LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te kağıt ifadesini içeren 100 kelime bulundu...

ahd-name

  • Anlaşmanın şartlarını ve anlaşmayı yapanların imzalarını taşıyan kağıt. (Farsça)

akderi

  • Eski zamanda kağıt yerine kullanılan ve üzerine yazı yazılan deri.

arşiv

  • Eski ve tarihçe kıymetli olan resmi kayıt ve kâğıtların saklandığı yer. (Fransızca)
  • Bir mevzu hakkında toplanmış muhtelif vesikaların hepsi. (Fransızca)

bad-per

  • Kağıttan yapılmış olan uçurtma. (Farsça)
  • Hodbin, kendini beğenen ve öven kimse. (Farsça)
  • Kamçı topacı. (Farsça)

bankınot

  • (Banknot) ing. Kâğıt para.

banknot / بَانْقْنُوطْ

  • Kâğıt para.
  • Kâğıt para.

battaliye

  • (Battal. dan) Eskiden, işi bitmiş olan resmi kağıtların konduğu torbaya denirdi.

bazubend / bâzubend

  • Pazvand. Kola bağlanan duâlı kağıt. (Farsça)

berat

  • Nişân. Rütbe. İmtiyaz ve taltif için verilen resmi kâğıt.

blok

  • Birbirine bitişik yapılar. (Fransızca)
  • Büyük ve ağır yığın. (Fransızca)
  • Resim kağıtları saklanan karton kap. (Fransızca)

defatir

  • (Tekili: Defter) Defterler. Not yazmağa mahsus kâğıttan beyaz kitablar.

defter

  • (Çoğulu: Defâtir) (Yunanca iki kanatlı manasına gelen bir kelimeden alınmıştır). Not yazmağa, ders için veya ticari hesablara mahsus kağıttan beyaz kitab. Pusula.
  • Liste.

delail-i mücesseme-i musattaha / delâil-i mücesseme-i musattaha

  • Bir satıh hâline getirilmiş cismânî deliller (düz bir kâğıt üzerine şekli çizilmiş deliller).

derc

  • İçine almak. Katmak.
  • Kitaba koymak.
  • Nakışlı kâğıt üzerine yazılan yazı.
  • Hattatın yazılmış kâğıt tomarı.

devlet-abadi / devlet-abadî

  • Hindistan'ın Devlet-âbâd şehrinde imal edilen ve güzel san'atlarda kullanılan bir çeşit kâğıt. (Farsça)

dimişki / dimişkî

  • Şam şehriyle alâkalı. Şam'a ait ve müteallik.
  • Şam'da yapılan ve güzel san'atlarda kullanılan bir nevi kâğıt.

ebru

  • Kaş. (Farsça)
  • Bir nevi dalgalı kumaş ve kâgıt ismi. (Farsça)

emirname

  • Âmirin emri yazılı olan kağıt. Üst makamdan verilen emir kağıdı. (Farsça)

enflasyon

  • Piyasaya gerektiğinden fazla kâğıt para çıkartmaktan dolayı paranın değeri düşüp fiyatların yükselmesi. (Fransızca)

eser-i cedid

  • Eskiden imâl edilen kâğıt cinslerinden birinin adı idi.

evrak / evrâk / اوراق

  • Yapraklar, kağıtlar, belgeler.
  • Kağıtlar. (Arapça)
  • Belgeler. (Arapça)
  • Arşiv. (Arapça)

evrak-ı nakdiyye

  • Kağıt paralar.

fireuni / fireunî

  • Hat, minyatür, tezhib gibi güzel san'atlarda kullanılan bir kâğıt cinsi.

habeşi / habeşî

  • Habeş memleketi ahalisinden olan. Habeş'e mensub ve müteallik olan.
  • Koyu esmer renkli adam.
  • Hat, tezhib, minyatür gibi güzel san'atlarda kullanılan bir cins kâğıt.

hariri / harirî

  • İpek eşya.
  • İpek tüccarı.
  • Bir nevi kâğıt.

hatai

  • Tezhib ıstılahlarındandır. Resim gibi tabiatı taklid ederek yapılmayıp, san'atkârlar arasında kabul edilen çeşitli gül şekli gibi irili ufaklı yapılan şekiller.
  • Türkistan'da Hatay şehrinde imal edilen bir cins dayanıklı kâğıt.

hibe-name

  • Bir kimseye birşey hibe edip bağışlamak üzere yazılan kâğıt. (Farsça)

hindi / hindî

  • Hind'e ait.
  • Hind ahalisinden olan, Hindli.
  • Bugün konuşulan Hind dillerinin en yaygın ve tanınmış olanı.
  • Güzel sanatlarda kullanılan ve Hind'de yapıldığı için de bu ismi alan bir kağıt cinsi.

hükümname

  • Bir mahkeme veya hey'etin hüküm ve kararını hâvi vesika. Hükmü ihtiva eden kâğıt. (Farsça)

i'lan

  • Belli etmek. Yaymak. Herkese duyurmak.
  • Gazetelerde veya sokaklarda duvarlara kâğıt yapıştırarak ticari bir iş, bir adres veya başka bir şeyi herkese bildirme.
  • Açığa vurma, yayma, meydana çıkarma.

i'lanname

  • İçinde ilân yazılı olan kâğıt. (Farsça)
  • Bir hususun herkese ilân edilmesi için hükümetçe hazırlanıp bastırılan resmi kâğıt. (Farsça)

ibraname

  • Alacaklı kimse tarafından alacak ve verecek kalmadığına dair verilen kâğıt. İbrâ senedi.

ilmühaber

  • (İlm-i haber) Resmi bir daireye verilmek üzere hazırlanan ve bir adamın ahvâli hakkında bilgileri ihtiva eden kâğıt. Resmi vesika.
  • Para, evrak vs. teslim olunduğunu gösteren ve bunları getiren adamın eline verilen pusula.

inha

  • Bir hususu resmen bildirme, tebliğ.
  • Bir memurun daha üst makamdaki bir memura bir maddeyi hâvi olmak üzere yazdığı kağıt.
  • Ulaştırma, yetiştirme.

irade-i seniyye

  • Padişahın, bir işin yapılması veya yapılmaması hakkında verdiği emir. İrade eskiden şifahî, yani ağızdan emir vermek, yahut kendi el yazısı ile yazmak suretiyle verilirdi. Sonradan iradeler mabeyn baş kâtibinin imzasını taşıyan yazılı kâğıtla bildirilmeğe başlamıştır.
  • Çok yüksek ve m

isticvabname

  • Şahidlerin ve maznunun ifadelerinin yazılı olduğu kâğıt. (Farsça)

istid'a

  • Rica ile istemek. Davet etmek.
  • Bir işi için resmî bir daireye verilen ve istek bildiren kâğıt. Dilekçe.

istintakname / istintaknâme

  • Huk: Sorguya çekilen kimsenin ifâdesinin yazıldığı kâğıt.

jelatin

  • Tıbda ve fotoğrafçılıkta kullanılan şeffaf, renksiz ve kokusuz bir cisim. Hayvanların kemik ve kıkırdak gibi kısımlarından elde edilir. (Fransızca)
  • Bir cins kâğıt. (Fransızca)
  • Kokusuz bir madde, bir cins kağıt.

kagaz / kâgaz

  • Kâğıt. (Farsça)

kağıd / kâğıd / كاغد

  • Kağıt. (Farsça)

kağıthane

  • Kâğıt fabrikası.
  • İstanbul'da vaktiyle böyle bir fabrikanın bulunduğu yerdeki mesire.

kaime / kâime / قائمه

  • Uzun bir kâğıda yazılan ferman.
  • Kitap yaprağı.
  • Kâğıt para.
  • Kağıt para. (Arapça)
  • Ferman. (Arapça)

karatis

  • (Tekili: Kırtâs) Kâğıtlar, sahifeler. Kâğıt tabakaları.

kırtas

  • (Çoğulu: Karâtis) Kâğıt. Kâğıt tabakası, sahife.
  • Kâğıtçı.
  • Kâğıt.

kırtasiye / kırtâsiye / قرطاسيه

  • Kâğıt işleri. Kâğıtla alâkalı. Onunla yapılan muâmeleler.
  • Kağıt işleri. (Arapça)

kıtt

  • (Çoğulu: Kutut) Nasib, hisse.
  • Kitab ve kâğıt.
  • Erkek kedi.

künye

  • Bir kimsenin nereden ve kimden olduğunu bildiren ve hüviyeti yazılı olan kâğıt.
  • Künye, kişinin kimliğinin yazılı olduğu kâğıt veya levha.

levha

  • Üzerinde yazı veya resim bulunan, duvara asılacak kâğıt.
  • Bir sayfanın üzerindeki kalın yazı.

lule / lûle / لوله

  • Boru. (Farsça)
  • Lüle, kağıt külah. (Farsça)

lüle / لوله

  • Boru. (Farsça)
  • Lüle, kağıt külah. (Farsça)

makbuz

  • (Kabz. dan) Alınmış, kabzolunmuş. Alınan.
  • Daraltılmış, sıkılmış.
  • Bir şeyin alındığına karşı verilen imzâlı ve mühürlü kâğıt.

mehr-i muaccel

  • Miktarı tesbit edilen (belirlenen) ve nikâh sırasında erkeğin evleneceği kadına peşin olarak ödemesi gereken altın, gümüş, kâğıt para veya herhangi bir mal yâhut bir menfaat.

mehr-i müeccel

  • Miktarı nikah yapılırken tesbit edilip, ödenmesi daha sonraya bırakılan yâni erkeğin evleneceği kadına sonra ödeyeceği altın, gümüş, kâğıt para veya herhangi bir mal yâhut bir menfeat.

mektub

  • Yazılı, yazılmış kâğıt.

melfufat

  • İlişik yazılar; kağıt, mektup ve sair evrak.

mıska

  • Şifâ âyet-i kerîme ve duâlarının yazılı olduğu kâğıt, muska.

muafname

  • Afv kâğıdı. Bir şeyin muaf tutulup afvedildiğini gösteren kâğıt. (Farsça)

muahede-name

  • Ahdleşmenin yazıldığı ve imzalandığı kâğıt. (Farsça)

muhabbetname

  • Sevgisini bildiren yazılı kâğıt. Aşkını bildiren yazı. (Farsça)

muharrerat / muharrerât

  • Yazılı şeyler. Yazılmış kâğıtlar. Mektuplar.

mukavele

  • Kavilleşmek. Karşılıklı anlaşmak. Sözleşmek.
  • Anlaşmada imzalanan ve karar altına alınanların yazıldığı kâğıt.

mukavelename

  • Anlaşma yazılı olan kâğıt. Mukavele yapılan kâğıt.

mülzime

  • Masa üzerine konulan kâğıtların uçup dağılmasını önlemek için üzerine konulan bir âlet.

münşee

  • (Çoğulu: Münşaât) Müsvedde yazılan kâğıt.
  • Yelkeni çekilmiş gemi.

münşi

  • (Neş'et. den) İnşâ eden, yapan. Yapısı, üslubu güzel olan.
  • Edb: Maksadı kâğıt üzerinde tasvir ve tesvid eden. İyi nesir yazı yazan, kâtib.

mürsele

  • İrsal edilen, gönderilen.
  • Mektup, pusula, kâğıt.

müzekkire

  • Bir iş için üst makama yazılan resmi kâğıt.

name-i nur

  • Nurun mektubu. Saadet verici mânâlar yazılı kâğıt.

nüsha

  • (Çoğulu: Nüsah) Yazılı şey. Yazılı bir şeyden çıkarılan suret.
  • Muska, duâlı kâğıt.
  • Gazete ve dergilerde (sayı).
  • Dualı kağıt, sahife, yazılı şey.

para

  • Alış-veriş aracı olarak kullanılan, biriktirme ve tasarruf etmeye yarayan, çeşitli mâdenlerden veya kağıttan îmâl edilmiş değer ölçüsü. Belli ağırlıkta basılmış olan altın ve gümüş paralara sikke veya meskûkât, altın paralara dînâr, gümüş paralara dirhem denir.

plan

  • Yapı, makine, bina...gibi yapılacak şeylerin ayrı ayrı parçalarını kâğıt üzerinde gösteren çizgilerin hepsi. (Fransızca)

pusula / پُوصُولَه

  • Not yazılı küçük kağıt.

rahname

  • Yol ve yön gösteren kâğıt. Harita. (Farsça)

rakime

  • Yazılmış kâğıt. Mektub.

rakk

  • Kitap, sahife.
  • Kâğıt yerine kullanılan ince deri parçası.
  • Tomar.
  • Yama.

rıka

  • Üzerine yazı yazılan deri veya kağıt parçaları.
  • Kısa mektublar.
  • Yamalar.
  • İstidalar. Müzekkereler. Dilekçeler.

röntgen

  • Röntgen adında bir Alman âliminin 1896' da keşfettiği ışıklar. Bunlar gözle görülmediği halde fotoğraf camına tesir eder, vücuddan, tahta, kâğıt gibi maddelerden bu ışık geçebilir. Bazı hastalıkların teşhis ve tedavisinde de kullanılır.
  • Vücuddaki iç uzuvların filmini çekmek.

ruk'a

  • (Çoğulu: Rıka'-Ruka') Kısa mektub.
  • Üzerine yazı yazılan kâğıt veya deri parçası.
  • Dilekçe.
  • Yama.

ruzname

  • Vakit cetveli, takvim.
  • Günlük gazete, günlük hâdiselerin yazıldığı kâğıt.
  • Bir meclis veya hey'etin müzakerat proğramı.
  • Hergünkü gelir ve giderin kaydedilip yazıldığı defter.

şartname

  • Bir sözleşmede olan şartların yazıldığı resmi kâğıt. (Farsça)

sened

  • Kuvvetli olabilecek söz.
  • Tapu.
  • Üzerine dayanılacak ve itimad edilecek şey. Mutemed. Melce'.
  • İki kişi veya çok kimseler arasındaki anlaşmayı tesbit eden ve karşılıklı imzalanan kâğıt, vesika.

şukka

  • Parça. Kâğıt veya kumaş parçası.
  • Küçük tezkere.

ta'viz

  • Nazar veya kötü şeylerden muhafaza için takılan dualı kâğıt, nüsha. Muska.

tabaka

  • Kat. Katmer.
  • Sınıf, topluluk.
  • Sigara paketi.
  • Bir veya iki yapraklı kâğıt.

tahaşhuş

  • Kâğıt hışırtısı.
  • Yeni kaftan avazı. Silâhların sürtünmelerinden çıkan ses.

takdirname

  • Bir işin beğenildiğine ve istihsan edildiğine dâir alâkadarların imzasını taşıyan yazı. Beğenildiğine dair yazılı kâğıt. (Farsça)

tezkere

  • Pusla, betik.
  • Herhangi bir konuda izin verildiğini bildirmek için hükümetten alınan kâğıt.

tırs

  • (Çoğulu: Etrâs) Kâğıt, sahife.

varak / ورق

  • Yaprak. (Arapça)
  • Kağıt. (Arapça)
  • Plaka. (Arapça)

varak-pare / varak-pâre

  • Yaprak parçası, kağıt parçası.

varak-pare-i fazılane / varak-pâre-i fâzılâne

  • Sizin çok değerli yaprak parçanız, kağıt parçanız.

varaka / وَرَقَه

  • Yaprak, kâğıt parçası.
  • Tek yaprak hâlindeki kâğıt.
  • Nebât yaprağı. Maden yaprağı. Kitap yaprağı.
  • Hasis kimse.
  • Peygamberimize (A.S.M.) ilk vahyin geldiği sırada Hz. Hatice vâlidemizin (R.A.) hâdiseyi kendisine bildirdiği ve o zamanın meşhur bir âlimi olan Varaka İbn-i Nevfel'in adı.
  • Kâğıt.

varakpare / varakpâre / ورق پاره

  • Kâğıt parçası. (Farsça)
  • Küçük yaprak. Yaprak parçası. (Farsça)
  • Ehemmiyetsiz yazı, tezkere. (Farsça)
  • Kağıt parçası.
  • Kağıt parçası. (Arapça - Farsça)
  • Pusula, not. (Arapça - Farsça)

vasiyetname / vasiyetnâme

  • Vasiyetin yazıldığı kağıt.
  • Vasiyet yazılan kâğıt.
  • Yazılı vasiyet. Bir kimsenin vasiyetini yazmış olduğu kâğıt. (Farsça)

vekaletname / vekâletnâme

  • Birisine vekillik verildiğini isbat eden ve ekseriya noterlikçe tanzim edilmiş bulunan yazılı kâğıt. (Farsça)

verrak

  • Kâğıtçı.

zabıtname / zabıtnâme

  • Olay yerinde ilgili kimselerin olayın oluş şeklini kaydettikleri kâğıt.

zabt-name / zabt-nâme

  • Hâdise veya vak'a yerinde alâkalı kimselerin hâdisenin oluş şeklini imzâ altında kaydettikleri kâğıt. Zabıt tutulan kâğıt. (Farsça)

zarf

  • Kap, kılıf. Mahfaza.
  • İçine mektup konulan kılıf kâğıt.
  • Gr: Bir fiilin veya bir sıfatın veya başka bir zarfın mânasına "yer, zaman, mâhiyyet" (Nicelik, nitelik) gibi cihetlerden başkalık katan vasıflarını belirten kelime.