Notice: Undefined offset: 1 in /home/luggat/public_html/index.php on line 528

LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te kırmızı ifadesini içeren 139 kelime bulundu...

a'bel

  • (Çoğulu: A'bile) Çok sert taş ki, kırmızı, beyaz veya siyah renkli olur.
  • Taşlık dağ.

a'fer

  • Pek beyaz.
  • Beyazı kırmızılığına galip olan geyik.

ab-ı ahmer / âb-ı ahmer / آب احمر

  • Kızıl su.
  • Kırmızı şarap.
  • Gözyaşı.

ab-ı ateşin / âb-ı âteşîn / آب آتشين

  • Ateşli su.
  • Kırmızı şarap.
  • Gözyaşı.

ahles

  • Kara ile kırmızı arasında olan renk.

ahmer / احمر

  • Kırmızı.
  • Kırmızı.
  • Kırmızı, kızıl. (Arapça)

ahseb

  • Çok iyi hesab edilmiş, münâsib.
  • Çok fazla cimri, hasis.
  • Miskin.
  • Saçının rengi kırmızıya yakın.
  • Tüyünün rengi boz renk olan kızıl deve.

akik

  • Meşhur ve kıymetli, ekseriya kırmızı renkte olan ve yüzük gibi şeylere takılan taş.
  • Hicaz vilâyetinde bir vâdi.
  • Yolunu yaran gür su.
  • Çoğunlukla kırmızı renkte olan değerli bir süs taşı.

akl

  • (Akıl) Men'etmek.
  • Sığınacak yer.
  • Kırmızı mihfe örtüsü.
  • Diyet.
  • İnsanın; hayrı, şerri ve ilimleri anlayan, sebeblerden neticeleri çıkaran ve eserden eser sahibine intikal eden hassası. Düşünme ve anlama kabiliyeti. Zihin, zekâ, tefehhüm, fehim, irade, anlayış, k

akşer

  • Kızıl çehreli, kırmızı yüzlü adam.

algun

  • Kırmızı renginde, koyu ve parlak pembe. (Farsça)

alotropi

  • Kimya bakımından bir değişiklik olmadığı halde bir cismin ayrı hususiyetler göstermesi hali. Meselâ : Kırmızı ve beyaz fosfor arasında, birleşim farkı yoktur. Buna rağmen renklerinin ayrı oluşu bir alotropi halidir.

ashar

  • Saçı kızıl adam. Kırmızı tüylü hayvan.

asit

  • Terkibindeki hidrojenin yerine element alarak tuz meydana gelmesine sebep olan ve mavi turnusolü kırmızıya çevirmek hâsiyetinde hidrojenli birleşik hamız. (Fransızca)

aşkar

  • Koyu kırmızı.
  • Kırmızı saçlı adam.
  • Doru at.

ateş-beste

  • Hâlis altın, kırmızı altın. (Farsça)

ateş-fam / ateş-fâm

  • Ateş renkli, kırmızı. (Farsça)

ateş-gun / ateş-gûn

  • Ateş gibi kıpkırmızı. (Farsça)

ateş-i bahar

  • Lâle.
  • Kırmızı renkli gül.

ateş-i beste

  • Hâlis kırmızı renkli altın.
  • Donmuş ateş.

ateş-i ter

  • Kırmızı şarap.

ateşfam / âteşfâm / آتش فام

  • Ateş rengi. (Farsça)
  • Kırmızı. (Farsça)

ateşgun / âteşgûn / آتش گون

  • Ateş rengi, kırmızı. (Farsça)

ayhüm

  • Ağaç kökü.
  • Kırmızı sahtiyan.

azer-gun / azer-gûn

  • Ateş renginde olan, kızıl, kırmızı. (Farsça)
  • Ay çiçeği. (Farsça)

bahir / bâhir

  • Yalancı. Ahmak, serseri adam.
  • Kırmızı kan.

basia

  • Çok kırmızı dudak.

behramen

  • Bir çeşit kırmızı yakut. (Farsça)
  • Kadınların kullandıkları allık. (Farsça)
  • İpekten dokunan güzel bir kumaş. (Farsça)
  • Kırmızı gül, asfur çiçeği. (Farsça)

behrem

  • Kırmızı gül.
  • Kısa boylu kimse.

bicad

  • Yakuttan daha az değerli kırmızı bir taş. (Farsça)
  • Kırmızı dudak. (Farsça)

büsed

  • Kırmızı boncuk.
  • Mercan.

cahma'

  • Gözleri büyük ve çok kırmızı olan kadın.

came-i idi / came-i îdî

  • Bahar çiçekleri. Kırmızı renkli elbise.
  • Bayram elbisesi.

ce'b

  • Kesbetmek, elde etmek, kazanmak.
  • Yaban eşeğinin büyüğü.
  • Kırmızı toprak boya.
  • Göbek.

ciryal

  • Altının kırmızılığı.
  • Bir cins kırmızı boya.
  • Temiz renk.
  • Şarap.

debsa'

  • Çok fazla kırmızı olduğundan, siyah gibi görünen şey.

dehma

  • Belâ. Zahmet
  • Çömlek.
  • Çok adet, kesret, sayı çokluğu.
  • Kadim, eski.
  • Halis kırmızı koyun.
  • Koyu kızıl.

demrag

  • Çok kırmızı olan.

derma'

  • Topuğu belli olmayan, şişman kadın.
  • Tavşan.
  • Kırmızı yapraklı bir acı ot.

deysem

  • Köpekten olmuş kurt eniği.
  • Sultan böreği denilen kırmızı çiçekli bir ot.

dihan

  • Kırmızı deri, sahtiyan.
  • (Tekili: Dühn) Vücuda sürünülecek yağlar.

dübse

  • Siyaha benzeyen kırmızılık.

ebreş

  • Alaca benekli at.
  • Kırmızı ve beyazdan meydana gelen alaca renk.

ebru / ebrû

  • Kaş, dalga dalga kırmızı yanak, bir süsleme sanatı.

echam

  • Gözü büyük ve kırmızı olan.
  • (Müe: Cahmâ)

ecyem

  • Gözü büyük ve kırmızı olan. (Müe: Ceymâ)

emgaz

  • Kırmızı, kızıl nesne, ahmer.
  • Aşkar at.
  • Koyunu sağdıklarında süt ile birlikte kan çıksa "emgazeti'ş şât" derler.

ercüvan

  • Erguvan çiçeği.
  • Kırmızı kadife.
  • Kırmızı şey.

ergavan

  • Bir kırmızı çiçek. Ercüvân denilen kırmızı çiçekli ağaç.

escer

  • Kırmızı gözlü kimse.
  • Su biriken yer.

eşhel

  • Kırmızı ile karışık koyu mavi, elâ.
  • Elâ gözlü adam.

eşkah

  • Kırmızı yüzlü (adam). al renkli (at).

eşkar

  • Mavi gözlü ve sarı tenli kimse.
  • Yelesi ve kuyruğu kırmızı olan sarı at.

eşkel

  • Gözlerinin akı kırmızılı olan adam.
  • Beyaz koyun.

esra'

  • Daha çabuk. Pek çabuk. Çok sür'atli. Çok seri.
  • (Çoğulu: Esâri) Asma filizi.
  • Başı kırmızı, gövdesi beyaz olup, kum içinde bulunan bir böcek.

ev'iye-i şa'riyye

  • Tıb: Siyah ve kırmızı kan damarları arasındaki gayetle ince olan damarlar.

fazir

  • Kırmızı, büyük karınca.
  • Geniş, bol nesne.

firas

  • Çok fazla kırmızı nesne.

firsad

  • Kırmızı dut.
  • Böğürtlen.

gazb

  • Kızıl boya, kırmızı renkli boya.

gül-i hamra / gül-i hamrâ

  • Kırmızı gül.

gül-ü muhammedi / gül-ü muhammedî

  • Muhammed gülü denilen kırmızı renkli bir gül çeşidi.
  • Kırmızı renkte bir gül çeşitidir.

gülfam

  • Rengi gül gibi kırmızı olan, gül renkli. (Farsça)

gülgun

  • Pembe, açık kırmızı. Gül renkli. (Farsça)

gumre

  • Kadınların yüzlerine örttükleri kırmızı bez.
  • Küçük kadeh.

hamra / hamrâ / خمرا

  • (Müennes) Çok kırmızı, kızıl renk.
  • Şiddet ve meşakkatli geçen yıl.
  • Şiddetle olan ölüm.
  • Arap olmayan cinsten.
  • Yüzü kızarmış kadın.
  • Kırmızı.
  • Kırmızı, kızıl. (Arapça)

hamralanmak / hamrâlanmak

  • Kızarmak, kırmızılaşmak, al al olmak.

hasme

  • Kırmızı meşe.

havceb

  • (Çoğulu: Havâcib) Kırmızı gül.

havceme

  • (Çoğulu: Havâcim) Kırmızı gül.

havrem

  • Ayak ovup kir gidermekte kullanılan, kırmızı renkli delikli taş.

hazile

  • Kenarlarında kirpik bulunmayan kırmızımsı gözkapağı.

hevber

  • Kırmızı gül.

hilal-i ahmer / hilâl-i ahmer

  • Kırmızı ay. Kızılay'ın önceki ismi.

humaz

  • Kırmızı çiçeği olan bir bitki çeşidi.
  • Kuzu kulağı.

humran

  • (Tekili: Ahmer) Kırmızılar.

humret / حمرت

  • Kırmızılık. Kızıllık. Masumane şefkat.
  • Kırmızılık.
  • Kırmızılık, kızıllık. (Arapça)

humret-i hicab / humret-i hicâb

  • Hayâdan, utanmaktan hâsıl olan kırmızılık.

humret-i şafak

  • Şafak kırmızılığı, şafak kızıllığı.

ibik

  • Horozun başındaki kırmızımsı bir renkte uzanmış et parçası.

idbisas

  • Ne kırmızı, ne siyah olmak.
  • Ot bitmek.

işa-i evvel / işâ-i evvel

  • Yatsının ilk vakti. Batıdaki mer'î (görünen) ufuk hattı üzerinde, kırmızılığın kaybolması ile başlayan vakit. Güneşin üst kenarının ufk-ı mer'î altında, on yedi derece yüksekliğe indiği vakit.

ismid

  • Sürme taşı.
  • Cenab-ı Peygamber'in kullandığı ve tavsiye ettiği bir cins kırmızı sürme.

kahba

  • Kırmızısı çok olan beyaz nesne.

kalafat

  • Vaktiyle Yeniçeri Ağasının giydiği kırmızı bir başlık.

kaşer

  • Çok fazla kırmızılık. Ziyâde kızıllık.

kezkeze

  • Çok fazla kırmızılık.

kibrit

  • Kükürt.
  • Kırmızı, yakut, altun.
  • Ucu kibritlenmiş yakacak madde.

kibrit-i ahmer

  • Kırmızı kibrit.
  • Cisimleri altun hâline koyacak derecede te'sirli olduğu söylenen şey. İksir.
  • Tas: Mürşid. Kıymeti çok yüksek olan.

kızıl

  • t. Kırmızı, alrenk.
  • Kıldan yapılan ip.
  • Aşırı, müfrit.
  • Kırmızı.

kühbe

  • Kırmızılığa yakın olan beyaz renk.

külbet

  • Sıkıntı, zorluk, ıztırab. Şiddet.
  • İki sahtiyan arasına konup dikilen kırmızı kayış.

kümeyt

  • Koyu doru at.
  • Kırmızı şarap.

kümte

  • Kızıllık, kırmızılık, humret.

küreyvat-ı beyza

  • Kandaki beyaz renkte ve çok küçük kürecikler. Kan ve lenf gibi vücud mâyilerinde bulunan çekirdekli ve yuvarlak hücreler. Kırmızı küreciklere nisbetle azdırlar. Vazifeleri hastalık gibi düşmanlara karşı asker gibi müdafaadır. Ne zaman müdafaaya girseler Mevlevi gibi iki hareket-i devriye ile sür'atl

küreyvat-ı hamra

  • Kırmızı kan kürecikleri. Kana kırmızı rengini veren, çekirdeksiz, yuvarlak, küçük hücrecikler olup kanın her mm.küpünde beş milyon kadar bulunurlar, beden hücrelerine erzak dağıtırlar ve bir kanun-u İlâhî ile hücrelere erzak yetiştirirler. (Tüccar ve erzak memurları gibi)

kürk

  • Kızıl, kırmızı, ahmer.

la'l / لعل

  • Kırmızı. Al renk.
  • Dudak. Kırmızı ve kıymetli bir süs taşı.
  • Al. (Arapça)
  • Lal taşı. (Arapça)
  • Kırmızı dudak. (Arapça)

la'l-fam

  • Kırmızı renkli, al. (Farsça)

la'l-gun

  • Al renkli. Kırmızı renkli. (Farsça)

la'l-reng

  • Kırmızı renkli. Al renkte. (Farsça)

laalgun

  • Kırmızı renkte. Al renkte. (Farsça)

lek

  • Ahmak, ebleh, sersem. (Farsça)
  • Yüzbin. (Farsça)
  • Kırmızı boya çıkarmaya yarayan bir maden. (Farsça)

lük

  • Kalın ve yoğun şey. (Farsça)
  • Kırmızı boya. (Farsça)

magre

  • (Çoğulu: Migrât) Aşı dedikleri kırmızı balçık.

medmum

  • Kırmızı renkli olan.
  • Dolu, dolmuş.

mercan

  • Denizde geniş resif meydana getiren ve mercanlar takımının örneği olan hayvan ve bunun kalkerli yatağından çıkarılan çoğu kırmızı renkte ve ince dal şeklinde bir madde. Bu madde boncuk gibi süs eşyası olarak kullanılır. Mercanlar ancak 40 metre kadar derinlikte yaşayabilirler.

mey-gun

  • Şarap renginde olan, kırmızıya yakın olan. (Farsça)

müdemma

  • Atın çok kırmızı olanı.
  • Çok kırmızı nesne.
  • Üzerinde kan kırmızılığı olan ok.

nabız

  • Atar damarın vuruşu. Şah damarının atması. Kırmızı kan damarının oynaması hali.

nek'a

  • Kalkan dikeni üstündeki kızıl kap.
  • Her kırmızı olan şey.

nugre

  • (Çoğulu: Nugur-Nugrân) Serçe kuşu büyüklüğünde olup kırmızı olan bir kuşun adı.

penbe

  • Pamuk. (Farsça)
  • Açık kırmızı renk. (Farsça)

pençe

  • El ayası ile beş parmağın tamamı. (Farsça)
  • Hayvanların ön ayaklarının parmaklarıyla tırnakları. (Farsça)
  • Eskiden Şark hükümdarlarının imza yerine ellerini kırmızı boyaya sürüp, kâğıdın üstüne basmalarıyla olan şekil, tuğra. (Farsça)
  • Mc: Kuvvet. Savlet, satvet. (Farsça)

perize

  • Ateşte pişirilen ekmek. (Farsça)
  • Kırmızı altun. (Farsça)

sahbet

  • Şarabın kırmızı olması.
  • Saç kılının kırmızıya yakın olması.

sakb

  • (Çoğulu: Sukub) Delinme, delme.
  • Bir taraftan diğer tarafa kadar açık olan delik.
  • Sütü çok olan deve.
  • Çok kırmızı, koyu kırmızı.

şerekrak

  • Yeşil kanatlı, siyah burunlu, güvercin büyüklüğünde kırmızı bir kuş.

şiryan

  • (Şeryân) Kırmızı kan damarı. Atar damar.

şübani / şübanî

  • Kırmızı yüzlü.

süf'a

  • Kırmızılığa yakın olan siyahlık.

suhre

  • (Çoğulu: Suhar) Geniş ve düz olan iki dağ aralığı.
  • Kırmızıya benzer renk.

şükle

  • Gözün ağındaki kırmızılık.

şukre

  • Sâfi kızıllık, tam ve koyu kırmızılık.

sümkat

  • Kızıl, kırmızı, ahmer.

sürh / سرخ

  • Kırmızı, kızıl, ahmer.
  • Kırmızı mürekkeb.
  • Kırmızı, kızıl. (Farsça)
  • Kırmızı mürekkep. (Farsça)

sürh-ab / sürh-âb

  • Kırmızı su. (Farsça)
  • Mc: Kan veya şarap. (Farsça)

sürhi / sürhî

  • Kırmızılık, kızıllık.

takniye

  • Çok kırmızı yapmak.

tavb

  • Kırmızı kiremit.

temşik

  • Kırmızı balçıkla renk etmek.

termil

  • Kana boyamak.
  • Kan gibi kırmızı yapmak.

uhud muharebesi

  • Uhud, Medine-i Münevvere'nin bir mil kuzeyinde kırmızı bir dağ olup, Hz. Peygamberimizin (A.S.M.) ashâbıyla Kureyşliler arasında vuku bulmuş olan Uhud Gazasıyla meşhurdur.Uhud gazası, hicretten 2 sene 6 ay 7 gün sonra olmuştur. Bunun zahirî sebebi: Daha evvel yapılmış olan Bedir Gazasında Kureyşlile

ümm-üd dem

  • Kırmızı kan damarlarında görülen kabarma. Bu nabız damarlarından birisine açılan kan kesesi.

ünün

  • Ayağı ve burnu kırmızı, vücudu kara olan bir kuş.

verid

  • Siyah kan damarı. Toplar damar. Boyun damarı.
  • Kırmızı gül.

yakıti / yakıtî

  • Kırmızı üzüm.

yakut-u müzab

  • Erimiş yakut.
  • Göz yaşı.
  • Kan.
  • Kırmızı şarap.

yüsrug

  • Ot arasında olan kırmızı bir böcek.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR