  • Kabuk soymak.

seliha

  • Kabuk.
  • Soyulmuş veya bozulmuş şey.
  • Tarçın yerine kullanılan bir ağacın adı.

serer

  • (Çoğulu: Esirre) Ayın son gecesi.
  • Ebenin doğan çocuğun göbeğinden kestiği parça.
  • Mantar üstünde olan kabuk, balçık, toprak (Bu mânâya Çoğulu: Esrâr ve C: Esârir).

takaşşur

  • (Kışr. dan) Kabuk bağlama, kabuklanma.

üryani erik

  • İnce kabuklu erik türü.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR